Pazartesi, Mart 08, 2021

Text Size

Son Yazılarım

İnsan, ruh ve maddesiyle kâinatı kuşatır ve onu temsil eder.

Onun en mühim özelliği her şeyiyle özgünlüğüdür.

Allah, vahidiyetle 2 göz, 2 kulak, kol bacak aynı yaratırken,

Ehadiyetle özgünlüğünü her hücresinde, parmak izinde, göz bebeğinde göstermiştir.

Maddi bedenden yansıyan özgünlükten daha açık bir özgünlüğü insanın ruh dünyasında, duygu ve davranışlarında da vardır.

Annesinden, babasından, kardeşinden, öğretmeninden farklı, özgün ve özgür.

Bu anlamda insan sağlıklı gelişmesi için oksijenden daha çok özgürlüğe, hürriyete ihtiyaç duyar.

Bu hürriyet ve özgülük ve özgünlükle “kendini gerçekleştirmek” ister.

Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisinin en tepesinde “kendini gerçekleştirme “ vardır.

Kendini gerçekleştirdiği özel alanın olan mahremiyet alanının muhafazası ve en yakınları ve sevdiklerinin dahi o alana izinsiz girmesini istemez.

Bu yüzden anne/babalar, öğretmenler ve tüm insan eğitimiyle meşgul olanlar son derece müsamahalı, sabırlı, özgürlük ve özgünlüğe açık olmalı.

Otoriter bir yaklaşımın çocuğa vereceği zararı hiçbir güç veremez.

Çocuk otoriter anne/babasından kendi özgünlüğünü gerçekleştirerek alanı elde edemez ise onların baskıları karşısında mevcut olan ve yok edemediği A kişiliği yanında mecburen B kişiliği oluşturur ve durum ve şartlara, baskının ağırlığına göre geliştirir.

Otoriter anne/baba kendi hayatlarında yapamadıkların ve doğru bildikleri yanlışları en zayıf ve onlara sınırsız güven duyduğu dönemde dayatarak, evladına yapılabilecek en büyük kötülüğü yapmış onu çift kişilikli bir hale getirmiştir.

Çocukluk kişinin kaptan köşküdür.

Çocukluk insanın ana vatanıdır.

İnsan bir ömür çocukluğun etkisi altından çıkamaz.

Çift kişilik, münafıklığın kaynağıdır.

Devamını oku...

Programı https://www.facebook.com/izzet.irmak/videos/10219897940061103 linkinden izleyebilirsiniz.

Hanefe: Dosdoğru istikamete yönelmek, yüzünü döndüğün doğru yön demek. Her daim yüzünü, gözünü, duygularını Allah merkezli yönlendirenlere de “hanif” ismi veriliyor.

Zamanlarında bir Peygamber ve kitap olmasa da ellerinde; yönlerini Allah diye belirleyen, hayatlarının merkezine Allah’ı yerleştiren bahtiyarlar tarihin en karanlık dönemlerinde dahi daima bulunmuştur.

Zaten dünya onların varlığı sayesinde hikmetin gereği olarak döndürülüyor…

“Sen, batıl olan her şeyden uzaklaşarak yönünü, istikametini tevhid dinine çevir. Allah'ın insan bünyesinde nakşettiği fıtrata uygun davran ki Allah'ın yarattığında bir bozulma meydana gelmiş olmasın! İşte her daim yöneleceğin dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” Rum, 30/30.

Ayette geçen “Hanif” terimi, “doğru hedefe yöneldi” anlamındaki “hanefe” fiilinden türetilmiş olup, İslam öncesinde ve tüm zamanlarda tevhidi bir içeriğe sahipti ve günahtan, dünyevi zevklerden ve bütün şüpheli inançlardan, özellikle de puta tapıcılıktan uzak duran bir istikamet sahibi, doğru insanı tarif için kullanılırdı.

“İstikametin Allah’a çevrilmesi”; fıtrata uygun yasalar doğrultusunda hayatın bütün boyutlarıyla O’nun istediği ilkeler çerçevesinde tanzim edilmesi demektir. Çünkü İslâm, insan fıtratındaki değerleri korur, onların canlı kalmasını sağlar. Bozulmaya ve yozlaşmaya yüz tutan değerleri açığa çıkartarak yeniden üretilmesine ve hayatla bütünleştirilmesine katkıda bulunur.

“Fıtrata uygun davranılması”; insanın yaratılıştaki safiyetini koruması ve onun şer etkenler tarafından bozulmasına izin vermemesi ve doğuştan edindiği sezgisel yeteneği kullanarak özünde sahip olduğu değerler doğrultusunda ömrünü sürdürmesi demektir.

Bilgisayar programlarına sirayet eden virüsü temizlemek için nasıl format atmak gerekiyorsa, “fıtrat bozulması” yaşayan toplumlara da Allah peygamberler göndererek takviye kitapla/şeriatla format atmıştır.

Devamını oku...

Zamanımızın en çok konuşulan kavramlarından birisidir: Stres.

Kontrolsüz bir hızın yaygın olduğu günümüzde stres herkesi az-çok etkiliyor.

Peki, nedir stres?

Stres, bana göre; kişinin kendisine tanımlanmış alandan çıkarak sınırları lazerle korunmuş başka bir alana tecavüzü sonucu ortaya çıkan ikaz duygu-durumudur.

Nasıl aracınızdaki park sensörleri bir cisme yaklaştığınızda ikaz veriyorsa, insanda kendi çizgisini/haddini aşıp, başkasının alanına tecavüz ettiğinde stres üreterek uyarıyor.

İnsanın dünya/ahiret mutluluğunun birinci şartı edepli olmaktır.

Edebin birinci kuralı da haddini bilmektir.

Tuuba limen arefe haddehu/Velemyetceveztavrahu

Ne mutlu! O kişiye ki/Haddini bilir, tavrında tecavüz etmez.

Rabbim imtihanın hikmeti olarak bize bir irade ve tasarruf alanı tahsis etmiştir.

Bu tahsis edilmiş alan dışındaki yerlere girmemize engel olmak için oraları lazer ışınlarıyla koruma altına almıştır.

Takva: Bize çizilen yolun çizgilerine riayet etmek, sırat-ı müstakim’i takip etmek, kurallara bağlı olmak, kural koyana saygı demektir.

Devamını oku...

Aralık ayının ilk haftasında corona (covid-19) oldum.

5 gün süren kadar tat ve koku kaybı, ateş, eklem ağrıları, halsizlik, rahatsız edici öksürük v.b.

5 gün etkili olan bu belirtiler 15 güne kadar eski gücünde olmasa da devam ediyor ve şifa.

Peki, neler öğretti corona?

Bir defa Covid-19’un bilgisayar açılırken bütün programları kontrol ettiği gibi bütün vücudunuzun en uç kısımlarında sarsıcı bir duyarlılık oluştururken dolaştığını hissediyorsunuz.

Tam bir teftiş yapıyor bünyenizde. Bu teftişi hissederek EVİMDE eşim ve çocuklarım arasında dikkat ederek yaşadım hissederek, sabrederek ve şükrederek, sessizce.

Gelirken haber vermiyor, kişiden kişiye geçerken mutasyona uğrayarak herkeste –KİŞİYE ÖZEL- teftiş yapıyor, diğerinden KOPYA çekemiyorsunuz.

Neyseniz o, durum neyse en açık şekliyle size AYNA tutuyor, elinizden tutup sizi kendinize doğru, iç dünyanızda hikmetli bir yolculuğa çıkarıyor ve ayrıntılı bir biçimde ödevlerinizi yazıyor.

Wuhan’da Aralıkta başlayan bir virüs/grip rahatsızlığı olan corona (covid-19) ile ilkyazımı 27 Ocak 2020’de burada yazmıştım.

Yazımın başlığı “Grip bir hastalık değil, şefkatli ama ciddi bir müfettiştir.“ idi.

11 ay sonra hakkal yakin yaşadığım corona o gün yazdıklarımı destekledi.

Özetleyeyim yazımı.

Allah Teâla yarattığı kullarına emanet ettiği vücutları denetlemek için her yıl müfettiş gönderiyor.

6 yıllık periyotta müfettişler her yıl geliyor, vücutlarımızı teftiş ediyor, ödevler yazıyor, ertesi yıl tekrar geliyor.

7. yıl, 6 yıllık denetlemeyi de denetlemek için BAŞMÜFETTİŞ gönderiyor Yüce Allah.

Devamını oku...

Tarihin kaydettiği en kıymetli devletlerden en önde gelenlerinden birisi elbette Osmanlı Devletiydi.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş manifestosu Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e tavsiyeleriydi.

Bu manifestoda ön planda iki tespit vardır:

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”

“Bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler."

Osmanlı Hanedanı dedeleri Osman’a yapılan bu tavsiyeleri baş tacı yapmış, 623 yıl süresince yaşamış ve yaşatmışlardır.

Ben bugün yazımda ikinci tavsiye üzerinde durmak istiyorum.

Osmanlı cesaret açısından anormal olan deli yürekleri ordunun en önünde deliler taburunda istihdam ederken, zekâ açısından anormal üstün yetenekli delileri Enderun’da eğiterek devleti onlarla yönetmiştir.

Anormal deli yüreklerin ordunun en önünde elinde kılıç verirken;

Anormal zekâlara sahip delileri beyin takımı olarak devlette ellerine kalem vermiştir.

Bu delilerin ellerinde kahramanca tuttukları ve hakkını verdikleri kalem ve kılıçla dünyaya yok edilmeyen, Toynbee’nin dediği gibi ancak durdurulabilen bir medeniyet ortaya koymuşlardır.

Normal insanlarla ancak normal işleri yapabilirsiniz.

Tarihe geçecek anormal/farketing işler yapmak istiyorsanız delilerle çalışacaksınız.

Devamını oku...

İbret almak, insanların yaşadıkları tecrübelerden, başkalarının başına gelenden ders çıkarmak, güzellikleri taklit, hataları tekrar etmemek akıllı insanların işidir.

Bu sebeple tarihe ayrıntılı bir biçimde vakıf olmak çok değerlidir.

Tarihi anlatan kitaplar gibi film ve dizilerde insanların ilgisini çekiyor.

Peki, tarihi okurken veya film ve diziye aktarırken nelere dikkat etmeliyiz?

Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah’ın öğrettiği usulü önermek isterim.

Rabbim iyi, güzel olan şeyleri öncelikle, şer, kötü olan şeyleri ikinci derecede tali olarak anlatır.

Asıl hedef iyilik, hayır, güzelliktir ve bunlar çoğaltıldığında kötülük, şer ve çirkinlik otomatikman azalacaktır.

İyilik ve kötülüğün imtihanın gereği olarak tamamen yok olması bu dünya için mümkün olmayıp, ahirette cennet ve cehennem şeklinde net bir şekilde ayrılacaklardır.

Usulü hatırlayalım!

İçkinin 4 aşamada yasaklandığını biliyoruz.

İlki olan ayette Rabbimiz şöyle buyurur:

“Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki hem de güzel gıdalar edinirsiniz. İşte bunlarda da aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır.” Nahl, 16/67.

Allah Teâla burada içkiyi güzel gıdalardan ayırarak ilk ve bana göre eğitimde en önemli ilke olan bilinç altına mesajı yerleştiriyor.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 1 - 113

Başlangıç
Önceki
1

Anket

Sizce toplumun en önemli problemi nedir?

Son Yorumlar

Yelkenleriniz sabit mi?/Are your sa...
Abi yazılarınızı takip ediyorum. Allah razı olsun. İstifade ediyorum İnşallah.
Türklerin Müslüman Olmasının N...
elinize sağlık çok işime yarayacağını düşünüyorum
Ağırlığınca duracaksın bazen ...
Tebrik eder. Hayat demek hareket demektir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun...
çocuk koruma kanunu ile ilgili bilgi araştırıyorum bende. bu sitede de bilgiler var. ilgilenen a...
GECE GEZME EHLİYETİ
Sadece şiddet olunca değil. Kadına hiç bir şey yapmasan bile sana iftira attığı takdirde uza...

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün52
mod_vvisit_counterDün157
mod_vvisit_counterBu Hafta52
mod_vvisit_counterBu Ay1426
mod_vvisit_counterToplam684847