BİR VEFATIN ÜZERİNDEN (DEFNE JOY FOSTER) KOPARILAN FIRTINALAR…

Toplum her açıdan hızlı bir değişim içerisinde çok farklı yönlere savruluyor. En güvendiğimiz aile yapımız da ki değişimler, boşanma vakalarında ki artışlar endişe verici. Toplumun çimentosu olan din, gelenek, aile gibi kavramlar bazı kesimlerce ağız birliği etmiş gibi sürekli sorgulanıyor.

”Kirlenmek güzeldir “ çılgınlığı gençlerimize aşılanmaya çalışıyor. Muhammed Esed’in büyük deccal dediği iletişim vasıtaları (özellikle tv ve internet) dünyanın neresinde bir çirkinlik varsa en güzel ambalajda evimize kadar getiriyor.

Üzücü olan şu ki medya hala ana gündemi belirlemeye devam ediyor.

Peki neden medya gündem belirlemede bu kadar etkili sizce ?

Bu konuyla ilgili çok farklı cevaplar verilebilir.

Ama bana göre en önemlisi: Toplumsal zaafımız.

Nedir o zaaf ?

Çok konuşmak.

Konuşma şehveti toplumu sarmış durumda.

Her konuda herkes konuşuyor. Sınır tanımadan konuşuyor.

Özellikle mikrofon uzatıldığında herkes sorulan sorunun uzmanı kesiliyor ve asıyor , kesiyor , biçiyor , kendince çözüyor.

Sakın yanlış anlaşılmasın. Sokaktaki vatandaştan bahsetmiyorum. Bu kastettiğim toplumun en tepesindekiler. Siyasiler, sanatçılar, gazeteciler, diplomatlar, öğretim üyeleri v.b.

İnsan milletvekili, siyasetçi, köşe yazarı, gazeteci, akademisyen, sanatçı olabilir. Ama bu onu her konuda uzman yapmaz. Her konuda söz söyleme hakkı vermez. Normal bir ruha sahip bir insan bazı konularda sorular sorulara “benim alanım değil” , ya da “ben o konuda bilgi sahibi değilim” , veya “ben bu konuda konuşmak istemem” diyebilmelidir.

Tarihi bir dizi yapılıyor. Tarihten yoksun olduğu söyleniyor. Kendi mecrasında bırakılsa belki 2-3 bölüm sonra yayından kaldırılacak. Ama o da ne. Diziyle ilgili bakanı, milletvekili, gazetecisi herkes lehte ya da aleyhte konuşuyor, dizi günlerce o tartışılıyor. Zaten yapımcıların da tam istediği bu. Reyting tavan yapıyor. Alanına bakmadan tartışmalara herkes katılıyor. Kimse o konu benimle ilgili değil diyemiyor.

Bir vefat oluyor. Herkes yorum yapıyor. Oysa işin ehli olan 3 insan fikir beyan etse toplum aydınlanacak. O konuda fikir sahibi olacak. İbret alacak, eğitilecek.

Ama her olay sonrası koro halinde yorum ve konuşmalar ve kakafoni. Müftü ya da vaiz efendi dahi bir çok olumsuz programı vaazında hikaye ederek hep o programları takip ettiğini ima ederek güven kaybına uğruyor hem de camide o programların reklamını yapmış oluyor. Oysa “batılı tasvir safi zihinleri idlal eder bozar” (Bediüzzaman Said Nursi)

Lütfen ey büyükler. Kendinize acımıyorsanız çocuklarımıza , neslimize acıyın. Sadece çok iyi bildiğiniz konularda konuşun. Herkes iyi bildiği , sahip olduğu güzellikleri en mükemmel şekliyle ortaya koymalı. Alternatif olmaya çalışmalı. Yoksa sürekli olumsuzluklardan dem vurmak bir eğitim metodu değildir.

Yakın tarihte 18 aylık bir bebek annesi hanımefendi vefat etti. Üzerinde yoğunlaşmamız konular ne olmalı ?

1.Alkol ya da sarhoşluk veren kötü alışkanlıklar

2.Aile etiği

3.Sanatçılar ve aile kurma

4.Çalışan kadının problemleri

5.Çocuğun anne babayla büyüme hakkı

6.Ülkemizde kadına bakış ve kadın hakları

7.Hüsnü zan-su-i zan

Ama bu konulardan hiçbiri sağlıklı bir şekilde tartışılmadı. Çözüm önerileri konuşulmadı. Birileri tahterevallinin bir tarafına diğerleri diğer tarafına oturdular. Asla bir çizgide buluşmayacak tartışmalar ve yazılarla reyting peşinde koştular.

Gündeme gelen konular sağlıklı bir şekilde tartışılamayınca, çözüm önerileri de ortaya konulamıyor ve kısır döngü devam ediyor. İbret alınmayan tarih tekerrürünü sürdürüyor.

Rabbini, peygamberini, vatanını, milletini seven herkese bir çağrım var.

Lütfen bilmediğiniz konularda konuşmayın.

Bildiğiniz konularda konuşurken mutlaka çözüme odaklanın ve bir çözüm önerisiyle gündeme gelin. Yoksa yaptığınız ilim faydasız ilim olur ki faydasız ilimden Allah’a sığınırız.

Mesela alkol konusu: Defne Joy Foster’ ın vefatı gibi her gün yaşanan yüzlerce olayın altında alkolün imzası var. Milli Güvenlik Kurulu, Bakanlar Kurulu, Din Şurası, Milli Eğitim Şurası, Özürlüler Şurası gibi ne kadar devletin istişare organı varsa ülkede tüketilen alkol verilerini ve sonuçlarını “tek gündem “ maddesi yaparak ele almalılar.

Terörü defalarca konuşan Milli Güvenlik kurulu ondan daha ağır bedeller ödeten alkol ve zararlarını neden konuşmasın ?

Peygamberimizin “içki bütün kötülüklerin anasıdır “ sözü çok manidardır. Siz içkiyi kontrol altına alırsanız, tüm kötülüklerin önüne geçmiş olursunuz.

Bu gün, seferberlik ilanıyla, aynı gemide yaşadığımızı unutmadan Kamu-Yerel Yönetim-STK ve Medyanın titreyip kendine gelme günüdür. Hiç kimse kendini bu olayın dışında görmemelidir. Şişe de durduğu gibi durmayan alkolün kime ne zaman, nasıl zarar vereceği önceden bilinmeyen, bilinemeyen bir realitedir.

“Dumansız hava” sloganıyla başarılı olduğumuz sigara konusundaki kampanyanın benzerini “daha güvenli bir hayat “ sloganıyla alkollü içkilere karşı başlatabiliriz. Çünkü alkolün zararı, sigaranın zararından binlerce kat daha fazla.

Yorum Ekle