‘Konya Anadolu’nun tandırı’

Uzun yıllardan bu yana Konya’da hayatını sürdüren Cemil Paslı, Konya ile tanışma ve yerleşme hikayesini anlattı. Yıllardır Konya’da ikamet eden Paslı, Konya’yı Anadolu’nun tandırı olarak tabir ediyor

1969 yılında Tokat’ta doğan ve 1993 yılında Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 1996 yılında Konya Sağlık Eğitim Enstitüsü’nü bitiren ve çeşitli kurumlarda görevler yer alan Cemil Paslı uzun yıllardır bu yana Konya’ya hizmet ediyor. Selçuk Üniversitesi Engelli Öğrenci Birimi Koordinatörü Cemil Paslı Konya’ya geliş hikayesini ve Konya ile ilgili görüşlerini anlattı.

Öncelikle kendinizden bahseder misiniz?

1969’da Tokat’ta doğdum. 1993’de S.Ü. İlahiyat Fakültesi’ni, 1996’da Konya Sağlık Eğitim Enstitüsü’nü bitirdim.1987-1996 yıllarında Sağlık Bakanlığı, 1996-2015 yıllarında; 8 yıl Öğretmen, 2 yıl Huzurevi Müdür Yardımcısı, 9 yıl da İl Müdür Yardımcısı olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda çalıştım. 2015-2019 yıllarında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konya ve Afyonkarahisar İl Müdürlüğü görevlerini ifa ettim. 2019’dan beri Selçuk Üniversitesi EÖB Koordinatörlüğü görevini icra ediyorum. Ayrıca doktora çalışmasını sürdürüyorum. Türk Aleviliği” (2006), “Aile Huzur ve Mutluluğu için 9 S” (2013’), “Anadolu Aleviliği” (2013), “Akıl” (2016), “Bilge Kral Aliya’nın Camisi” (2018) adlı basılmış kitaplarımın yanında; ”Hikâyeden Hayat” (2018)”, “Büyük Patlama” (2017)”, “Nasıl Zayıfladım” (2019) gibi e-kitap olarak okuyucun dikkatine sunulmuş kitaplarım bulunmaktadır. İngilizce ve Arapça biliyorum, evli ve 3 çocuk babasıyım. Hakkımda daha fazla bilgi için kişisel web sitem: www.cemilpasli.com

Konya’ya yolunuzun düşmesi nasıl oldu, bunun hikâyesini dinleyebilir miyiz?

1983-1985 Yılları arası memleketim Zile’den 20 saat uzaklıkta Kırklareli Sağlık Meslek Lisesi’nde 1. ve 2. Sınıfı yatılı olarak okudum. Toplum Sağlığı alanında eğitim veren Sağlık Meslek Lisesi o tarih itibariyle Kırklareli, Konya ve Bingöl’de bulunuyordu. Yakınlığı esas alarak Konya Atatürk Sağlık Meslek Lisesi’ne nakil için Sağlık Bakanlığı Sağlık Eğitim Genel Müdürlüğü’ne başvurdum. Müracaatın kabulü üzerine 1985 yılı Eylül ayında Konya’ya ilk defa ayak basmış oldum.

Konya sizi nasıl karşıladı, Konya’ya yerleşmenizin üzerinden geçen zaman içerisinde hem siz, hem çevreniz hem de sosyal hayatınızı etki eden ne gibi değişimler oldu?

Konya beni çok sıcak karşıladı, Adeta bağrına bastı ve hiç bırakmadı. Biz Sağlık Meslek Lisesi öğrencisi olarak 2. Sınıftan itibaren uygulamalı eğitim aldığımızdan dolayı halkla sürekli yakın ilişki içerisinde olduk. Özellikle aşı kampanyalarında, veremle ve sıtma ile savaş çalışmalarında Konya’yı merkez ve taşrası; zengin ve fakiri ile kısa sürede yakından tanıma imkânı buldum ve kaynaştım.

Konya hakkında görüş, fikir, düşünce ve önerileriniz nelerdir?

Konya, her zaman kurucu ve dönüştürücü rol oynamıştır. Bugün de aynı güç ve konumunu korumaktadır. Konya Anadolu’da yaşamış 26 uygarlığın tümünün zenginliğini üzerinde taşıyan çok derin bir şehir. Ehli olmayana çok basit ve sıradan gibi görünen kalın kabuğun altında, asırlarca biriktirdiği hazineleri sadece talep ve emek verene sunan bir karizmatik duruşu var Konya’nın. Konya Anadolu’nun tandırı. Geç ısınan, ama ısındığında dünyaya yetecek sıcaklığı, şefkati, merhameti, evrensel bakışı yayan bir tandır. Müşteri olanı içine alıp yavaş yavaş pişiren, olgunlaştıran, yetiştiren bir tandır. 7. Yüzyılda başlayan İslam Ümranı’nın zirvesi Batı’da Endülüs’te Kurtuba’da yaşanırken Doğu’da Anadolu’da Konya’da parlıyordu. Konya 13. Yüzyılda; Maturidi ve Hoca Ahmet Yesevi gibi zatların ehli beytten alıp yoğurdukları İslam anlayışını Belh’ten gelen Mevlana Celaleddin Rumi, Tebriz’den gelen Şems-i Tebriz’i, Tiflis’ten gelen Hubeyş et-Tiflîsî, Semerkant’tan Şemşeddin Semerkandi, Sührevend’den Ebû Hafs Ömer Sühreverdî, Şiraz’dan Kutbuddîn Şîrâzî, Musul’dan Esîrüddîn el-Ebherî, Azerbaycan’dan gelen Siraceddin Urmevi ve Ekmeleddin Nahçevani, Malatya’dan gelen Sadreddin Konevi ile; Endülüs birikimini ise Muhyiddin’i Arabi ile birleştirmiş ve kıyamete kadar devam edecek olan vasat ümmetin kanaatini ifade eden Anadolu İslam’ının teori ve pratiğini ortaya koymuştur. Bu birikim, Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkentini siyasi, bilim, kültür ve sanat açısından dünyanın zirvesine yerleştirmişti. Konya 6 asırlık İslam birikiminin meyvelerini toplamış ve Osmanlı ile zirveyi sabitlemiş ve Toynbee’nin ifadesiyle yok edilemeyecek ancak durdurulabilecek bir ümranın ilkeleri ve temelleri atılmıştı. Selçuklu başkenti Konya’da en önemli unsur olan 24 ciddi Medrese ile yapılan eğitim tamamen gönüllülüğe dayalı vakıf kültürü ve desteğiyle yapılıyordu. Bugün de modern dünyada da en iyi eğitim kurumları tamamen siyasetten bağımsız vakıf sistemiyle işliyor, işleyecek inşallah.

Konya’ya yerleştikten sonra kendi memleketinizle bağınızı tamamen kopardınız mı, yoksa akraba, dost vs bağlarınız ve kültürel bağlarınız devam ediyor mu?

Asla! Aksine biz Tokatlılar Danişmendoğulları’nın temsilcileri olarak Anadolu Selçukluları ile tarihte kurulmuş sağlam bir bağın devamını yaşatıyoruz. Danişmend Gazi kızını Alaadin Keykubat’a vererek iki devlet arasında akrabalık tesis etmişti. Biz bir Danişmend olarak Konya’nın kızını alarak aynı samimi bağları ve akrabalığı devam ettiriyoruz. Buradan oraya oradan buraya kültür etkileşimi ile iki tarafı da zenginleştirmeye gayret ediyoruz.

Gittiğinizde size Konya’yı soruyorlar mı? Konya’yla ilgili muhataplarınıza neler anlatıyorsunuz?

Tabii ki. Konya’nın sadece Tokat’ta değil tüm Anadolu’da ayrı ve özel bir yeri var. Hac karayolu ile yapılırken bütün hüccac Konya’ya uğrar, Mevlana, Şems, Konevi ziyaret edilir ve bu yarım hac sayılırdı. Hatta Mekke-Medine’ye gitmese de Konya’yı ziyaret eden Anadolu halkı kendini “yarım hacı” kabul ederdi. Biz çocukluktan böyle bir Konya profili ile büyüdük. Onlara Konya’nın derinliği, zenginli, güzelliği ve hepsinden önemli Mevlana’nın “gel” çağrısında billurlaşmış davetkarlığı, kucaklayıcılığı ve sinesine bastırışını anlatıyorum. “Gez dünyayı gör Konyayı” sözünün haklılığını misallerle açıklıyorum. Annemden aldığım sakin ve soğukkanlı karakterim ile ben Konya ile çok harika bir uyum yakaladım. Bir ayağım Konya’da sabit diğer ayağım dünyayı dolaşıyor. Ben kovan olarak Konya’yı seçtim. Dünya insanı ve kitaplarından topladığım nektarları burada bala çevirmeye çalışıyorum. Dünya’nın merkezi Anadolu ve Anadolu’nun tandırı, buhar makinesi, motoru Konya’dan dünyaya yaratılış hikmetime uygun baki kalacak sedalar bırakmaya çalışıyorum. Son sözde; tüm Konyalı kardeşlerimin Ramazan ayı ve bayramını tebrik ediyor; yaşadıkları coğrafyanın değerinin, derinliğinin ve zenginliğinin farkında bir ömür diliyorum.

MUHAMMED ESAD ÇAĞLA

Yorum Ekle