NÜFUZ TİCARETİ

Nüfuz ticareti: (Tdk sözlüğü) Bir kimsenin bulunduğu makamın ,mevkiinin maddi-manevi konumunun gücüne dayanarak bazı işlere karışıp kendine çıkar sağlaması.

Kıtlık yıllarıydı…

Hz. Ömer dolaşırken, fevkalâde semiz bir deve gördü. Çobanı çağırıp sordu:

“Bu semiz devenin sahibi kim?”

Çoban, “Oğlunuz Abdullah” deyince can evinden vurulmuşa döndü. Çünkü o Ömer’di, adâlet timsali Ömer! Öyle ki, yönettiği insanlar ondan bir metre fazla kumaşın hesabını sorabiliyorlardı.

Oğlu Abdullah’ı buldu:

“En semiz deve seninmiş oğlum, diğerleri bir deri bir kemik, bu nasıl oldu?”

Abdullah makul ve mantıklı gerekçeler sıralamaya başlayınca Hz. Ömer bir el hareketiyle oğlunu susturdu:

“Sus ey Abdullah! İşin aslını ben sana anlatayım: Halifenin oğlunun devesidir diye en iyi otları senin devene yedirdiler, en besleyici otların yeşerdiği bölgeyi senin devene ayırdılar.

Sadece senin devene çok iyi baktılar. Şimdi bu deveyi al, sat, ana parayı ayır, kârını hemen bana getir, Beytü’l-Mal’e (devlet hazinesine) devredelim. Çünkü halife unvanı devletindir. Devletin unvanı ile kazanılan para da devlete aittir. Aksi halde nüfuz ticareti yapmış oluruz. Bu da bir nevi helal malı harama dönüştürür.”

Bu asrın en önemli ve en tehlikeli hastalığı : Dünyevileşme. Her şeye dünya gözüyle bakma değerlendirme. Bütün himmetini enerjisini dünya işlerine tahsis etme. Oysa İslam “Vasat Ümmeti” işaret eder. Müslümanlar Vasat Ümmettir. Yani Yahudiler gibi sadece dünya, Hıristiyanlar gibi sadece ahireti temel almaz. Dünya-Ahiret ,ikisini de temel alır ve bu dengenin gözetilmesini ister. Bu acib asrın bu acaip ve dehşetli hastalığına karşı yine Kur’an-ı Mu’ciz-ül Beyan’ın tiryak- misâl ilâçları ve Sünneti Seniyyenin düsturlarını kendisine rehber alan müminler dayanabilirler.

İşte Ramazan Orucu bu konuda bize bir yıl yetebilecek bir iman hazinesi kazandırabilir. İftar vakitlerinde bunu yaşadık dostlar. O kadar çalışıp didindiğiniz dünya nimetleri sofranızda sıralanmış bir vaziyette size arzı endam ederken siz onları neden yiyemiyorsunuz.? Çünkü onların gerçek sahibi siz değilsiniz. Ve iftardaki o duruş nefse şu hakikati ders veriyor. Bu nimetler, bu kazandıkların , bu dünya sana ait değil. Onun sahibi senin de sahibindir. O sahibin izni olmadan o nimetlere elini uzatamazsın.

“Dünya dediğiniz; yediğiniz, içtiğiniz, giydiğiniz, Allah için yedirdiğiniz , içirdiğiniz, giydirdiğinizdir. Dünyanız bu kadar. Gerisi size ait değildir.”

Dünyayı bu gözle değerlendirip, nüfuzunu meşru olmayan işler için kullanmayan , helal dairesinde kalıp , harama el uzatmayan ,harama gözüyle bakmayan  kulağını men eden, ahireti gerçek vatan olarak bilerek , dünyayı onu kazanmaya vesile bilerek yaşayan kirlenmeden temiz yaşayan yakın yaşadığımız Ramazan iklimini tüm yıla yayarak , dünyasını Ramazan gibi değerlendirip ahretini Bayram edecek olan tüm Allah dostlarını saygı ile hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

Yorum Ekle