Cuma, Mart 05, 2021

Text Size

Tarih



Peygamberimizin ,

Hz. Ebu Bekir ,Hz. Ömer ve

Hz. Ali’nin öldüğü yaştaydı.

Yani 63 yaşındaydı.

21 defa hac yapmıştı.

Çok iyi bir mevleviydi.

Bir çok Mevlevi şeyhine hizmet etmişti.

Divan-ı Kebir,Mesnevi Şerif ve

Fi ma Fih eserlerine hakimdi.

Mevlana , Şems , Muhyiddini Arabi ve

Sadrettini Konevi öğretilerini çok iyi biliyordu.

Dergaha hizmetten dolayı kendisine ikram edilmişti.

Manevi rahatsızlıkların şifa bulmasında aracılık yapıyordu.

Binlerce insana yardımcı olmuştu.

Hiçbirinden asla ücret almazdı.

Devamını oku...

Çok faydalı olduğunu daha önce zikrettiğim ‘İslamcılık’ konusu yazılıp çizilmeye devam ediliyor. Bir Müslüman İlahiyatçı  olarak şunu bütün samimi kalbimle inanarak söylemem gerekiyor.

Yeryüzünde son bir Müslüman kalıncaya kadar ‘İslamcılık’ bitmez. Bunun en temel sebebi İslam dininin diğer dinlerden bizzat Kuran ve Peygamber tarafından dile getirilen farklarıdır.

Bu farklar ;

1.Evrensel olması: Tüm insanlığa , cinlere tüm zaman ve mekanlara hitap etmesi

2.Düşünce ve amel bakımından Dünya ve ahiret ayrımı olmaması

3.En geniş hukuk kaidelerinden , tırnak kesme adabına kadar hayatın tüm alanlarıyla ilgilenmesi

4.Konulan tüm hükümlerin ‘yaşayan Kuran’ olan Peygamber ve öğrencileri tarafından uygulamanın tüm çeşitliliğiyle yaşanarak gösterilmesi ve başta ilahi garanti altında olan Kuran olmak üzere sünnet ve diğer sahabe uygulamalarının bozulamayacak şekilde sağlam bir metodla kayıt altına alınması.

5.Kuran-Sünnet rehberliğinde her asra ve yeni gelişmelere çözüm üretecek , her yeni gelişmeye cevap verebilecek sistematik bir içtihat müessesine cevaz vermesi.

Okuyucularım yukarıda dile getirdiğim huşuları abartılı bulabilirler. İmanım ve inancım odur ki İslam dininde saydıklarımın fazlası var. Ama onun tabiilerinin bu güzellikleri yansıtmada eksikliklerinden bahsedebiliriz. Bu da Müslümanların en önemli gündem maddesi olmalıdır.

Devamını oku...

Son günlerde bir asırdan fazladır konuşulan ‘İslamcılık’ tekrar gündeme geldi. Bence çok faydalı bir tartışma konusu. Merakla izliyor ve istifade ediyorum.

1571 İnebahtı ile başlayıp 1683 Viyana mağlubiyeti ve 1699 Karlofça anlaşmasıyla toprak kaybıyla sonuçlanan geriye gidiş Müslümanları savunma psikolojisine soktu. Sürekli etkiye tepkiyle hareket eden ve savunma psikolojisiyle davranan Müslümanlar son 150 yıllık ‘Batılılaşma’ macerasına karşı ‘İslamcılık’ projesini sahaya sürdüler.

Dolayısıyla ‘İslamcılık’ yaralı bir bilincin batıya karşı savunma psikolojisi sonucu geliştirdiği bir refleks olarak uzun süre gündemde kaldı.

Tarihte tepki olarak ortaya çıkan tüm hareketler çok kısa ömürlü olmuştur. İslam ne doğu (kalp) ne batı (akıl) değil (la şarkiyyeten ve la garbiyyeten) evrensel tüm kainatı kucaklayan, hareketi kendiliğinden yani bi zatihi-bi nefsihi vahye dayalı bir harekettir.

İslam ’ın temel esası olan Kuranı Kerim Yüce yaratıcı tarafından kıyamete kadar korunacağı garanti altına alınmıştır. Bunun Zebur , Tevrat ve İncil’in müntesipleri tarafından bozulması idi. Kendisi  bir mucize olan ve dinin doğru istikamette yaşanmasının garantisi olan Kuranı Kerim ve sahih sünnet Müslümanlara açıkça şunu öğütler: Dini benim tarif ettiğim şekilde sadece ‘Allah rızası’ için yaşayın. Bu konuda sizin tek ölçünüz benim. Başka dinler , felsefeler , akımlar sizin sahih dini yaşamanızda asla ölçü olmasın.

Devamını oku...

Filmi ailemle birlikte izledim. Film tekniği görsellik , sahneler , gösterim ve hasılat bakımından dünyanın geldiği sinema seviyesini yakalamış hatta geçmiş durumda. Bu açıdan diğer yönetmenlere de ciddi anlamda ilham kaynağı olacaktır.

Peygamberin müjdesiyle başlatılması güzel bir düşünce.Fakat Peygamberden fethe kadar gelen ve onu netice veren eğitim , ticaret , sosyal hayat gibi konular daha somut ve belirgin yansıtılabilirdi. Akşemsettin’in rolü daha fazla ele alınabilirdi.

Aslında kendisi siftah ettikten sonra ikinci müşteriyi siftah etmeyen komşusuna gönderen tüccarın ahlakı İstanbul’u fethetti.

Çocuklarını abdest almadan emzirmeyen anneler başardı bu işi.

Devletin başı Sultan Mehmet ile bir yabancıyı eşit bir şekilde yargılayan ve gereken hükmü aynen uygulayan adalet sistemi fethin en büyük itici gücüydü. İşte bu güç fethi müjdeleyen Peygamberin ‘ hırsızlık yapan kızım Fatıma’da olsa haddi (cezayı) uygularım’ şeklinde ifade ettiği adaletin 800 yıl sonra aynen uygulama gayretiydi.

Ve bütün bu gerçekler rumlara ‘Kostantinapolis’te kardinal külahı görmektense , Osmanlı sarığını tercih ederiz’ sözünü söyletmişti.

Devamını oku...

Ahilik, Ahi Evran Hazretleri tarafından Hacı Bektaş-ı Veli hazretlerinin tavsiyesiyle kurulan esnaf dayanışma teşkilatıdır.Aslen Horasan Kökenli olup Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. Ahi Evran Hazretlerine Ahi Baba da denir.

Kelimenin kökeni ile ilgili olarak iki iddia mevcuttur. İlk iddiaya göre kelime Arapça kökenlidir. Buna göre "Ahi" kelimesi Ahiyye'nin tekili olan "ah" kelimesine birinci tekil "ya"sı ilave olunarak "ahi" şeklinde telaffuz olunmuş halidir.Bu fikre göre ahi'nin sözlük manası "kardeşim" demektir. Bu iddianın güçlü yanı, ahiliğin ilk olarak Araplarda Fütüvvet Teşkilatı adıyla çıkması, dolayısıyla ahilik ile ilgili terimlerin Arapça olması gereğidir. Ancak bu kanıt yeterli değildir.

İkinci iddiaya göre Ahi kelimesi Türkçe Akı kelimesinin zamanla değişimi sonucu ortaya çıkmıştır. Bu görüşün haklılık payı oldukça yüksektir. Zira bu kelimenin Ahi birlikleri içinde zaman zaman Ahi Baba şeklinde ifade edildiğini görüyoruz. Buna göre kelimenin Arapça manası ile düşünüldüğünde "Kardeşim Baba" diye bir tabir uygun düşmüyor.Fakat Divânu Lügati't-Türk'te akı اقى; Eli açık, koçak, selek, cömert, yiğit, delikanlı gibi manalar ifade eden Akı kelimesiyle düşünüldüğünde "Ahi Baba" tabiri daha mantıklı görünüyor.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 9 - 11

9