Çarşamba, Mart 03, 2021

Text Size

Tarih



Ülkemiz milenyumdan itibaren büyük bir değişim ve dönüşüm içinde.

Özellikle 12 Eylül 2010 Referandumuyla halkımız değişime yetmez ama evet dedi.

Bu 1400 yıldan, hilafetin saltanata dönüşmesi tarihinden sonra bir ilki yaşadık.

İlkti , zira halk kendisiyle alakalı konuda ilk defa hanedan ya da kişi olmaksızın bizzat karar verdi.

10 Ağustos 2014 halk devriminin en son ve sağlam halkasını oluşturdu.

Ve derinden gelen halk devrimi tamamlandı.

Artık halkın bizzat seçtiği bir devlet başkanı yönetiyor ülkeyi.

1000 odalı başkanlık sarayı eski muhteşem günlerimize döneceğimizi işaret ediyor.

Bundan böyle kişi ve kurumlar kendilerini yeni Türkiye’ye göre yeniden dizayn etmeliler.

Kanaat etmeyen, hırsla yaptığı ticarette bir an evvel köşeleri hızla dönmeye çalışan tüccar, bürokrasi basamaklarını 2’şer,3’çer çıkmak isteyen bürokrat, bir an evvel meşhur olup yıldız olmaya çalışan sanatçı bir kez daha düşünmeli bundan sonra.

Çalışmadan,ter dökmeden,hakkını vermeden para kazanmanın,kariyer yapmanın sona erdiğini herkes bilmeli artık.

Hayat, dünya ve ahiret sermayesinin birlikte kazanılacağı, sınandığımız denendiğimiz bir alandır Müslüman için.

Devamını oku...

Tarih okumayı çok severim.

Herkese de tavsiye ederim.

Çünkü tarih adeta dönme dolap gibi dönüyor.

İbni Haldun ‘geçmiş geleceğe suyun suya benzemesi gibi benzer’ der.

Kuran-ı Kerim ve Hadislerde bol miktarda kıssalar vardır.

Kıssa hisse içindir.

Ahsan-ul Kasas Yusuf Suresi ne kadar çok şey anlatır kulak verene.

Hayatımızın tüm anlarında tarihin bizim kulağımıza fısıldayacağı mutlaka bir şeyler vardır.

Dünya hayatı sürekli hata yapacağımız ve o hataları telafi etmeye çalışacağımız kadar uzun değil.

Akıllı insan başkalarının başına gelenden ibret alandır.

Özellikle son gelişmelerle ilgili bu köşeden çok feryat ettim

Tarihten misaller verdim.

Yüksek lisans tezim ‘İslam Düşünce Tarihinde İlk Akılcılar Mutezile Fırkası’ nı anlattım.

Mutezile örneğiyle kendi fikrini ve düşüncesini devlet gücünü arkasına alarak başkalarına dikte etmenin zararlarını tarihten misallerle anlattım.

Yine aynı Mutezile örneğinde Müslümanlarda aklın,düşüncenin premature doğduğunu ve hala sıkıntılarımızın devam ettiğini, ‘dinde hassas muhakemey-i akliye’de zayıf’ Müslümanlar olarak çok kolay aldatıldığımızı yazdım.

‘Kurnazlıklar yordu bizi yarenler saf olalım’ der Cemil Meriç.

Devamını oku...

Cuma günleri dinlediğimiz Nahl suresi 90. Ayette rabbimiz ‘’ Muhakkak ki Allah, adaleti, ihsanı ve akrabaya vermeyi emrediyor. Aşırılıktan,taşkınlıktan,haddi aşmaktan, fenalıklardan ve insanlara zulüm yapmaktan da nehyediyor. Size böyle öğüd veriyor ki, benimseyip tutasınız. (ADÂLET: Her şeyi yerli yerine koymak demektir. Zulmün zıddıdır. Her hakkın başı, Allah hakkı olduğundan ona ortak koşmamak, tevhide iman etmek esastır. Bundan sonra ilâhi ölçülere göre her şeyin hakkını vermek adalettir. İHSAN: Farzları yerine getirmek, Allah’ı görür gibi kendisine ibadet etmek, bir şeyi güzel ve iyi yapmak mânâlarına gelir.) ayetiyle İslam’ın genel resmini çiziyor.

Birçok alimin ifade ettiği üzere sadece bu ayet İslam’ı anlamamıza ve yaşamamıza yetebilir.

Adalet,ihsan ve akrabaya iyilik emredilirken,aşırılıktan,taşkınlıktan,Allah’ın çizdiği sınırları aşmaktan,fenalıktan,zulümden nehy ediliyor.

Fahşa; aslında ifrat ve tefrit anlamında Rabbimizin Kuran’la bize anlattığı,Resulünü uygulamalarla gösterdiği sıratı müstakimin dışına çıkma davranışını anlatıyor.

Peygamberimiz ‘hayrul umuru evsatuha=İşlerin hayırlısı (ifrat ve tefritten uzak) vasat olandır’ buyuruyor.

Bu gün İslam aleminin her tarafındaki aşırılıklarımız birileri tarafından derhal fark ediliyor,satın alınıyor ve Müslümanlar arasında Müslümanlara karşı kullanılıyor.

İslam’ı pak,parlak,ak yüzünü gölgeleyen bu aşırılıklar en çok İslam ümmetine zarar veriyor.

Devamını oku...

İnsanoğlu; imtihan için gönderildiği dünyanın ve kendisinin hakiki mahiyetini çoğu

zaman anlayamadan kendisine ayrılan zamanı dolduruyor ve ölüyor.

Şurası çok net ki ; burası bir imtihan salonu.

Sorular ve sorulara verilmesi gereken cevaplar belli aslında.

Salon görevlileri hem soruları hem de verilmesi gereken cevapları insanlara öğretiyorlar.

124 bin  peygamber, 124 milyon asfiya ve evliya bunun için yaşadılar.

3 ler , 7 ler , 40 lar bunun için.Ve kadro boşaldığında derhal dolduruluyor.

İmtihan salonu her bakımdan mükemmel,eksiksiz işliyor.

O zaman bizlere imtihana adam gibi hazırlanmak ve soruları doğru yapmak düşüyor.

Peki imtihanın en zor sorusu nedir ???

İşte onun cevabı insanın içinde çoğu zaman en son bakacağı yere saklanmış.

Bu sebepledir ki; çoğu zaman o hep dışarılarda aranıyor.

Yanlış yerde arandığı içinde bir ömür bulunamadan geçiyor çoğu zaman.

İmtihan salonunun en büyük rehberi ve elindeki en büyük kılavuz kitapla bu soruları açıkça cevaplıyor aslında kulak verenlere.

Kılavuz kitapta Hz. Yusuf; ‘’ "Doğrusu, ben nefsimi temize çıkarmam.

Çünkü Rabbimin merhamet edip korudukları hariç, nefis daima fenalığı ister, kötülüğe sevk eder.

Doğrusu Rabbim gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur)." Yusuf,12/53

Peygamberimiz:’’Senin en büyük düşmanın, seni çepeçevre kuşatan nefsindir.’’

Bir gün , Hazret-i Âişe validemiz;

“ İnsan Rabbini ne zaman tanır?” diye sual edince,

Peygamber Efendimiz; ‘’Nefsini tanıdığı zaman’’ buyurdu.

Devamını oku...

Canım kardeş birlik beraber olak ,

Allah’ımız birdir; Kuran’ımız bir.

İslam aleminde ikilik olmaz.

Allah’ımız birdir; Kuranımız bir.

Turhallı Aşık Kul Semai Baba

Alevilik konusu gündemin üst sıralarında.

Arif Sağ’ın hangi amaçla söylediği aslında belli bir cümleyi “Şeriata takılıp kalmamak gerek; biz şeriatı (namaz, oruç, hac, zekât) solladık” sözüne ‘Sollamışsınız ama hatalı sollamışsınız’’ cevabı.

Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün “Hakikat münkeşif olunca şeriat mürtefi olur mu?” adlı makalesi http://www.fikirzamani.com/mustafa-ozturkhakikat-munkesif-olunca-seriat-murtefi-olur-mu/ ve ona Şenol Kaluç’un ‘’Tasavvuf -Alevilik İslam dışı mı ?’’ isimle makaleyle cevabı ve Demokrasi Paketi ‘Alevilik’ konusunu gündemin üst sıralarına taşıdı.

Şenol KALUÇ adı geçen makalesinde ‘’İlginçtir Sünni kökenli isimleri en çok rahatsız eden meselelerden biri hocamızı da rahatsız ediyor. Tevella ve teberra inancı (Ehl-i Beyti seveni sevmek, sevmeyeni sevmemek) Alevi tasavvufunun bir parçasıdır. Bu neden bu kadar rahatsız ediyor anlaşılır bir durum ancak bu rahatsızlığın ilk iki halife ile ilgili olduğunu hiç sanmıyorum.

İlk iki halife kullanılarak aslında gizli, bana ve Alevilere göre açık, bir Emevi savunması psikolojisi yatmaktadır. Ancak bugün Ehl-i Sünnet mensuplarının yüzde 99’unun bu işin arkasında, bu psikolojinin olduğunu bildiklerini hiç sanmıyorum çünkü onlar atalarını buldukları yolu taklit ediyorlar. Aynı şey Aleviler için de geçerli. O anlayış Mekke’nin fethi ile korkudan Müslüman olan ve bizzat Kuran tarafından kalplerinin para ile satın alınması emredilen isimleri hem sahabe saymış hem de uydurma bir hadisle gökteki yıldızlar mesabesine çıkarmıştır.

Şimdi bunları yapan zihniyet İslami ve Kurani olurken her ne hikmetse Alevi ritüellerinin Kuran’dan ve Peygamber’in sünnetinden çıkarılamayacağını iddia ediyor Öztürk. O çıkaramıyorsa ben Sünnetten örneklerle çıkarayım onun yerine; Cem ayini Ehl-i Suffa ile Resulü Ekrem’in sohbetlerinin bir ihyası, Musahiplik Peygamberimizin Ensar-Muhacir kardeşliği tesisinin bir hatırası, düşkünlük cezası Tebük Seferine katılmayan üç sahabe hakkındaki uygulamanın bizzat kendisi olduğunu iddia edersem “bunlar zorlama teviller” midir diyecek Sayın Öztürk.  Semah için Caferi Tayyar’ın Resullullah’ın sevgisi ve övgüsü üzerine Mescid-i Nevebi’de el çırparak, şarkı söyleyerek ve dönerek dans etmesi ve Resulullah’ın da onun bu hareketini tebessümle izlemesinin bir hatırasıdır dersem çok mu aşırı kaçmış olurum’’ demektedir. http://haber.stargazete.com/acikgorus/tasavvuf-alevilik-islam-disi-mi/haber-795341#ixzz2gyBOjbCW

Evet dostlar. Gerçekten Peygamberimizin sağlam iki kulp olarak tavsiye ettiği Kuran ve Sünnet rehberliğinde Sünnilerde Alevilerde günümüzde bütün yaşadığı güncellerini tartışmalılar. Konuşmaktan, müzakereden korkmamalılar , ürkmemeliler , kaçmamalılar bence.

Bu konuda ilkini 2006 da ilkini 2013 de ikincisi olmak üzere iki eser yazmış birisi olarak ilgilenenler için mutlaka okumalarını tavsiye edeceğim bir kitaptan kısaca bahsedeceğim. Çünkü bir konuda fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olmak gerekiyor.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 7 - 11

7