Perşembe, Ekim 22, 2020

Text Size

Tarih



Dünya tarihinin en bunalımlı günlerini yaşıyor.

Son 2 asırdır maddi gücü elinde bulunduran Batı kimliğini tamamen kaybetmiş durumda.

Kendisi derin bir kimlik ve medeniyet krizine girdiği gibi uydularında oluşturduğu med-cezirlerle dünyayı kasıp kavuruyor.

Zulüm, sömürü, israf, gurur, kibir üzerine kurduğu dünya düzeni batının kendi üzerine yıkılırken parçaları öteki dünyaya da zarar veriyor.

Obama’nın gözyaşları içinde biraz itiraf mahiyetindeki sözleri olayı çok net izah ediyor.

Şikago sokaklarında , okullarda , eğlence mekanlarında insanlar kontrol edemedikleri şekilde birbirini vuruyor. Okullarda şiddetin en ağır ve yıpratıcı biçimlerinin önüne geçilemiyor.

Kendi ülkesinde öldürülen çocuklara üzülüp ağlayan altın kalpli başkan(!) hepimizi ağlatacağını sanıyorsa çok ama çok yanılıyor.

Dünyanın en büyük silah üreticisi olan Amerika, yıllardır dünyanın dört bir tarafında dökülen her damla kanda gerçek faildir.

Emperyalist ülkeler dünyada geri kalmış devletleri kendi aralarında harita üzerinde paylaşmışlardı. Kendi hisselerine düşenlerde diledikleri değişiklikleri yapabiliyor, iktidarları alaşağı edebiliyordu.

Emperyalistler ülke içindeki işbirlikçileri ile kol kola Satranç oynar gibi adamlarını ileri sürüp, savaşları, darbeleri, teröristleri, faili meçhulleri gerçekleştiriyorlardı.

Oyunun değişmez kuralı akan kanların sadece Müslümanlara ait olmasıydı; hele birbirlerini boğazlamaları en büyük idealleri. Silah satmak, sattığı silahların harcanması ve yenilerinin siparişini alabilmek için savaşlar çıkarttılar onlarca.

Gelelim gözü yaşlı OBAMA ’ya;

Uluslararası silah tüccarları sahte TİMSAH GÖZYAŞLARI’yla dünyayı daha ne kadar kandırabilirler buna o silahları alıp kendi coğrafyasını kan ve gözyaşı merkezi haline getiren halklar karar verecek…

Benim vurguladığım bu dünya sistemi artık kazananı ve kaybedeniyle huzur ve mutluluk üretmiyor.

Ülkesine batının kuklası bir adamın zulmünden kaçan mülteciye çelme takan bir gazeteci profiliyle batı artık iflas etmiştir.

Devamını oku...

Tarihi Allah yazar.

Bir millet gelir Hak ve Adaletle yeryüzünde Allah’ın kullarına hizmet eder.

Hak’tan ve Adaletten ayrıldıklarında ise Rabbim onları başka bir milletle değiştirir.

‘’Ey inananlar !

Sizden kim dininden dönerse, Allah (onların yerine) kendisinin onları, onların da kendisini sevdiği, müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı sert ve onurlu bir toplum getirir ki onlar,

Allah yolunda gayret gösterirler, (bu uğurda) hiç kimsenin yermesinden ve kınamasından çekinmezler.

Bu Allah'ın bağışıdır, onu dilediğine (dileyene) verir. Allah lütfu geniş olandır, O (her şeyi) hakkıyla bilendir’’Maide,5/54.

Bir işin İslam’a uygun olması için 3 temel esası barındırması gerekir;

1.Adalet

2.Düşünce Özgürlüğü

3.İstişare

7 Haziran ve  1 Kasım seçimlerini değerlendirdiğimizde bu aziz milletin şu mesajı verdiği açıktır.

Evet ben seninle bu tarihi yürüyüşe devam edeceğim.

7 Haziranda verdiğim kısa mesafeli ev ödevlerini yaptın.

Şimdi ise uzun mesafeli 2023,2053,2071 hedeflerine yürümek için senden daha ciddi bir Öz eleştiri, silkinme, arınma bekliyorum.

Büyük yolculuklar için ekibin her açıdan zenginliğe ve kondisyona sahip olması gerekiyor.

Ben bu yapılacak YENİLENME işini kartalın DEĞİŞİMİNE benzetiyorum, şöyle ki ;

Devamını oku...

Ülkede şu konuda insanların kafası karışık.

Çözüm süreci Pkk’yı güçlendiren bir süreç miydi ?

Bu sorunun cevabını almak için 2007 Cumhurbaşkanlığı seçiminden itibaren ülkede yaşananları iyi analiz etmek gerekiyor.

IMF ye borcun sıfırlanması,2. Havaalanı,3. Köprü,kanal İstanbul,2023,2053,2071 hedefleri ,’Dünya Beşten büyüktür,Van Minute’ çıkışları Uluslarası siyasette dost(!)larımızı çok rahatsız etti.

İçeride bulunan özenle DEVŞİRDİKLERİ tüm oyuncuları piyasaya sürdüler.

Gezi olayları ‘ağaç konusunu aşan şekliyle’ tam bir 31 Mart taklidiydi.

Ama 31 martı dolayısıyla ll.Abdulhamid merhumu,Menderse’i,Özal’ı,Erbakan’ı çok iyi çalışmış bir lider vardı karşılarında.

Tarihine hakimdi.

Tehdit sıralaması yaptı zihninde.

Peygamberinin yaptığı gibi.

O da Mekke müşrikleri ve Hayber Yahudileri tehdidi karşısında aynı planı yapmıştı.

İslam karşı taraf bozana kadar barışı emrediyordu.

Hudeybiye ile müşriklerle anlaşmış düşmanlıklarına hiç ara vermeyen Hayber Yahudilerinin tehdidine son vermişti.

Ben çözüm sürecinin aynı Hudeybiye mantığıyla yürütüldüğünü düşünüyorum.

Zekeriya Öz’ün itiraf ettiği üzere Gezi olaylarında Pkk aktif rol üstlense işler daha zor olabilirdi.

Ama çözüm süreci onların bu işe müdahil olmasını engelledi.

Rahat hareket ettiklerinden kendilerini tamamen deşifre etmelerini sağladı.

Ve süreci yine kendileri sabote etti.

Devamını oku...

 

Başlıktaki söz Bedizüzzaman Said Nursi’ye ait.

83 yıllık hayatında en büyük hedeflerinden birisi Müslümanların kardeşliği, ittihadı idi.

Bu gün yaşanan sıkıntıları ferasetiyle gören Üstad önlemler almaya çalıştı.

Bölgenin ve Müslümanların 3 hastalığı olduğunu teşhis etti.

Bu hastalıkları Cehalet, Zaruret(fakirlik) ve ihtilaf olarak belirledi.

Bu hastalıklara karşı ise, Marifet(eğitim),Sanat(üretim-sanayi) ve ittihad çarelerini önerdi.

Somut adımlarda atmak istedi Medreset-üz Zehra projesini gerçekleştirmek için bütün ömrü boyunca çabaladı, gayret gösterdi.

Eşref Edİp’le yaptığı mülakatta verdiği mesajların talebeleri de dahil tam olarak anlaşılamadığını söyledi.

Eşref Edip soruyor;‘’ "Yüz binlerce îmanlı talebeleriniz size âtî için ümit ve tesellî vermiyor mu?"

"Evet, büsbütün ümitsiz değilim... Dünya, büyük bir mânevî buhran geçiriyor. Mânevî temelleri sarsılan Garb cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir vebâ, bir tâun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş sâri illete karşı Islâm cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa, Islâm cemiyetinin ter ü taze îman esaslarıyla mı? Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum. Îman kalesini küfrün çürük direkleri tutamaz. Onun için, ben yalnız îman üzerine mesâimi teksif etmiş bulunuyorum.

Devamını oku...

İnsanın doğasında Yüce Yaratıcı sınır koymamış.

Ama akıl sahibi insana sınırlarını net bir şekilde sahife,kitap ve Peygamberleri vasıtasıyla bildirmiş.

İnsan dünya ve ahiret mutluluğu istiyorsa bu sınırlara sadık kalmak zorunda.

Her sınır ihlali yaptığımızda yüksek gerilime yani strese maruz kalıyoruz.

Üstelik bu stres sadece ahirettekinin çok minik numunesi.

Sınırları ihlalin asıl cezası ahirette.

Mahkemeyi Kübra kurulacak,hesabımız kesilecek ve fatura önümüze konulacak.

Müslüman tüm hayatının nizam ve intizamını Peygamberin bize yaşayarak gösterdiği Kuran’dan almalı.

Örneğin başkasına ‘had bildirme’ yetkisi bize ait değil.

Bizim temel uğraş alanımız nefsimiz ve şeytanımız olmalı.

Tuuba limen arefe haddehu Ve lem yetecevaz tavrahu

Ne mutlu o insana ki haddini bilir,haddinden tecavüz etmez.

Bu en dar insan ilişkilerinde olduğu gibi siyasetin geniş dairelerinde de böyle.

Son seçimde halkımız kendince had bildirdi.

Ortaya herkesin haddini bileceği bir tablo koydu.

Bu alışkanlıklarımız çok eskiye dayanıyor.

Kırım Hanı Giray’a Osmanlı kumandanı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa güvenmiş ve ll. Viyana kuşatmasında bir görev emanet etmiş köprüden düşman geçişini engellemesini istemişti.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 5 - 10

5