Pazar, Ağustos 18, 2019
Text Size

Seydişehir'de özel insanlarla birlikteydik...

Seydişehir'de özel çocuklarımızın velileri ve öğretmenleriyle zamanı paylaştık.

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar Erh...

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bize bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar ve Erhan Dargeçit beylere teşekk...

  • Seydişehir'de özel insanlarla birlikteydik...

    Cuma, 05 Temmuz 2019 12:00
  • ''Yorulmaz Bilginler'' kreşimiz velilerine ''Ailede Sosyal medya ve iletişim'' konulu konferans verdik.

    Cuma, 10 Mayıs 2019 08:21
  • 5. Akşehir Kitap Fuarına katıldık...

    Pazartesi, 06 Mayıs 2019 12:04
  • İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 30 Nisan 2019 08:51
  • İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Çarşamba, 24 Nisan 2019 10:16


Medikal; 1 Tıbba  ait, tıpla ilgili.2 . İyileştiren, sağaltan. Medikal, sağlığı korumak ve sağlığı geri getirmek için yapılan uygulamaların tümüne denir. Daha kısa bir ifadeyle 'şifa sanatı”  veya “tıp sanatı” da diyebiliriz.

4 yıl Sağlık Meslek Lisesi 3 yıl Sağlık Eğitim Enstitüsü 7 yıl sağlık alanında eğitim aldım.9 yıl farklı sağlık kuruluşlarında görev yaptım. Dolayısıyla bu alana aşina bir insanım.

18 yıllık evliyim.10, 14 ve 16 yaşlarında 3 çocuğum var. Eşim ilk doğumunu yaptığında 18 yaşındaydı. Doğum öncesi çocuklarımın cinsiyetini merak etmek ya da farklı gerekçelerle hastanenin yollarını aşındırmadık. Çocuklarımın hepsi güvendiğimiz tecrübeli ebe hanımların yardımlarıyla evimde doğdu. Hamdolsun en küçük bir sıkıntı yaşamadık. Hayatımdan bu kesitleri paylaşmamın sebebi okuyucularıma ‘konuyu farklı açılardan da düşünün’ mesajı vermektir.



Bu gün hamile bayanlar ayda 1 defa kontrol adı altında hastaneye gidiyor. Bu bir hamilelik döneminde en az 9 gidiş demek. Toplum olarak anne karnına bebek düştüğünden itibaren hastaneye abone oluyor ve ömrümüzün diğer zamanlarını sürekli farklı mülahazalarla hastaneye bağlı sürdürüyoruz. Hastanede (doğumhane) doğuyor, hastanede (yoğun bakım) ölüyoruz. Benim gibi ‘ bu kadar medikalizm fazla kardeşim’ diyenlerden değilseniz aşağıdaki maddelere göz atmanızın size faydası olabilir.

•    Asıl önemlisi hastalıktan korunmaktır. Bu konuda vücuduna arabasından daha önem veren herkes kendini kişisel sağlık konusunda eğitmeli biraz bilgi sahibi olmalı ve kendisini basit tedbirler alarak birçok hastalıktan koruyabilmelidir.’Her işin başı sağlık değil, iyi bir eğitim’ sözüyle bu manayı kast ediyoruz.

•    Sağlık hizmetlerinde olumlu yönde son yıllarda çok ciddi gelişmeler yaşandı. Bu gelişmeler insanların yıllardır özlem duyduğu beklediği özlediği gelişmeler şeklindeydi. Oruçlu insanın iftar vakti yemek ve içmekte aşırıya gitmesi gibi, sağlık sektöründeki bu açılımlar insanların bazı konularda aşırıya kaçmasını netice verdi. Özellikle özel hastaneler ve onların üst düzey otelcilik hizmetinin yanında ticaretin ‘kar etme odaklı’ kuralı bu aşırılığı tetikledi.

•    Sağlıkta gelişmeler daha önce olan fakat görülemeyen birçok sağlık sorununu görünür kıldı. Bu da sağlık sorunlarında çok hızlı bir artış gibi algılandı.

•    Sağlık sisteminde de en birinci basamak ‘koruyucu hekimlik’ tir.Ama çok farklı sebeplerle ‘Tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetler’ koruyucu ve önleyici hizmetlerden daha öncelikli ve önemli hale geldi.Bu da hastalıkları önlemden çok , hastalıkla mücadele ağırlıklı bir hizmete dönüştü.


•    İnsan vücudu mükemmel bir bağışıklı sistemine sahiptir. Birçok rahatsızlığı vücut yatak istirahati, iyi bir beslenme ve moralle, biraz ıhlamur, ada çayı, papatya çayı v.b. takviye ile kendisi aşabilir. En küçük rahatsızlıkta derhal doktora ve ilaca sarılmak bu mükemmel sistemi pasifize eder. Hem yoğun dünya telaşına kısa bir mola verir, kendine gelir, kendini hatırlar, ruhunun yetişmesine imkân verir.

•    İnsanda bulunan ‘ene’nin iki vazifesi var. Biri cüz’i bir ‘malikiyet’ sahibi olarak rabbi tanıma konusunda kıyas yapabilmesi (ben ev yapabiliyorum, O kâinatı yapıyor…) , diğeri acz ve zaaf yönü (eşya zıddıyla bilinir).Hastalıkların insanın acz ve zaafını anlama konusunda ciddi vazifeleri var. Nasıl ki oruç aç insanları anlama konusunda etkiliyse, hastalık ta hasta insanları anlama konusunda aynı konumda. Bu gün grip aşısını yaptırıp hayatından hastalığı tamamen uzaklaştırmaya çalışan, lüks dairelerde yaşayan, lüks arabalara binen insanla empati-sempati yeteneğini kaybediyor.’Evet, hastalık bu mânâyı bize ihtar edip der ki: "Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden terkip edilmiştir. Gururu bırak, aczini anla. Mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya niçin geldiğini öğren." Kalbin kulağına gizli ihtar ediyor.’

•    Hastanelerde birçok ilaca dirençli mikroplar var. Çok gerekli olmadıkça hastanelere gitmek riski beraberinde getiriyor. Özellikle çocuk, yaşlı ve bağışıklık sistemi zayıf olanlar için.

•    İnsanlar yaşlanır veya kronik hastalıkların sonucu ölümüne yakın evlerinde olurlardı. Tüm eş, dost, akraba ziyarete gelirdi. Helalleşilir, halleşilir, vasiyetler edilir.Son arzular yerine getirilir, yasin,tebareke okunur, kelime-i şehadet hatırlatılır , dudağına en sevdikleri su damlatırdı.Son vazifeler özenle yerine getirilir ve ev halkı bu acziyet ve ölümden ciltlerle kitaplar dolusu dersler çıkarırdı. Dünyayı artık çok ciddiye almazdı. Çünkü hakkal-yakin bilirdi ki kimse dünyadan CANLI çıkamayacak. Şimdi insanlar son günlerini yoğun bakımda geçiriyor insanlar. Tedavi olması, geri dönmesi mümkün olmayan birçok hasta, ihtiyar ömrünün bana göre en önemli son zamanlarını oğlundan, kızından, eşinden dostundan, akrabasından ayrı cam arkasında birçok makineye bağlı olarak hastanede tamamlıyor.

Peygamberimiz ‘her şeyin, işin hayırlısı vasat (orta) olandır’ demiştir. Bu sağlık işinde de ifrat ve tefritten uzaklaşıp işin orta yolunu bulmamız gerekiyor galiba. Yoksa hastanede doğup hastane de ölmeye, hastaneleri ikinci adresimiz yapmaya devam ederiz.

 

Medikal; 1 Tıbba  ait, tıpla ilgili.2 . İyileştiren, sağaltan. Medikal, sağlığı korumak ve sağlığı geri getirmek için yapılan uygulamaların tümüne denir. Daha kısa bir ifadeyle 'şifa sanatı veya tıp sanatı da diyebiliriz.

4 yıl Sağlık Meslek Lisesi 3 yıl Sağlık Eğitim Enstitüsü 7 yıl sağlık alanında eğitim aldım.9 yıl farklı sağlık kuruluşlarında görev yaptım. Dolayısıyla bu alana aşina bir insanım.

18 yıllık evliyim.10, 14 ve 16 yaşlarında 3 çocuğum var. Eşim ilk doğumunu yaptığında 18 yaşındaydı. Doğum öncesi çocuklarımın cinsiyetini merak etmek ya da farklı gerekçelerle hastanenin yollarını aşındırmadık. Çocuklarımın hepsi güvendiğimiz tecrübeli ebe hanımların yardımlarıyla evimde doğdu. Hamdolsun en küçük bir sıkıntı yaşamadık. Hayatımdan bu kesitleri paylaşmamın sebebi okuyucularıma ‘konuyu farklı açılardan da düşünün’ mesajı vermektir.

Bu gün hamile bayanlar ayda 1 defa kontrol adı altında hastaneye gidiyor. Bu bir hamilelik döneminde en az 9 gidiş demek. Toplum olarak anne karnına bebek düştüğünden itibaren hastaneye abone oluyor ve ömrümüzün diğer zamanlarını sürekli farklı mülahazalarla hastaneye bağlı sürdürüyoruz. Hastanede (doğumhane) doğuyor, hastanede (yoğun bakım) ölüyoruz. Benim gibi ‘ bu kadar medikalizm fazla kardeşim’ diyenlerden değilseniz aşağıdaki maddelere göz atmanızın size faydası olabilir.

  • Asıl önemlisi hastalıktan korunmaktır. Bu konuda vücuduna arabasından daha önem veren herkes kendini kişisel sağlık konusunda eğitmeli biraz bilgi sahibi olmalı ve kendisini basit tedbirler alarak birçok hastalıktan koruyabilmelidir.’Her işin başı sağlık değil, iyi bir eğitim’ sözüyle bu manayı kast ediyoruz.

  • Sağlık hizmetlerinde olumlu yönde son yıllarda çok ciddi gelişmeler yaşandı. Bu gelişmeler insanların yıllardır özlem duyduğu beklediği özlediği gelişmeler şeklindeydi. Oruçlu insanın iftar vakti yemek ve içmekte aşırıya gitmesi gibi, sağlık sektöründeki bu açılımlar insanların bazı konularda aşırıya kaçmasını netice verdi. Özellikle özel hastaneler ve onların üst düzey otelcilik hizmetinin yanında ticaretin ‘kar etme odaklı’ kuralı bu aşırılığı tetikledi.

  • Sağlıkta gelişmeler daha önce olan fakat görülemeyen birçok sağlık sorununu görünür kıldı. Bu da sağlık sorunlarında çok hızlı bir artış gibi algılandı.

  • Sağlık sisteminde de en birinci basamak ‘koruyucu hekimlik’ tir.Ama çok farklı sebeplerle ‘Tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetler’ koruyucu ve önleyici hizmetlerden daha öncelikli ve önemli hale geldi.Bu da hastalıkları önlemden çok , hastalıkla mücadele ağırlıklı bir hizmete dönüştü.

  • İnsan vücudu mükemmel bir bağışıklı sistemine sahiptir. Birçok rahatsızlığı vücut yatak istirahati, iyi bir beslenme ve moralle, biraz ıhlamur, ada çayı, papatya çayı v.b. takviye ile kendisi aşabilir. En küçük rahatsızlıkta derhal doktora ve ilaca sarılmak bu mükemmel sistemi pasifize eder. Hem yoğun dünya telaşına kısa bir mola verir, kendine gelir, kendini hatırlar, ruhunun yetişmesine imkân verir.

  • İnsanda bulunan ‘ene’nin iki vazifesi var. Biri cüz’i bir ‘malikiyet’ sahibi olarak rabbi tanıma konusunda kıyas yapabilmesi (ben ev yapabiliyorum, O kâinatı yapıyor…) , diğeri acz ve zaaf yönü (eşya zıddıyla bilinir).Hastalıkların insanın acz ve zaafını anlama konusunda ciddi vazifeleri var. Nasıl ki oruç aç insanları anlama konusunda etkiliyse, hastalık ta hasta insanları anlama konusunda aynı konumda. Bu gün grip aşısını yaptırıp hayatından hastalığı tamamen uzaklaştırmaya çalışan, lüks dairelerde yaşayan, lüks arabalara binen insanla empati-sempati yeteneğini kaybediyor.’Evet, hastalık bu mânâyı bize ihtar edip der ki: "Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden terkip edilmiştir. Gururu bırak, aczini anla. Mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya niçin geldiğini öğren." Kalbin kulağına gizli ihtar ediyor.’

  • Hastanelerde birçok ilaca dirençli mikroplar var. Çok gerekli olmadıkça hastanelere gitmek riski beraberinde getiriyor. Özellikle çocuk, yaşlı ve bağışıklık sistemi zayıf olanlar için.

  • İnsanlar yaşlanır veya kronik hastalıkların sonucu ölümüne yakın evlerinde olurlardı. Tüm eş, dost, akraba ziyarete gelirdi. Helalleşilir, halleşilir, vasiyetler edilir.Son arzular yerine getirilir, yasin,tebareke okunur, kelime-i şehadet hatırlatılır , dudağına en sevdikleri su damlatırdı.Son vazifeler özenle yerine getirilir ve ev halkı bu acziyet ve ölümden ciltlerle kitaplar dolusu dersler çıkarırdı. Dünyayı artık çok ciddiye almazdı. Çünkü hakkal-yakin bilirdi ki kimse dünyadan CANLI çıkamayacak. Şimdi insanlar son günlerini yoğun bakımda geçiriyor insanlar. Tedavi olması, geri dönmesi mümkün olmayan birçok hasta, ihtiyar ömrünün bana göre en önemli son zamanlarını oğlundan, kızından, eşinden dostundan, akrabasından ayrı cam arkasında birçok makineye bağlı olarak hastanede tamamlıyor.

Peygamberimiz ‘her şeyin, işin hayırlısı vasat (orta) olandır’ demiştir. Bu sağlık işinde de ifrat ve tefritten uzaklaşıp işin orta yolunu bulmamız gerekiyor galiba. Yoksa hastanede doğup hastane de ölmeye, hastaneleri ikinci adresimiz yapmaya devam ederiz.

Yorumlar (0)

Bu yorumun beslemesine abone olun

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük

busy