Pazar, Haziran 16, 2019
Text Size

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar Erh...

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bize bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar ve Erhan Dargeçit beylere teşekk...

Zehra Okullarındaydık..

Zehra Okullarında Eğitimcilerle birlikteydik...

  • ''Yorulmaz Bilginler'' kreşimiz velilerine ''Ailede Sosyal medya ve iletişim'' konulu konferans verdik.

    Cuma, 10 Mayıs 2019 08:21
  • 5. Akşehir Kitap Fuarına katıldık...

    Pazartesi, 06 Mayıs 2019 12:04
  • İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 30 Nisan 2019 08:51
  • İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Çarşamba, 24 Nisan 2019 10:16
  • Zehra Okullarındaydık..

    Pazartesi, 22 Nisan 2019 12:06

Sosyal



‘İbadetin (az da olsa) sürekli olanı hayırlıdır’ (Hadis-i Şerif)

‘Taşı delen suyun kuvveti değil damlaların sürekliliğidir.’

63. yıl. Peygamber , Hz. Ebu Bekir , Hz. Ömer  ve Hz. Ali’nin vefat ettiği yaş.

Demek ki tam anlamıyla kamil bir insan ömrü.

Ya da insan kemalatının zirve yaşı.

Tabii ki gazeteler insandan daha uzun ömürlü , uzun soluklu olmalı.

Ama en azından bir insan ömrünü tamamlamakta çok anlamlı.

İnsanı insan yapan en önemli unsur olan olan eğitimin temeli , sürekli bir şekilde hakikatle muhatap kılınmasıdır.

Hakikat ; suyun aynı noktaya düşen damlaları gibi insana sunulduğunda en gabi zihinlerde , en sağır kulaklarda, en katı vicdanlarda dahi etkisini gösterecektir.

O halde mutlaka hakikati dile getirmenin yanında sürekli ve istikrarlı bir şekilde dile getirmekte önem arz etmektedir.

Ülkemiz yakın tarihimize göz attığımızda sürekli eserler açısında oldukça fakirdir.

 

Özellikle yerelde süreklilik ayrı bir ayrıcalıktır.

Devamını oku...

Geçen hafta sonu iki gün Gençlik ve Spor Bakanlığının düzenlediği 'Bölgesel Gençlik Çalıştayı’ na Bakanlığımı temsilen katıldım.

4 ana başlıkta konuyla ilgili tüm kesimler çözüm önerilerini sundular.T

Türkiye’nin farklı bölgelerinde yapılan bu çalıştaylardan çıkan sonuçlar Mayıs ta Ankara’da tekrar gözden geçirildikten sonra hükümetin gençlik politikasına yön verecek.

Nüfusun %50 den fazlasının 30 yaşın altında olduğu düşünüldüğünde Mayıs ayı çalışmasının sonuçlarının hükümet ve devletçe en önemli ve en acil yerine getirilmesi gereken işler olduğu gerçeği karşımıza çıkıyor.

Dünya da çok ender olan bu taze , dinamik güç yer altı ve yer üstü madenlerden çok daha kıymetli.

Bu işe vaziyet etmesi için hükümet genç bir bakanını görevlendirdi.Temennimiz odur ki bu çalışmalar ciddi anlamda hayata yansır.

Bizlere düşen görev ise; özellikle STK’lar üzerinden bu sürecin takipçisi olmak ve gerekli desteği vermektir.

Devamını oku...

‘Bu günü  düşünüyorsan balık tut, bir yıl sonrasını düşünüyorsan ekin ek ,
10 yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik, 100 yıl sonrasını düşünüyorsan insanları eğit.

Geçtiğimiz hafta sonu ülkenin köklü gazetelerinden birisi Gar da bir stant açmış ve doğum tarihini söyleyene derhal o günkü gazetenin birinci sayfasını basıp veriyordu. Ben de kendim, eşim ve çocuklarımın doğum tarihlerini söyledim ve doğduğumuz gün çıkan gazetelerin birinci sayfalarına sahip oldum. Gazete bu işi müthiş bir özgüven duygusuyla yapıyordu. Bu gazetenin ilk sayısı 01 Mayıs 1948 idi.

Bu işi Konya da aynı özgüvenle yapabilecek bir gazete var, Yeni Konya.01 Haziran 1949 tarihinden bu güne yayın hayatında. Yarım asırlık süreyi aştığı için ‘çınar olmaya doğru adım adım’ başlığını seçtim yazıma.

Devamını oku...

  • Bu yıl ki ‘8. Ufuk Turu’ nun konusu ‘Değerlerin Dönüşümü ve ahlaki çözülme’ idi. İzleyebildiğim ve not aldığım tüm güzellikleri okuyucularıma aktarıyorum:
  • İnsan değerleri kadar insan.İnsanı hayvandan ayıran temel faktör sahip olduğu değerleri.
  • Bu değerler yaratıcı tarafından ‘fıtri’ olarak (doğuştan) yerleştirilmiştir.İnsanda iyi ve kötü tüm değerler fıtraten verilmiştir.İnsan ikisi arasında sadece tercihte bulunur.
  • Bu yüzyılın en büyük kazanımı devlet ve toplumdan ziyade ‘insan’ın vurgulanması ve öncelenmesidir.
  • Mümin kıymetli bir değer olan sabır üzerinde sabırla durarak , sabırdan rıza makamına geçer.Değerlerin inşasında bize en çok lazım olan sabırdır.
  • Mevlana’nın prizma örneği değerler konusunda güzel bir örnektir.Işık , güneş (yaratıcı) tek ama yansıması insanın sahip olduğu değerlerle bağlantılıdır.
  • Değerler içselleştirilip hayata aktarılmadığı zaman insanın üzerine yapıştırılmış ‘etiket-yafta’ dan öteye geçmez.Sahabe bir ayeti tatbik etmeden diğer ayeti ezberlemiyordu.
  • İnsan ve toplumlar her hareketlerini (çarpıtarak ta olsa) bir değerle ifade etmek zorundadır.ABD’nin Irak işgaline yüklediği (özgürlük ve demokrasi ) anlam gibi.
  • Dünya bir zamanlar ‘modernleşme’ diye dönüyordu.Şimdi ‘küreselleşme’ diye dönüyor.’Durdurun dünyayı inecek var’ diyemediğimize göre değişen dünya ve şartlara uygun değerler üretmek ve modeller geliştirmek zorundayız.

    Devamını oku...

02 Şubat 2004 tarihinde Konya ilimiz Selçuklu merkez ilçesinde Zümrüt apartmanı çöktü. Çöken binada 92 kişi vefat etti, 30 kişi yaralandı. Vefat edenler arasında benim de akrabalarım vardı.

Zümrüt apartmanında görevli ve ‘binanın kara kutusu’ olarak nitelendirilen Yaşar Kıreli, “Çatlaklar bina yapıldığından beri vardı. Bu yüzden 95 milyara aldığı daireyi 68 milyara satan bile oldu.” dedi. Konya’da bayramın ikinci günü çöken ve enkazından dün itibarıyla 89 kişinin cesedinin çıkarıldığı Zümrüt Apartmanı’nda daha önce de çatlaklar oluştuğu belirtildi. Binada kapıcılık yapan Yaşar Kıreli, apartmanda oturan bazı daire sahiplerinin, evlerinin duvarlarında oluşan çatlakları tablo ve perdelerle kapattığını öne sürdü. Apartman çökmeden 10 dakika önce binadan ayrılan Kıreli’nin şu sözleri geride pek çok gözü yaşlı insan bırakan facianın tek sorumlusunun müteahhit olmadığını gözler önüne seriyor: “Çatlakları misafirlerin görmesi istenmezdi. Bunun için ev sahipleri çatlakların üzerine tablo yerleştirirdi.”

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 7 - 29

7