Pazartesi, Aralık 09, 2019

Text Size

Sosyal



Eğitimim , sosyal hayatım ve çalıştığım alan itibariyle Camiiler hayatım boyunca ilgi alanımda oldu. Bu sebeple Camiiler üzerinde çok kafa yordum. Bir çok yazı yazdım. Özellikle Peygamber dönemindeki Mescid-i Nebevi’nin fonksiyonlarını anlatarak günümüzdeki Camiilerin bu örneğe göre düzenlenmesini savundum. (bknz 11 Ekim 2010 tarihli yazım: CAMİİLERİMİZ NE KADAR “CEM EDİCİ”-http://www.cemilpasli.com/sosyal/camiilerimiz-ne-kadar-cem-edici ve 10 Kasım 2011 tarihli yazım Sosyal Hizmetler açısından camilerimiz (Ashabı Suffa örneği-  http://www.cemilpasli.com/sosyal-hizmet/sosyal-hizmetler-acisindan-camilerimiz-ashabi-suffa-ornegi )

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez bana göre Camiilerle ilgili ‘açılım’ adını verdiğim konulmasının bir kısmında şöyle diyordu: ''Gönlüm şunu istiyor, sokak çocuklarının bile sığınabildiği yer Allah'ın evleri olsun. Ankara'ya, İstanbul'a gelip otel parası bulamayan kimsesiz, sokakta kalmış insanların sığınacağı yer yine Allah'ın evleri olsun. Allah'ın evinin kapısına kilit vuramayız. Camilerin yanı başında, müştemilatında oluşturulacak küçük bir yer sayesinde bir gariban, aç kalmış, susuz kalmış, sığınacak bir yer bulamamış insanlar Allah'ın evlerine sığınma imkanı bulsun. Bu bir hayal gibi görülebilir ancak bu hayali hep birlikte gerçekleştireceğiz. Camileri bütün gün açık hale getirmeliyiz. Hiçbir endişe ve korku camilerin kilitli olmasını haklı kılmaz. Unutulmamalı ki hırsızlık endişesi ile camilerimizi kapalı tutarak yaptığımız hırsızlık, hırsızların camilerden götürdüklerinden daha büyük bir hırsızlıktır. Kocatepe'nin altında sürekli devam eden bir kitap kültür fuarı olmalı, çocuklar, gençler ve kadınlar için ayrı mekanlar olmalı. Orada bir taraftan çocuklar oyunlar oynarken, bir taraftan Kur'an-ı Kerim öğrenmeliler, her türlü kültürel ve ilmi faaliyetin yaşandığı bir mekan olmalı. Gençlerimiz ve çocuklarımız camiye geldiğinde caminin kütüphanesine geçip ödevini yapabilmeli. Orada oturup kitap okuyarak vakitlerini geçirebilmeli. Cami ve kitap kadar birbirine çok yakışan başka bir şey yoktur. Camilerimizde kilitli dolaplar ardına hapsedilen birkaç kitap yerine herkesin kullanımına açık, kolay ulaşılabilen, zengin içerikli kütüphaneler oluşturulmalıdır. Gençler orada oturup sohbetler yaparak, kitap okuyarak, bilgi merkezi olan camilerimizden faydalanabilmeli. Camiler kitap ve kültürle buluşmalı”

İki yazımda’da Sayın DİB Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ’in bu gün dile getirdiği altına imzamı bütün samimi kalbimle atabileceğim tespitlerden bahsettim. Başkan’ın Camiiler için bahsettiği konuları çok daha geniş ve ayrıntılı anlattım ve şiddetle tavsiye ettim.

Özellikle Mescidi Nebevi ve bitişiğinde tesis edilen ‘ashabı suffa’ müessesesi üzerinde durdum yazılarımda. Camiilerin her açıdan ‘cem edici’ olmasını , sosyal hayatın dalgalarıyla boğuşan sadece Müslüman değil , her insanın sığınabileceği ‘Nuh’un Gemisi’ gibi dizayn edilmelidir.

Başkanın bu açılımına ilgili tüm insanların (STK’lar , yerel yönetimler , resmi kurumlar ve camii cemaaati) yüksek sesle ve elini taşın altına koyarak destek vermesi çağrısında bulunuyorum. Bu açılım gerçekleştirildiği zaman tüm zaman ve mekanlara da etkisi düşünüldüğünde çok büyük bir hayrın , çok büyük bir fethin kapısı açılacaktır.

Devamını oku...

Peygamberimiz ‘Kim insanlar helak oldu , helak oldu derse en evvel helak olan kendisi olur’ sözüyle olumsuz bakışın insan ve toplum üzerine zararına dikkat çekmiştir.

Bizim ailelerle çalışırken kullandığımız çok önemli bir çözüm materyalimiz var. Bu metodu herkes her bir birimde uygulayabilir. Kişi kendi alemine , ailesine , şirketine  , kurumuna , partisine , derneğine , belediyesine rahatlıkla tatbik edebilir.

Materyalimiz bir A 4 sayfası. A 4 sayfasını dikine tam ortadan 2 ye bir çizgi ile bölüyoruz. Çizginin sol tarafına ‘Neler iyi gidiyor’ sorusunu yazıyoruz. Çizginin sağına ise neler kötü gidiyor yerine ‘Neler daha iyi olabilir’ başlığını yazıyoruz.

Çizginin solundaki ‘Neler iyi gidiyor’ başlığı altına şahsi alemimizde , ailemizde iş yerimiz de ya da şirketimizde her neyse iyi giden her şeyi yazıyoruz.

Çizginin sağındaki ‘Neler daha iyi olabilir’ başlığı altına ise sadece en önemli gördüğümüz 2 maddeyi yazıyoruz. O 2 maddeyi çizginin soluna yazdıktan sonra tekrar önem sırasına göre 2 madde daha yazıyoruz ve çizginin sağını tamamen sol tarafa taşıyana kadar bu iyileştirme çalışmalarına devam ediyoruz.

Peki neden çizginin soluna iyi giden tüm şeyleri yazıyoruz da  , çizginin sağına ‘daha iyi olabilir’ dediğimiz şeylerin hepsini değil sadece en önemli gördüğümüz 2 tanesini yazıyoruz ???

İşte burada insan psikolojisi devreye giriyor. Eğer çizginin sağına da tüm ‘daha iyi olabilir’ leri yazarsak insan ciddi anlamda yılgınlığa ve ümitsizliğe düşüyor. Problemler gözünde büyüyor. Motivasyonu azalıyor. Çünkü ‘daha iyi olabilir’ dediğimiz şeyler dünden bu güne oluşmuş ve hemencecik çizginin soluna taşınabilecek şeyler olmuyor çoğu zaman.

Devamını oku...

‘İbadetin (az da olsa) sürekli olanı hayırlıdır’ (Hadis-i Şerif)

‘Taşı delen suyun kuvveti değil damlaların sürekliliğidir.’

63. yıl. Peygamber , Hz. Ebu Bekir , Hz. Ömer  ve Hz. Ali’nin vefat ettiği yaş.

Demek ki tam anlamıyla kamil bir insan ömrü.

Ya da insan kemalatının zirve yaşı.

Tabii ki gazeteler insandan daha uzun ömürlü , uzun soluklu olmalı.

Ama en azından bir insan ömrünü tamamlamakta çok anlamlı.

İnsanı insan yapan en önemli unsur olan olan eğitimin temeli , sürekli bir şekilde hakikatle muhatap kılınmasıdır.

Hakikat ; suyun aynı noktaya düşen damlaları gibi insana sunulduğunda en gabi zihinlerde , en sağır kulaklarda, en katı vicdanlarda dahi etkisini gösterecektir.

O halde mutlaka hakikati dile getirmenin yanında sürekli ve istikrarlı bir şekilde dile getirmekte önem arz etmektedir.

Ülkemiz yakın tarihimize göz attığımızda sürekli eserler açısında oldukça fakirdir.

 

Özellikle yerelde süreklilik ayrı bir ayrıcalıktır.

Devamını oku...

Geçen hafta sonu iki gün Gençlik ve Spor Bakanlığının düzenlediği 'Bölgesel Gençlik Çalıştayı’ na Bakanlığımı temsilen katıldım.

4 ana başlıkta konuyla ilgili tüm kesimler çözüm önerilerini sundular.T

Türkiye’nin farklı bölgelerinde yapılan bu çalıştaylardan çıkan sonuçlar Mayıs ta Ankara’da tekrar gözden geçirildikten sonra hükümetin gençlik politikasına yön verecek.

Nüfusun %50 den fazlasının 30 yaşın altında olduğu düşünüldüğünde Mayıs ayı çalışmasının sonuçlarının hükümet ve devletçe en önemli ve en acil yerine getirilmesi gereken işler olduğu gerçeği karşımıza çıkıyor.

Dünya da çok ender olan bu taze , dinamik güç yer altı ve yer üstü madenlerden çok daha kıymetli.

Bu işe vaziyet etmesi için hükümet genç bir bakanını görevlendirdi.Temennimiz odur ki bu çalışmalar ciddi anlamda hayata yansır.

Bizlere düşen görev ise; özellikle STK’lar üzerinden bu sürecin takipçisi olmak ve gerekli desteği vermektir.

Devamını oku...

‘Bu günü  düşünüyorsan balık tut, bir yıl sonrasını düşünüyorsan ekin ek ,
10 yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik, 100 yıl sonrasını düşünüyorsan insanları eğit.

Geçtiğimiz hafta sonu ülkenin köklü gazetelerinden birisi Gar da bir stant açmış ve doğum tarihini söyleyene derhal o günkü gazetenin birinci sayfasını basıp veriyordu. Ben de kendim, eşim ve çocuklarımın doğum tarihlerini söyledim ve doğduğumuz gün çıkan gazetelerin birinci sayfalarına sahip oldum. Gazete bu işi müthiş bir özgüven duygusuyla yapıyordu. Bu gazetenin ilk sayısı 01 Mayıs 1948 idi.

Bu işi Konya da aynı özgüvenle yapabilecek bir gazete var, Yeni Konya.01 Haziran 1949 tarihinden bu güne yayın hayatında. Yarım asırlık süreyi aştığı için ‘çınar olmaya doğru adım adım’ başlığını seçtim yazıma.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 7 - 29

7