Cuma, Mart 05, 2021

Text Size

Sosyal



Son günlerde olup bitenleri ibretle izliyoruz.

Olaylar olmadan yıllar önce işin buraya gelmemesi için çok çaba sarf ettim.

Ehl-i hamiyet yüz binlerce insanın da böyle bir çaba içinde olduğunu biliyorum.

‘Biz Uhud’un okçusuyuz, bizim harp meydanında ki ganimetle işimiz olmaz,olmamalı’ dedim.

Konuşan yalnız hakikat olması için bu hizmetin bırakın dünya menfaati ahrete yönelik menfaatler için dahi kullanılmasına kader-i İlahi izin vermez,vermiyor,vermemiş‘diye bağırdım

‘Taraftarlarınızı Cemel  Ovasına götürmeyin,biz birinci Cemel’in yaralarını tam anlamıyla saramadık.Hala içten içten kanıyor.2. Cemel olayına tahammülümüz yok.Taraftarlarınızı harp meydanına götürürseniz onlara sahip çıkamazsanız.Aralarındaki provokatörler onları birbirine düşürür ve bu işin kazananı olmaz ’ diye FERYAT ETTİM.

Şefkat tokatları risalesini hatırlattım.Üstad’ın zikrettiği kendi başına gelen tokatlardan bahsettim, laakal(en geç) 15 günde bir okunmalı dediği İhlas Risalesini tavsiye ettim.

‘Uhuvvet(kardeşlik) risalesini okuma vaktidir’ dedim. Ve şu bölüme dikkat çektim:’ Medar-i ibret bir hikâye:Bedevî aşiretlerinden Hasenan aşiretinin birbirine düşman iki kabilesi varmış. Birbirinden, belki elli adamdan fazla öldürdükleri hâlde, Sipkan veya Hayderan aşireti gibi bir kabile karşılarına çıktığı vakit, o iki düşman taife, eski adâveti unutup, omuz omuza verip, o haricî aşireti def edinceye kadar dahilî adâveti hatırlarına getirmezlerdi.

İşte, ey mü'minler! Ehl-i İmân aşiretine karşı tecavüz vaziyetini almış ne kadar aşiret hükmünde düşmanlar olduğunu bilir misiniz? Birbiri içindeki daireler gibi yüz daireden fazla vardır. Her birisine karşı tesanüd ederek, el ele verip müdafaa vaziyeti almaya mecburken, onların hücumunu teshil etmek, onların harîm-i İslâma girmeleri için kapıları açmak hükmünde olan garazkârâne tarafgirlik ve adâvetkârâne inat, hiçbir cihetle ehl-i imana yakışır mı? O düşman daireler, ehl-i dalâlet ve ilhaddan tut, tâ ehl-i küfrün âlemine, tâ dünyanın ehvâl ve mesâibine kadar, birbiri içinde size karşı zararlı bir vaziyet alan, birbiri arkasında size hiddet ve hırsla bakan, belki yetmiş nevi düşmanlar var. Bütün bunlara karşı kuvvetli silâhın ve siperin ve kalen, uhuvvet-i İslâmiyedir. Bu kale-i İslâmiyeyi küçük adâvetlerle ve bahanelerle sarsmak, ne kadar hilâf-ı vicdan ve ne kadar hilâf-ı maslahat-ı İslâmiye olduğunu bil, ayıl.

Ehâdis-i şerifede gelmiş ki: "Âhirzamanın Süfyan ve Deccal gibi nifak ve zındıka başına geçecek eşhâs-ı müdhişe-i muzırraları, İslâmın ve beşerin hırs ve şikakından istifade ederek, az bir kuvvetle nev-i beşeri hercümerc eder ve koca âlem-i İslâmı esaret altına alır."

Devamını oku...

15 yıldan fazla bir süredir Alevilik konusunu çalışıyorum. Ülkenin üzerinde kafa yorması gereken önemli bir konu Alevilik.

2006 yılında bu konuda ilk kitabı yazdım.17-18 Mart 2007 de Abant Platformu ev sahipliğinde ‘’Tarihi , Kültürel , Aktüel , Folklorik ve Aktüel Boyutlarıyla Alevilik’’ konulu çalıştayda bulundum.

Toplantıyı ‘İKİ KITANIN BİRLEŞTİĞİ YERDE İKİ FARKLI KÜLTÜRÜ KONUŞMAK’ başlıklı yazımda 12 maddede değerlendirmişmiş(http://www.cemilpasli.com/sosyal/iki-kitanin-birlestigi-yerde-iki-farkli-kulturu-konusmak ) son paragrafı şöyle bağlamıştım:

‘"İttifak marifetle olur” Marifet ilimle, irfanla ,görüşme ,konuşma ve diyalogla sağlanır.İlk toplantı olmasına rağmen fevkalade mesafe alındı. Mesafe uzatılmadan toplantıların devamı sağlanmalı ve bu konudaki konsensüs yüksek sesle ifade edilmelidir. Prof. Dr. Seyit Ali Tekalan beyin toplantının sonlarında yaptığı konuşmada altını çizdiği “bir çiçekle bahar gelmez ama her bahar bir çiçekle başlar “ anlayışı gereği bu konuda bahara oldukça yaklaştık kanaatiyle iki kıtanın birleştiği yerden iki kültürün asırlardır birlikte yaşadığı Anadolu’ya ümitle, sevinçle döndüm.

O tarihten sonra konu hiçbir zaman gündemden düşmedi. Çalıştaylar yapıldı.Bu konuya kafa yoranların gayretleriyle ciddi mesafeler alındı.

Ama en somut, en net adım bu hafta içerisinde Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin DOĞAN tarafından kamuoyuna duyuruldu. Ankara’da Başkent’te bir arsa içerisine Aşevi-Camii ve Cemevi’nin birlikte yapılacağını,teklifin Fethullah GÜLEN Hocaefendi tarafından yapıldığını ve masraflarında Hocaefendi’nin yönlendireceği hayır sahiplerince karşılanacağını açıkladı.

Böyle güzel, harikuladeve anlamlı bir projeyi hayata geçirmede emeği olan herkese canı gönülden teşekkür ediyor, kardeşliğimize, birlik ve beraberliğimize vesile olmasını rabbimden niyaz ediyorum.

Alevilik konusunu çalışanlar şunu bilirler Alevi vatandaşlarımızın problemlerini çözmeden terör meselesini de minimize edemezsiniz.

Gerçek anlamda bir huzur iklimi oluşturulmak isteniyorsa devletin 76 milyon vatandaşını kucaklayabileceği bir şekle getirilmesi gerekir.

Bunun için bireyi ön plana alan, her bir bireyin problemini önemseyen ve çözüm üreten bir sistematiğe sahip şefkatli bir devlet yapısı oluşturulmalıdır.

Devamını oku...

 

Şerefli müslüman
kardeşlerimin
Arefe ve Bayramını
tebrik ediyor,
hayırlara kapı açmasını
Rabbimizden
dua ve niyazlarla
diliyorum.
Uzm. Cemil PASLI

 

 

Konya Platformu Derneğinin çalışmalarını uzun süredir yakından izliyorum.

Birkaç faaliyetinde bize düşen görevler oldu. Memnuniyetle elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalıştık.

Başta Başkan M. Ali ÇELİK olmak üzere , dostlarım Hakan PARLATIR , Ali UMUR ve Zekeriya MIZIRAK'ın davetleri ve üyelerin tasvibiyle ben de bu güzel ailenin bir ferdi olarak Yönetim Kuruluna katıldım.


En son Konya'ya Amatem'in kazandırılması olmak üzere ciddi çalışmalara imza atıyor Konya Platformu Derneği.


Konya'nın farklı alanlarında ön plana çıkmış çok farklı kesimlerden oldukça yoğun insanların böyle tamamen ''gönüllüğü'' esas alan bir Sivil Toplum Kuruluşu çatısı altında buluşmaları ve Konya için kalıcı eserler bırakma çabaları her türlü takdiri ve teşekkürü hak ediyor.

Devamını oku...

MİSAFİR YAZAR-YASİN PAKSOY

 

Gezi Parkı olayları
tam bir sosyal laboratuvar
oldu ülkede herkesin durduğu yer
tam anlamıyla anlaşıldı.
Önce Başbakanın hastalandığında
Boy gösterdiler  onlar.
Ama herkes net göremedi.
Kimin nerde durduğunu.
Sonra 'Gezi Parkı Olayları' gelişti.
Dünyanın en heterojen topluluklarından
Olan bu toplumu 'gezi parkı olayları' bir anda
Homojen hale getirdi.
Açığa düştü bazı kumuflajlarla hareket edenler.
Bu gün ise durdukları yer
Anlaşılanlar ,açığa düşenler
menfaatleri için
eski konumlarına ÇARKLA,
DÜMEN KIRMAKLA
meşguller.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 7 - 31

7