Pazar, Haziran 16, 2019
Text Size

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar Erh...

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bize bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar ve Erhan Dargeçit beylere teşekk...

Zehra Okullarındaydık..

Zehra Okullarında Eğitimcilerle birlikteydik...

  • ''Yorulmaz Bilginler'' kreşimiz velilerine ''Ailede Sosyal medya ve iletişim'' konulu konferans verdik.

    Cuma, 10 Mayıs 2019 08:21
  • 5. Akşehir Kitap Fuarına katıldık...

    Pazartesi, 06 Mayıs 2019 12:04
  • İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 30 Nisan 2019 08:51
  • İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Çarşamba, 24 Nisan 2019 10:16
  • Zehra Okullarındaydık..

    Pazartesi, 22 Nisan 2019 12:06

Sosyal



Konyaspor’un 1. Lige çıkma mücadelesinde , tüm şehrin 7 sinden 70 ine

kenetlenerek ortaya koyduğu birlik ve beraberlik ruhu başarıyı getirdi.

01Haziran 2009 tarihinde Konyaspor 1. Ligden düştüğünde bir yazı yazmıştım.

‘’Konyaspor süper ligden düştü. Olayı nasıl okumalı ? ‘’

başlıklı yazımda tekrar 1. Lige çıkmak ve kalıcı olmak konusunda önerilerimi sıralamıştım.

http://www.cemilpasli.com/siyaset/konyaspor-super-ligden-dustu-olayi-nasil-okumali

Ve Konyaspor 1. Ligte artık.

Daha öncede çıkmıştı.

Bu bir milat olmalı.

01 Haziran 2009 tarihinde dile getirdiğim huşuların altını tekrar çiziyorum.

Şehrin önde gelenleri  yapılması gereken çok farklı alanlardaki işlerde

bu birlik ve beraberlik ruhunu ortaya koymalı.

Çünkü birlik ve beraberliğin olmadığı yerde ayrılık ve nifak vardır.

Nifak ve ayrılığın olduğu bir yerde ise başarı asla ve asla görülmemiştir.

Seçimler yapıldı , yapılıyor , yapılacak.

Devamını oku...

‘SIK SIK , ‘dört yılda bir değil’ ,

DÜZENLİ , her ayın ilk hafta sonu ,

ARACISIZ , doğrudan , yüzyüze,

ÖN YARGISIZ , farklılıklara saygılı ,

SANSÜRSÜZ , filtresiz ,

DİYALOG için Türkiye küçük Millet Meclisi (http://www.tkmm.net)

İlkeleriyle kendini tanımlayan TkMM her ilde , o ildeki sivil toplumun bir kesitini oluşturan , var olan hiçbir sosyal kesimin dışlanmadığı diyalog gruplarından oluşuyor. 4 yaşına giren oluşum 2008 yılında kuruldu ve şu an 22 İl de her ay toplanıyor.

Toplantılar Türkiye’nin her tarafında aynı zamanda her ayın ilk hafta sonu yapılıyor. Her toplantı 3 saat sürüyor ve Türkiye gündemindeki güncel bir konu ile o ilin yerel gündemindeki güncel bir konu tartışılıyor. Önce sivil toplum konuşuyor , sonra vekillere soruluyor. ‘ Çözüm önerileriniz nedir ? ‘  diye. İlk konuşmalarda herkesin süresi 5 dakika. Soru-cevap kısmında soru için 15 saniye , cevap için 2 dakika. Tartışılacak konuların ne olduğuna küçük meclisin üyeleri cevap veriyor.

‘’Eşit yakınlık , önyargılar giremez ,

Amaç ‘üzüm yemek’ ,

Diyalog=konuşmak+dinlemek ,

Hedef ‘karar almak ve uygulamak’ değil ,

Söz uçar yazı kalır ,

Adem-i merkezi yapı: özerk girişimler ,

Açıklık , şeffaflık ,

Belediyeler hepimizin’’  gibi sözlerle TkMM kendini tarif ediyor.

Konya TkMM 30 Mart tarihinde , Konya Platformu’ nun ev sahipliğinde ve organizesinde ilk toplantısını yaptı. Toplantının moderatörlüğünü Şanar YURDATAPAN yaptı. Konuğu ise Akil adamlardan Abdurrahman DİLİPAK idi.

Ülke gündemi gereği ‘Çözüm süreci’ konuşuldu önce. Sonra Konya ile ilgili her şey. Problemler ve çözüm önerileri , ya da Konya’yı ileriye götürecek her fikir konuşuldu. Meclis 19.00 da başladı , belki ilk toplantı olduğundan 23.45 e kadar sürdü.

Ben kendi adıma çok istifade ettim. İlimiz adına da çok güzel fikirler ve projeler konuşuldu. TkMM’nin TBMM çalışmalarına çok ciddi katkılar sağladığını ve sağlayacağına da inanıyorum.

TkMM’nin toplanmasında emeği geçen herkese  , özellikle Konya Platformu Başkanı M. Ali ÇELİK başta olmak üzere Hakan PARLATIR , Ali UMUR , Zekeriya MIZIRAK ve diğer yönetim kurulu üyesi arkadaşlarına teşekkür ediyorum.

Devamını oku...

Daha uyuşturucuyu bırakalı 2 gün olmuş , 3. Güne dönmüştü. Ama yine de yaşadıklarıyla ilgili başkaları yaşamasın için anlatacağı çok şey vardı.

Bir evin tek çocuğuyum,23 yaşındayım. Babam esnaftı bende babamın işine devam ettim.

Uyuşturucuya çok yakın bir akraba düğününde arkadaşımın tavsiyesiyle ‘kafa bulmak’ amacıyla esrarla başladım , eroinle devam ettim, 8 ay oldu. Ama çok kısa sürede ‘bağımlı’ hale geldim. Onsuz yapamıyordum.

Dükkan geliri yetmemeye başladı ve borçlanmaya başladım.

Babamdan annemden saklamaya çalıştım belli bir süre. Ama odam da ve arabada madde buldular ve öğrendiler. Onları çok özdüm.

Sosyal çevrem dışladı. Yuvam dağılacak bir hale geldi.

Eroin öyle bir madde ki ihtiyaç duyduğunuzda , nöbet geldiğinde gözünüz hiçbir şeyi görmüyor. Her şeyi göze alıyorsunuz.

Uyuşturucu ticaretinin altında örgüt ve örgütler var, terör var. Madde kullananlar belli bir sürede kendi maddelerini temin için yeni bağımlılar bulmak , oluşturmak zorunda hissediyorlar. Yani yeni başlayan bağımlılar kısa sürede ‘torbacı’ hale geliyorlar , gelmek zorundalar.7-8 bağımlı oluşturursan senin ki ücretsiz hale geliyor.

İlkokullara yakın parklarda maalesef çok küçük çocuklar madde kullanılıyor. Madde sadece belli semtlerde değil Konya’nın her tarafında satılıyor.

Bırakmak konusunda her şey önce bağımlının beyninde karar vermesi gerekiyor. Bağımlı için zor olan bırakmada ilk 3 gün çok zor geçiyor. Çoğu bağımlı bu 3 günle yüzleşmek , yaşamak istemediği için bırakmaya teşebbüs etmekten kaçınır.

Devlet , Yerel Yönetim ve STK lar madde bağımlılarına yardımcı olmak istiyorlarsa özellikle bu ilk 3 günü güven ve destekle geçirebilecekleri ortamları oluşturmalılar.

Bu 3 günü tek başına kimse yaşayamaz. Yaşamaya cesaret edemez. Özellikle en yakınları ve kurumlar bağımlının yanında olmalı ona güven ve cesaret vermeli.

Devamını oku...

Eğitimim , sosyal hayatım ve çalıştığım alan itibariyle Camiiler hayatım boyunca ilgi alanımda oldu. Bu sebeple Camiiler üzerinde çok kafa yordum. Bir çok yazı yazdım. Özellikle Peygamber dönemindeki Mescid-i Nebevi’nin fonksiyonlarını anlatarak günümüzdeki Camiilerin bu örneğe göre düzenlenmesini savundum. (bknz 11 Ekim 2010 tarihli yazım: CAMİİLERİMİZ NE KADAR “CEM EDİCİ”-http://www.cemilpasli.com/sosyal/camiilerimiz-ne-kadar-cem-edici ve 10 Kasım 2011 tarihli yazım Sosyal Hizmetler açısından camilerimiz (Ashabı Suffa örneği-  http://www.cemilpasli.com/sosyal-hizmet/sosyal-hizmetler-acisindan-camilerimiz-ashabi-suffa-ornegi )

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez bana göre Camiilerle ilgili ‘açılım’ adını verdiğim konulmasının bir kısmında şöyle diyordu: ''Gönlüm şunu istiyor, sokak çocuklarının bile sığınabildiği yer Allah'ın evleri olsun. Ankara'ya, İstanbul'a gelip otel parası bulamayan kimsesiz, sokakta kalmış insanların sığınacağı yer yine Allah'ın evleri olsun. Allah'ın evinin kapısına kilit vuramayız. Camilerin yanı başında, müştemilatında oluşturulacak küçük bir yer sayesinde bir gariban, aç kalmış, susuz kalmış, sığınacak bir yer bulamamış insanlar Allah'ın evlerine sığınma imkanı bulsun. Bu bir hayal gibi görülebilir ancak bu hayali hep birlikte gerçekleştireceğiz. Camileri bütün gün açık hale getirmeliyiz. Hiçbir endişe ve korku camilerin kilitli olmasını haklı kılmaz. Unutulmamalı ki hırsızlık endişesi ile camilerimizi kapalı tutarak yaptığımız hırsızlık, hırsızların camilerden götürdüklerinden daha büyük bir hırsızlıktır. Kocatepe'nin altında sürekli devam eden bir kitap kültür fuarı olmalı, çocuklar, gençler ve kadınlar için ayrı mekanlar olmalı. Orada bir taraftan çocuklar oyunlar oynarken, bir taraftan Kur'an-ı Kerim öğrenmeliler, her türlü kültürel ve ilmi faaliyetin yaşandığı bir mekan olmalı. Gençlerimiz ve çocuklarımız camiye geldiğinde caminin kütüphanesine geçip ödevini yapabilmeli. Orada oturup kitap okuyarak vakitlerini geçirebilmeli. Cami ve kitap kadar birbirine çok yakışan başka bir şey yoktur. Camilerimizde kilitli dolaplar ardına hapsedilen birkaç kitap yerine herkesin kullanımına açık, kolay ulaşılabilen, zengin içerikli kütüphaneler oluşturulmalıdır. Gençler orada oturup sohbetler yaparak, kitap okuyarak, bilgi merkezi olan camilerimizden faydalanabilmeli. Camiler kitap ve kültürle buluşmalı”

İki yazımda’da Sayın DİB Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ’in bu gün dile getirdiği altına imzamı bütün samimi kalbimle atabileceğim tespitlerden bahsettim. Başkan’ın Camiiler için bahsettiği konuları çok daha geniş ve ayrıntılı anlattım ve şiddetle tavsiye ettim.

Özellikle Mescidi Nebevi ve bitişiğinde tesis edilen ‘ashabı suffa’ müessesesi üzerinde durdum yazılarımda. Camiilerin her açıdan ‘cem edici’ olmasını , sosyal hayatın dalgalarıyla boğuşan sadece Müslüman değil , her insanın sığınabileceği ‘Nuh’un Gemisi’ gibi dizayn edilmelidir.

Başkanın bu açılımına ilgili tüm insanların (STK’lar , yerel yönetimler , resmi kurumlar ve camii cemaaati) yüksek sesle ve elini taşın altına koyarak destek vermesi çağrısında bulunuyorum. Bu açılım gerçekleştirildiği zaman tüm zaman ve mekanlara da etkisi düşünüldüğünde çok büyük bir hayrın , çok büyük bir fethin kapısı açılacaktır.

Devamını oku...

Peygamberimiz ‘Kim insanlar helak oldu , helak oldu derse en evvel helak olan kendisi olur’ sözüyle olumsuz bakışın insan ve toplum üzerine zararına dikkat çekmiştir.

Bizim ailelerle çalışırken kullandığımız çok önemli bir çözüm materyalimiz var. Bu metodu herkes her bir birimde uygulayabilir. Kişi kendi alemine , ailesine , şirketine  , kurumuna , partisine , derneğine , belediyesine rahatlıkla tatbik edebilir.

Materyalimiz bir A 4 sayfası. A 4 sayfasını dikine tam ortadan 2 ye bir çizgi ile bölüyoruz. Çizginin sol tarafına ‘Neler iyi gidiyor’ sorusunu yazıyoruz. Çizginin sağına ise neler kötü gidiyor yerine ‘Neler daha iyi olabilir’ başlığını yazıyoruz.

Çizginin solundaki ‘Neler iyi gidiyor’ başlığı altına şahsi alemimizde , ailemizde iş yerimiz de ya da şirketimizde her neyse iyi giden her şeyi yazıyoruz.

Çizginin sağındaki ‘Neler daha iyi olabilir’ başlığı altına ise sadece en önemli gördüğümüz 2 maddeyi yazıyoruz. O 2 maddeyi çizginin soluna yazdıktan sonra tekrar önem sırasına göre 2 madde daha yazıyoruz ve çizginin sağını tamamen sol tarafa taşıyana kadar bu iyileştirme çalışmalarına devam ediyoruz.

Peki neden çizginin soluna iyi giden tüm şeyleri yazıyoruz da  , çizginin sağına ‘daha iyi olabilir’ dediğimiz şeylerin hepsini değil sadece en önemli gördüğümüz 2 tanesini yazıyoruz ???

İşte burada insan psikolojisi devreye giriyor. Eğer çizginin sağına da tüm ‘daha iyi olabilir’ leri yazarsak insan ciddi anlamda yılgınlığa ve ümitsizliğe düşüyor. Problemler gözünde büyüyor. Motivasyonu azalıyor. Çünkü ‘daha iyi olabilir’ dediğimiz şeyler dünden bu güne oluşmuş ve hemencecik çizginin soluna taşınabilecek şeyler olmuyor çoğu zaman.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 6 - 29

6