Perşembe, Mart 21, 2019
Text Size

Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

Selçuk Üniversitesi Kadın, Aile ve Toplum Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (Katum) Müdürlüğünün düzenlediği “Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” k...

İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

Konya Kültürünün işlendiği Koyunoğlu Müzesi İkindi Sohbetlerinde seçkin bir toplulukla "Mevlana ve İletişim" konusunu paylaştık. Gerçekten dinleyi...

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

  • Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

    Çarşamba, 13 Mart 2019 12:05
  • İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 05 Mart 2019 08:34
  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01

Sosyal



15 Temmuzun üzerinden  5 ay geçti.

Şu an daha soğukkanlı değerlendirmeler yapmak mümkün.

Halkın iradesine halktan aldığı yetki ve vergilerle düzenli olarak müdahale eden ‘Darbeci-Jakoben Habis Ruh’  Devletten tamamen kovulmadıkça 15 Temmuz ilk değildi son da  olmayacak.

Çok fazla gerilere  gitmeden 150 yıllık yakın tarihimize göz attığımızda aynı şartlar altında yaşadığımız benzer sonuçları çok net görürüz. Zira sünnetullah değişmez.(Ahzab,33/62,Fetih,48/23,Fatır,38/43)

Kısaca olaylara ve sonuçlara göz atalım:

1.Osmanlı’da sistemi re-organize yapıp sistemi rehabilite etmek isteyen Sultan Abdulaziz iki bileği kesilip, ‘intihar etti’ iftirası yaparak katleden darbe şebekesini organize eden Mithat Paşa İngiliz Büyükelçiliğinde saklandı .

2.II.Abdulhamid’i tahtından indiren hareket ordusu yönetimi darbeyi devletin içerisine, en derinliklerine yerleştiren bir sistem kurdular, ‘devlet içinde devlet’ diyebileceğimiz ‘komitecilik’ virüsünü devletin en kılcallarına kadar yaydılar.

Komiteciler halk ne derse desin kendi Jakoben yaklaşımlarına aykırı siyaset yapan halkın temsilcilerini milletin vatanı korumak için kendilerine namusları olarak teslim edilen silahları kullanarak indirmeyi kendilerine  en önemli vazife olarak gördüler, yani ‘zinde güçler durumdan vazife çıkararak’ sık sık harekete geçtiler.

3.1913 Bâb-ı Âli Baskını, Osmanlı İmparatorluğu'nda 23 Ocak 1913 günü desteğini yine ülke düşmanlarından alan Enver Bey ve Talat Bey'in başını çektiği bir grup İttihat ve Terakki üyesi tarafından hükûmet binası Bâb-ı Âli'nin basılmasıyla gerçekleştirilen askerî darbe olarak tarih kitaplarındaki yerini aldı . Bu baskın sırasında Harbiye Nazırı Nâzım Paşa öldürülmüş, Sadrazam Kâmil Paşa'ya zorla istifası imzalattırılmıştır. Darbe sonrasında iktidar İttihat ve Terakki'nin eline geçmiştir.

Baskının ertesi günü Britanya Askerî Ateşesi Yarbay Frederick Tyrrell ile baskını gerçekleştiren Binbaşı Enver Bey’in birlikte göründüğü fotoğraf darbecilerin mantığını çok iyi gösteriyor. Kendi vatan ve milletinin meşru Harbiye Nazırını öldüren ,Başbakanını silah zoruyla istifa ettiren çetecilerin başı zavallı,ezik,şahsiyetsiz,3 ahmak kafadan olan (diğerleri Cemal ve Talat)  bir İngiliz yarbayı karşısında köpek gibi yalakalık yapıyor.

İşte arkasını dışarıdaki efendilerine dayamış  bu darbeci köpekler devletin kılcallarına kadar sirayet ettiler. Ne zaman efendilerinden talimat gelse  gözlerini kırpmadan kendi vatan ve milletinin aleyhine harekete geçtiler ve her zaman efendilerinin istediğinin fazlasını yaptılar.

4.27 Mayıs 1960 devrin meşru Başbakanı Adnan Menderes yine aynı kafa ve aynı yöntemlerle iktidardan indirildi, köpek-bebek davalarıyla, yalan ve dezenformasyonlarla itibarsızlaştırılıp, üzerinde sigara söndürülüp, idamdan önce prostat muayenesi yapıyoruz gerekçesiyle işgal ordularının daha yapmayacağı, hayasızlık ve alçaklığı yaptı darbeci zihniyetin  piyonları.

5.12 Mart 1971 de yine seçilmiş hükümet ve Başbakanı Süleyman Demirel’e muhtıra verdiler. Muhtıradan önce yaşanan bir olayı hatırlatalım. ABD Demirel’den Afyonun yasaklanmasını istemişti. Demirel, Afyonun Türkiye’de 1970’li yıllarda önemli bir geçim kaynağı olduğunu hatta Afyon isimli bir İl olduğunu ifade ederek geri çevirmişti.

12 Mart 1971 muhtırasıyla indirilen Demirel’den sonra darbeciler tarafından Başbakan yapılan Nihat Erim hükümetinin ilk işi afyonu yasaklamak oldu.

Devamını oku...

 

Son yazımızda ‘Cumhurbaşkanımız yalnız mı ?’ sorusuna cevap aramıştık.

İşin devlet kısmını ele almış, tahlil yapmış ve 2 sebeple yalnızlığına yönelik tespitlerde bulunmuştuk.

http://www.cemilpasli.com/tarih/cumhurbaskanimiz-yalniz-mi

Bu yazımızda konunun devlet tarafından değil, millet tarafından görünüşüne dair görüşlerimizi ifade etmeye gayret edeceğiz.

Devletimizin 1839 dan itibaren yönünü batıya dönmesi ve batıda hakim olan Jakoben bakış açısını benimsemesi asırlık devlet tecrübesi olmasına rağmen devlet-millet buluşması ve beraberliği konusunda zaman zaman büyük sıkıntılar yaşadığımız doğrudur.

Milletin adamları diyebileceğimiz devlet adamları bu beraberliğin oluşmasındaki engelleri ortadan kaldırmaya çalışsa da mevcut sistemin bu işi kolaylaştırmak yerine engellediğini söyleyebiliriz.

Allah’ın kainata koyduğu düzene ‘Sünnetullah’ diyoruz ve ilmin temeli olan bu düzende aynı sebepler aynı sonuçları doğuruyor, bu değişmeyen bir kanun.(Fetih,48/23)

Normal Şartlar Altında son 150 yılda yaşadıklarımıza göz atalım;

1876 (Abdulaziz’in öldürülmesi), 31 Mart(1908),1960 (Menderes’in idam edilmesi), 1971(Demirel’in indirilmesi), 1980(Siyasetin tümden tasfiyesi), 1997(Erbakan’ın indirilmesi), 2007(Erdoğan’ın indirilme teşebbüsü), 15 Temmuz 2016(İç savaş ve ülkeyi küçük kantonlara bölme girişimi)

Yukarıdaki olaylara göz attığımızda şunu net bir şekilde görürüz.

Milletin iradesine rağmen milletin adamlarına karşı operasyon yapan güçlerin ellerindeki güç ve imkanlara asla dokunulmamış, aksine  her teşebbüsten sonra millete rağmen, millete darbe yapan kişi ve kurumlar güçlenmiş ve 15 Temmuzda milletin devletini koruması için teslim ettiği uçak, tank, topu milletine çevirme ve pervasızca kullanma cesaretini göstermiştir.

Peki ne yapmak lazım ???

Devamını oku...

Kişiyi ayakta tutan ve birbiriyle tamamen bağlantılı 3 temel esas vardır:

1.Özgüven

2.Sosyal Çevre

3.Zihni arka plan(güncel, taze, doğru bilgi birikimi)

Medya kişileri ayakta tutan bu 3 temel esası en çok etkileyen sektördür.

Bu tarih boyunca hiç değişmemiştir.

Peygamberimiz döneminde medya işlevini şairler yerine getiriyor ve onların en iyi şiirleri altın harflerle Kabe’nin duvarında (Muallakat-ı Seb’a:Yedi asılanlar) Mekke halkının ve Hacıların dikkatine sunuluyordu.

Bu gün medya akıllı telefonlar vasıtasıyla tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar hayatımıza girdi.

Eğer kişiler özellikle sosyal medya kullanımını bir sistem ve disiplin içerisinde kullanmazsa  -bunun bu gün örnekleri var- ilerleyen aşamada psikiyatri servislerinde yatış verilerek sosyal medya kullanımı disipline edilmesi gereken vakalar oluşacak.

İnsanın özgüvenini geliştirme, zihni arka planını zenginleştirme ve sosyal çevresini güncel, taze ve geniş tutma konusunda tabii ki sosyal medyaya ihtiyacı var. Sosyal Medyadan tamamen uzaklaşmak ve salt kendisini bir tehdit olarak görmek kişiyi zamandan koparır ve yalnızlığa, gündem-dışılığa, bilgisizliğe iter ve her konuda başarısız kılar kabul.

Bu sebeple Ailede önce anne-babalar kendileri bizzat örnek olarak ‘’Aile ve Medya Okuryazarlığı’’ konusunda çocuklarını eğitmeli ve onlara rehberlik etmeliler tamam.

Bir önceki yazımda (Aile ve Medya(Sempozyum tebliğim)= http://www.cemilpasli.com/sosyal-hizmet/aile-ve-medya-sempozyum-tebligim ) ailenin medyaya karşı duruşunu ayrıntılı bir şekilde yazmıştım.vBu yazımda Özgüven ve sosyal medya bağlantısı ve olayın nasıl klinik psikiyatri alanına kaydığını açıklamaya çalışacağım.

İnsanı halife yapan diğer varlıklardan farklı olarak kendisine verilen egodur/nefistir.

Nefis, psikolojide ego ile ifade edilmekte onu dengeleyen (akıl, kalp, vicdan) unsurlarda süper ego olarak tarif edilmektedir.

Devamını oku...

basın yayın enformasyon ile ilgili görsel sonucu

Söz sihirdir.

Söz insanoğlu yaratıldığından bu tarafa önemini artarak devam ettirmiştir.

İlk Peygamberler sözlerin yazılı olduğu sahifelerle, sonrakiler kitaplarla desteklenmiş, toplumun en iyi söz söyleyen insanları olarak sözün gerçek sahibince desteklenerek ön plana çıkmışlardır.

Peygamberimiz döneminde sözü etkin kullanan şairler toplumun önde gelen insanları olarak kabul ediliyorlardı.

Onların yazdığı şiirler Kabe’nin duvarına altın harflerle yazılmış ve bu şiirler muallakat-ı seb’a(yedi asılan) namıyla tarihe geçmişti.

Kabileler içlerinden çıkan şairlerin yazdıkları şiirlerle övünürler,birbirlerine onlarla üstünlük taslamaya çalışırlardı.

Ve Kuran-ı Kerim sözün revaçta olduğu topluma mucize olduğunu kanıtlamak için tam da söz üzerinden meydan okumuş ve tüm söz sahiplerini kıyamete kadar kendisine teslim olmaya mecbur etmişti.( Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sure getirin, eğer iddianızda doğru iseniz Allah'tan gayri şahitlerinizi (yardımcılarınızı) da çağırın. Bunu yapamazsanız -ki elbette yapamayacaksınız- yakıtı, insan ve taş olan cehennem ateşinden sakının. Çünkü o ateş kâfirler için hazırlanmıştır.Bakara,2/23,24)

Peygamberimizde Hasan bin Sabit,Kab bin Malik gibi şairleri övmüş be sözleriyle dine hizmetlerini takdirle yad etmişti.

‘Söyle ey Hasan senin sözlerin onları ok ve kılıçtan daha çok yaralıyor’ demişti.

İnsan aklının, beyninin, gönlünün dış dünyaya yansıma biçimidir söz.

Ve sözün içeriği kadar hatta daha önemlisi sözün söyleniş biçimi, yani usulüdür.

Devamını oku...

19 Mayıs Salı günü Konya’da ‘Birlikte Konya yız’ toplantısı gerçekleştirildi.

O gün orada tüm Konya’yı birlik ve beraberlik içerisinde gördüm.

Ve bana göre Konya’nın yakın tarihinin en önemli hareketi oldu.

Başbakanımızda telefonla katılımcılara hitap ederek memnuniyetini ve teşekkürlerini paylaştı.

Bu birlik ve beraberlik,bu sinerji,Başbakanımızın liderliğinde Konya ve bölgeyi uçurur inşaallah.

STK ve Yerel Yönetimlere bu birliktelik yeni bir aşk, şevk ve heyecan katacaktır.

Bu işler inanıldığı, mücadele edildiği zaman gerçekleşiyor dostlar.

07 Ekim 2010 bu konuda bir yazı yazmıştım köşemde.

Konum Konya’nın gelişmesi, kalkınması,birlik ve beraberliği noktasında STK’ların pozisyonuyla ilgiliydi.

Yazıyı siz değerli okurlarıma hatırlatıyor ve Konya’nın 19 Mayıs tarihli birlik ve beraberliğine hamd ediyorum.

‘Eski Konya Valilerinden Ahmet Kayhan'ın girişimleri ile kurulan ve şehrin tanınmış isimlerinin başkanlık ettiği Konya Platformu Derneği'nde yapılan genel kurulda tüzük değişikliğine gidilerek yeni yönetim iş adamı Mehmet Ali Çelik başkanlığında oluştu.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 3 - 29

3