Pazar, Haziran 16, 2019
Text Size

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar Erh...

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bize bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar ve Erhan Dargeçit beylere teşekk...

Zehra Okullarındaydık..

Zehra Okullarında Eğitimcilerle birlikteydik...

  • ''Yorulmaz Bilginler'' kreşimiz velilerine ''Ailede Sosyal medya ve iletişim'' konulu konferans verdik.

    Cuma, 10 Mayıs 2019 08:21
  • 5. Akşehir Kitap Fuarına katıldık...

    Pazartesi, 06 Mayıs 2019 12:04
  • İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 30 Nisan 2019 08:51
  • İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Çarşamba, 24 Nisan 2019 10:16
  • Zehra Okullarındaydık..

    Pazartesi, 22 Nisan 2019 12:06

Sosyal



Gazeteci ; gazetecilik mesleğini icra eden; güncel olaylar, akımlar, konular ve kişiler hakkında bilgi toplayıp, olabildiğince tarafsız bir şekilde yayımlamaya gayret gösteren kişidir.

Gazeteci; halkı temsilen, kamuoyunun kendisine verdiği görev itibariyle inceleme, araştırma ve denetleme işi yapan insandır.

Gazeteci; kesin bir delile dayanmadan asla kimsenin kişilik haklarına tecavüz etmeyen, kul hakkı hassasiyetini mesleğine yansıtan şahsiyettir.

Müslüman gazeteci; İsra 36 da ifade edilen (Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur) uyarıları hayatının tüm zamanlarında kendine rehber etmelidir.

Devamını oku...

Sanayi toplumu ve modernizmin sonucu olarak kadınlarımızın bir çoğu çalışıyor. Çalışan kadınların  bir çok     sorunu var. Ama çalışan annelerin sorunları sosyal devlet tarafından önemsenmesi ve “acil” koduyla tespit edilerek çözülmesi gereken sorunlar.

Çalışan anne , çocuğu dünyaya getirdikten sonra en az 2 yıl çocuğuyla sürekli birlikte olmalı , 4 yıla kadar da çocuğundan her gün 3 saatten fazla ayrı kalmamalı. Çocukta duygusal gelişimde anne yakınlığı , zeka gelişimin de  baba yakınlığının önemi çok büyük. Sevgi , güven çocuğun gelişmesinde oksijenden , gıdadan daha önemli.

Anne ile bebeğin arasındaki ilişkinin niteliği kadar, sürekliliği de çok önemlidir.İlk bir yıl içerisinde annenin uzun süreli ayrılığı, çocuğu ruhsal yönden etkilemektedir.İlk üç yaşta çocuk, annesinin ayrılığına birkaç hafta dayanabilir. Bebeklik çağında bu ayrılığın bir haftayı geçmemesi gerekir.Dört, beş yaş çocukları tanıdık bir kimse yanında anne ayrılığına bir-iki ay süreyle katlanabilirler.

Devamını oku...

Son günlerin sıcak gündeminin satırbaşları başlıkta kelimeler. Bu konularla ilgili düşüncelerimi kısa kısa okuyucularımla paylaşmak istedim:

Daha önce de ifade ettiğim gibi düşünce orucunu yeni yeni bozan insanların oluşturduğu bir toplumda bu gibi sıcak tartışma konularının olması çok normal karşılanmalı.

Bu konuları tartışırken her şeyden önce üslubumuza dikkat etmeliyiz. ”Üslubu beyan ayniyle insan” sözünü esas almalı, bağırmadan, tehdit etmeden, parmağımızı sallamadan konuşmalıyız. Bizim kullandığımız bir “ayna” metodu var. Konuşanlar aynanın karşısında kendilerine baksınlar. Aynadaki gördükleri konuşma tarzları sevimli geliyorsa devam etsinler. Yoksa lütfen konuşmalarını sevimli hale getirsinler.

Devamını oku...

Protesto , göreceli olarak bir olaya ve duruma karşı aksi yönde tepki göstermektir. Genellikle bu tepki gösterme biçimi, muhalif görüşü sözle ifade etme yanında o görüşü toplumsallaştırma ve bir grupla birlikte ifade etme karakteri de taşıyabilir. Bundaki amaç kamuoyu nezdinde sesini daha çok duyurabilmek ve yönetime karşı daha etkili bir duruş sergileyebilmektir. Bu, doğrudan ifade ve etkilemenin ve aktivizmin bir yoludur.

Bu kendini ifade etme metodu , teoride , uygulamada ve görünürde , yönetsel politikalar , ekonomik koşullar , dinsel tutumlar, sosyal yapı veya tekelci medya tarafından sınırlandırılabilir. Böyle bir sınırlama meydana geldiğinde karşıtlık , kültüre , caddelere ve göç olgusuna yansıyabilir.

Her şeyiyle diğerinden farklı yaratılan insanların bir konu da aynı düşünmeleri doğalarına aykırıdır. Dolayısıyla her toplumda farklı sesler olacak , insanlarda bu farklı seslerin bir zenginlik olduğunu kabul edecek. Devlet başkanından sıradan vatandaşa kadar herkes kendisinin ve fikirlerinin” tartışılabilir” olduğunu içselleştirecek.

Yüce Allah kitabında kendisine yönelik itirazlardan örnek verir bizlere. Melekler Hz. Adem yaratılacağında şöyle itirazda bulundular: “Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd ederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.”demişlerdi.”

Devamını oku...

“İmkansız , bu dünyayı değiştirebilecek gücü içlerinde keşfetmek yerine , kendilerine sunulan dünyada yaşamayı daha kolay bulan , küçük insanların ortaya attığı büyük bir kelimedir. İmkansız bir gerçeklik değil , bir görüştür. İmkansız bir iddia değil bir görüştür. İmkansız bir iddia değil meydan okumadır. İmkansız potansiyeldir. , geçicidir. İmkansız diye bir şey yoktur.(İmpossible is nothing) İmkansız, aciz ve beceriksiz insanların uydurduğu bir fenomendir. (M.Ali Clay)

“Bir şeyin imkânsız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkânsız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar”  (Dr. David J. Schwartz )

Yüce Yaratıcı insanı en güzel surette (Ahsen-i takvim) yaratmıştır. İnsanın makamı sabit bırakılmamış  kabiliyetlerine melekler gibi sınır (had) konulmamıştır. Böyle olunca insan iyiliğe ve kötülüğe doğru kendini geliştirmek istediğinde önüne sınırsız , sonsuz bir imkan ve yol Yaratıcı tarafından imtihanın gereği olarak açılmıştır. İyiliğe doğru melekleri geride bırakarak en yüce mertebelere (alay-i illiyyine , kab-ı kavseyne) çıkabilen insan kötülük yönüyle de hayvanları geride bırakarak (bel hum adall) aşağıların en aşağısına (esfel-i safilin) derekesine düşebilmektedir.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 10 - 29

10