Çarşamba, Ekim 21, 2020

Text Size



Hisbe, “bir fiili sadece Allah’ın rızasını kazanmak için yapmaktır.”[1]

Hisbe görevi, ”iyiliği emretmek, kötülüğü nehyetmek” prensibine dayanan en önemli görevdir. Bu görevi yapan kişiye muhtesip denir.[2]

En geniş manasıyla “hisbe”; adalet ve fazileti; Kur’an ve Sünnet esasları ve her devir ve muhitte alışılagelen örf ve adetlere uygun olarak gerçekleştirmek amacıyla fertlerin ahlak, din ve iktisat; yani umumi olarak sosyal hayatta toplumun refahı için devletin bu işle ilgili seçilmiş özel görevliler eliyle yerine getirdiği idari kontrol sistemidir.

Tanımından da anlaşıldığı gibi hisbe teşkilatı, başta belediyeler, maliye, ticaret, iktisat, sanayi, sağlık, ve DİB’in gördükleri işleri kapsamaktadır.

2012 de çıkarılan 6360 sayılı Büyükşehir yasası Hz. Peygamberin kurduğu, Raşid halifelerin saadet asrında en kamil manada uyguladığı hisbe teşkilatını uygulamayı tavsiye ediyor.

O halde hisbe teşkilatı hakkında biraz bilgi verelim:

Hz. Peygamber Medine’ye hicretten sonra İslam ekonomi kurallarının yürürlükte olduğu müstakil bir alışveriş merkezi ve pazarın teşekkülünü sağlamış, kendisi de sık sık bu merkeze giderek denetlemelerde bulunmuştur.[3] Merkez ve pazardaki denetimleri esnasında her meslek ehline kendi işiyle ilgili emir ve direktifler verip gerekli uyarılarda bulunmuştur.[4] Said bin el-As’ı Mekke çarşı ve pazarına muhtesip olarak görevlendirmiştir.[5] Valilerine yazdığı bir takım talimatlarında onlara hisbe faaliyetlerinden sorumlu olduklarını bildirmiştir.[6]

İslam’a has orijinal bir müessese olan hisbe, Hz. Peygamber ve Raşid halifeleri devrinde; halkın umumi ahlakını, alış verişini, fertler ile cemiyetin ticari münasebetlerini düzenleme ve kontrol vazifesini yerine getiren anayasal bir kurumdu.[7] Hisbeyi ilk kuran ve uygulayan Hz. Peygamberin şu sözü anayasal kurumun gerekçesini ifade etmiştir:

“İnsanoğlunun iyiliği emretmek, kötülükten nehyetmek ve Allah’ı zikretmesi müstesna bütün sözleri aleyhinedir.”[8]

Dört Halife Dönemi, kıyamete kadar sürecek olan peygambersiz hayata uyumun sağlandığı çok önemli bir dönemdir. Bu dönemde görev alan Raşid Halifeler, Kur’an ve Sünnet çerçevesinde uygulamaları, devam ettirmişler, geliştirmişler, kurumsallaştırmışlar ve “Saadet Devri”ni insanlığa miras bırakmışlardır.

Hisbe teşkilatı Hz. Ebubekir döneminde biraz daha genişleyerek sürdürülmüş ama Hz. Ömer döneminde birçok konuda olduğu gibi hisbe teşkilatında da kurumsal bir yapıya kavuşmuştur.

Hz. Ömer hisbe teşkilatına özel bir önem verdi. Said bin Zeyd ile Abdullah bir Utbe’yi Medine çarşı ve pazarına görevlendirdi. Kadınlara ait bölümleri kontrol içinde Şifa binti Abdillah ve Semra binti Nüheyk el-Esediyye’yi görevlendirmiş, hatta tayin ettiği görevlilerle kalmamış bizzat ve çok sık şekilde kendisi de bu görevi ifa etmiş, hem de görevlendirdiklerini denetlemiştir.[9] Bir gün pazarda Hatib b. ebi Belta’ya uğradı. Hatib’in (ucuz fiyatla)kuru üzüm sattığını görünce “ya fiyatı yükseltir(diğerlerinin seviyesine getirirsin) ya da pazarımızdan çeker gidersin” demiştir.[10] Diğer birçok müesseselerde olduğu gibi hisbenin piyasa kontrol teşkilatı, Hz. Ömer’in dikkate değer uygulamalarından biridir.[11]

Hz. Osman ve Hz. Ali’de Hz. Ömer gibi Medine’de bizzat hisbe işiyle kendileri ilgilendiler, vilayetlerde de vali ve kadılara bu görevi tevdi ettiler.[12]

Devlet Başkanı, “emr-i bil’l-maruf nehy-i ani’l-münker”in yerine getirilmesi için her şehre bir muhtesip tayin etmelidir.[13] Çünkü “hisbe” işi dini amellerin esaslarındandır. Halkın hepsinin iyi olması, bu nev’i işlerle meşgul olmanın sevabının bol oluşu sebebiyle ilk asır halifeleri ve şehirlerde valileri bu işi bizzat yerine getirmişlerdir.[14]

Osmanlı devletinde “ihtisap ağaları” bu işi yürütüyordu. Tarihte İslam hassasiyeti olan bütün devletlerde mevcut bir İslam hukuk, kültür ve tarih müessesesi olan[15] hisbe teşkilatı, modern çağın başlangıcına kadar devam etmiştir. Zaman içerisinde fonksiyonlarının bir kısmını polis ve belediye gibi teşkilatlara devredildi ve “bireyin özgürlüğü” gibi kavramların etkisiyle halkın eleştiri ve kınamalarına karşı gün geçtikçe daha umursamaz davranması yüzünden bazı fonksiyonlar da geçerliliklerini yitirmişlerdir.[16]

Hisbe teşkilatı ile daha geniş bilgi vermek bizi ve alanımızı aşar.

Kadim başkent ve her konuda Anadolu ve İslam Medeniyetindeki öncülüğünü ortaya koyan Konyamız hisbe teşkilatının günümüze uyarlanmasında da öncü ve örnek olabilir.

Büyükşehir yasası mevzuat açısından Peygamberimizin kurduğu, saadet asrında kurumsallaşmış hisbe teşkilatını uygulamaya uygun hükümleri fazlasıyla içeriyor demiştik…

Büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarımızı bu kutlu ve tarihi görevde öncülük yapmaya davet ediyorum.



[1] İbn Manzur, Lisanü’l-Arap, Beyrut, 1970, c.l, s. 73.

[2] İbn Teymiyye, el-Hisbe-ü fi’l-İslam, s. 9; Maverdi, Ahkamu’s-Sultaniyye, s. 272, İbn Haldun, Mukaddime, s. 564.

[3] Algül Hüseyin, Asrı Saadet’te İdari Hayat, c. ll, s. 160.

[4] İbn Mace, Ticarat, 36; Tirmizi, Büyu, 72; İbn Hanbel, c. lll, s.428.

[5] Kettani Muhammed, Teratibu’l-İdariyye, Beyrut, c. l, s.285.

[6] Kallek Cengiz, Asr-ı Saadet’te Devlet Piyasa İlşkisi, c. lll, s. 455.

[7] Şibli Mevlana, Asr-ı Saadet, çev. Ömer Rıza Doğrul, İstanbul, 1977, c. l, s. 445; Akgündüz Ahmet, eski Anayasa Hukukumuz ve İslam Anayasası, İstanbul, 1989, s.36.

[8] İbn Mace, Fiten, 12.

[9] Kettani Muhammed, Teratibu’l-İdariyye, Beyrut, c. l, s.286-287.

[10] Malik bin Enes, Muvatta, Büyu, 5.

[11] Uğur Mücteba, H. 1. Asır’da İslam Toplumu, İstanbul, 1980, s. 143.

[12] Ebu Yusuf, Kitab-ul-Harac, çev. Ali Özek, İstanbul, 1970, s. 128; İbn Teymiyye, el-Hisbe-ü fi’l-İslam, s. 50.

[13] Nizamülmülk, Siyasetname, çev. Mehmet Altan Köymen, İstanbul, 1990, s.56.

[14] Maverdi, Ahkamü’s-Sultaniyye ve’l Vilayatu’d Diniyye, çev. Ali Şafak, İstanbul, 1976, s. 272.

[15] Kavakçı Yusuf Ziya, Hisbe Teşkilatı, Ankara, 1975, s. 142.

[16] Michon Jean Louis, İslam Şehri, “Dini Kurumlar”, edt: R.B. Ser Jeant, çev. Elif Topçugil, İstanbul, 1992.

Yorumlar (0)

Bu yorumun beslemesine abone olun

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük

busy