Cumartesi, Mart 23, 2019
Text Size

Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

Selçuk Üniversitesi Kadın, Aile ve Toplum Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (Katum) Müdürlüğünün düzenlediği “Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” k...

İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

Konya Kültürünün işlendiği Koyunoğlu Müzesi İkindi Sohbetlerinde seçkin bir toplulukla "Mevlana ve İletişim" konusunu paylaştık. Gerçekten dinleyi...

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

  • Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

    Çarşamba, 13 Mart 2019 12:05
  • İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 05 Mart 2019 08:34
  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01


İnsana imtihanın gereği olarak fücur ve takva programı birlikte yüklendi.(Şems,91/8)

Verilen eğitim ve yönlendirmelere bağlı olarak takvayı tercih ve fücuru seçme konusunda eşit pozisyonda tercih tamamen kendisine bırakıldı.

Peki akıl, kalp ve vicdanla donatılarak cennetten dünyaya indirilen insanın dünya ve ahiret saadeti için cinayetten, şiddetten, istismar ve ihmalden uzak kalabilmesinin çözümü nedir?

Bu soruya tek bir cümle ile cevap vermek gerekirse;

Elest-i Bezminde tüm doğru ve güzelliklere ‘’bela=evet’’ diyen insanın anne karnından itibaren bu verilen sözlere (fıtrata/sünnetullaha/tabiat kanunlarına/ilime/bilime) uygun yetiştirilmesidir.

Bu cümleyi biraz açmak gerekir.

İnsanın yetişmesinde en önemli husus 0-3 yaş dönemindeki anne baba davranışlarıdır.

Çocukta duygusal gelişim(zeka gelişiminden önemlidir) anne ilgi alaka ve yakınlığıyla, zeka gelişimi baba ilgi, alaka ve yakınlığıyla meydana gelmektedir.

Çocuğun anne karnına düşmesinden itibaren başlayan büyüme ve gelişme sürecinde en çok sevgi ve ilgiye ihtiyaç duyar.

0-3 yaşta yeterli sevgi ve ilgiyi alamayan çocukların psikolojisinde tedavisi mümkün olmayan bir ömür birlikte yaşayacağı kalıcı hasarlar oluşur.

Biz bu hasarlara oral fiksasyon diyoruz.

Çocuğun 0-3 yaş büyüme ve gelişme döneminde oral fiksasyona maruz kalması radyasyona maruz kalmasından daha zararlı ve tehlikeldir.

Anne, baba, akrabalar ve devletin bana göre en birinci görevi anne karnına düşen bir çocuğun oral fiksasyon dediğimiz bu kalıcı hasarlara maruz kalmadan büyüme ve gelişmesini sağlamak olmalıdır.

(Geniş bilgi için bkz. ORAL FİKSASYON VE ANNE YOKSUNLUĞU= http://www.cemilpasli.com/sosyal-hizmet/oral-fiksasyon-ve-anne-yoksunlugu )

Çocuk yapmaya karar veren anne/baba dünyanın en mühim işine başladıklarını bilmeliler.

Çocuk yapmaya karara veren anne/baba dünyada en büyük kariyere sahip olacaklarına inanmalılar.

Çocuk yapmaya karar veren anne/baba 0-3 de dünyada en önemli önceliklerinin çocukları olduğunun farkında olmalılar.

Çocuk yapmaya karar veren anne dünyada insana Peygamberlikten sonra verilen en büyük makamın annelik olduğunun şuuruyla davranmalıdır.

Çocuk yapmaya karara veren baba ‘kavvamlığın’’ annenin çocuğu için şefkat ve merhamet kanatlarını çocuğunun üzerine sürekli tutabileceği tüm şartları oluşturmak olduğunu anlamalıdır.

Çocuk 0-2 yaşta annesinden 3 saatten fazla ayrı kalmamalıdır.

Çocuk 0-2 yaşta mutlaka anne tarafından emzirilmelidir. Bakara 2/233 (2 yıl), Ahkaf 46/15(30 ay), Lokman,31/ 14(24 ay)

Çocuk 0-2 yaşta anne tarafından emzirilirken sütün yanında sevgi, şefkat, merhamet, özgüvenle desteklenmelidir.

Siz anne karnından itibaren çocuğu sevgi, şefkat ,merhamet, özgüvenle; kısaca takva programıyla büyüttüğünüzde o çocuk asla cinayet, şiddet, istismar ve ihmal suçlarını işlemez.

Başlıkta ki sorumuza cevap olması için, iyileştirici-geliştirici, koruyucu-önleyici hizmetler adına en ideal çözüm önerimiz bu.

Peki çocukluk döneminde bunları sağlayamadık ve oral fiksasyona maruz bir çocuk yetiştirme durumunda çözümümüz ne olacak?

İyileştirici-geliştirici, koruyucu-önleyici hizmetlerde başarılı olamadığımızda başvurmak zorunda olduğumuz daha pahalı, daha zor ve daha uzun soluklu olan tedavi-rehabilite edici hizmetleri devreye sokmak zorundayız.

Sosyal olaylarda şu gerçeği 1. Kural olarak almalıyız.

‘’En büyük zalim, boynu vurulmamış mazlumdan çıkar. Çünkü kendisi zulme uğradığında sevdikleri devlet ve toplum ona sahip çıkamadığı için başkasına zulmetmeyi kendine bir hak ve rahatlayabileceği bir yöntem olarak görür.’’

Devlet tüm kurumlarıyla anne karnından itibaren çocuğa yoğunlaşmalı ve 18 yaşına kadar üzerinde hassasiyetle titremelidir.

Devletimiz; Anne-baba eğitim ve takiplerinden çocuğun tüm gelişim ve değişim devrelerinin izlenmesine kadar boş alan ve zaman bırakmaksızın çocuğun yetişmesini en mühim birincil görev olarak algılamalıdır.

Özellikle aile içi ihmal ve istismarla, oral fiksasyona maruz kalmış çocuklarda pedofili, cinsiyet kayması, cinayet ve şiddet potansiyeli çok yüksektir.

Çocuk yetiştirilmesinde bütün takip ve hassasiyetlere rağmen oral fiksasyona maruz kalmış çocukları tespit edecek mekanizmalar oluşturmalı, onları mutlaka tedavi etmelidir.

Oral fiksasyona maruz kalmış çocukların tedavi ve yakın takibi bu yaman kısır döngüyü kıracaktır.

Sosyal olaylarda 2. Kural şudur.

Albert Einstein’in fizikte uyguladığı ve sosyal alana da taşıdığı ‘’izafiyet teorisi’’ dikkate alınarak sosyal politikalar oluşturulmalıdır.

Einstein der ki: Bizim konumuz, çalışabileceğimiz alan ışıktır. Onun tersi olan karanlık bizim konumuz değildir. Zaten biz ışığı ürettiğimiz ve çoğalttığımızda karanlık yok olacaktır.

Sosyal olaylarda bizim temel konumuz fizikteki ışığın karşılığı olarak iyiliktir kötülük değil. Biz iyiliği ürettiğimiz ve çoğalttığımız kadar kötülük yok olacaktır.

Biz sevgiyi, muhabbeti, şefkati, merhameti ürettiğimiz oranda cinayet, şiddet, istismar ve ihmal yok olacaktır.

‘’Gündüzün her iki tarafında ve gecenin saçaklarında (gündüze yakın olan saatlerinde) namaz kıl! Muhakkak ki, iyilik kötülükleri giderir. Bu ise, düşünebilenlere bir öğüttür.’’Hud,11/114

 

 

Yorumlar (0)

Bu yorumun beslemesine abone olun

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük

busy