Pazar, Kasım 17, 2019

Text Size

Sosyal Hizmet



2004-2006 yılları arasında iki yıl 396 kapasiteli Konya Dr. İ. Işık Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde idarecilik yaptım.

Orada edindiğim bilgi ve tecrübelerimi ışığında ‘Yaşlı Odası’ projesi başta olmak üzere aileyi birlikte tutacak öneriler üzerinde çalıştım.

Toplumun hızla ‘Pederşahi’ aileden ‘Veledşahi’ aileye evrildiğini bunun kısa ve uzun vadede zararlı sonuçları olacağından bahisle çözüm önerilerimi sıraladım. Sadece yaşlı , kadın , çocuk, engelli olarak ele almanın doğru olmadığını aileyi tüm unsurlarıyla ele alarak geliştirebileceğimizi, koruyabileceğimizi ifade ettim. Bakınız: http://www.cemilpasli.com/gonulden-gonule/yaslilar-ve-aile-uzerine

Başbakanımızın açıkladığı ve 12 Bakanlığın birlikte hareket edeceği ‘Aile Olmak Projesi’ bu anlamda çok önemli bir adım.

Hatta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulmasından sonra Aile konusunda yapılan çalışmaların en önemlisi diyebilirim.

Başbakanımız çocuk sayısıyla ilgili isteğini şiire döktü projenin tanıtımında:

Bir çocuk GARİP,

İki çocuk RAKİP,

Üç çocuk DENGE,

Dört çocuk BEREKET.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma ŞAHİN Projeyle ilgili olarak ,  76 milyonun aile hukukunu korumak için ‘Aile Olmak’ projesini hayata geçireceklerini söyledi.

Proje kapsamında TOKİ konutlarında dede ve nineyi torunları ile buluşturacak 3+1 dairelere, 1+1 daireleri de ilave edeceklerini belirten Şahin, "Biz büyük bir aileyiz. 76 milyonun aile hukukunu koruyacak şekilde çok önemli bir projeyi hayata geçirdik" diye konuştu.

Devamını oku...

Her yıl ortalama 600 bin evlilik gerçekleşiyor.

TÜİK verilerine göre her yıl tüm evli çiftlerin içerisinden 120 bin boşanma meydan geliyor.

Boşananların yüzde 85’i yeniden evleniyor.

Boşananların yüzde 17’si ise boşandıkları eşleri ile tekrar evleniyor.”

Türkiye’de evlenme ve boşanma oranları bakımından çok şükür ki Batı ülkelerine göre çok iyiyiz. Hiç boşanma olmayacak diğer bir şey söz konusu değil. Eşler anlaşamıyorsa ve evlilik çekilmez hale gelmişse şüphesiz boşanma olacaktır. Boşanma ; Allah’ın en sevmediği helal olsa da netice de helaldir. Burada önemli olan boşanmanın uzmanlar rehberliğinde gerçekleşmesi ve sürecin iyi yönetilmesi gerçeği.

Kangren olmuş bir parmağı vücuttan ayırmak için de bir Genel Cerraha ihtiyaç var , aksi takdirde parmakla beraber vücudun tümü zarar görebilir. Bireylerin annenin babanın ve bilhassa çocukların bu süreçten en az zararla çıkması uzmanlar rehberliğiyle sağlanmalı. Özellikle sülalecek evlenip , sülalecek boşandığımız gerçeği dikkate alındığında bu gerçek daha önemli bir hal alıyor.

Bizim insanımız yalnız yaşamak için boşanmıyor, yeniden bir yuva kuruyor.

Boşanmalar evlilikler eskidikçe artıyor gibi bir kanaat var. Ama hayır, yaptığımız araştırmada gördük ki evliliğin ilk 5 yılında boşananların oranı yüzde 43. Evlenirken insanımız yeterli hazırlık yapmıyor, çok çabuk karar veriyor. Boşananların yüzde 17’si tekrar boşandıkları eşleri ile evleniyor. Bu da bize boşanırken de çok çabuk karar verdiğimizi gösteriyor. Hala yürüme şansı olan evlilikleri sonuçlandırdığımız anlamına geliyor.

Boşanmak için bakanlığımıza danışanların yüzde 25’i boşanmaktan vazgeçiyor.

Boşanma sürecinde bireylere sorun yaşadıklarında kimden destek aldıklarını sorulduğunda  ‘’ Ailemden , arkadaşımdan ve çevremden diye cevaplar alınıyor.

En çarpıcı sonuç yüzde 66’sı hiç kimseden destek almam diyor. Zaten sorunlar iletişimsizlikten doğuyor. Bir de iletişimsizlik içinde sorunları çözmeye çalışıyor insanlar.”

Kuran- Kerim; evlilikte herhangi bir anlaşmazlık olduğunda , bir sıkıntı doğduğunda kız ve erkek tarafından birer güvenilir hakem tayin etmemizi emrediyor. Hakem mevzuuna Kur'an-ı Kerim'de de şöyle değiniliyor:

"Eğer karı-kocanın birbirinden ayrılacaklarından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar düzeltmek isterlerse, Allah aralarını bulmaya onları muvaffak kılar. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir ve her şeyden haberi olandır." (Nisa Sûresi, 35)

Bu uygulamanın en yaşanılır örneğini Osmanlı'da görmek mümkün.

Devamını oku...

DİB bu yıl Kutlu Doğum haftasında ‘Hz. Peygamber ve İnsan Onuru’ konusunu seçti. İnsanı yaratan , yaratılışıyla beraber onun en kerim , en onurlu , en üstün varlık olduğunu ilan etmiştir. ‘And olsun, biz insanoğlunu onurlu , şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.’ İsra , 17/70

Şerefle yaratılmış insanoğlu Müslüman olmakla bu şerefi katlamıştır. Şerefli ve onurlu bir Müslümana düşense;  tüm insanlığın , tüm canlıların onur ve haysiyetine saygı duymak ve başkalarının da saygı göstermesi konusunda sarf etmektir. ’Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona hainlik etmez , onu yalanlamaz , onu yardımsız ve yüz üstü bırakmaz. Her Müslümana diğer Müslümanın onuru , malı ve kanı haramdır. Takva/İhlas işte şurada kalptedir. Kişiye şer/günah olarak Müslüman kardeşini hakir görmesi yeter. Müslim , Birr ,32 ; Tirmizi , Birr,18

Dünyada tüm insanların aradığı ve gerçekleşmesini isteği ortak değer adâlet ilkesidir. (Hud, 11/18; Şûra, 42/40; Mâide, 5/8.) İslâm’da fertler arasında ırk, renk, soy, sop, makam, mevki, fakirlik, zenginlik, şan, şöhret gibi hususlarda üstünlük yoktur. (Bkz. Tevbe, 9/24–25; Kehf, 18/28,32–43; Taha, 20/131; Kasas, 28/76–82; Sebe, 34/35; Abese, 80/1–12).

Adalet ilkesi konusunda en çok dikkat etmemiz gereken gruplar dezavantajlı gruplardır. Bunlar ;  Çocuklar , engelliler , kadınlar , yaşlılar ,hastalar , musibetzedeler, yoksullar , kimsesizler , işsizler , yetim ve öksüzlerdir.

Kuran-ı Kerim’de Yüce Allah ve Hadisleriyle Peygamberimiz yukarıda saydığımız tüm gruplara davranışlarımız konusunda  özellikle bizleri uyarmıştır. Rabbimiz bu konular için Kuran-ı Kerim’in bir çok yerinde çok hassas bir şekilde ikazlarla bizlerin dikkatini çekmiştir. Mesela yetim hakkı konusunu bahsederken ‘Yetimin hakkına riayet edin’ yerine daha şiddetli bir ikaz ile ‘yetimin malına yaklaşmayın’ (Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne (yaşına) erişinceye kadar en güzel şekilde (malını koruyup çoğaltmak için) yaklaşabilirsiniz. Bir de ahdi (yapılan sözleşmeyi) yerine getirin, çünkü verdiği sözden cayan (kıyamet günü) sorumludur.) İsra/17,34 uyarısını yapmıştır.

Kuran-ı Kerim dezavantajlı gruplara iyi davranmayı , onlarla ilgilenmeyi , onlara bakmayı  ‘sarp yokuş’ olarak nitelendirmiş ama o yokuşu aşanları cennetle müjdelemiştir. ’’Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?, O tutsak bir boynu çözmek (köle azat etmek)tir, Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.’’ Beled,90/12-16

Devamını oku...

Toplumun temeli olan aileyi ayakta tutan 5 sütun vardır. Bu sütun üzerinde aileler ne kadar sağlam bir yapıda tesis edilirse toplumun yapısı da o oranda sağlam olur.Aileyi ayakta tutan 5 sütun şunlardır.

1.Hukuk

2.Sağlık

3.İletişim

4.Ekonomi

5.Medya okuryazarlığı

Bakanlık olarak Aile Eğitim Programlarını da (www.aep.gov.tr ) bu beş temel başlıkta ele aldık. Bunlarda ;

1.Aile ve Hukuk. Hak yerde kalmaz

2.Aile ve Sağlık. Sağlam baş yastık istemez

3.Aile ve İletişim. Evceğizim evceğizim saklar benim halceğizim.

4.Aile ve ekonomi. Ayağını yorganına göre uzat

5.Aile ve Medya Okuryazarlığı. Üzüm üzüme baka baka kararır.

Hepsi birbirinden önemli ve hepsi birbiriyle bağlantılı bu esasların bu yazımda ekonomi başlığı üzerinde durmak istiyorum.

İktisatta kazanmak kadar harcamanın da aynı oranda önemli olduğu gerçeğini unutmamamız gerekiyor. ’İşten artmaz dişten artar’ atasözü , ‘Akan bir nehirde bile abdest alsanız israf etmeyin’ hadisi şerifi bu gerçeği çok güzel anlatır.

Toplumda Aile , Aile de ekonomi bu kadar önemli olunca en önemli harcama kalemlerinden enerjide Bakanlığımızın da ortak olduğu ‘enerji hanım projesi’ başlatıldı.

Devamını oku...

 

Tarihin ilk zamanlarından bu güne iyilik ve kötülük hep birlikte at başı yürümüştür. Her zaman Habil’in hemen yanı başında bir Kabil belirmiş hatta babamız Hz. Adem yaratıldığı anda İblis ona muhalefetini ortaya koymuştur.

Aslında Yüce yaratıcı dünyanın yaratılışını böyle takdir etmiş siyahla beyaz , iyiyle kötü , güzelle çirkin , doğruyla yanlış iç içe var olagelmiştir. Yaratıcı akıl ve kalp sahibi insanı bu iki seçenekten doğru olanı seçme konusunda serbest bırakmıştır.

Şems suresinde (Şems,91,7,8) insanı bir bilgisayar örneğiyle anlatan yaratıcı , ona  iki farklı program (fücur-takva) yüklediğini seçimin kendisine ait olduğunu , seçimin sonuçlarıyla birlikte en açık şekliyle  ifade eder.

Peygamberin ölüm kalım savaşlarından olan Uhud’da savaş için yola çıkan 1000 kişiden 300 e yakını Peygambere ihanet ederek ve moral bozmak amacıyla Medine’de değil , yoldan geri dönmüştür.

Kısaca en iyi niyetli , en mükemmel olarak düşünülmüş , tasarlanmış hareketler içerisinde  dahi istismarcılar , art niyetliler bulunur. Tarlaya atılan her tohum yeşermez , bir kısmı çürür. Ama kalan tohum ürün almamız için yeter. Hangi ilaç var ki  yan etkisi bulunmasın. Ama biz yan etkisi var düşüncesiyle ilaç kullanmaktan vaz geçmeyiz.

‘Gönül Elçileri’ projesi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından 19 Aralık’ta duyuruldu. 17 Ocak 2013 tarihine kadar  tanıtım çalışmaları yapıldıktan sonra 17 Ocak’ta projeye start verildi. Konya’da Sayın Valimiz ve değerli eşleri Hatice Doğan Hanımefendi himayesinde etkili bir tanıtım kampanyası yürütüldü. Bu gün itibariyle 8.000 ne yakın Gönül Elçisi , 6.000 ne yakın ihtiyaç sahibi www.konyagonulelcileri.gov.tr adresine kayıt yaptırdı. 2 yıllık bir süre için düşünülen projede 30 ilimizde hiç olmadığı için ‘Koruyucu Aile’ başlığı düşünüldü. İlimizde 38 ailede 47 çocuğumuza bakılıyor ve 20 den fazla ailemiz sırada.

Gönül Elçileri projesinin Konya ayağını Valimiz ve Hanımefendinin himayesinde, Vali Yardımcımız başkanlığında çok farklı Kamu-Yerel Yönetim ve STK lardan katılan seçkin 20 kişilik bir komisyon yürütüyor.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 8 - 19

8