Cumartesi, Şubat 16, 2019
Text Size

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

  Ereğli'de 15 Temmuz Anaokulu Salonunda Veli ve Eğitimcilere Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.    

  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01
  • Emirgazi'de öğretmenlerimizle beraberdik...

    Pazartesi, 24 Eylül 2018 11:06
  • Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

    Salı, 03 Nisan 2018 09:02

Sosyal Hizmet



Bir toprağın, bir coğrafyanın fethedilmesinde, kazanılmasında, orada hâkimiyet kurulmasında kısaca gerçekten "vatan" haline getirilmesinde askeri güçten daha önemlisi gönüllerin fethedilmesi gerekliliğini insanlık tarihi bize defalarca göstermiştir.

Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında da en büyük pay askeri fetihlerden ziyade "gönüllü hareketler" tarafından yapılmış olan "gönül fetihleri" ne aittir. İslam'ın Anadolu'daki yayılışında - Aşık Paşazade'nin yaptığı dörtlü tasnif "şablon" olarak tarihçiler tarafından kullanılmıştır- dört grup etkili olmuştur. Bunlar:

1.Gaziyanı Rum,

2.Baciyanı Rum,

3.Ahiyanı Rum,

4.Abdalanı Rum’dur.[1]

Bu dört grup 900'lü yıllardan itibaren Anadolu'ya gelmiş ve birbiriyle kardeşlik, dayanışma duyguları içinde faaliyet göstermişlerdir. Gaziler, Bacılar, Ahiler ve Abdallar Peygamberimizin Hz Ali'ye söylediği hadisi ideal olarak almışlar ve hiçbir zaman hadisin manasını unutmamışlardır. Resulullah Hayber'in fethiyle görevlendirdiği Hz Ali'ye şöyle demişti: "Vallahi senin vesilenle bir kişinin imana, hidayete ermesi, üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır. "[2]

Çoğu Türkmen olan bu gaziler Anadolu'daki İslami faaliyetleri "örgütlü davet" şeklinde yürütüyorlar ve bu dört grup birbirleriyle yardımlaşıyor, birbirlerinin eksiğini tamamlıyorlardı. Bunlar sosyal yardımlaşma müesseseleri kuruyor, toplumda yardıma ihtiyacı olan çocuk, yaşlı, borçlu, garip, misafir herkese merhamet kanalları oluşturuyor ve "kimsesiz ve muhtaç" herkese sahip çıkıyorlardı.

Anadolu Gazileri yıllar süren davet ve gayri nizamı gazalar sonucu ülfet peyda ettiği Anadolu'nun Rum halkıyla yaşamaya alışmışlardı. Zaten Gazilerin mücadele ettiği asilzadeler, toprak ağaları, tekfurlar ve Bizans yönetimi Anadolu halkını yıllardır sömürerek canlarından bezdirmişlerdi. İşte yıllarca zulümlerden bıkmış ve şefkat ve merhameti unutmuş olan halk bu gönüllü teşekküllerde aradıklarını buluyorlardı. Hiçbir menfaat beklemeden sadece Allah rızası için yapılan bu hizmetler insanların gönlünü fethetmişti.

Gaziyan, Ahiyan, Baciyan ve Abdalan hareketi bugünkü tabiriyle birer "gönüllü kuruluş" hüviyetinde idi. Kendisini İslam'a adayan fertlerin disiplinli, inanç, duygu, düşünce ve eylem birliğini bünyelerinde gerçekleştirdikleri cemaat hareketleriydi. Temelini istibdat ve maddi güce dayalı saltanatın değil, sevgiye, inanca dayalı kardeşliğin oluşturduğu bu cemaatlerde faziletlerin tümünü içine alan "fütüvvet" ilkesinin ayrıcalıklı bir yeri vardı. Cömertlik, mertlik, cesaret, kahramanlık, tevazu, hilm, şefkat, hoşgörü, ülfet, muhabbet, meveddet ve fedakârlık gibi tüm faziletleri bünyesinde toplayan "fütüvvet" in tarihi çok eskilere dayanmaktadır.

Devamını oku...

Tüp bebekle ilgili hükümetin son kararı sosyal devlet olma konusunda çok önemli bir adım. Ülkemizde evli çiftlerin 0-1 yaş bir bebeği evlat edinmek için 3 yıldan fazla zaman beklemeleri gerekiyor.

Konya’ da evlat edinmek isteyen ailelerin sayısı 70 den fazla. Yılda ortalama 20 civarında çocuk evlat edindiriliyor.

Koruyucu aile olarak ta 34 ailemizde 40 çocuğumuz bulunuyor. 7 ailemiz Koruyucu aile olmak için sırada bekliyor. Bütün çabamızı ortaya koyarak bu iki sisteme ilaveten  Ayni Nakdi Yardım modellerini çalıştırdık. Yuvamızın ve yurtlarımızın kapasitelerini ikiyüzlü rakamlardan ellili rakamlara çektik.

Mutluluk= Aile , Aile = Anne + Baba + Çocuk demek. Dolayısıyla maddi imkanı olan ailelerin başvurduğu ‘Tüp Bebek’ yönteminden , maddi imkanı olmayan ailelerinde faydalanması sosyal adaletin en önemli önceliklerinden bana göre.

Evli çiftlerin  kendi çocuklarını kucaklarına almalarının bir devlet ve toplum için faydaları saymakla bitmez. Bu konuda yapılan yatırımın en önemli yatırımlardan birisi olduğunu düşünüyorum.

Sağlık Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı arasında yapılacak ciddi bir çalışma ile hizmetin çerçevesi çok net bir şekilde çizilmesi gerekiyor.

Çerçeve diyorum çünkü dezavantajlı gruplara yönelik hizmetlerde çerçeveyi ortaya koymak çok önemli.

20 yıla yakındır bu konuları çalışıyorum. Bu bakanlık kurulmadan çok önceleri ‘Daha Etkin bir Sosyal Devlet İçin ‘Tek Çatı’ ‘ ismini verdiğim bir proje yaptım. ( http://www.cemilpasli.com/daha-etkin-bir-sosyal-devlet-icin-tek-cati-onerim/ ) Bu projeyi ilk defa yıllar önce kaleme aldım. (http://www.belge.com.tr/arc/belgeci/mustafa.php?sayfa=yazi&yno=103 )

Projede üzerinde durduğum en önemli hususlardan birisi ‘YARDIM’ (balık verme) kelimesi yerine ‘DESTEK’ (balık tutmayı öğretme) kelimesini önermemdi. Bakanlığa isim olarak ta ‘Sosyal Hizmet ve Destek Bakanlığı’ ismini önermiştim.

Başlangıçta 2007 yı8lında 300 bin öngörülen Evde Bakım Ücreti bu gün 400 bine (392.000 dayanmış durumda. Bu hizmetten faydalanan engellilerin bir çoğu 2022 Özürlü maaşından da yararlanıyor. SYDV çok ciddi ödenekler kullanıyor.

Olayın bu gün geldiği noktada destek ve yardım farkı çok daha önemli bir hale geldi. Bu şekilde yapılan sosyal yardımlar belli bir süre sonra bütçe için döndürülemez miktara ulaşabilir. Davos’ta Sayın Bakanımız sosyal yardım miktarını açıkladığında diğer ülke temsilcilerin ‘acaba bir tercüme hatası mı var , bu kadar sosyal yardım fazla değil mi ? ’ sorusu bizim için aslında bir uyarı anlamı da taşıyor.

Devamını oku...

Sosyal Politikanın merkezinde aile olmalıdır. Aile anne , baba ve çocuk (3) tan oluşan toplumun yapı taşıdır. Aileyi  esas almadan kadın , çocuk ve erkeklere yönelik politika geliştirmek mümkün değildir.

03 Temmuz 2005 tarihinde çıkarılan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 08 Mart 2012 de çıkarılan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun mevzuat olarak en çok aileyi ilgilendiren yasal metinler olarak uygulanıyor.

Üzerinden 8 yıla yakın zaman geçen Çocuk Koruma Kanunu ile ilgili geçenlerde bir gazetenin manşetten verdiği bir istatistik dikkatimi çekti. TÜİK' e göre son 4 yılda çocuk suçu sayısının yüzde 36 arttığı kaydedildi. Kanun; bir taraftan iyi niyetle bakıldığında  çocuğu korumak için cezaları silerken veya indirirken , diğer taraftan onları suç örgütlerinin potansiyel malzemesi haline getirebiliyor.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun metninde de buna benzer dikkat edilmesi gereken hükümler var.

Benim önerim; Aileyi , yeni kurduğu bakanlığın isminin başına koyacak kadar önemseyen ve tüm sosyal politikaların merkezine alan hükümetin Aileyi direk ilgilendiren 5395 ve 6284 sayılı iki yeni kanunun uygulama sonuçlarının masaya yatırıldığı geniş katılımlı en az 5 günlük bir sempozyum düzenlemesi. Bu sempozyumda akademisyenler , hukukçular , aile ve sosyal politikalar çalışanları , Diyanet İşleri Başkanlığı Aile İrşat Bürosu Çalışanları ,  Sivil Toplum Kuruluşları ve Yerel Yönetimler gibi ilgili tüm taraflar davet edilerek iki kanunun sonuçları enine boyuna tartışılmalıdır.

Her teorinin uygulamada mutlaka düzeltilmesi ve düzenlenmesi gereken parçaları olur. Bu eşyanın doğasında vardır. İnsanlar ne kadar çaba gösterirse göstersin plan , proje ve teorilerini uygulamaya yüzde yüz aktaramazlar.

Aile gibi temel bir konuda çok iyi niyetle ve büyük hedeflere yönelik olarak çıkarılmış bu iki kanun metni yapılacak sempozyumla tekrar gözden geçirilmelidir. İlave edilmesi , düzeltilmesi , çıkarılması gereken maddeler revize edilmelidir.

Devamını oku...

Sosyal dışlanma insanlık tarihiyle başlayan bir süreçtir. Babamız Hz. Adem’in oğlu Kabil için , kendi yaptığı hatalar ve olaylara yaklaşım biçimini hesaba katmadan ilk sosyal dışlanmaya uğradığını iddia eden  kişi diyebiliriz. Habil ve Kabil hediyelerini sunarken birisi iyi niyetle kazandığı ürünün en iyisini Rabbine takdim etmiş , diğeri kötü bir niyet ve yanlış bir hesapla yetiştirdiği ürünün en kötüsünü hediye olarak sunmuştur. Hediyesi kabul edilmediğinde ise hatayı kendinde aramak yerine başkalarını suçlama yolunu seçmiştir.

Aslında Hz. Adem ile İblis arasındaki yaklaşım farkını da sosyal dışlanmanın ilk örneklerinden olarak zikredebilriz. Kendi icat ettiği üstünlük ölçüsüyle Rabbinin emrine uymayan İblis yaptığı hatayı anlayıp özür dilemek yerine inatla söylediklerinin doğru olduğunu iddia etmiş ve iddialarını ispatlamak içinde Yüce Mevla’dan kıyamete kadar mühlet istemiştir.

Hz. Yusuf’a kardeşlerinin yaptığı ve canına kast etmeye kadar uzanan yaklaşım biçimi tipik bir sosyal dışlama örneğiydi.

Alemlere rahmet olarak gönderilen son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) sosyal dışlanmanın zirveye çıktığı bir zamanda vazifelendirildi. 18-60 yaş arası erkeklerin merkezde durduğu çocuk , yaşlı , kadın , özürlü ve arap olmayanların sosyal dışlanmaya maruz bırakıldığı bir sosyal hayat vardı  Mekke’de. Kabe’yi tavaf etmek için zengin Mekke ’lilerin kiraladığı elbiseyi giymek zorundaydı yabancılar. Kiralamak için parası olmayanlar Kabe’yi ancak çıplak olarak tavaf edebilirlerdi.

Peygamber ömrü boyunca bu dışlanma hastalığıyla mücadele etti. Ama o kadar yaygın bir toplumsal alışkanlıktı ki Peygamberin görme özürlü  ve gariban olan Abdullah bin Ümmi Mektum’ a davranışında kendini gösterdi ve Rabbi tarafından uyarılmasına sebep oldu. (Abese suresi,80/1-12)

Devamını oku...

02-07 Temmuz arası Ankara’da düzenlenen ‘Aile İrşat ve Rehberlik Büroları’ nda görev yapan personele yönelik eğitim seminerinde ‘İletişim’ (Dinleme-Konuşma-Problem Çözme) konulu sunumumu paylaştım. 150 yi aşan katılımcıyla Aile odaklı iletişim tekniklerini konuştuk.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu haliyle teşkilatlanması bu alanda dev bir adımdı.(http://www.cemilpasli.com/sosyal-hizmet/aile-ve-sosyal-politikalar-alaninda-dev-bir-adim-atildi) Ancak aile müessesi sadece bir bakanlığın çalışmalarıyla yetinilecek bir alandan çok daha geniş bir alanı içeriyor. Bunun farkında olan ASPB birçok kamu-yerel yönetim ve STK ile protokollerle belirlenen ortak çalışmalar içerisine giriyor.

Aile İrşat ve Rehberlik Büroları bu açıdan bakıldığında önemli bir yük alacak , önemli bir katkı verecek mahiyette görünüyor. Daire başkanlığı çatısı altında şekillenen yapı kurulduğundan bu güne hızlı adımlarla önemli hizmetler ortaya koyuyor.

Birçok faaliyetine yakından şahit olduğum bu büroların zaman içerisinde Diyanet İşleri Başkanlığı hizmetleri içerisinde ilk 3 e gireceğine can-ı gönülden inanıyorum. Eğitimdeki personelin daire başkanından tüm çalışanlarına yüksek motivasyonu bende çok iyi yolda oldukları kanaatini pekiştirdi.

Dib te yapılan Vaizliğe Hazırlama Müfredat Programının hazırlık çalışmalarına da katıldım. O çalışmalarda da gördüm ki Aile İrşat Büroları kurum tarafından da  çok önemseniyor ve büro personeli için güçlü bir alt yapı çalışması öngörülüyor.

Daire Başkanımız Doç. Dr. Huriye Martı bu gayret , samimiyet ve temposuyla  büroları etkin ve verimli bir hale getirecektir. Bunun için personelin eğitim ve materyalle desteklenmesi ve sağlam , güçlü yasal altyapı ve imkanlarla donatılması gerekiyor.

Ülkemizde devlet ve ASPB olarak  evlenecek her gence ‘evlilik sertifikası’ vermek ve sertifikası olmadan nikah kıymamayı stratejik hedef olarak koymuşsak , kayınpeder ve kayınvalide okulundan bahsediyorsak bu gibi kardeş organizasyonların çoğalması ve bakanlığın paralel hizmetlerine katkı vermelerini desteklemeliyiz.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 8 - 18

8