Pazar, Kasım 17, 2019

Text Size

Sosyal Hizmet



Bizim kültürümüzde çok önemlidir ‘hüsnü hatime-güzel son’.Bütün dualarımızda Rabbimizden iyi bir finalle kendisine son defa yürümeyi isteriz.

Hayat bir taraftan bakılınca çok kısa , diğer taraftan bakılınca uzun.Özellikle ihtiyarlık zamanın adeta durduğu,yavaş aktığı bir zaman.

Yüce Allah dünyayı imtihan salonu olarak yaratmış ve burada hangi kulunun daha güzel, en güzel davranışı (Kuranı Kerim,67/2)   yapacağını görmek istiyor.Bu derin hikmetin gereği olarak hayırla şerri, iyiyle kötüyü ikisini de yaratıyor. Biz insanlardan kalbimizi ,aklımızı, vicdanımızı ve bize verilen bütün kabiliyetleri kullanarak hayrı doğruyu iyiyi seçmemizi ve yapmamızı istiyor.

Kur’an-ı Kerim ‘’Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi? Yasin,36/68 ifadesiyle ihtiyarlık aynı zamanda bir nevi çocukluktur.

Yaşadıklarımız çoğu zaman kendi ellerimizle yaptıklarımızdır.Özellikle çocuk yetiştirirken onları bize çok ihtiyaçlarının olduğunu bizim söylediklerimizi dinleyerek değil , bizim yaptıklarımızı dikkatle izleyerek , kaydederek ve taklit ederek büyüdüklerini unutmayalım. Unutmayalım ki ileride o örnekleri önümüze koyduklarında yüzümüz kızarmasın.

Babamız Ademin ilk oğullarından Kabil’le başlayan bir tarihi süreç var. Tüm insanlık boyunca Habillere düşen Kabillerin zulmünden, yanlışlarından, kötülüklerinden insanlığı korumak, muhafaza etmek olmuştur. Yüce Allah’ın istediği de budur.İmtihanın gereği de budur.Yüce Allah isteseydi tüm insanları melek gibi yapardı.Ama o zaman insanın yaratılmasına gerek olmaz çünkü melekler zaten vardı.

Çok kıymetli yazarlarımızdan düşünürlerimizden, entelektüellerimizden zaman zaman  “Keşke bütün huzurevlerini, yurtları, yuvaları kapatabilsek…” dileklerini okuyoruz, işitiyoruz. Bu dileğe ,temenniye katılmamak mümkün değil. Evet biz de bütün samimiyetimizle Huzurevlerini , Çocuk Yuvalarını,Yetiştirme Yurtlarını ve Yatılı Özürlüler Rehabilitasyon Merkezlerinde kapatmak istiyor ve sürekli onun için çalışıyoruz.

İşte bizim yatılı olarak hizmet verdiğimiz sosyal hizmet kuruluşları insanlığın bu kadim imtihan gerçeğinin ürünü. Biz milyarlarca kez dilek tutsak, gece gündüz durmadan dua etsek bazı gerçekleri, bazı hikmetleri değiştiremeyiz, değiştiremiyoruz.

Devamını oku...

Sosyal Politikanın merkezinde aile olmalıdır. Aile anne , baba ve çocuk (3) tan oluşan toplumun yapı taşıdır. Aileyi  esas almadan çocuk, kadın ve erkeklere yönelik sağlıklı politika geliştirmek mümkün değildir.

03 Temmuz 2005 tarihinde çıkarılan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 08 Mart 2012 de çıkarılan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun mevzuat olarak en çok aileyi ilgilendiren yasal metinler olarak uygulanıyor.

Uygulamaya başlanılmasının üzerinden 8 yıla yakın zaman geçen Çocuk Koruma Kanunu ile ilgili geçenlerde bir gazetenin manşetten verdiği bir istatistik dikkat çekici. TÜİK' e göre son 4 yılda çocuk suçu sayısının yüzde 36 arttığı kaydedildi. Kanun; bir taraftan iyi niyetle bakıldığında  çocuğu korumak için cezaları silerken veya indirirken , diğer taraftan onları suç örgütlerinin potansiyel malzemesi haline getirebiliyor.

Benim önerim; Aileyi , yeni kurduğu bakanlığın isminin başına koyacak kadar önemseyen ve tüm sosyal politikaların merkezine alan hükümetin Aileyi direk ilgilendiren 5395 ve 6284 sayılı iki yeni kanunun uygulama sonuçlarının tekrar değerlendirilmesi ve gerekirse kanunda revizyona gidilmesidir.

Bu anlamda 5395 sayılı kanunun çıktığı tarihten bu güne Konya İli genelinde kanunun uygulayıcılarından birisiyim. Kesintisiz Çocuk Koruma Kurulu üyesi olarak görev yaptım. Bu tecrübeyle önerilerimi , kanunun güçlü ve zayıf yönlerini, koruyor, uygulamada yaşanılan zorlukları ve çözüm önerilerimi paylaşacağım.

Çocuğa yönelik hizmetleri 3 ana kademede ele alabiliriz.

a-İyileştirici-geliştirici hizmetler

b-Koruyucu-önleyici hizmetler

c-Tedavi ve rehabilite edici hizmetler

En ideali birinci ve ikinci kademe hizmetlerle çocuğun anne karnına düştü andan itibaren sağlıklı her yönden kendine   yeten bir birey olarak yetiştirmek olmalıdır.

Özellikle 0-7 yaş çocuk yetiştirme de altın dönemdir. Bu dönemde anne ve babaların yaptığı hatalar ‘Oral Fiksasyon’ dediğimiz çocuğun ömrü boyunca tüm zamanlarını etkileyen kalıcı hasarlara sebep olmaktadır.

Sadece annenin 2 yıl çocuğunu emzirmesi ve bu zamanı çocuğuyla geçirmesi ya da geçirmemesi bile çocukta olumla ya da olumsuz etkilerle bir ömür kendini göstermektedir.

Devamını oku...

Zihinsel engelliler başta olmak üzere birçok engelli grubundan insanlarımızı görünce hep bu gerçeği müşahede etmişimdir.

Bunlar ‘direk Allah’a bağlı insanlar’ diyorum. Gerçekten o kadar şirin, o kadar tatlı , o kadar samimiler ki insan Yüce Allah’ın birçok esmasını direk onların simaları ve hareketlerinde görmek mümkündür.

Rabbime bu ‘direk Allah’a bağlı’ insanlara hizmet etme lütfunda bulunduğu için nihayetsiz hamd ve şükürler olsun.

Bu samimiyet ve tatlılıktır ki birkaç gün önce iki engellimizin yaptığı düet başta Fatma ŞAHİN ve Binali YILDIRIM bakanlarımız olmak tüm salonu ağlattılar.

Dünyada tüm insanların aradığı ve gerçekleşmesini isteği ortak değer adâlet ilkesidir. (Hud, 11/18; Şûra, 42/40; Mâide, 5/8.) İslâm’da fertler arasında ırk, renk, soy, sop, makam, mevki, fakirlik, zenginlik, şan, şöhret gibi hususlarda üstünlük yoktur. (Bkz. Tevbe, 9/24–25; Kehf, 18/28,32–43; Taha, 20/131; Kasas, 28/76–82; Sebe, 34/35; Abese, 80/1–12).

Adalet ilkesi konusunda en çok dikkat etmemiz gereken gruplar dezavantajlı gruplardır. Bunlar ;  Çocuklar , engelliler , kadınlar , yaşlılar ,hastalar , musibetzedeler, yoksullar , kimsesizler , işsizler , yetim ve öksüzlerdir.

Kuran-ı Kerim’de Yüce Allah ve Hadisleriyle Peygamberimiz yukarıda saydığımız tüm gruplara davranışlarımız konusunda  özellikle bizleri uyarmıştır. Rabbimiz bu konular için Kuran-ı Kerim’in bir çok yerinde çok hassas bir şekilde ikazlarla bizlerin dikkatini çekmiştir. Mesela yetim hakkı konusunu bahsederken ‘Yetimin hakkına riayet edin’ yerine daha şiddetli bir ikaz ile ‘yetimin malına yaklaşmayın’ (Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne (yaşına) erişinceye kadar en güzel şekilde (malını koruyup çoğaltmak için) yaklaşabilirsiniz. Bir de ahdi (yapılan sözleşmeyi) yerine getirin, çünkü verdiği sözden cayan (kıyamet günü) sorumludur.) İsra/17,34 uyarısını yapmıştır.

Kuran-ı Kerim dezavantajlı gruplara iyi davranmayı , onlarla ilgilenmeyi , onlara bakmayı  ‘sarp yokuş’ olarak nitelendirmiş ama o yokuşu aşanları cennetle müjdelemiştir. ’’Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?, O tutsak bir boynu çözmek (köle azat etmek)tir, Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.’’ Beled,90/12-16

Engellilik hesaplanabilen, beklenen , istenen bir durum değildir dostlar.

Hepimizin her an yaşayabileceği bir durumdur. Bu anlamda toplumun gerçek refahı da sunulan tüm hizmetlerin dezavantajlı kesimi içine alan şekilde gerçekleştirilmesiyle mümkündür.

Devamını oku...

Aile ilk cennette Yüce Yaratıcı tarafından kurulan, sürekli cennetten bir huzuru ve mutluluğu içinde barındıran temelleri, esasları, yönergesi Yüce Yaratıcı tarafından belirlenmiş en önemli sosyal müessesedir. O toplumun çekirdeği ve rengidir.

Şekil ve adet olarak birbirine çok benzeyen ama içerik ve öz itibariyle tamamen birbirinden farklı ama birbirini tamamlayan iki varlığın birleşmesiyle ortaya çıkan huzur ve mutluluğun en önemli merkezidir aile.

Mutluluğun resmi ve formülü Aile: Anne+Baba+Çocuk(3 çocuk)

Aile insanın sadece fiziksel gelişimi için gerekli değildir. O, beşeri donanımının da ilk biçimlendiği yerdir. Yani aile bir kısım değerlerin üretildiği, öteden beri var olan kıymetlerin yaşandığı ve yaşatıldığı bir yerdir. Hatta aile bu değerlerle toplumun varlığı ve sürekliliği için gerekli olan bir sosyal kontrol kurumu görevini yerine getirir.

Aile bizim gün sonu dönebileceğimiz yuvamızdır. Akşamın alacakaranlığında o limana sığınırız. Dev kitlelerin içinde yaşadığımız yalnızlık ve gerilimleri orada atar, bütün bir günün yorgunluğunu ancak orada giderebiliriz.

Annenin çocuğu emzirmesinin onun gelişmesinde oksijenden daha önemli , annesini yeterince emmeyen çocukların ise madde bağımlılığına daha yatkın olduğunu defalarca ifade ettik.

Aileyle ilgili faydalar saymakla bitmez. Aile her toplum gibi bizim toplumumuz içinde çok önemlidir. Ve toplumumuz dünden bugüne bunun bilincinde ola gelmiştir. Ne var ki bu kurum günümüzde sosyal, kültürel, ekonomik, politik değişim ve dönüşümlerin ortamında bizzat kendisi de sorunlar yaşıyor.

Bunun en önemli sebebi insanları bir tüketim makinesi haline getirmek isteyen beşeri sistemler ve çalışmaları.

Bu gün toplumda tek başına yaşayan bir insanın yaptığı harcamalar bir ailenin harcamalarına yakın. Kapitalist sistem insanı tek istiyor. Onun alışveriş alışkanlıkları , ahlaki durumu , can sıkıntısı , arkasını dayayacağı bir desteğin olmaması hep sistemin arzuları.

Aile kişinin dünyadaki cenneti ya da cehennemidir. Ailede huzur bulmak, devam ettirmek üzerine çok şey söylenebilir.

Devamını oku...

Konya Platformu Derneği Yönetim Kurulunda Aile ve Sosyal Çalışmalar Komisyon başkanlığı görevi verildiğinde omuzlarıma ağır bir yükün konulduğunu hissettim. Ve özellikle ilk yapacağımız etkinlik konusunda derin derin düşündüm.

Hayatta ilkler her zaman önemlidir dostlar.

İlk söz , ilk adım ,ilk bakış ilk temas v.b.

İlk adımın doğru atılması gömlekteki düğmenin doğru ya da yanlış düğmelenmesi demektir.

Düşünce aşamasında yakın arkadaşlarımla istişare ettim. Etkinlik her açıdan önemli , kıymetli ve mutlaka somut faydalar içeren sonuçları olan bir faaliyet olmalıydı.

Önce çocuğa yönelik olmalıydı. Çünkü çocuk demek gelecek demekti.

Sonra bu çocuk koruyup kollanması gereken çocuklar olmalıydı.

Ve komisyon olarak kararımızı verdik. Koruyucu Ailelerle bir araya gelecektik.

Hem bu kutlu yolun yolcularını ve çocuklarımızı mutlu edecek hem de yeni Koruyucu Ailelerin bu kervana katılması konusunda adım atmış olacaktık.

Yönetim Kurulu Üyemiz Dedeman Genel Müdürü Recep DEMİROK ben ev sahipliğine varım dedi.30 Temmuzda koruyucu ailelerimiz, çocuklarımız, Konya Platformu Derneği Yönetim Kurulu üyeleri ve Konya Protokolü ile bir araya gelme kararı aldık.

Davetlilerimize şu mesajı gönderdik:’ Kur’an’ı Kerim’de Yüce Allah(c.c.)‘’Vemâ edrâke mel akabeh,O sarp yokuş nedir bilir misin ?  ‘’ diye sorar ve yine kendisi cevaplar: ‘’Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır.’’(Beled Suresi,90/12-16)

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’de ‘“Kim bir veya iki yetimi barındırsa, sabır etse ve sevabını da ümit etse, ben onunla Cennette şu iki parmak gibi olurum (Şehadet parmağı ve orta parmağını hareket ettirdi.)”

Peygamberimiz kendisi de dedesi ve amcasının yanında Koruyucu Aile sisteminde yetişmiş, bu konularda bizzat örnek olmuş ve Zeyd bin Harise’nin Koruyucu Aile si olmuştur. Dolayısıyla ‘’Koruyucu Aile’’ olmak; hem muhatap olduğu hem de kendisinin bizzat uyguladığı Peygamberimizin en önemli sünnetlerindendir.

Konya’da bu kutlu yolun yolcusu , 58 yetimimize kucak açan , evlerini onlarla paylaşan 48 Koruyucu Ailemizle 30 Temmuz 2013 tarihinde Dedeman Otel de iftar programında bir ve beraber olmanın kararını verdik.’’

Mesaj etkili oldu. Valimiz Aydın Nezih DOĞAN ve Eşi Hatice DOĞAN Hanımefendi , Dışişleri Bakanımızın eşi Dr. Sare DAVUTOĞLU Hanımefendi , ablası Ayşe DAVUTOĞLU Hanımefendi , NEÜ. Rektörümüz Prof. Dr. Muzaffer ŞEKER, Büyükşehir ve Meram Belediye Başkanlarımızın eşleri, Ak Parti Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Başkanı ve ismini burada sayamayacağım bir çok davetli katıldı.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 7 - 19

7