Pazar, Haziran 16, 2019
Text Size

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar Erh...

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bize bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar ve Erhan Dargeçit beylere teşekk...

Zehra Okullarındaydık..

Zehra Okullarında Eğitimcilerle birlikteydik...

  • ''Yorulmaz Bilginler'' kreşimiz velilerine ''Ailede Sosyal medya ve iletişim'' konulu konferans verdik.

    Cuma, 10 Mayıs 2019 08:21
  • 5. Akşehir Kitap Fuarına katıldık...

    Pazartesi, 06 Mayıs 2019 12:04
  • İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 30 Nisan 2019 08:51
  • İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Çarşamba, 24 Nisan 2019 10:16
  • Zehra Okullarındaydık..

    Pazartesi, 22 Nisan 2019 12:06

Sosyal Hizmet



Aile ilk cennette Yüce Yaratıcı tarafından kurulan, sürekli cennetten bir huzuru ve mutluluğu içinde barındıran temelleri, esasları, yönergesi Yüce Yaratıcı tarafından belirlenmiş en önemli sosyal müessesedir. O toplumun çekirdeği ve rengidir.

Şekil ve adet olarak birbirine çok benzeyen ama içerik ve öz itibariyle tamamen birbirinden farklı ama birbirini tamamlayan iki varlığın birleşmesiyle ortaya çıkan huzur ve mutluluğun en önemli merkezidir aile.

Mutluluğun resmi ve formülü Aile: Anne+Baba+Çocuk(3 çocuk)

Aile insanın sadece fiziksel gelişimi için gerekli değildir. O, beşeri donanımının da ilk biçimlendiği yerdir. Yani aile bir kısım değerlerin üretildiği, öteden beri var olan kıymetlerin yaşandığı ve yaşatıldığı bir yerdir. Hatta aile bu değerlerle toplumun varlığı ve sürekliliği için gerekli olan bir sosyal kontrol kurumu görevini yerine getirir.

Aile bizim gün sonu dönebileceğimiz yuvamızdır. Akşamın alacakaranlığında o limana sığınırız. Dev kitlelerin içinde yaşadığımız yalnızlık ve gerilimleri orada atar, bütün bir günün yorgunluğunu ancak orada giderebiliriz.

Annenin çocuğu emzirmesinin onun gelişmesinde oksijenden daha önemli , annesini yeterince emmeyen çocukların ise madde bağımlılığına daha yatkın olduğunu defalarca ifade ettik.

Aileyle ilgili faydalar saymakla bitmez. Aile her toplum gibi bizim toplumumuz içinde çok önemlidir. Ve toplumumuz dünden bugüne bunun bilincinde ola gelmiştir. Ne var ki bu kurum günümüzde sosyal, kültürel, ekonomik, politik değişim ve dönüşümlerin ortamında bizzat kendisi de sorunlar yaşıyor.

Bunun en önemli sebebi insanları bir tüketim makinesi haline getirmek isteyen beşeri sistemler ve çalışmaları.

Bu gün toplumda tek başına yaşayan bir insanın yaptığı harcamalar bir ailenin harcamalarına yakın. Kapitalist sistem insanı tek istiyor. Onun alışveriş alışkanlıkları , ahlaki durumu , can sıkıntısı , arkasını dayayacağı bir desteğin olmaması hep sistemin arzuları.

Aile kişinin dünyadaki cenneti ya da cehennemidir. Ailede huzur bulmak, devam ettirmek üzerine çok şey söylenebilir.

Devamını oku...

Konya Platformu Derneği Yönetim Kurulunda Aile ve Sosyal Çalışmalar Komisyon başkanlığı görevi verildiğinde omuzlarıma ağır bir yükün konulduğunu hissettim. Ve özellikle ilk yapacağımız etkinlik konusunda derin derin düşündüm.

Hayatta ilkler her zaman önemlidir dostlar.

İlk söz , ilk adım ,ilk bakış ilk temas v.b.

İlk adımın doğru atılması gömlekteki düğmenin doğru ya da yanlış düğmelenmesi demektir.

Düşünce aşamasında yakın arkadaşlarımla istişare ettim. Etkinlik her açıdan önemli , kıymetli ve mutlaka somut faydalar içeren sonuçları olan bir faaliyet olmalıydı.

Önce çocuğa yönelik olmalıydı. Çünkü çocuk demek gelecek demekti.

Sonra bu çocuk koruyup kollanması gereken çocuklar olmalıydı.

Ve komisyon olarak kararımızı verdik. Koruyucu Ailelerle bir araya gelecektik.

Hem bu kutlu yolun yolcularını ve çocuklarımızı mutlu edecek hem de yeni Koruyucu Ailelerin bu kervana katılması konusunda adım atmış olacaktık.

Yönetim Kurulu Üyemiz Dedeman Genel Müdürü Recep DEMİROK ben ev sahipliğine varım dedi.30 Temmuzda koruyucu ailelerimiz, çocuklarımız, Konya Platformu Derneği Yönetim Kurulu üyeleri ve Konya Protokolü ile bir araya gelme kararı aldık.

Davetlilerimize şu mesajı gönderdik:’ Kur’an’ı Kerim’de Yüce Allah(c.c.)‘’Vemâ edrâke mel akabeh,O sarp yokuş nedir bilir misin ?  ‘’ diye sorar ve yine kendisi cevaplar: ‘’Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır.’’(Beled Suresi,90/12-16)

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’de ‘“Kim bir veya iki yetimi barındırsa, sabır etse ve sevabını da ümit etse, ben onunla Cennette şu iki parmak gibi olurum (Şehadet parmağı ve orta parmağını hareket ettirdi.)”

Peygamberimiz kendisi de dedesi ve amcasının yanında Koruyucu Aile sisteminde yetişmiş, bu konularda bizzat örnek olmuş ve Zeyd bin Harise’nin Koruyucu Aile si olmuştur. Dolayısıyla ‘’Koruyucu Aile’’ olmak; hem muhatap olduğu hem de kendisinin bizzat uyguladığı Peygamberimizin en önemli sünnetlerindendir.

Konya’da bu kutlu yolun yolcusu , 58 yetimimize kucak açan , evlerini onlarla paylaşan 48 Koruyucu Ailemizle 30 Temmuz 2013 tarihinde Dedeman Otel de iftar programında bir ve beraber olmanın kararını verdik.’’

Mesaj etkili oldu. Valimiz Aydın Nezih DOĞAN ve Eşi Hatice DOĞAN Hanımefendi , Dışişleri Bakanımızın eşi Dr. Sare DAVUTOĞLU Hanımefendi , ablası Ayşe DAVUTOĞLU Hanımefendi , NEÜ. Rektörümüz Prof. Dr. Muzaffer ŞEKER, Büyükşehir ve Meram Belediye Başkanlarımızın eşleri, Ak Parti Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Başkanı ve ismini burada sayamayacağım bir çok davetli katıldı.

Devamını oku...

2004-2006 yılları arasında iki yıl 396 kapasiteli Konya Dr. İ. Işık Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde idarecilik yaptım.

Orada edindiğim bilgi ve tecrübelerimi ışığında ‘Yaşlı Odası’ projesi başta olmak üzere aileyi birlikte tutacak öneriler üzerinde çalıştım.

Toplumun hızla ‘Pederşahi’ aileden ‘Veledşahi’ aileye evrildiğini bunun kısa ve uzun vadede zararlı sonuçları olacağından bahisle çözüm önerilerimi sıraladım. Sadece yaşlı , kadın , çocuk, engelli olarak ele almanın doğru olmadığını aileyi tüm unsurlarıyla ele alarak geliştirebileceğimizi, koruyabileceğimizi ifade ettim. Bakınız: http://www.cemilpasli.com/gonulden-gonule/yaslilar-ve-aile-uzerine

Başbakanımızın açıkladığı ve 12 Bakanlığın birlikte hareket edeceği ‘Aile Olmak Projesi’ bu anlamda çok önemli bir adım.

Hatta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulmasından sonra Aile konusunda yapılan çalışmaların en önemlisi diyebilirim.

Başbakanımız çocuk sayısıyla ilgili isteğini şiire döktü projenin tanıtımında:

Bir çocuk GARİP,

İki çocuk RAKİP,

Üç çocuk DENGE,

Dört çocuk BEREKET.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma ŞAHİN Projeyle ilgili olarak ,  76 milyonun aile hukukunu korumak için ‘Aile Olmak’ projesini hayata geçireceklerini söyledi.

Proje kapsamında TOKİ konutlarında dede ve nineyi torunları ile buluşturacak 3+1 dairelere, 1+1 daireleri de ilave edeceklerini belirten Şahin, "Biz büyük bir aileyiz. 76 milyonun aile hukukunu koruyacak şekilde çok önemli bir projeyi hayata geçirdik" diye konuştu.

Devamını oku...

Her yıl ortalama 600 bin evlilik gerçekleşiyor.

TÜİK verilerine göre her yıl tüm evli çiftlerin içerisinden 120 bin boşanma meydan geliyor.

Boşananların yüzde 85’i yeniden evleniyor.

Boşananların yüzde 17’si ise boşandıkları eşleri ile tekrar evleniyor.”

Türkiye’de evlenme ve boşanma oranları bakımından çok şükür ki Batı ülkelerine göre çok iyiyiz. Hiç boşanma olmayacak diğer bir şey söz konusu değil. Eşler anlaşamıyorsa ve evlilik çekilmez hale gelmişse şüphesiz boşanma olacaktır. Boşanma ; Allah’ın en sevmediği helal olsa da netice de helaldir. Burada önemli olan boşanmanın uzmanlar rehberliğinde gerçekleşmesi ve sürecin iyi yönetilmesi gerçeği.

Kangren olmuş bir parmağı vücuttan ayırmak için de bir Genel Cerraha ihtiyaç var , aksi takdirde parmakla beraber vücudun tümü zarar görebilir. Bireylerin annenin babanın ve bilhassa çocukların bu süreçten en az zararla çıkması uzmanlar rehberliğiyle sağlanmalı. Özellikle sülalecek evlenip , sülalecek boşandığımız gerçeği dikkate alındığında bu gerçek daha önemli bir hal alıyor.

Bizim insanımız yalnız yaşamak için boşanmıyor, yeniden bir yuva kuruyor.

Boşanmalar evlilikler eskidikçe artıyor gibi bir kanaat var. Ama hayır, yaptığımız araştırmada gördük ki evliliğin ilk 5 yılında boşananların oranı yüzde 43. Evlenirken insanımız yeterli hazırlık yapmıyor, çok çabuk karar veriyor. Boşananların yüzde 17’si tekrar boşandıkları eşleri ile evleniyor. Bu da bize boşanırken de çok çabuk karar verdiğimizi gösteriyor. Hala yürüme şansı olan evlilikleri sonuçlandırdığımız anlamına geliyor.

Boşanmak için bakanlığımıza danışanların yüzde 25’i boşanmaktan vazgeçiyor.

Boşanma sürecinde bireylere sorun yaşadıklarında kimden destek aldıklarını sorulduğunda  ‘’ Ailemden , arkadaşımdan ve çevremden diye cevaplar alınıyor.

En çarpıcı sonuç yüzde 66’sı hiç kimseden destek almam diyor. Zaten sorunlar iletişimsizlikten doğuyor. Bir de iletişimsizlik içinde sorunları çözmeye çalışıyor insanlar.”

Kuran- Kerim; evlilikte herhangi bir anlaşmazlık olduğunda , bir sıkıntı doğduğunda kız ve erkek tarafından birer güvenilir hakem tayin etmemizi emrediyor. Hakem mevzuuna Kur'an-ı Kerim'de de şöyle değiniliyor:

"Eğer karı-kocanın birbirinden ayrılacaklarından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar düzeltmek isterlerse, Allah aralarını bulmaya onları muvaffak kılar. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir ve her şeyden haberi olandır." (Nisa Sûresi, 35)

Bu uygulamanın en yaşanılır örneğini Osmanlı'da görmek mümkün.

Devamını oku...

DİB bu yıl Kutlu Doğum haftasında ‘Hz. Peygamber ve İnsan Onuru’ konusunu seçti. İnsanı yaratan , yaratılışıyla beraber onun en kerim , en onurlu , en üstün varlık olduğunu ilan etmiştir. ‘And olsun, biz insanoğlunu onurlu , şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.’ İsra , 17/70

Şerefle yaratılmış insanoğlu Müslüman olmakla bu şerefi katlamıştır. Şerefli ve onurlu bir Müslümana düşense;  tüm insanlığın , tüm canlıların onur ve haysiyetine saygı duymak ve başkalarının da saygı göstermesi konusunda sarf etmektir. ’Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona hainlik etmez , onu yalanlamaz , onu yardımsız ve yüz üstü bırakmaz. Her Müslümana diğer Müslümanın onuru , malı ve kanı haramdır. Takva/İhlas işte şurada kalptedir. Kişiye şer/günah olarak Müslüman kardeşini hakir görmesi yeter. Müslim , Birr ,32 ; Tirmizi , Birr,18

Dünyada tüm insanların aradığı ve gerçekleşmesini isteği ortak değer adâlet ilkesidir. (Hud, 11/18; Şûra, 42/40; Mâide, 5/8.) İslâm’da fertler arasında ırk, renk, soy, sop, makam, mevki, fakirlik, zenginlik, şan, şöhret gibi hususlarda üstünlük yoktur. (Bkz. Tevbe, 9/24–25; Kehf, 18/28,32–43; Taha, 20/131; Kasas, 28/76–82; Sebe, 34/35; Abese, 80/1–12).

Adalet ilkesi konusunda en çok dikkat etmemiz gereken gruplar dezavantajlı gruplardır. Bunlar ;  Çocuklar , engelliler , kadınlar , yaşlılar ,hastalar , musibetzedeler, yoksullar , kimsesizler , işsizler , yetim ve öksüzlerdir.

Kuran-ı Kerim’de Yüce Allah ve Hadisleriyle Peygamberimiz yukarıda saydığımız tüm gruplara davranışlarımız konusunda  özellikle bizleri uyarmıştır. Rabbimiz bu konular için Kuran-ı Kerim’in bir çok yerinde çok hassas bir şekilde ikazlarla bizlerin dikkatini çekmiştir. Mesela yetim hakkı konusunu bahsederken ‘Yetimin hakkına riayet edin’ yerine daha şiddetli bir ikaz ile ‘yetimin malına yaklaşmayın’ (Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne (yaşına) erişinceye kadar en güzel şekilde (malını koruyup çoğaltmak için) yaklaşabilirsiniz. Bir de ahdi (yapılan sözleşmeyi) yerine getirin, çünkü verdiği sözden cayan (kıyamet günü) sorumludur.) İsra/17,34 uyarısını yapmıştır.

Kuran-ı Kerim dezavantajlı gruplara iyi davranmayı , onlarla ilgilenmeyi , onlara bakmayı  ‘sarp yokuş’ olarak nitelendirmiş ama o yokuşu aşanları cennetle müjdelemiştir. ’’Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?, O tutsak bir boynu çözmek (köle azat etmek)tir, Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.’’ Beled,90/12-16

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 7 - 19

7