Pazar, Kasım 17, 2019

Text Size

Sosyal Hizmet



Diyanet İşleri Başkanlığı ülkemizin en eski ve köklü kurumlarından.

İlahiyatçı olarak kurumu sürekli yakından takip etme hatta birçok projede birlikte çalışma imkanı buldum.

2009 yılında yapılan 4. Din Şurasına ‘Yetiştirme Yurdu Gençliği ve Din Eğitimi’ konulu tebliğimle katıldım.

Şura 3 komisyondan oluşuyordu.

Ben 3. Komisyonda yani Camii dışı din hizmetleri komisyonunda idim.

Bu sen 5.Din Şuarası yapılacak.

5 yıllık bir süreçte Diyanet İşleri Başkanlığının hizmet sunumunda ciddi değişikler olduğunu gördük.

Şuradaki izlenimlerimi ve kararları paylaşmıştım.

O günden bu güne değişimi görmek isteyenler yazıma başvurabilir.

Diyanet İşleri Başkanlığının Açılımı: 4. DİN ŞURASI http://www.cemilpasli.com/sosyal-hizmet/diyanet-isleri-baskanliginin-acilimi-4-din-surasi

Merkezi vaaz sisteminden vazgeçildi, sosyal hizmet kurumlarına,ceza evleri ve hastanelere daha aktif katkılar sağlandı, sosyal meselelere DİB in ilgisi daha fazla arttı ve bir çok projelerle hayatın da tam da içine girdi.

Konya Müftülüğü ile İl Merkezindeki tüm Din Görevlileri ve eşlerine SHU Bilal ERDOĞAN Bey kardeşimle ‘Aile İçi İletişim’ seminerleri verdik.

Aile ve Dini Rehberlik Daire Başkanımız Huriye MARTI ‘’Sağlıklı Birey,Mutlu Aile,Huzurlu Toplum’’ Projesiyle 81 İl Müftülüğüyle aileye yönelik güzel çalışmalar yaptı,bir çoğunun içinde bulundum.

Devamını oku...

Bakış açımız hayatımızın boyasıdır dostlar.

Nereden baktığımız eşyanın mahiyetini değiştirir.

Başta aile içi ilişkiler olmak üzere sosyal hayatta insanlar ilişkilerde önceliğimizi belirlemek bakış açımızı ortaya koyar.

Mutlu olmak mı ?

Haklı olmak mı ?

Hem haklı hem mutlu olmak istesem diyenlerinizi duydum

Keşke. Ama bu dünyada bu iş her zaman mümkün olmayabilir.

Bence merkeze mutlu olmayı alalım, yanında haklı olmakta gelirse nurun ala nur.

Mutlu olmak için hakeme ihtiyacımız yok ama haklı olduğumuzu belirleme konusunda 1. Derece ve 2. Derece mahkemelere ihtiyacımız var.

Haklı olmayı mutlu olmanın önüne koymuş insanlar hakimler ve avukatlar topluluğuyla gezmek zorunda değil mi ???

İslam’da davranışların hareket noktası haklı olmak değil faziletli olmak üzerinedir.

Fazilette , iyilikte, güzellikte yarışır Müslümanlar,haklı olmak konusunda mücadele vermezler.

"Ey iman edenler ! Şüphesiz eşlerinizden ve evlatlarınızdan size düşmanlık etmiş olanlar vardır. Onlardan sakının. Eğer onları affeder, kusurlarına bakmaz ve bağışlarsanız şüphesiz Allah da çok bağışlayan ve çok merhamet edendir." Tegabün; 64/14

‘’İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir iyilikle (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir.’’Fussilet,41/34

“Kim (Müslümanlar arasında) haksız olduğu halde mücadeleyi (gereksiz tartışmayı)bırakırsa Allah ona cennetin kenar yerinde bir ev yapar. Kim de haklı olduğu halde mücadeleyi bırakırsa Allah ona cennetin en yüksek yerinde bir ev yapar.” (Tirmizi, Ebu Davud, İbn-i Mace, Nesai)

‘’Haklı bile olsa münakaşadan vazgeçmedikçe kişinin imanı tamam olmaz.’’
İbn-i Ebi’d-Dünya

‘’Münâkaşayı bırakın. Çünkü onun ne hikmeti anlaşılır ne de fitnesinden emin olunur.’’
Taberani

Her şeyi bilmek zorunda hisseden, daima haklı olmak için 7/24 mücadeleden yorulmuş, çok bilmiş nefislerimize bir Afrika atasözünü hatırlatmak istiyorum.

“Bilge her şeyi bilmez, sadece ahmaklar her şeyi bilir!”

Devamını oku...

Çocuk yetiştirmede hayati iki dönem vardır.

0-3 ve 4-7 yaşlar ki bu dönemler insanı bir binaya benzetirsek temeli ve su basmanı seviyesini anlatır.

Anne ve babalar özellikle 0-3 de ve 4-7 de çocukları varsa bütün plan ve programlarını bu merkezde yapmalıdırlar.

Çocuğun oral dönem dediğimiz bu erken dönemde anne babaya ihtiyacı oksijene ihtiyacından daha gerekli daha önemli,daha yaşamsaldır:http://www.medimagazin.com.tr/ana-sayfa/guncel/tr-oksijen-mi-anne-sevgisi-mi-1-11-52493.html

Oral dönemde anne babaya doymamış,anne baba sevgi ve ilgisini almamış çocuk hastalıklara karşı daha zayıftır: http://www.haber7.com/cocuk/haber/1049825-sevgisiz-buyuyen-cocuk-cabuk-hasta-oluyor

Oral dönemde anne babadan güven ve sahip olma ve sahiplenme duygusunu almamış çocuk madde bağımlılığı başta olmak üzere her tür kötü alışkanlığı ve sapkınlıklara daha yatkındır: http://www.haberturk.com/saglik/haber/873982-madde-bagimliligina-daha-yatkin-oluyorlar

0-7 de yani oral dönemde anne babaların çocuk yetiştirmede yaptıkları hatalar, çocuklarda ‘’oral fiksasyon’’ dediğimiz etkisi bir ömür boyu devam eden telafisi imkansız kalıcı hasarlara neden oluyor: http://www.cemilpasli.com/sosyal-hizmet/oral-fiksasyon-ve-anne-yoksunlugu

İnsanın anavatanı çocukluğudur. (Epistetus) İleride yeşerecek olumlu ya da olumsuz tüm davranış tohumları çocuklukta atılır: http://www.dogruses.com/yazarlar/cemil-pasli/1803-bir-insanin-anavatani-cocuklugudur-epictetus.html

Kısaca çocukluk dönemi insanda olumlu/olumsuz kalıcı etkilerin bırakıldığı bir dönem olarak karşımıza çıkıyor: http://www.gazetea24.com/yerel-basin-haber/cocukluk-derin-izler-birakiyor_11174556.html

Özellikle annenin çocuğunu en az 2 yıl emzirmesi, anne ve babanın uzun süre evladından ayrı kalmaması, ona sevgiyi, güveni, bağlanmayı, sahiplemeyi mutlaka 0-3 de vermesi gerekir.

Devamını oku...

Mesane; karaciğer ve böbrekler vasıtasıyla vücuttaki zararlı ve fazla olan kimyasalların süzülüp toplandığı yerdir.Bu sebeple çok zorlamadan,sıkışmadan mesanenin boşaltılması gerekir.Özellikle trafiğe çıkarken mesanenin dolu olmamasına azami dikkat gösterilmelidir.Zira Allah korusun oluşacak bir trafik kazasında dolu mesanenin patlama ve vücudu zehirleme ihtimali çok yüksektir.

Dolayısıyla dolu bir mesane başta prostat olmak üzere hem fiziki olarak hem de psikolojik olarak büyük riskler barındırmaktadır.

Mesaneden sonra dolu olması durumunda daha büyük risk taşıyan depo yani meni keselerinin dolu olmasıdır.Meni kanalları iki ince, aşağı yukarı 4,5 cm uzunluğunda borucuktur. Bunlar sağ ve sol epididymisden yukarı doğru, karın boşluğuna çıkarlar. Meni kanallarının iç duvarları halka şeklinde kaslarla donatılmıştır; bunlar aşağıdan yukarıya doğru kasılabilir ve bir emme-basma tulumba gibi iş görür.

Meni kanalının kendisi de tohum sıvısına depo görevi görür. Meni kanallarının uç kısımları geniştir. Doldukları zaman tohum sıvısı (spermler) ek depoya (meni kesecikleri) dökülür. Bunlar meni kanallarının iki yanına yerleşmiştir. Meni keseciklerinin esas faaliyetleri, spermlerin hareket yeteneklerini artıran sarımsı kaygan bir sıvı salgılamaktan ibarettir.

Meni kesecikleri sidik torbasının arka alt kutbuna rastlayan bölgede bulunur. Bunların çıkış yolları, meni kanallarının uç kısımlarıyla birlikte, prostat bezinin ortasından geçer ve sidik borusuna açılır.

Benim burada üzerinde duracağım konu meşru yoldan dolu olması durumunda mesaneden daha tehlikeli olan deponun boşaltılması meselesidir.

Depo; hormonlarla yönetilen insan vücudunun tahliye edilmesi gereken unsurların toplandığı doluluğu ya da boşluğu direk insan psikolojisini etkileyen bir organdır.

Ülkemiz insanlarında yanlış bir mahremiyet algısıyla özellikle aile ve toplum sağlığı açısından hayati olan cinsellik konusu konuşulamamaktadır.

Cinsel ihtiyaçları meşru yoldan zamanında giderme Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisinde hem en alttaki fiziksel ihtiyaçlar ile hem de en üstteki kendini gerçekleştirme ve özsaygı ile ilgilidir.Bu yüzden kişi ve toplum sağlığı için çok ama çok önemlidir.

Peygamberimiz en mahrem meseleleri dahi sorarak öğrendikleri için ensar kadınlarını ‘dinlerini öğrenme noktasında utanmalarının bir engel teşkil etmemesini övmesi’ önemlidir.

Bu gün aile de ve toplumda yaşanan birçok problemin altında cinsel problemler yatmaktadır.Özellikle ailede şiddetli geçimsizlik kavramının  altını kazdığınızda bu problemler çıkmaktadır.

Devamını oku...

emniyet ile ilgili görsel sonucu

Emniyetten 2 arkadaş anlattı.

Gece devriye gezerken saat 02.30 sularında orta yaşlarda bir erkeğin caddede yürüdüğünü görürler.

Caddenin sakinleştiği kimsenin olmadığı bir zamanda yalnız başına yürüyen adam meraklarını celb eder.

Yanında yaklaşırlar ve sorarlar:

‘Beyefendi hayırdır bu saatte ne yapıyorsunuz ?’ diye sorarlar.

Adam birazda tepkili ‘Size ne kardeşim geziyorum işte , zira benim gece gezme ehliyetim var’ diye cevaplar emniyetçi arkadaşların sorusunu.

Merak ederler arkadaşlar nedir bu ‘’Gece gezme ehliyeti’’

Sorarlar ‘kardeşim ehliyeti emniyet olarak biz veriyoruz ama böyle bir ehliyet ismi duymadık.

Nedir bu ‘gece gezme ehliyeti ?’ diye.

Adam ısrar üzerine cebinden evinden uzaklaştırma kararını çıkarır ve gösterir.

Hakkında evinden uzaklaştırma kararı olduğunu babasının evine gidemediğini,otelde kalacak parası olmadığını dolayısıyla geceyi sokakta geçirdiğini anlattı.

Daha çok şey anlattı adam arkadaşlara.

Kendince çok dertliydi.

Dert söyletiyordu.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 5 - 19

5