Pazartesi, Ekim 19, 2020

Text Size

Sosyal Hizmet



60. T.C. hükümetin meclisten aldığı KHK yetkisini kullanarak oluşturduğu ‘Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ yapısı bu alanda büyük bir boşluğu dolduracak gibi görünüyor.61. T.C. hükümeti ise icracı bakanlığa son şeklini verecek.

Bu konu ; 2005 yılından beri Daha Etkin bir Sosyal Devlet İçin ‘Tek Çatı’ = Sosyal Hizmet ve Destek Bakanlığı ( http://www.cemilpasli.com/daha-etkin-bir-sosyal-devlet-icin-tek-cati-onerim/ ) ismiyle gündeme getirmeye çalıştığım , ‘Başbakanımıza açık mektup ‘ başlığıyla medyada yayınlanan , adeta ‘dava’ haline getirdiğim bir konu.

Projemi anlatan metnin son paragrafı şöyleydi.’Sayın Başbakanım ; Sosyal Hizmetler ve Destek Bakanlığı kurulur ,eğitim alanında uzmanlaşmanın önü açılır , kademeli sosyal hizmet sunumuna geçilir ve yukarıda saydığım tüm hizmet kanalları bu bakanlığa bağlanırsa ,yani “tek çatı” altında toplanırsa inanıyorum ki şimdiki sunduğumuz hizmetin en az yüz katı daha hızlı daha etkin ve daha adil bir hizmet sunabiliriz. Ülkemiz tamamen taranıp veri tabanı oluşturulduktan sonra 5 yıl içerisinde devlet STK ve Yerel Yönetimlerimizin haberdar olmadığı elini uzatmadığı mağdur, muhtaç bir vatandaşımızın  kalmayacağına yürekten inanıyorum.’

Devamını oku...

Son günlerin tartışma konularından birisi çok üzerine konu bizi de ilgilendirdiği için yazmak zorunda hissettim kendimi.Sibel Üresin hanımefendinin beyanı farklı açılardan okunabilir.Ama ben açıklamayı şöyle okumaya çalışıyorum:’Ben kendime güveniyorum.Ben eşimle bir çift olarak (zevc-zevce-ayakkabı çiftleri) o kadar uyumluyum ki eşim başka bir kadına ihtiyaç duymaz.Ben de bir aile terapisti olarak kadınlara şunu tavsiye ediyorum:Kendinize güvenin.Eşinizle gerçek anlamda sağlıklı sevgi ve güvene dayalı bir yuva kurun.Bu yuvanın güçlenmesi ve devamı için emek verin.’Dünya kadınla , kadın bakımla güzeldir’ sözünü unutmayın’. Kendinize bakın.Eğer siz bunları yapmazsanız, yasalara sığınarak , yasaklarla ,eşinizin metrese gitmesini ya da (gizlice) imam nikahıyla ikinci bir kadınla yaşamasının önüne geçemezsiniz.Bu anlattığımın toplumda binlerce örneği var.’Çok eşlilik konusunun İslam açısından ele alınışını Hayrettin Karaman hocama havale ettikten sonra (http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/hayat/0103.htm) konuyla ilgili bazı tespitlerimi okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

  • Bir çok olayda olduğu gibi bu olayda da toplum kutuplaştı.Yani farklı fikirlere sahip insanlar bir yerlerde buluşmak , anlaşmak yerine daha uzak uçlara doğru savruldular.

“Her insanın küçük bir dünyası, belki küçük bir cenneti dahi, kendi hânesidir (evidir, âilesidir.)” ( Bediüzzaman Said Nursi )

‘Her aile bir tarihtir. Hatta okumasını bilene göre destandır’(Alphonse de Lamartine)

Yazımızın başlığı; 17-24 Mayıs tarihleri arası belirlenen‘Aile Haftası’ münasebetiyle S.Ü. Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Aileyi Destekleme Derneğinin ortaklaşa düzenlediği bir Panelin başlığı.

Panel, 17 Mayıs tarihinde, Salı günü, saat 14.00 de Alaaddin Keykubat Salonunda (üst kat) yapıldı. Panele konuşmacı olarak S.Ü. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aliye Mavili AKTAŞ, Uzm. Pdr. Dilek Zekiye KAŞIK ve Uzm. Pdr. Gülsüm DEMİREL katıldı. Panelin moderatörlüğünü Aileyi Destekleme Derneği Başkanı ve Aile Danışma Merkezi Müdürü sıfatıyla ben yaptım.

Panelin girişinde; ‘Ülkemizde 2010 TÜİK rakamlarına göre boşanma vakaları toplamda ege bölgesi birinci iken,  boşanma vakaları artış hızında Türkiye’de İç Anadolu bölgemiz en önde yer almıştır.

Bu veri bölge olarak aile konusunda radikal adımlar atmamız gereğini ortaya koymaktadır.Toplumun çimentosu olan ailenin her yönüyle bu haftada yoğun olarak ele alınması gerektiğini ve bu hayati konuda STK-Kamu ve Yerel Yönetimlerin aile yapımızın korunması ve güçlendirilmesi adına ortak çalışmalar yapmalarının gerektiğini , kamunun yeniden yapılanmasında ‘Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ ismiyle aileyi merkeze alan icracı güçlü bir bakanlık düşünüldüğünü , Aile ve Sosyal Araştırmalar Kurumu da ülkeyi 7 bölgeye ayırarak ,bölge merkezlerinde başlattığı ‘Aile Eğitim Programlarına katılımın önemini , özellikle STK ların mevcut faaliyet gösterdikleri alanın yanında mutlaka Aile odaklı çalışmalar yapan STK kurarak bu önemli hizmete katkı yapmaları gereğini’ ifade ettim.

Prof. Dr. Aliye Mavili AKTAŞ;’ Artan ,gelişen ve değişen aile ilgili problemlere karşı profesyonel çözümler bulmamız gerektiğini , salt eğitimin iyi bir aile kurmak , iyi bir anne baba olmak için yetmediğini , bu konuya özel eğitimlere insanların ihtiyacının zaruriliğini ,Türk Aile  yapısının hala çok güçlü olduğunu , aile içerisinde herkesin rolünün öneminin farkında olarak yapıya katkı vermeleri gerektiğini, her boşanmanın engellenmesinin mümkün olmadığını ,gerekte olmadığını ama aile odaklı ciddi çalışmaların birçok boşanma vakasını engelleyebileceğini’ hatırlattı.


Uzm. Pdr. Dilek Zekiye KAŞIK; ‘Ailede kadının rolünün gözden geçirilmesi ve güçlü bir şeklide desteklenmesi gerektiğini, bu konuda çalışan ya da çalışmayan kadın ayrımının yanlış olduğunu , ailede kadın -çalışmasa dahi- ağır bir yük taşıdığını, özellikle engelli annelerin bu konuda öncelikli olması gerektiğini Avrupa’dan örneklerle ‘ anlattı

Uzm. Pdr. Gülsüm DEMİREL; ‘Özellikle verdiği vakalarla desteklediği konuşmasında istismar ve şiddete uğrayan çocuklar konusunu işledi.İstismar ve şiddete uğrayan çocuklarda ortaya çıkan belirtileri , özellikle cinsel istismara uğrayan çocuklarda tuvalette normalden uzun süre kalma , cinsel içerikli gerçek veya hayali hikayeler anlatması , günlük rutin davranışlarında belirgin değişikliklerin gözleneceğini’ söyledi.

Panel, Hanife Fatma ERDEMİR, Renas POLAT VE Hasan Ali ÇAVUŞ isimli 3 S.Ü. Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sosyal Hizmetler Bölümü öğrencilerinin projesiydi.

Gençleri yürekten tebrik ediyorum.Yeni Konya gazetesi köşe yazarı Müjdat GÖKÇE’ de sunuculuk yanında panelin birçok aşamasında yer aldı. Ona da can-ı gönülden teşekkürlerimi sunuyorum. Okuyucularımı gençlerin katılımcılara hediye olarak dağıttıkları Karatay Belediyesi sponsorluğunda hazırladıkları broşürden alıntılarla baş başa bırakıyorum:

Ailenin temel gereksinimleri :

1.Değerli olma duygusu

2.Güven ortamı

3.Yakınlık ve dayanışma duygusu

4.Sorumluluk duygusu

5.Zorluklarla mücadele ederek onların üstesinden gelmeyi öğrenme

6.Mutluluk ve kendini gerçekleştirme ortamı

7.Sağlıklı manevi yaşamın temellerini oluşturma ortamı

Anne babaların her zaman hatırlanması gereken 10 altın kural :

1.Çocuğunuzun en önemli istek ve ihtiyaçlarından biri ona zaman ayırmanızdır.

2.Mükemmel olmaya çalışmayın

3.Çocuğunuz için söylediklerinizden çok yaptıklarınız anlam taşır

4.Konuşmaya başlamadan önce çocuğunuzu dinleyin

5. Özgüven ruh sağlığının temel taşıdır

6.En etkin ceza , zamanında verilen , geçici olarak uygulanan ve çocuğun neyi , neden onayladığınızı anladığı cezalardır

7.Çocuğunuz size bir soru sorduğunda , konu ne olursa olsun basit ve güvenilir bir cevap verin

8.Yaşadığınız çevreye saygı göstermeyi günlük yaşamınızın önemli bir parçası haline getirin

9.Çocuğunuz yaşamı içerisinde birçok kişi ile ilişki kuracaktır

10.Çocuğunuz anne – babalığınızı ödüllendirmek zorunda değildir.

Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Anayasamızın 2. maddesinde yerini bulan sosyal devlet olma , sosyal politikalar üretme devletimiz için bir gerekliliktir.Bir devletin gerçekten sosyal bir hukuk devleti olması için mağdur,muhtaç durumda bulunan toplumun dezavantajlı kesimlerine acil,hızlı,etkin,adil hizmetler götürebilmesi ile doğru orantılıdır.

Devleti bir bina gibi değerlendirirsek devletin sosyal niteliği çimento hükmündedir.Devletin diğer hizmetlerinden ortaya çıkan tüm boşlukları ‘sosyal hizmet’ le doldurulmalıdır.Tuğla, demir ,taş olarak diğer hizmetleri görürsek sosyal vasıf çimento olarak hem diğer hizmetleri anlamlandırmakta hem de boşluklar kalmamaktadır.Devletin sunduğu hizmetlerdeki tüm eksik , hata , ihmal v.b. boşluklar etkin bir sosyal hizmet sunumuyla derhal giderilmelidir.

Devamını oku...

18 Aralık Cumartesi günü Konya Platformunun düzenlediği “Geçmiş Belediye Başkanlarımızı Anma ve Şükran Plaket Törenine katıldım. Konya’nın önde gelen isimlerinin katıldığı programı kısaca özetlemek gerekirse, başlıktaki ifadeyle , maziye vefa ve istikbale projeksiyon toplantısıydı.

Masalarımıza bırakılan kartlarda Konya Platformunun görevi ve hedefi yazılmıştı:

Konya Platformu görevini, Konya için sinerji doğuran birlik sağlamak. Şehir adına maddi manevi ihtiyaçları tespit ederek güncel ihtiyaçlara göre sosyal hareketlerin tetikleyicisi olmak. Ortak hareket edilmesi gereken konularda birleştirici rol oynamak. Konya’yı ülkemizin örnek toplumsal hareketlerinin doğduğu bir il haline getirmek.Şehrin hafızasını oluşturmak ve kayıt altına alarak uzun dönemli projelerin takipçisi olmak. Hz. Mevlana’nın ektiği sevgi tohumlarını yaymak.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...