Pazartesi, Ekim 19, 2020

Text Size

Sosyal Hizmet



Aileler kendilerine çeki düzen verdiklerinde toplumda kendine çeki düzen vermiş olacaktır.(Konfüçyüs)

Bir aile kurmak ve çocuk yetiştirmek yaşamın en önemli fırsatı , en güzel uğraşı ve en zor mücadelesidir. Fakat ailelerin kullanma talimatları ve el kitapları yoktur.

Bir kurum için 3 olmazsa olmaz:

1.Kurallar Kanunlar  (yasal sistem)

2.Kaynak tahsisi  (ekonomi)

3.Ortak değerlere dayanan güçlü gelenekler

Aile kurumu içinde:

1.Yasal Sistem:Kurallar ve sınıflara dayalı Adil bir sistem

2.Ekonomi:Çocukların para kazanmasının biriktirmesinin ve harcamasının yolları

3.Gelenekler:İletişimi ,güveni ve birlikteliği sağlayan aile etkinlikleri

Devamını oku...

16-17 Aralık tarihinde İstanbul Beyoğlu ilçesi Cezayir konferans salonunda Roman Topluluklar için Sosyal Politikalar Konferansına Konya Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünü adına katıldım. İlimizden Dr. Özgür Ünal ve Yeni mahalle muhtarı Ali Hakikat'te konferansın katılımcıları arasındaydı.Konferans süreci ve önceki çalışmaların tümü ; edRom (Edirne roman derneği)  , Boğaziçi Ün. spf (sosyal politika forumu) Anadolu Kültür , Consulate General of Swiden ve Tacso (Stk için Teknik Destek) işbirliğiyle gerçekleştirildi ve Avrupa Birliği tarafından desteklendi.


Roman topluluklar için Bütünlüklü Sosyal Politikalar Geliştirme Projesi Ayşe Buğra , Başak Ekim Akkan , Mehmet Baki Deniz , Mehmet Ertan , Özlem Anadol , Goncagül Gümüş tarafında yürütüldü. Konya , Erzurum , Samsun , İzmir Bergama , Hatay ,  Sakarya, İstanbul'da atölye çalışmaları yaptılar. Konferans bu atölye çalışmasının sonuçları ve çözüm önerilerini paylaşmak üzere düzenlenmişti.

Konferansta Ivan Ivanov (Avrupa Roman Bilgi Ofisi) AB , İnes Cedron  (Roman Sekretaryası Vakfı) , Romanya , Sana Lopez Abellan, Ana Oprisan  (Avrupa Romen ağı) Avrupa'daki Romanlerle ilgili tecrübeleri paylaştılar.Üniversiteden sbf adına Prof. Dr. Ayşe Buğra ve Başak Ekim Akkan , Kurumsal Gelişim ve STK Başkanı , AB Türkiye Delegasyonundan Erwan Marteil  , Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürü Ömer Bozova ve Sosyal Yardımlar Genel Müdür Yardımcısı İslam Emiroğlu , Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı , Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Saadettin Akyıl teşhis ve tedaviye yönelik konuşmalarını yaptılar.2 gün süresince interaktif bir toplantıyla katılımcıların görüşlerine başvuruldu.Türkiye'de Roman gerçeği aşağıdaki başlıklarda ele alındı:

Devamını oku...

Mahsun Kırmızıgül sosyal problem içerikli eserler üretmeye devam ediyor.Kardeşlik Türküsü , Beyaz Melek , Güneşi Gördüm ve Bitlis’te Beş Minare’den sonra ‘Hayat devam ediyor’ isimli dizisiyle ülkemizin hatta İslam coğrafyasının sosyal problemlerine dikkat çekiyor.

Diziyi izlerken göz yaşlarıma engel olamadım.Belki sosyal hizmetler çalışanı olarak Kadın Konukevine yapılan 1000’in üzerinde müracaatın hikayesinden haberdar olmam , hikayenin gerçek hayata çok yakın durması göz yaşlarımı tetikleyen unsurlardı.

Benim seyretmeye dayanamadığım olayları yaşayan insanlar var bu topraklarda.Yetkililerin eğitim ayağından başlayarak resmin tümünü içine alacak çalışmalar ‘seferberlik’ mantığıyla gerçekleştirilmelidir.

Bu gün özellikle erkekler aile ve çevreden edindikleri töre , gelenek v.b. den kaynaklanan ezberletilmiş ‘davranış kalıpları’ ile hareket ediyorlar.Aksi durumda ağır bir mahalle baskısı onları bekliyor.

Eş , yaşlı , özürlü ve çocuklara yanlış davranış kalıpları ile uyguladıkları şiddet ve istismar zamanla bir bumerang gibi dönüp yine erkeği vuruyor.  En sevdiği ve sevgisine ihtiyaç duyduğu insanlara şiddete ve istismara başvurarak doğru davranamayan ve neticede onları kaybeden erkek derin bir yalnızlığın içerisine düşüyor.İhmal ve istismar önce saygı ve sevgiyi yok ediyor sonra ilgisizlik, soğukluk ve boşanmaya kadar gidiyor.Oysa insanı psikolojik olarak en çok etkileyen olaylardan 1.si eş ölümü , 2.si boşanma. O derin yalnızlık psikolojisi özellikle erkeğe o kadar zarar veriyor ki haberlere konu olan cinnetler ve cinayetler meydana geliyor.

Devamını oku...

Kadınlar konusunda bu köşede çok yazı yazdım. Üzücü olaylar yaşanmaya devam ediyor. İnsanımız üzerinde en etkili otorite olarak dinin emirlerinin olduğu gerçeğini Prof. Dr.  Şerif Mardin ifade etti. Böyle olunca konu dinin bu konudaki gerçek yaklaşımını biliyor ve yaşıyor muyuz sorusu anlam kazanıyor.

Kadını, toplumsal konum itibarıyla “ikinci sınıf mevkii”ye oturtan mekanizmalara bakıldığında siyasi rejimlerden kültürlere, aile sistemlerinden din ve dini idrak tarzlarına kadar pek çok unsurla karşılaşılmaktadır. Bunlardan din faktörü, diğer unsurlarla ilişkisi bağlamında önemli bir yere sahiptir. Kutsal metinleri anlamlandırmaya çalışan insanoğlu, bu süreçte, dine kültürel bir boyut da katmaktadır.

Din, sadece öbür dünyaya yönelik bir inanç sistemi değil; aynı zamanda hükümleri ile ferdin davranışlarını yönlendiren, sınırlandıran ve bu anlamda toplumsal fonksiyonları da olan kurallar bütünüdür. Diğer bir ifadeyle din, mensubu olduğu bireylere yapıp etmelerinde meşru ve gayri meşru alanlar belirler. Dinlerin mensuplarına sunduğu söz konusu tutum, dünya görüşü ve hayat anlayışı dini kaynaklarda yer alır.

İslam dininin kaynaklarından biri olan sünnet, peygamberin söz ve davranışları olarak bu dinin mensuplarının davranışlarına rehberlik etmektedir. Bugün de bu dinin mensupları, peygamberi “yaşayan bir Kur’an” olarak addetmektedir. Bu noktada, “sahabe” adı verilen ve peygamberi gören, onunla sohbet eden kimselerin aktardıkları bilgiler ile “tabiin” adı verilen ve sahabeyi gören, onlarla sohbet eden kimselerin aktardıkları bilgiler hadis olarak dini kaynaklara geçmiş ve kendilerinden belirlemede büyük rol oynamıştır ve bu rolü oynamaya devam edecektir.

Devamını oku...

Medine’ye hicret eden Peygamberimizin ilk işi mescidini inşa etmek oldu.Mescidini tam bir külliye şekliyle inşa etti.Ashabı suffa için mekanlar bizim bu günkü sosyal hizmetler açısından ele almamız gereken bir konu.

Ashabı suffa:‘Mescid-i Nebevî'nin arka tarafında kıble yönüne göre sol tarafta  Rasûlullah'ın eşlerinin odalarının hizasında evsiz müslüman gençlerin ikameti için yapılan bölüme  "Suffa", burada barınan ve genellikle bütün zamanlarını Rasûlullah (s.a.v.) ile geçiren Ashâbın genç üyelerine  "Ashâb-ı Suffa" denir.

Hicret sonrasında kıble, henüz Mescid-i Haram yönüne çevrilmeden önce  Mescid-i Nebevî'nin kuzey duvarına bitişik olan ve "Suffa" adı verilen  bölüm ilk halinde hurma dallarından   bir gölgelik ve sundurma olarak yapılmıştı. Bugünkü Mescid-i Nebevi'de Nisa kapısından girildiğinde koridorun sağında yer alır ve mescid zemininden yarım metre kadar yükseklikte bir mahfil şeklinde korunmaktadır.

Mescid-i Şerifin Suffasında kalan ve "Ashâb-ı Suffa" olarak ünlenen Sahabîlerin, Medine'de, ne ikametgahları, ne de yanlarına sığınacakları aşiret ve akrabaları vardı. Ailelerinden uzak, dünya meşgale ve gâilesinden âzâde ve tam mânâsı ile feragat dolu bir hayata sahiptiler. Kur'an-ı Kerim tilavetini öğrenip, Rasûlullah (s.a.v.)'in  sohbet ve öğütlerini dinleyerek eğitildiler; sürekli eğitim alan öğrenciler olarak değerlendirilebilecek "Ashâb-ı Suffa"  ticâret ve bir sanatla meşgul olmazdı. Rasûlullah (s.a.v.) hemen her gün mutlaka  "Ashâb-ı Suffa"  ile oturur, sohbet eder, yakından ilgilenirdi.

"Ashâb-ı Suffa" çoğu zaman oruçlu olur; gerektiğinde savaşlara da "mücahid" olarak katılırlardı. "Ashâb-ı Suffa"dan evlenerek aile kuranlar, Suffe'den ayrılırlar, yerlerini başka gençler alırdı. "Ashâb-ı Suffa"nın yiyecek-giyecek gibi ihtiyaçları genellikle Rasûlullah (s.a.v.) ve zengin sahabiler tarafından karşılanırdı.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...