Perşembe, Mart 21, 2019
Text Size

Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

Selçuk Üniversitesi Kadın, Aile ve Toplum Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (Katum) Müdürlüğünün düzenlediği “Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” k...

İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

Konya Kültürünün işlendiği Koyunoğlu Müzesi İkindi Sohbetlerinde seçkin bir toplulukla "Mevlana ve İletişim" konusunu paylaştık. Gerçekten dinleyi...

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

  • Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

    Çarşamba, 13 Mart 2019 12:05
  • İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 05 Mart 2019 08:34
  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01

Sosyal Hizmet



Hz. Adem’le(a.s.) başlayan Hz. Muhammed(s.a.v.) ile tamamlanan Peygamberlerin en büyük katkı yaptığı, diğer iyi insanlarında emek verdiği bugünkü Medeniyet direklerimize son 200 yıldır büyük saldırılar yapılıyor.

Halife eşref-i mahlukat insanı O’nu ayakta tutan bütün direkleri yıkıp bir ‘’tüketim makinesi’’ köle haline getirmeye çalışıyor İblis’in arkadaşları.

İnsanı insan yapan O’nu ayakta tutan 6 adet direkler nelerdir?

  1. İnsan da özgüven
  2. Ailede kadın
  3. Okulda öğretmen/Üniversitede hoca
  4. Camide imam
  5. Millette aksaçlılar( toplumun tarihte veya bugün önde gelen şahsiyetleri)
  6. Ümmette, ümmeti birbirine bağlayan manevi bağlar.

Biliyorlar ki bu altı direği zayıflatıp yıktığında milletler felç olur ve bireyin bütün koruma mekanizmaları kaybederek İblis’in arkadaşlarının tuzağına düşer. Onlarda ağına düşürdüğü sineğin kanını emen örümcek gibi insanların tek tek kanlarını bir ömür emerler.

6 direğe hücum ederken en çok kullandıkları yöntem algıyı yönetmek. Kişilerin kendi istek ve inisiyatifiyle doldurmadıkları kafa, beyin, kalp, mide v.b. bütün boşlukları dolduruyorlar ve bu boşluklara çalışarak insanlığı nakavt etmeye çalışıyorlar.

Günümüzde internet imkanlarını da kullanarak adeta hipnoz ettikleri insanları ve kendilerini uçuruma doğru yönlendiriyorlar.

Bunların sürüklediği 1938-1945 yılları arasındaki ll. Dünya savaşında 60 milyondan fazla insan öldüğü halde bugün insanlık sanki o günler hiç yaşanmamış gibi hareket ediyor.

Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter. Malcolm X

Lütfen!

Uyanık kardeşlerim bizi biz yapan 6 direğimize sahip çıkalım.

Unutmayın bunların kurduğu sadece takılanın kanını emecekleri bir örümcek ağı.

Güçleri sanal, sadece üstadları ve rehberleri İblis’in yaptığı gibi ‘’üflemek’’

Devamını oku...

İnsan için anne karnına düştüğünden itibaren bebekliği, çocukluğu, gençliği, olgunluğu ve yaşlılığı da başlamış demektir.

Fiziksel, ruhsal ve biyolojik açıdan tam bir iyilik halinde olan anne babanın bebekleri ile ilişkileri, ilk günden itibaren hayatın tümünü kapsayan bir inşanın içerisinde olmaları durumudur.

Bu sebeple, anne babalar daha anne karnına düşmeden bebeğin maddi manevi gelişimi ile ilgili tedbirleri almanın önemini bilmeliler.

Örneğin; Kartaçalılar evlenecek çiftleri düğün tarihinin 40 gün öncesinden itibaren gözetim altına alır alkol ve benzeri nesle zarar veren maddelerden uzak tutarlardı.

Alkol v.b. doğacak bebeğe zararlı maddelerden anne ve baba adayları bu takip sistemiyle korunurdu.

Anne karnında bebek tüm olumlu ve olumsuz etkilere en açık pozisyondadır.

Bu sebeple anne 9 aylık süreyi olumlu anlamda çok iyi değerlendirmeliler.

Doğduktan sonra en az 2 yıl annenin bebeğini emzirmesi bebeğin bütün hayatını etkileyen –bana göre- en önemli zaman dilimidir.

Çünkü anne bebeğine 2 yıl süresince sadece dünyanın en değerli gıdası olan anne sütünü değil, aynı zamanda anne sütünden daha değerli olan şefkat, merhameti, sevgiyi, özgüveni, cesareti verir.

Bu sebeple Kur’an-ı Kerim’de 3 yerde (Bakara, 2/233, Ahkaf, 46/15, Lokman, 31/14) Yüce Allah annenin bebeğini en az 2 yıl emzirmesini emretmiştir.

Anne karnı, 2 yıl emzirme ve 5 yıllık çocuklukla birlikte kişiliğin %70 şekillendiği 7 yaşına ulaşır insanoğlu.

12 yaşına gelindiğinde %90 kişilik tamamlanmış, insanı bir ömür boyu yönlendirecek yaşam kodları kaydedilmiş olur.

Peki ilerleyen zamanlarda kişide ortaya çıkan sorunlarda bu alana dönebilir miyiz?

Devamını oku...

Milletin Şehremini olacağım iddianızı halkın oylarıyla onaylaması ile o göreve gelirsiniz.

5 yıllık süreçte o coğrafyada en emin, en şeffaf, en çalışkan siz olmalısınız.

Şehre emin olmak Hacer’ül-Esved’i Kabe’deki yerine koymak gibidir.

Peygamberimizin zeka, feraset ve olgunluğunu esas alıp, yere bir sergi serip, şehrin tüm ileri gelenlerinin serginin kenarından tutmasını sağlamak zorundasınız.

Bu sergi 3 kattan oluşmalı.

1.) Yapısı mevzuatta belirlenmiş kent konseyleri.

2.) Muhtarları temsil eden bir heyet ve şehrin halkın seçimiyle gelen diğer yetkilileriyle ayrı bir konsey oluşturmalı.

3.) Şehrin halk üzerinde nüfuz sahibi olan kanaat önderleri.

Bu 3 konseyle de ayda en az 1 kez sekretaryalı, gündemli, 3 saati geçmeyen karara ve sonuca odaklı toplantılar yapmalısınız.

Yönetişimin sağlanacağı bu organizasyonda istişarenin hakkı verilmiş ve şehir yönetimine herkesin eli katılmış olur.

Böylece şeffaf bir yönetim anlayışıyla dedikodu ve gıybetin önüne geçilmiş olur.

Peki şehirlerde acil işler?

  • Her mahalleye en az bir kütüphane. Camiler ve farklı mekanlarında kullanılabileceği ama en az 10 saat halka açık  her mahalleye en az bir kütüphane açılmalı (DİB ve KTB ile koordineli).
  • Her mahalleye en az bir adet dışında; Gar, Eski-Yeni Otogar, Hastanelerin Kafeteryaları ve Okullara o yörenin yazarlarının kitapları başta olmak üzere mini kütüphanelerin açılması.
  • Uygun otobüs ve raylı sistem duraklara küçük kitaplıklar oluşturulması.

    Devamını oku...

Aile mahremiyetinin aileyi muhafaza eden hücredeki zar gibidir.

Aile içerisindeki dengelerde bir atom molekülünde olduğunu gibi çekirdek, stoplazma ve zardan oluşan hassas bir yapıdadır.

Aileye dışarıdan müdahalelerle kadın ve çocuğu ön plana çıkarıp babayı dışarıda bıraktığınızda aile mahremiyetine zarar vermiş ve dengeleri bozmuş olursunuz.

Özellikle 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun bazı uygulamalarının aile yapısına zarar verdiğini kesin bir dille ifade edebiliriz.

Batı, son 150 yıldır uyguladığı aileye yönelik politikalarında Kur’an-ı Kerim’de Firavunun İsrailoğullarına zulmü olarak anlatılan ‘erkekliği öldürme dişiliği yaşatma’ ilkesini uyguluyor. Bizler batıdan gelen bu uygulamalardan yararlanırken dinimizi, örfümüzü, gelenek ve göreneğimizi ve tarihi tecrübemizi esas alarak süzgeçler koymak zorundayız. Toplumu ve aileyi bir bina gibi düşündüğümüzde baba ve erkekler bina ve ailedeki demir gibidir.

Son zamanlarda bütün hücumlar kadın ve çocuklar ön plana çıkarılarak toplumun ve ailenin demiri hükmündeki erkeklere ve babalara yapılmaktadır. Eğer sağlıklı bir birey, huzurlu bir toplum istiyorsak mutlu bir aileye sahip olmak zorundayız.

‘’Ailede Huzur için 9 S ‘’ kitabımda özellikle bütün ‘’S’’ ler için ‘’birliği’’ kelimesini kullandım. Sohbet, seyahat, seccade, sofra, sevgi, sayfa, samimiyet, sistem ve sabırda birlik olunduğunda huzurun oluşacağına vurgu yaptım.

Ailede bütün bireyler birbirinden değerlidir ve hiçbiri diğerinden daha önemli veya önemsiz değildir.

Devamını oku...

İnsanı insan yapan en önemli vasfı yaratılıştan gelen ve fıtratına yerleştirilmiş olan özgünlüğüdür.

Bu özgünlük fiziksel ve ruhsal olarak vücudunun her zerresine yerleştirilmiştir. RNA, DNA’dan göz bebeğine, parmak izinden ses tenine, kokusundan gülümseme şekline kadar insan her şeyiyle özeldir.

Bu özgünlük davranış, düşünüş ve hayata bakışta da mevcuttur. İnsanı diğerlerinden ayıran ve kendisi kılanda bu özgünlüğünü muhafaza edebilmesidir.

Bir şarkı güftesi bu özgünlüğü ne kadar güzel ifade eder:

Benzemez kimse sana tavrına kurban olayım

Bakışından süzülen  işvene kurban olayım.

Seni diğerlerinden farksız kılmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş başladı mı artık hiç bitmez.(E. E. Cummings)

‘Çift kişilik’ özellikle ebeveynlerin üzerinde hassasiyetle durmaları gereken bir konu.

Çünkü kişiliğin en önemli oluşma zamanları olan 0-6 yaşta aşırı otoriter ve aşırı ilgili ailelerde çocukta ‘çift kişilik’ oluşma ihtimali çok yüksek.

Eğer aynı şekilde 7-12 yaşta da devam ederse tedavisi imkansız bir rahatsızlık ile karşı karşıyayız demektir.

Her çocuğun doğuştan getirdiği kendine özel , kendine has birçok özellikleri vardır. Ebeveynden beklenen çocukta doğuştan gelen ,  çocuğuna özgü o kabiliyetlerin gelişmesi konusunda her türlü desteği vermeleridir. Bu konuda sabırlı olunmalı ve iyi bir gözlemle çocuğun gitmek istediği yol tespit edilmelidir. Bu gideceği yolda ki engelleri çocukla birlikte kaldırarak yaratılışın gereği verilen kabiliyetlerini en üst perdede ortaya koymasına çalışılmalıdır. En iyi anne baba veya öğretmenin vereceklerini bir an verip kendini en kısa sürede geçersiz hale getiren olduğunu unutmayalım.

Çocuk yetiştirmenin en önemli kurallarından olan bu husus , bir çok aile tarafından ihmal edilmektedir.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 1 - 18

Başlangıç
Önceki
1