Cumartesi, Temmuz 11, 2020

Text Size

Sosyal Hizmet

“Aynı Göğün Altında 3 Nefes” 3 anne ve bebeğini anlatan bir Trt belgeseli.

İstanbul’da şu an birçok kadının hayali olan çok iyi ekonomik ve fiziki imkânlar içerisinde yaşayan Gizem ve bebeği Kaan Ata;

Manavgat Altınkaya köyünde zor ekonomik ve kırsalın fiziki şartlarında hayatını devam ettiren Esma ve bebeği Şeref;

Batman’da ekonomik ve fiziki olarak olağanüstü zor şartlarda hayata tutunmaya çalışan Afgan Karima ve bebeği Muhsin’in hikâyesini anlatıyor belgesel.

Aile Eğitim ve İletişim Uzmanı olarak yıllardır dile getirdiğimiz kişi ve toplumun en çok üzerinde durması gereken “annelik” makamına 3 farklı yaklaşım getiriliyor canlı anlatımla.

Belgesel, dünyanın en önemli ve belirleyici faktörü “anne”yi hepimizin gözlerinin içine sokuyor.

İnsanın kişiliği, sağlığı, psikolojisi v.b. bir ömür hayatını etkileyecek bütün değerlerin inşasında en önemli ihtiyacın annenin bebeğine yakınlığı, ona verdiği emek, zaman, değer ve sevgi olduğunu ispat ediyor belgesel.

Bir şeyler yapmak için para ve fiziki şartların en son ihtiyaç duyulan şeyler olduğunu anlıyoruz.

Gönül zenginliğini devreye koyan annelerin bebeklerine ne büyük katkıyı yaptıklarını görüyoruz.

Batı’da başlayıp virüs gibi dünyaya yayılan Modernizm ve vahşi kapitalizm kariyeri, para kazanmayı anneliğin önüne çıkartmaya çalıştı.

Bu yaratılışa aykırı yolu 200 yıldır şartları zorlamasa da başarılı olması imkânsız ama kadınlara, anneliğe ve bütün beşeriyete büyük zararlar verdi.

O zararları verirken ürettiği 3 temel sistem de 100 yıl içerisinde çöktü.

1945 de Nasyonalizm, 1987’de Komünizm, 2008’de Liberalizm ve Kapitalizm çöktüler.

Bugün insanlık yeni bir medeniyet hikâyesi yazılmasını bekliyor.

Bu görev Mezopotamya ve 25’den fazla Medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu’ya bağdaş kurmuş olan millete düşüyor.

Devamını oku...

Aile ve toplumda huzur için 3 ilke önceliğimiz olmalı.

Sohbet(iletişim), sevgi ve sabır.

Hepsini bir cümlede ifade etmek gerekirse: Her daim sohbetinize sevgi ve sabır katın.

İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliği; eşyanın isimlerinin Yüce Allah tarafından öğretilmesidir.

Yani; insan Allah tarafından “halife” misyonuyla eşyanın hakikatine vakıf olma kabiliyeti ile yaratılmıştır.

Bu misyonu ortaya koyabilmek için akıl ve kalbini, zihin ve duygularını birlikte etkin kullanmak durumundadır.

Kullanmadığı durumda ne olur?

Hayvanlar gibi hazır bir programla yaratılmadığı için kâinatın halifesi kıymetine haiz olan akıl ve kalbini etkin kullanmadığı durumda hayvanlardan daha aşağı, en aşağı durumu düşer.

“Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yol bakımından onlardan daha şaşkındırlar.” Furkan, 25/44.

“And olsun ki, birçok cini ve insanı (yaptıkları yüzünden) cehennemlik kıldık. Onların kalpleri var fakat (hakkı) anlamazlar, gözleri var fakat (gerçeği) görmezler, kulakları var fakat (doğruyu) duymazlar. Onlar hayvanlar gibidirler. Hatta hayvanlardan da sapıktırlar. Onlar gaflet içindedirler.” A’raf, 7/179.

Sohbette, iletişim de sabır demek: Etkili dinlemek demektir.

Muhatabı iyi dinlemek onu anlamanın %51’ni oluşturur.

Konuşurken muhatabına bütün vücuduyla, duygularıyla yönelmek Peygamberimizin önemli sünnetlerindendir.

Yani Müslüman muhatabı konuşurken lafa omuz vermez, dikkatle, göz teması kurarak, ilgi ve alaka içerisinde dinler.

Sabırla iyi dinleyip anladıktan sonra vereceğimiz cevaba ise mutlaka sevgi katacağız.

Sözlerimiz mutlaka doğru olacak, ama bu doğru en güzel ambalaj ve süslerle birlikte sunulacak.

Bizi birbirimize bağlayan köprü dilimizdir.

Devamını oku...

18-24 Mayıs tarihleri ülkemizde aile haftası olarak idrak ediliyor.

Koronavirüs (covid 19) nedeniyle ülkemizde ve dünyada yaşanan pandemi süreci “her işin başı sağlık ve aile” olduğunu tüm dünyaya ilan etti.

Sağlıklı birey ve huzurlu toplum için mutlu ailenin kilit taşı olduğunu, insan için her açıdan en güvenli mekânın aile ve ev olduğu artık herkesin ortak kabulü.

Evi yaşanılır kılmanın esası olan mutlu aile için; sohbet, sofra, seyahat, seccade, sevgi, sayfa, samimiyet, sistem ve sabır birliğine ihtiyaç olduğu yaşanan süreçte açıkça ortaya çıkmıştır.

Pandemi süreci dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını gösterdi.

Yeni dönemin şartlarını esas alarak aile kurumuzu daha da güçlü kılacak adımları hızla atmalıyız.

Aile yapımızı güçlendirirken, toplumda herkesin en güvenli sosyal kurum olan aile de, evde yaşaması için gerekli çalışmalara ara vermeden devam etmeliyiz.

Çocuk hakları evrensel beyannamesinde vurgulandığı üzere; her çocuğun aile yanında büyüme hakkı vardır.

Bu anlamda 2007-2012 yılları arasında “Aileye Aileye Yardım Projesi’ ile kurumda kalan çocukların öncelikle Sosyal Ekonomik Destekle (SED) kendi aileleri ve akrabalarına, bu mümkün değilse Evlat Edinme ve Koruyucu Aile modelleriyle uygun ailelerin yanına yerleştirilerek devasa bir adım atılmış, yurt ve yuvalar kapatılmış, kurum olarak ta sevgi ve çocuk evi modellerine geçiş sağlanmıştı.

Devamını oku...

Coronavirüs (covid 19) günleri bir kez daha en değerli kurum olarak aileyi ve en kıymetli mekân olarak sığınağımız evimizin önemini açık bir şekilde ortaya koydu.

Evlilik akdiyle kurulan ailenin ilki cennette Yüce Allah’ın kıydığı nikâhla insanlığın anne ve babası Hz. Âdem (a.s.) ile Hz. Havva (r. anhuma) arasında kuruldu.

Eşlerin birbiriyle ilişkisini en güzel anlatan ifadelerden birisi de; Nisa Suresi 21. Ayette geçen “efda: adamak” kelimesidir. “Efda: adamak” kelimesi, eşlerin birlikte yaşadığı duyguları, sevgileri, şefkatleri, fedakârlıkları, ortak arzuları, mahremiyetleri, özelleri ve her türlü özel/genel iletişim biçimlerini anlatıyor. Efda fiili, hayatın her alandaki birlikteliği ortaya koyar. Bu ifadede geçim zamanlarına ilişkin birçok manzarayı gözler önüne seriyor ve ailenin eşlerin birbirlerine “adanmış ruhlar” olarak devam edebileceği dersini veriyor:

“Kendinizi birbirinize adadıktan ve eşiniz sizden sağlam bir taahhüt (nikâh) aldıktan sonra verdiğinizi ondan nasıl geri alabilirsiniz?”[1]

İsmini insanlığın annesi kadın(Nisa)dan alan surenin ilk ayetinde yaratılışımız anlatılır. Bizi bir tek nefisten yaratan sonra erkek ve kadın olarak ayıran Yüce Allah ilk cennetine eşler olarak yerleştirmiştir. O halde aile kurmak cennetten başlayan ve cennetin şubesini dünyaya taşıyan mübarek ve en değerli kurumdur. Rabbimize imandan sonra,  yapacağımız en öncelikli ve değerli amel; kendimize uygun ebedi hayat arkadaşımızla nikâhlanıp, birbirilerine kendilerini adayıp, el ele, gönül gönüle tekrar ana vatanımız cennete dönmek için dünya imtihanını birlikte başarıyla vermektir.

Devamını oku...

Corona ile ilgili ilk yazımı 27 Ocak 2020 tarihinde yazmıştım.

Yazımda sadece corona(covid 19)'dan bahsetmedim.

İnfuenza, sars, mers v.b. tüm virütik rahatsızlıklar üzerinde durdum.

İlgilenen dostlar corona, virüs ve gribin sağlık ve bireysel yönünü yazdığım yazıya

http://www.cemilpasli.com/egitim/grip-bir-hastalik-degil-sefkatli-ama-ciddi-bir-mufettistir

linkinden ulaşabilirler.

Hatta konunun önemine binaen benzer içerikte video yayınladım:

https://www.youtube.com/watch?v=p9Q3oQE_YJg

Bugün corona(covid 19)'un sosyolojik ve psikolojik tarafına dikkat çelmek istiyorum.

Aileyi Destekleme Derneği Başkanı ve Aile Eğitim ve İletişi Uzmanı olarak 30 yılı aşan bir sürede sürekli aile çalışıyorum.

Sağlıklı birey ve huzurlu toplumun kilit taşının mutlu aile olduğuna iman ediyorum.

"Akılcı kapitalizmin gelişiminin önündeki en büyük engel ailedir. Özellikle birleşik aile grubu (hısımlar) ilişkileri kapitalizmin gelişimini boğar" der Max Weber.

Bu yüzden ısrarla aile diyoruz.

Sosyal bilimlerde önem verdiğim konuların net anlaşılması için formüller kullanırım.

Konu en az matematik kadar net mesajımı muhatabıma vermek için.

Evlilik 2 yarım insanı birleştirir ve bir tam insan yapar.

Aksi halde ikisi de eksiktir, yarımdır.

Aile erkeğe, kadına ve çocuklara kimlik ve kişilik sunar.

Aile alternatifi olmayan tek kurumdur.

Mutlu Aile= Anne(%66)+Baba(%34)+Çocuk(3)

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 1 - 21

Başlangıç
Önceki
1