Çarşamba, Ocak 16, 2019
Text Size

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

  Ereğli'de 15 Temmuz Anaokulu Salonunda Veli ve Eğitimcilere Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.    

  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01
  • Emirgazi'de öğretmenlerimizle beraberdik...

    Pazartesi, 24 Eylül 2018 11:06
  • Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

    Salı, 03 Nisan 2018 09:02

Sosyal Hizmet

Milletin Şehremini olacağım iddianızı halkın oylarıyla onaylaması ile o göreve gelirsiniz.

5 yıllık süreçte o coğrafyada en emin, en şeffaf, en çalışkan siz olmalısınız.

Şehre emin olmak Hacer’ül-Esved’i Kabe’deki yerine koymak gibidir.

Peygamberimizin zeka, feraset ve olgunluğunu esas alıp, yere bir sergi serip, şehrin tüm ileri gelenlerinin serginin kenarından tutmasını sağlamak zorundasınız.

Bu sergi 3 kattan oluşmalı.

1.) Yapısı mevzuatta belirlenmiş kent konseyleri.

2.) Muhtarları temsil eden bir heyet ve şehrin halkın seçimiyle gelen diğer yetkilileriyle ayrı bir konsey oluşturmalı.

3.) Şehrin halk üzerinde nüfuz sahibi olan kanaat önderleri.

Bu 3 konseyle de ayda en az 1 kez sekretaryalı, gündemli, 3 saati geçmeyen karara ve sonuca odaklı toplantılar yapmalısınız.

Yönetişimin sağlanacağı bu organizasyonda istişarenin hakkı verilmiş ve şehir yönetimine herkesin eli katılmış olur.

Böylece şeffaf bir yönetim anlayışıyla dedikodu ve gıybetin önüne geçilmiş olur.

Peki şehirlerde acil işler?

  • Her mahalleye en az bir kütüphane. Camiler ve farklı mekanlarında kullanılabileceği ama en az 10 saat halka açık  her mahalleye en az bir kütüphane açılmalı (DİB ve KTB ile koordineli).
  • Her mahalleye en az bir adet dışında; Gar, Eski-Yeni Otogar, Hastanelerin Kafeteryaları ve Okullara o yörenin yazarlarının kitapları başta olmak üzere mini kütüphanelerin açılması.
  • Uygun otobüs ve raylı sistem duraklara küçük kitaplıklar oluşturulması.

    Devamını oku...

Aile mahremiyetinin aileyi muhafaza eden hücredeki zar gibidir.

Aile içerisindeki dengelerde bir atom molekülünde olduğunu gibi çekirdek, stoplazma ve zardan oluşan hassas bir yapıdadır.

Aileye dışarıdan müdahalelerle kadın ve çocuğu ön plana çıkarıp babayı dışarıda bıraktığınızda aile mahremiyetine zarar vermiş ve dengeleri bozmuş olursunuz.

Özellikle 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun bazı uygulamalarının aile yapısına zarar verdiğini kesin bir dille ifade edebiliriz.

Batı, son 150 yıldır uyguladığı aileye yönelik politikalarında Kur’an-ı Kerim’de Firavunun İsrailoğullarına zulmü olarak anlatılan ‘erkekliği öldürme dişiliği yaşatma’ ilkesini uyguluyor. Bizler batıdan gelen bu uygulamalardan yararlanırken dinimizi, örfümüzü, gelenek ve göreneğimizi ve tarihi tecrübemizi esas alarak süzgeçler koymak zorundayız. Toplumu ve aileyi bir bina gibi düşündüğümüzde baba ve erkekler bina ve ailedeki demir gibidir.

Son zamanlarda bütün hücumlar kadın ve çocuklar ön plana çıkarılarak toplumun ve ailenin demiri hükmündeki erkeklere ve babalara yapılmaktadır. Eğer sağlıklı bir birey, huzurlu bir toplum istiyorsak mutlu bir aileye sahip olmak zorundayız.

‘’Ailede Huzur için 9 S ‘’ kitabımda özellikle bütün ‘’S’’ ler için ‘’birliği’’ kelimesini kullandım. Sohbet, seyahat, seccade, sofra, sevgi, sayfa, samimiyet, sistem ve sabırda birlik olunduğunda huzurun oluşacağına vurgu yaptım.

Ailede bütün bireyler birbirinden değerlidir ve hiçbiri diğerinden daha önemli veya önemsiz değildir.

Devamını oku...

İnsanı insan yapan en önemli vasfı yaratılıştan gelen ve fıtratına yerleştirilmiş olan özgünlüğüdür.

Bu özgünlük fiziksel ve ruhsal olarak vücudunun her zerresine yerleştirilmiştir. RNA, DNA’dan göz bebeğine, parmak izinden ses tenine, kokusundan gülümseme şekline kadar insan her şeyiyle özeldir.

Bu özgünlük davranış, düşünüş ve hayata bakışta da mevcuttur. İnsanı diğerlerinden ayıran ve kendisi kılanda bu özgünlüğünü muhafaza edebilmesidir.

Bir şarkı güftesi bu özgünlüğü ne kadar güzel ifade eder:

Benzemez kimse sana tavrına kurban olayım

Bakışından süzülen  işvene kurban olayım.

Seni diğerlerinden farksız kılmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş başladı mı artık hiç bitmez.(E. E. Cummings)

‘Çift kişilik’ özellikle ebeveynlerin üzerinde hassasiyetle durmaları gereken bir konu.

Çünkü kişiliğin en önemli oluşma zamanları olan 0-6 yaşta aşırı otoriter ve aşırı ilgili ailelerde çocukta ‘çift kişilik’ oluşma ihtimali çok yüksek.

Eğer aynı şekilde 7-12 yaşta da devam ederse tedavisi imkansız bir rahatsızlık ile karşı karşıyayız demektir.

Her çocuğun doğuştan getirdiği kendine özel , kendine has birçok özellikleri vardır. Ebeveynden beklenen çocukta doğuştan gelen ,  çocuğuna özgü o kabiliyetlerin gelişmesi konusunda her türlü desteği vermeleridir. Bu konuda sabırlı olunmalı ve iyi bir gözlemle çocuğun gitmek istediği yol tespit edilmelidir. Bu gideceği yolda ki engelleri çocukla birlikte kaldırarak yaratılışın gereği verilen kabiliyetlerini en üst perdede ortaya koymasına çalışılmalıdır. En iyi anne baba veya öğretmenin vereceklerini bir an verip kendini en kısa sürede geçersiz hale getiren olduğunu unutmayalım.

Çocuk yetiştirmenin en önemli kurallarından olan bu husus , bir çok aile tarafından ihmal edilmektedir.

Devamını oku...

İnsana imtihanın gereği olarak fücur ve takva programı birlikte yüklendi.(Şems,91/8)

Verilen eğitim ve yönlendirmelere bağlı olarak takvayı tercih ve fücuru seçme konusunda eşit pozisyonda tercih tamamen kendisine bırakıldı.

Peki akıl, kalp ve vicdanla donatılarak cennetten dünyaya indirilen insanın dünya ve ahiret saadeti için cinayetten, şiddetten, istismar ve ihmalden uzak kalabilmesinin çözümü nedir?

Bu soruya tek bir cümle ile cevap vermek gerekirse;

Elest-i Bezminde tüm doğru ve güzelliklere ‘’bela=evet’’ diyen insanın anne karnından itibaren bu verilen sözlere (fıtrata/sünnetullaha/tabiat kanunlarına/ilime/bilime) uygun yetiştirilmesidir.

Bu cümleyi biraz açmak gerekir.

İnsanın yetişmesinde en önemli husus 0-3 yaş dönemindeki anne baba davranışlarıdır.

Çocukta duygusal gelişim(zeka gelişiminden önemlidir) anne ilgi alaka ve yakınlığıyla, zeka gelişimi baba ilgi, alaka ve yakınlığıyla meydana gelmektedir.

Çocuğun anne karnına düşmesinden itibaren başlayan büyüme ve gelişme sürecinde en çok sevgi ve ilgiye ihtiyaç duyar.

0-3 yaşta yeterli sevgi ve ilgiyi alamayan çocukların psikolojisinde tedavisi mümkün olmayan bir ömür birlikte yaşayacağı kalıcı hasarlar oluşur.

Biz bu hasarlara oral fiksasyon diyoruz.

Çocuğun 0-3 yaş büyüme ve gelişme döneminde oral fiksasyona maruz kalması radyasyona maruz kalmasından daha zararlı ve tehlikeldir.

Devamını oku...

Rabbim insanın yaratılış hikayesini bizlere şöyle anlatır:

Sizi tek bir nefisten (Âdem'den) yaratan, (sevgiyle) kadına meyletsin diye ona kendi özünden/cinsinden eş var edip çıkaran O'dur. Öyle ki, o eşini kucaklayınca, eşi (ilkin) hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve bir müddet onu taşır. Sonra (kadının) gebeliği ağırlaşınca, her ikisi birden Rableri Allah'a: “Bize gerçekten kusursuz bir (çocuk) bahşedersen, muhakkak ki sana şükreden kimselerden olacağız!” diye dua ederler.  Araf,7/189 (Cemal Külünkoğlu Meali)

Yani önce bir tek nefis yaratıldı, sonra ikiye bölündü ve paylaştırıldı, erkek ve kadın oldu.

Bazı özellikler kadına(anneye), bazıları erkeğe(babaya) verildi, ta ki aile olsunlar ve birbirlerinin eksikliklerini tamamlasınlar.

Kadın daha duygusal ve esnek özelliklerle bezendi, çocuklarını ve eşini şefkatle , merhametle kucaklasın diye. Zira rahim ismiyle şekliyle ona ikram edildi.

Erkek daha sert,  fiziken daha güçlü kılındı;

Ailede ‘kavvam’lık görevini yerine getirsin, ailede kadın ve çocukların yerine getiremediği tüm boşlukları doldursun,

bütün kademelere girsin diye.

Dün babalar gününde bir kez daha babalar gündemdi.

Yaratılış imtihanının en zor kısmı kendilerine verildiği, herkesin bir şekilde kendini kurtarsa da her halükarda imtihanla, acıyla, çileyle karşılaşmak zorunda kalan babalar.

Geminin kaptanı onlar ve gemideki bütün vazifeleri bilmek ve o vazifeler ihmal edildiğinde boşluğu doldurmak zorundalar ve gemi mutlaka batacaksa gemiyi en son terk etmek zorunda olan faniler.

Tabii ki bu vaziyet onları daha fazla yoruyor, hırpalıyor, yıpratıyor.

Bu sebeple dünyanın her tarafında kadınlar erkeklerden ortalama 5 yıl daha fazla yaşıyor.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 1 - 18

Başlangıç
Önceki
1