Çarşamba, Ocak 27, 2021

Text Size

Sosyal Hizmet



İstinasız her insanın içeriğinde imtihanın gereği olarak “kin=gıll” yerleştirilmiştir.

Bu “kin=gıl” herkese ve her şeye karşı insanı sürekli zorlayan acımasız bir imtihan aracıdır.

Dünya/ahiret saadet için en çok dikkat edeceğimiz husus bu “kin=gıll”i yönetebilmek, onun kimseye zarar vermemesi için kontrol altında tutmaktır.

Adeta biz bir düdüklü tencere; “kin=gıll” de içimizde kaynayan yemek gibidir.

Tencerenin düdüğü gibi son nefese kadar sabır, itina, teenni ve dikkat ile buharı yöneterek Rabbimizin huzuruna çıkacak olgunluğa kavuşmak için ağır ağır kısık ateşte pişmektir.

Hayatı sadece boyuna değil enine de yaşamak kısık ateşte ağır ağır pişmektir.

“Kin=gıll” bu işlevini tamamlayınca cennette imtihan olmadığı için insandan alınacaktır:

“Biz onların (cennet halkının) göğüslerindeki kin ve nefret duygularını söküp çıkardık. (Şimdi birbirini seven ve hep iyilik düşünen) Kardeşler olarak, cennet koltukları üzerinde karşılıklı (sohbet ve saadet ortamındadırlar).” Hicr, 15/47.

O halde dünyada da cenneti istiyorsak “kin=gill” duygularını düdüklü tencere gibi hapsedip, yumuşak huylu ve tatlı sözlü olmalıyız.

Bu hal Allah’ın kullarının onca isyan ve günahlarına karşı her tür rızıklarını göndererek bizlere gösterdi Rahman ismine mazhariyettir.

Devamını oku...

İnsanı insan yapan diğerinin acısına, sevincine iştirak edebilmesidir.

Acı duyuyorsan canlısın, başkasının acısını hissediyorsan insansın.

İnsan olmak ve insan kalmak büyük bir çaba ve emek istiyor.

Bu çaba ve emekten “dağların, semavatın ve koca dünyanın kaçındığını, sadece insanın bu zor işi kabullendiğini bizzat Rabbimiz söylüyor:

“Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi.” Ahzap, 33/72.

Zor olduğu kadar kıymetli, insanı eşref-i mahlûkat makamına yükselten bu yol sarp yokuştan ibaret…

“Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir?

O tutsak bir boynu çözmek (köle azat etmek/insanları özgürlüğüne kavuşturmak)tır.

Yahut açlık gününde yakın olan bir yetimi veya hiçbir şeyi olmayan bir yoksulu doyurmaktır.

Sonra, inanıp birbirlerine sabır ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.” Beled, 90/12-17.

Toplumda “engellilik” konusunda en önemli konu “farkındalık” oluşturmaktır.

İnsanı diğer varlıklardan en mühim farkın engel kabul etmeyen bir ruha sahip olarak yaratılması ile birlikte kendisine en çok engel koyabilen özellikleri birlikte yaşamasıdır.

Fiziki dünyalarında hiçbir karşılığı olmadığı halde psikolojik rahatsızlıklar ve insan üzerindeki etkileri bunun en açık örneğidir.

Devamını oku...

Kur’an-ı Kerim’de  “Allah” lafzından sonra en çok “Rab” kelimesi geçer.

Rab, Allah’ın bütün alemlere hayat veren, öldüren, çekip, çeviren v.b. kısaca “idare eden” yönünü anlatır.

Terbiye aynı kökten gelir.

Gazali, terbiyeyi tarladaki zararlı ot ve canlıları uzaklaştırarak ürünü koruyup büyütmeyi anlatır terbiye ile.

Eğitimin iki ayağı terbiye ve teeddüptür.

Kelime-i tevhitte “la ilahe: Terbiye”, “illallah: Teeddüp”dür.

İnsan için öncelik yaratıldığı temiz fıtratı muhafaza etmektir.

Önce zarar verme, önce zarar görme ilkesidir.

Sabah ilk kalkıp namazın sünnetine durduğumuzda ilk rekatta “kafirun” suresini okumak sünnettir.

“Kafirun=La ilahe=Terbiye” dir.

İkinci rekatta ise sünnet olan “ihlas” suresini okumaktır.

“İhlas= İlla’l-Allah”=Teeddüp”dür.

Terbiye ve teeddübün en az %70’i 7 yaşına kadar aile içerisinde gerçekleşir.

Kişiliğin %70’i de 7 yaşına kadar aile içerisinde tamamlanır.

Aile çocuğa 7 yaşına kadar terbiye ve teeddüp konusunda gereken katkıyı yapmamışsa kreş, çocuk kulübü ve okullarda o çocuğa terbiye ve teeddüp konusunda etkili bir eğitim vermek zordur.

Bu kısmı eksik bıraktığınızda daha sonra belki “başarılı” çocuklar yetiştirebilirsiniz ancak; asla ve asla mutlu çocuklar yetiştiremezsiniz.

Mutluluk anayasasının ilk 3 maddesi;

Devamını oku...

Başlıktaki kavramlar hararetle tartışılıyor…

Toplumun çekirdeği ailenin temel bileşenleri olan kadın ve çocuğu direk, erkeği de endirekt ilgilendiren metinler bunlar. Tartışma; maalesef yine iki karşı tribün halinde siyah ve beyaz formatında yürüyor. Oysa toplumun genelini ilgilendiren sosyal politikalarda siyah-beyaz olmaz. Son 150 yıldır birçok konuda tribünlerde yerimizi alıp slogan atıyoruz.

Slogan ve tribün kültürü üzerine iki düşünürümüze kulak verelim:

“Karanlıkta kavga olmaz. İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri. İstemesek de onlara muhtacız. Kaosu kosmos yapan insan zekası, tecrübelerini ideolojilerde sergilemiş. İdeolojiye düşmanlık, tek izm’e teslimiyettir: obskürantizme. İdeolojiler siyaset dünyasının haritaları. Haritasız denize açılınır mı? Ama harita tehlikeli bir yolculukta tek kılavuz olamaz. Pusulaya da ihtiyaç var. Pusula: şuur. Tarih şuuru, milliyet şuuru, kişilik şuuru. İdeolojilerin peşine takılanlar pusulasızdırlar. Gemi ya kayalara çarptı, ya batağa saplandı. İdeolojilerin ışığına göz yumanları sloganlar yönetir. Karanlık kinlerin birbirine saldırttığı çılgın sürülerin savaş çığlığıdır, slogan. İlkelin, budalanın, papağanın ideolojisidir. Düşünce ile çığlık bağdaşmaz. Şuurun sesi çığlık değildir. Yabani bağırır, medeni insan konuşur. Bu çocuklar yıllarca konuşturulmadı. Hınçlarını üç beş kelime ile suratımıza tükürüyorlar. İdeolojileri yasakladığımız için hışımlarına uğradık. Demokrasinin demopedi olduğunu kimse düşünmedi. Aczin hürriyetperverliği yalanların en namussuzu. Bahşedilen hürriyet, ölmek ve öldürmek hürriyeti. Toprak sarsılıyor. Hep birden esfel-i safiline yuvarlanmak istemiyorsak, gözlerimizi açmalıyız. İnsanlar sloganla güdülmez. Düşünceye hürriyet, sonsuz hürriyet. Kitaptan değil kitapsızlıktan korkmalıyız. Bütün ideolojilere kapıları açmak, hepsini tanımak, hepsini tartışmak ve Türkiye’nin kaderini onların aydınlığında fakat tarihimizin büyük mirasına dayanarak inşa etmek. İşte, en doğru yol.” Cemil Meriç

“Bugün Türkiye’de ölmek istemeyen bir mazi ile hayata doğmak için çırpınan bir istikbal mücadele halindedir. Milletin selâmeti, bu mücadeleye seyirci kalmakta değil, çarpışan kuvvetleri barıştırmaktadır.” Ali Fuat Başgil

Osmanlı milleti bütün renkleriyle birlikte tuttuğu oranda güçlendi, serpildi, gelişti. O bütüncül bakışın yerine dar kalıplara döndüğü zamanlarda küçüldü ve yıkıldı.

Devamını oku...

“Aynı Göğün Altında 3 Nefes” 3 anne ve bebeğini anlatan bir Trt belgeseli.

İstanbul’da şu an birçok kadının hayali olan çok iyi ekonomik ve fiziki imkânlar içerisinde yaşayan Gizem ve bebeği Kaan Ata;

Manavgat Altınkaya köyünde zor ekonomik ve kırsalın fiziki şartlarında hayatını devam ettiren Esma ve bebeği Şeref;

Batman’da ekonomik ve fiziki olarak olağanüstü zor şartlarda hayata tutunmaya çalışan Afgan Karima ve bebeği Muhsin’in hikâyesini anlatıyor belgesel.

Aile Eğitim ve İletişim Uzmanı olarak yıllardır dile getirdiğimiz kişi ve toplumun en çok üzerinde durması gereken “annelik” makamına 3 farklı yaklaşım getiriliyor canlı anlatımla.

Belgesel, dünyanın en önemli ve belirleyici faktörü “anne”yi hepimizin gözlerinin içine sokuyor.

İnsanın kişiliği, sağlığı, psikolojisi v.b. bir ömür hayatını etkileyecek bütün değerlerin inşasında en önemli ihtiyacın annenin bebeğine yakınlığı, ona verdiği emek, zaman, değer ve sevgi olduğunu ispat ediyor belgesel.

Bir şeyler yapmak için para ve fiziki şartların en son ihtiyaç duyulan şeyler olduğunu anlıyoruz.

Gönül zenginliğini devreye koyan annelerin bebeklerine ne büyük katkıyı yaptıklarını görüyoruz.

Batı’da başlayıp virüs gibi dünyaya yayılan Modernizm ve vahşi kapitalizm kariyeri, para kazanmayı anneliğin önüne çıkartmaya çalıştı.

Bu yaratılışa aykırı yolu 200 yıldır şartları zorlamasa da başarılı olması imkânsız ama kadınlara, anneliğe ve bütün beşeriyete büyük zararlar verdi.

O zararları verirken ürettiği 3 temel sistem de 100 yıl içerisinde çöktü.

1945 de Nasyonalizm, 1987’de Komünizm, 2008’de Liberalizm ve Kapitalizm çöktüler.

Bugün insanlık yeni bir medeniyet hikâyesi yazılmasını bekliyor.

Bu görev Mezopotamya ve 25’den fazla Medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu’ya bağdaş kurmuş olan millete düşüyor.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 1 - 22

Başlangıç
Önceki
1