Cumartesi, Ocak 25, 2020

Text Size

Sosyal Hizmet

Aile kurumu, İslam dininin sahih kaynakları Kur’an-ı Kerim ve Sünnette ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Ve bu konuda en temel referans noktamız da Kur’an-ı Kerim’dir. Öyle ki Hz Aişe (r.anha) validemiz, Efendimizin (asm) ahlâkını soranlara; “Siz Kur’ân’ı okumuyor musunuz? Onun ahlâkı Kur’ân’dı.” diye tarif etmiştir.[1]

Yüce Allah bebeğin doğumundan itibaren insanın yetişmesini temel alan ayetler göndermiştir. Tam 3 ayetle bebeğin anne tarafından en az 24 ay emzirilmesini emretmiştir.[2] Zira bebeğini emzirmekle sadece dünyanın en değerli gıdası olan anne sütünü değil, aynı zamanda bebeğinin ömür boyu etkileyecek olan şefkati, merhameti, muhabbeti ve özgüveni verir. Bu nimetten mahrum kalan bebeklerde “oral fiksasyon” gelişir. Bu sendrom bütün olumsuzlukların kaynağı kabul edilmektedir.[3]

Bu konunun önemini bilen beşeriyet tecrübesi son 150 yıla kadar bebeklerin mutlaka bir aile içerisinde büyütülmesini önemsemiştir. Peygamberimizde önce dedesi Abdulmuttalip, O’nun vefatı üzerine de amcası Ebu Talip’in yanında bugünkü anlamda “koruyucu aile” formatında büyüttü. Kendisi de Zeyd bin Harise, Ali bin Ebu Talip ve Enes bin Malik’in koruyucu ailesi oldu. Ashab-ı Suffe’yi ilk sosyal hizmet kurumu olarak sayabiliriz. Orada dezavantajlı gruplara yönelik tüm hizmetler yerine getiriliyordu. Allah Resulü ashabı-ı suffeye o kadar önem veriyordu ki, onların ihtiyaçları kızı Hz. Fatıma(r.anha)’nın ihtiyaçlarından önde geliyordu.[4]

Tarih boyu tarihte etkili olan kişilerin iyi bir aile içerisinde yetiştiklerini görürüz. Sağlıklı birey için ve huzurlu toplum için mutlu bir aile gerekliliktir. O halde iyi bir gençlik için en önemli önceliğimiz iyi bir aile kurumudur.

Aileyi bir bina gibi düşünürsek, 12 şiddetinde sosyal problemlere dayanacak bir aile yapısının teorik alt yapısını ortaya koyduk. Ailede huzur çin temelde ana taşıyıcı kolonlar olarak 3 ilke ve 6’da yardımcı kolon olarak 6 ilke belirledik. Sohbet(iletişim) birliği, sevgi birliği ve sabır birliği ana esasları teşkil ederken, sofra birliği, seccade birliği, seyahat birliği, sayfa birliği, samimiyet birliği ve sistem birliği yardımcı kolonları oluşturur.[5]

Zira aile birlikteliğin en zirvede olduğu kurumdur. Genç bir ömür boyu ihtiyaç duyacağı  bütün erdemleri aile birlikteliği sayesinde öğrenir. Aynı çatı altında ama odalarında yalnız insanlar aile değildir. Biz bu anlamda 9 S’e “birlik” ifadesini ekleme zarureti duyduk.

İslam teoriyle pratiğin birlikte yaşanması hatta ahlakın teessüs ederek bir Müslümanın hasenat dediğimiz kişisel ibadetlerini toplum hayatında yansıması olan salihatla taçlandırmalı ve bütün bu davranışları onda bir İslam ahlakı haline gelmelidir. Bu sürecin en önemli kısmı aile kurumu içerisinde gelişmektedir.

Hasenatın, salihatle birlikte yaşanıp ahlaka dönüşeceği en uygun şartlar önce aile içerisinde; daha sonra ise geniş aile tabir edebileceğimiz gönüllü teşekküller kurup cemaatle hareket etmekle mümkündür.

Amelin salih olması için temel olarak 3 şartın birlikte bulunması zarureti vardır: Adalet[6], düşünce özgürlüğü[7] ve şuradır.[8] İslam cemaat dini olup Müslümanların bütün işleri işleri için gönüllü teşekküller kurmak zorundadır.

Devamını oku...

Bağımlılıkla mücadelede 2020-2023 stratejik planı çalışmalarına Konya Platformu Eğitim, Kültür, Sağlık ve Çevre Derneği adına katıldım.

Bize “bağımlılıkla mücadelede koruyucu önleyici” faaliyetleri planlayan 2. Komisyonun  moderatörlüğü görevi verildi.

Bizde her üyeye en çok önemsediği öneriyi bir cümle ile dile getirmesini talep ettik.

2. önerisi olanlar için 2. Tura döneceğimizi söyleyerek bütün üyelerin aktif katılımının olduğu verimli bir toplantı yaptık.

Sonuçta harika, uygulanabilir öneriler çıktı:

Bağımlılıkla mücadele toplumun tümünü ilgilendirdiği için ben de kamuoyu ile paylaşmak istedim. İşte bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve  önleyici önerilerimiz:

1. Bağımlılıkla mücadelede 0-2 yaşta annenin bebeğini sütüyle beslemesi yanında şefkate, muhabbete doyurması ve oral tatminin tamamlanıp çocuğun kendi bırakması önemli. Aksi halde “oral fiksasyon” gelişiyor ve her tür bağımlılığın altında bu sendrom yatıyor. Bu anlamda anne babalara ve anne baba adaylarına farkındalık eğitimi verilmeli.

2. Okullarda çocuklara derslerin yanında günlük yaşam becerileri kazandırılmalı, her çocuğun en az bir hobisi olmalı, eğitsel kol çalışmalarına aktif destekleri alınmalı.

3. Kredi Yurtlar Kurumu ve Yatılı eğitim kurumlarında gençlerin serbest zamanlarını verimli değerlendirebilecekleri alternatifli programlar sunulmalı.

4. Sertifikalı aile eğitimleri yaygınlaştırılıp, sertifikası olmayanların nikahları kıyılmamalı. Kişiler ailede yaşanan problemler ve çözüm önerileri konusunda yetiştirilmeli, kendilerini aşan konularda hangi kurumlara başvuracakları öğretilmeli.

5. “Uyuma” dedektörü herkesin bileceği ve kullanabileceği düzeyde tanıtılmalı.

6. Her çocuk mutlaka en az bir amatör kulüpte spor yapmalı, resmi kurumlar ve Stk’lar da amatör spor kulübü kurup hareketli ve hedefi olan bir hayata destek vermeli.

7. Medyada iletişim dili bağımlılığı özendirmemeli, Rtük Televizyonu, Btk internet mecrasını bağımlılık ve diğer kötü alışkanlıklar konusunda daha aktif denetlemeli.

Devamını oku...

Anne karnındaki bebek, gebelik boyunca göbek kordonu vasıtasıyla plasentaya bağlı olarak yaşar. Doğumdan sonra göbek kordonunun kesilmesiyle bebeğin plasenta ile olan bağı sona erer.

Bu eylem insanın ilk bağımlılığının sonlandırılması işlemidir.

Bebeğin en az 24 aylık anne sütüne bağımlılık dönemi başlamıştır artık.

Bakara 233, Ahkaf 15 ve Lokman 14. Ayetlerde Yüce Allah annelerin bebeklerini en az 24 ay emzirmesini emreder. Bu emir iman, namaz, oruç, zekat kadar önemli ve ciddi bir emirdir.

Zira anne bebeğine sadece dünyanın en değerli gıdasını değil, aynı zamanda özgüveni, güveni, kimlik ve kişiliği, şefkati, merhameti, sevgiyi yükler.

Bu bağımlılığında sonlandırılması için bebeğin annesinin memesini kendisi bırakması gerekir.

Kısaca, rahimde kordonla başlayan anne bağımlılığı memeden süt emmeyle devam eder.

Anne bu iki aşamada bebeğini her açıdan doyurması ve bağımlılığını bebeğin kendinin bırakmasını beklemelidir.

Peki bebek bu aşamaları anneyle yakın bir muhabbet ilişkisi ile tamamlayamazsa ne olur?

“Oral Fiksasyon” dediğimiz sendrom bebekte gelişir ki CD artık derinden çizilmiştir.

Tabula Rasa tam anlamıyla tamir edilemeyecek kadar zarar görmüştür.

“Orak fiksasyon” toplumda ilkokuldan itibaren öğretilmesi gereken en önemli kelimedir.

Kainatın halifesi insanın kişilik oluşumunda en önemli döneme işaret eder.

Eğer 0-2 anneler bebekle irtibatlarına dikkat etmez “oral fiksasyon” gelişirse işimiz çok zordur.

Tamamen ayrı bir yazımın konusu olan “Oral fiksayon=Anne yoksunluğu” meselesini linke havale edip “bağımlılık” konusuna devam edelim: http://www.cemilpasli.com/sosyal-hizmet/oral-fiksasyon-ve-anne-yoksunlugu

Demek ki bağımlılığın en temelinde ve en birinci sebebi 0-2 yaş anne yoksunluğu.

İkinci sebep: Hedefi olmayan çocuk.  Başarı için hedefine yürüyen çocukta 3 temel şart gerekiyor. Özgüven, zihni arka plan(güncek taze, bol bilgi) ve iyi bir sosyal çevre(arkadaş).

Devamını oku...

Emine Bulut'un çocuğunun gözü önünde hunharca öldürülmesi kadın cinayetleri konusunu bir kez daha gündemin üst sırasına taşıdı.

30 yılık sivil toplum 19 yıllık sosyal hizmet tecrübem dolayısıyla aile, çocuk ve kadın konularında çok yazılar yazdım, onlarca projede bulundum.

Tabii ki biz yazmaya çizmeye, çözüm aramaya devam edeceğiz.

Ülkemizde geldiğimiz nokta itibariyle ‘”Aile Eğitim Seferberliği” ilan edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Seferberliğe tüm Kamu kurumları, Yerel Yönetimler, Sivil Toplum Kuruluşları katılmalılar.

Verem hastalığı ile savaşırken, Verem Savaş Dispanserlerinden, BCG Aşısına, her vatandaşın röntgeninin taranmasından okullar, askeri birlikler, camiler ve tüm toplantı yapılabilecek alanlarda eğitimlere kadar nasıl ciddi bir seferberlikle verem yok edildiyse;

Aynı şekilde “Aile Bütünlüğünü, Huzurunu Koruma ve Kadına, Erkeğe, Çocuğa Karşı Sevgiyi Yaygınlaştırma Seferberliği” ilan edilmeli.

Peki bu seferberliğin anahtar kelimeleri neler olmalı:
--Şiddetle mücadele için 180 derece politika değişikliği:

Kadın değil aile,

Çocuk değil aile,

Erkek değil aile,

Engelli değil aile,

Yaşlı değil aile,

Şiddet değil sevgi,

Kötülük değil iyilik,

Karanlık değil aydınlık...

--Boşanma olayı bu kadar kötü olarak değerlendirilmemeli. Aile yürümüyor ise eşler boşanmanın bir çözüm yolu olduğunu bilmeli, kabul etmeli ve diğer çözüm yolları tükendiğinde iletişi koparmadan, özellikle çocuklar varsa barış içerisinde uygulamalı.

Devamını oku...

Lgbt yürüyüşüne farklı tepkiler geldi.

Bu tepkiler şu soruyu akla getiriyor?

Sosyal problemler karşısında doğru yerde miyiz?

Sosyal, psikolojik, siyasi, ekonomik v.b. sorunları ele alırken 3 kademe esastır.

1. İyi ve güzel hizmetleri SÜREKLİ KILMAK için: İyileştirici-geliştirici hizmetler,

2. İyi ve güzel hizmetleri KORUMAK için: Koruyucu-önleyici hizmetler,

3. İyi ve güzel hizmetleri kaybettiğimizde GERİ DÖNMEK için: Tedavi ve rehabilite edici hizmetler.

Dikkatinizi çekmiştir.

Ortaya çıkan sonuçlara tepki göstermek bu hizmet modelleri arasında yok.

Misal: Lgbt yürüyüşü.

Siz sağlıklı birey ve huzurlu toplum için mutlu aileyi herkes için ulaşılabilir bir imkan haline getirmemişseniz bu nevi sonuçlara tepki göstermeniz problemi çözüme yardımcı olmayacağı gibi sorunu daha da derin hale getirecektir.

Bugün madde bağımlılığından, okul başarısına, Lgbt meselesinden, çocuk ve kadına şiddet olgusuna kadar sosyal problemlerimizin kökeninde aile kurumumuzun eksikliği ve yetersizliği vardır.

Sosyal problemler kökeni toplumun hücresi, temel yapı taşı, mihengi olan aile kurumuyla alakalıdır.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 1 - 20

Başlangıç
Önceki
1