Çarşamba, Ocak 16, 2019
Text Size

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

  Ereğli'de 15 Temmuz Anaokulu Salonunda Veli ve Eğitimcilere Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.    

  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01
  • Emirgazi'de öğretmenlerimizle beraberdik...

    Pazartesi, 24 Eylül 2018 11:06
  • Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

    Salı, 03 Nisan 2018 09:02

Siyaset



Ömrü boyunca hep daha iyiye doğru değişim, dönüşüm için çaba gösteren Bediüzzaman üç dönem  yaşadı.Mutlakiyet, meşrutiyet,cumhuriyet. Bu 3 dönemin de en etkili aktörlerinden birisi olarak tarihe geçti. Yaşadığı dönemler birçok açıdan değişikliklerin olduğu zaman dilimleriydi. Alemi İslam’ın kalbi olan İstanbul’da uzun süre kaldıktan ve bu değişimleri en içerden yaşadıktan sonra yakın gelecek ile ilgili şu sözü söyledi. Eski hal muhal. Ya yeni hal ya izmihlal (çöküş)

Onun bu sözü söylemesinin üzerinden bir asırdan fazla zaman geçti. Ama bu söz, bu gün için de en az o zaman kadar anlamlı ve önemli ve reel. 150 yıldan uzun bir süredir devam eden “Batılılaşma” sevdamızın sonuna geldiğimizi ve kendi aslımıza (köklerimize) dönmeye başladığımızı düşünüyorum. Müslüman milletler ağır bir uykudan uyanarak kendi özlerine, kendi kültürlerine dönüyorlar artık. Bizim 1950 ler de yaşadığımız olayların benzerlerini Tunus, Mısır bu günlerde yaşıyor. Bizim önümüzde model olabilecek bir İslam ülkesi yoktu. Onların var. Dolayısıyla İslam ülkelerindeki değişim ve dönüşümlerin çok daha hızlı gerçekleşeceği iddiasındayım

Devamını oku...

07 Ocak 2010 tarihli yazımda açılımları değerlendirirken şu cümleleri kurmuştum: ”2009 yılı açılımların yoğun olarak yapıldığı bir yıl oldu. 2010  yılında da bu açılımların sürmesi bekleniyor. Peki açılım tam olarak ne demek ? Açılım genel anlamda “gelişmek, genişlemek, büyümek, ilerlemek ” demek bana göre. Her yaratılmışın yaratılış gayesine doğru hareket etmesi demek. İnsanın en kıymetli organı beyin açısından; Prof. Dr. Nurselen Toygar’ın dediği gibi, hayatın sırlarının beyinde olduğunu belirterek, 'Beyin paraşüt gibidir, açılmadan çalışmaması' demek. Yaratıcı açısından bakarsak; ‘Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi istedim ve mahlûkatı yarattım’ (Keşfu’l-hafâ ) demek. Ülkemiz açısından; açılımlar bu topraklarda uzun yıllardır sürdürülen “düşünce oruçları” nın bozulması demek. Bana göre açılımlar bu topraklarda uzun yıllardır sürdürülen “düşünce oruçları” nın bozulması demek. Oruç kalp, ruh, beden, nefs terbiyesi adına ne kadar faydalı bir eylem ise, düşünce orucu insanın varlığına o kadar zararlı bir eylemdir. Çünkü düşünme ve ifade etme insanın diğer varlıklardan en önemli farkı, bir anlamda varoluş gerekçesidir.

Devamını oku...

Tarih boyu insanlık birçok devrelerden çekerek bu güne geldi. Bediüzzaman, insanların yaşadığı bu devirleri şöyle özetler:

Ehl-i dünyanın ve maddî tarihin nazarıyla, nev-i beşerin hayat-ı içtimâiyesi noktasında bakılsa, görülüyor ki hayat-ı içtimâiye-i siyâsiye îtibâriyle, beşer, birkaç devri geçirmiş. Birinci devri vahşet ve bedevîlik devri, ikinci devri memlûkiyet devri, üçüncü devri esir devri, dördüncüsü ecir devri, beşincisi mâlikiyet ve serbestiyet devridir.

Vahşet devri dinlerle, hükümetlerle tebdil edilmiş; nim-medeniyet devri açılmış. Fakat nev-i beşerin zekîleri ve kavîleri, insanların bir kısmını abd ve memlûk ittihaz edip, hayvan derecesine indirmişler.

Sonra bu memlûkler dahi bir intibâha düşüp, gayrete gelerek, o devri esir devrine çevirmişler; yani, memlûkiyetten kurtulup, fakat "El Hükmül Galib" olan zâlim düsturuyla yine insanların kavîleri zaiflerine esir muâmelesi yapmışlar.

Devamını oku...

“Alevilik” meselesi ülkemizde sıcak tartışma konularından birisi. En son Erbilli Şeyh Esad Efendi’nin torunu ünlü bir şovmenin gafıyla gündemdeki yerini sağlamlaştırdı.

Ülkemizde genel bir alışkanlığımız var. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı çok seviyoruz.

Hakkında bilgi sahibi olmadığımız konularda teşhis koymak ve çözüm önerilerini sıralamak özel zevklerimiz arasında.

Fikirlerimizi beyan ederken ise, köşeli laflar, imalar, hakaretler, kişilerin, özel ve tüzel şahsiyetlerin haklarına tecavüzler yoğun bir şekilde.

Oysa konuları “kişiselleştirmek” küçük insanların işidir. Büyük insanlar fikirleri, orta insanlar olayları, küçük insanlar kişileri konuşur.

Devamını oku...

Geçen haftaki yazımızın başlığı “ESKİ HAL MUHAL YA YENİ HAL YA İZMİHLAL” DİYORSANIZ: EVET, EVET, EVET” idi.

Ömrü boyunca hep değişimi, dönüşümü kovalayan Bediüzzaman bu sözü söylemesinin üzerinden bir asırdan fazla zaman geçti. Ama bu söz, bu gün için de en az o zaman kadar anlamlı ve önemli.

1431 yıllık İslam tarihine derinlemesine baktığımda (gerek İslam Mezhepleri ve Fırkaları tarihini, gerekse “Alevilik” tarihini incelediğimde ) şu hakikati net olarak görürüz. Peygamberin, insanları özgürleştirmek ve sadece yaratıcılarına kul olmalarını sağlamak için getirdiği “en adil yönetim sistemi “ 30 yıl  devam etmiştir. Bu zaman dilimi tarihe asrı saadet olarak kayıt düşülmüştür. Peygamber ”benim hilafetim 30 yıldır, ondan sonra ısırıcı bir saltanat gelecektir” sözüyle 30 yıldan sonraki zamanın Kuran ve Sünnetin önerdiği ideal yönetim tarzı olmadığını ifade etmiştir.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 6 - 13

6