Pazar, Ağustos 18, 2019
Text Size

Seydişehir'de özel insanlarla birlikteydik...

Seydişehir'de özel çocuklarımızın velileri ve öğretmenleriyle zamanı paylaştık.

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar Erh...

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bize bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar ve Erhan Dargeçit beylere teşekk...

  • Seydişehir'de özel insanlarla birlikteydik...

    Cuma, 05 Temmuz 2019 12:00
  • ''Yorulmaz Bilginler'' kreşimiz velilerine ''Ailede Sosyal medya ve iletişim'' konulu konferans verdik.

    Cuma, 10 Mayıs 2019 08:21
  • 5. Akşehir Kitap Fuarına katıldık...

    Pazartesi, 06 Mayıs 2019 12:04
  • İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 30 Nisan 2019 08:51
  • İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Çarşamba, 24 Nisan 2019 10:16

Siyaset



Dostlarım sık sık çözüm sürecine dair az yazdığımı,hatta bazıları hiç yazmadığımı ifade ediyorlar.

Ben de onlara aslında sürekli çözüm sürecine dair yazdığımı söylüyorum.

Nasıl devamlı çözüm sürecine dair yazdığımı sorduklarında ;

Şu misali vererek cevap veriyorum.

Çözüm süreci diye genelde toplumda algılanan ve konuşulan konular bataklıktan beslenen ve insanlara zarar veren canlılarla ilgili konular.

Bataklıktan beslenen ve insanlara zarar veren bu muzır mahlukatla mücadele edilmeyecek mi ?

Tabii ki edilecek. Ama sahici ve kalıcı bir çözüm onların beslendiği bataklığı kurutmak olmalı.

Koca Osmanlı Devleti’ni yıkan ve Yeni Cumhuriyetin gelişmesine sürekli engel olan problemlerimizin temeli 300 yıldan fazladır aynı problemler.

Bediüzzaman Said Nursi’nin 1910 larda tespit ettiği üzere bu problemlerin ana başlıkları;

Cehalet,

Zaruret(fakirlik),

İhtilaf.

Bu hastalıklara tedavi yollarını da tarif eder Üstad.

Reçete; Marifet(Eğitim-Öğretim) + Sanat (Üretim) + İttihad (ittifak,kardeşlik)

Yine Şam’da Emevi Camii Kebirinde 1910 da verdiği 100’e yakın ulemanın da dinlediği hutbede Batı’nın maddi gelişmede istikbale uçmasına rağmen Alemi İslam’ı orta çağda durduran 6 tane hastalığı tespit eder ve çözüm yollarını anlatır.

Tespit edilen hastalıklar şunlardır:

Devamını oku...

 

Büyükler rahmetle zahmet arasında bir nokta olduğunu söylerler.
El hak doğrudur.
Dünya imtihan dünyası olduğundan rahmete giden yolda zahmet konulmuş.
Ama akibete dikkat edilirse o zahmet rahmete dönüşür zihinlerimizde.
Adına Kürt meselesi, Doğu ya da Güneydoğu meselesi deyin 40 yıldır ülkemizin kronikleşmiş bir meselesi var.
Çözüme yönelik hamleler karşısında geçimini bu meseleye bağlamış içte/dışta insanlar var.
Onlar da çözüm aleyhine hamle yapıyor.
Bir bünyeyi kanser sarmışsa be gecikilmişse kemoterapiye hemen başlanır.
Vücutta ciddi kontraendikasyonlar görülebilir.
Saçı, sakalı, kaşı dökülür.
Hasta iştahtan kesilir,morali bozulur v.s.
Bu yan etkiler olmasın diye kemoterapiden vazgeçilmez.
Vazgeçilirse hasta ölür.
Şehitlerimizin gelmesi tabii ki çok acı.
Rabbim şehitlerimize rahmet, yakınlarına sabrı cemil versin.
Ama 40 bine yakın cana sebep olan bu mesele karalılıkla ve seri adımlarla çözülmeli.
Çözülmeli ve 1000 yıldan fazla bu topraklarda birlikte yaşayan Türk ve Kürdün arasında örülmek istenen duvarlar yıkılmalı.

Devamını oku...

Başbakanımız , hemşehrimiz Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu Yeni Türkiye’nin oluşumundan bahsederken liyakat,ehliyet ve sadakatin merkeze alınarak hareket edileceğini söyledi.

Bundan böyle devlet kadrolarında görevlendirilecek,siyaset yapacak insanların bu üç özelliğe sahip insanlar olması konusunda azami hassasiyet gösterileceği anlaşılıyor.

Başka bir konuşmasında Başbakanımız kaliteli kişi ve kurumlarda olmazsa-olmaz 3 özellikten bahsederken şunları sırladı:

1.Özgüven

2.Zihni arka plan

3.Sosyal Çevre(network)

77 milyon halkımız, Cumhurbaşkanı ve Başbakanımızın açıklamaları ile işaretleri verilen Yeni Türkiye için hazırlıklarını yapmalı, gereken desteği vermelidir.

Halkın desteği ile seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı’nın ilan ettiği 2023, 2053 ve 2071 hedefleri doğrultusunda hepimiz, herkes el birliğiyle çalışmalıyız.

Bu günkü dünya’da ülkemiz mazlumların ve mağdurların tek ümidi haline geldi. 5 ülkenin veto yetkisiyle işlevsiz hale getirilen içi tamamen boşaltılan, en son genel kurulunu bir darbeciye açarak meşrutiyetini tamamen kaybeden BM dünya mazlum ve mağdur halkları için hiçbir şey ifade etmiyor artık.

Cumhurbaşkanımız; ‘’dünya 5 den büyüktür’’ sözüyle bu yanlış düzene esaslı bir duruş sergileyerek dünya mağdur ve mazlumlarının hislerine tercüman oldu.

Genç Siviller de güzel bir çalışma ile ‘’dünya 5 den büyüktür’’ sözünü tüm dillerle ve o milletlerin dilinden söyleterek olayı global bir mücadele formatına taşıdılar.

‘’Dünya 5 den büyüktür’’ ifadesine inanan ve onun yaşatılması için mücadele verenler İslam’dan önce kurulan mağdur ve mazlum insanların hak ve hukukunu korumak için kurulmuş olan  Hılfılfudul teşkilatını hatırlatıyor. Peygamberimiz Mekke’de kurulan bu STK ya katılmış ve İslam’dan sonra bu gün kurulsa yine katılırım diyerek kuruluşun çalışmalarından övgü ile bahsetmiştir.

Dünya’da mağdur ve mazlumun yardımına koşarken içimizdeki mağdur ve mazlumları da unutmamak gerekiyor.

Devamını oku...

06 Eylül 2010 tarihinde yazdığım yazının başlığını ve içeriğini başta nefsim olmak üzere nisyana mübtela olan herkes için tekrar etmek istiyorum.Yazının başlığı:’ “ESKİ HAL MUHAL YA YENİ HAL YA İZMİHLAL” DİYORSANIZ: EVET,EVET,EVET’ idi.İçeriği ise;

‘’1993-1994 yılları arasında İstanbul ‘da bir grup gazeteci-yazar arkadaşım “Yeni Zemin” dergisini çıkardılar. Dergi 18 sayı yayın hayatına devam etti. 18. sayısını 1994 Mayısında çıkardı.

Yeni Zemin dergisi çok önemli konuları gündeme taşıdı. Türkiye’nin ilerlemesi, gelişmesi için yapması gerekenleri işledi. Dergi yazarları, gündeme getirdiği konuların çözümlerini de sundu. Bu sorunların çözülmesi durumunda Türkiye’nin Dünyanın en saygın güçlü ülkelerinden birisi olacağı hususunun altı çizildi.

Peki 1994 den 2010 a ,yani bu güne aldığımız mesafe nedir ?

Ne kadar yol aldık.

Neleri değiştirdik ?

Hangi yenilikleri yaptık ?

Hangi Problemleri çözdük ?

Kıymetli okuyucularım. Ben size Yeni Zemin dergisinin işlediği dosyaların isimlerini vereyim. Neden istediğimiz gibi ilerleyemiyoruz ,neden “süper güç” olamıyoruz ? siz karar verin.

1993 Ocak Sayı 1: Türkiye’nin 70 yıllık Politikası :Değişmeden İlerlemek (Eski hal muhal.Ya Yeni hal Ya İzmihlal )

1993 Şubat Sayı 2 : Türkiye’de Denetim Altındaki Dinin Özgürleşme Talebi

1993 Mart   Sayı 3 : Rejim Ordusu mu ?  Savunma Ordusu mu ?

1993 Nisan  Sayı 4 : Nasıl Bir Anayasa ? Dayatmam mı ? Sosyal Mutabakat mı ?

1993 Mayıs Sayı 5 : İslam’ın Alternatif Devlet Modeli Var mı ? “İslam Devleti Tartışılıyor “

1993 Haziran Sayı 6 :Yeni Siyasi Arayışlar Sürüyor.Demokrasi Son Çaremi ?

1993 Temmuz Sayı 7: Kadının Kimlik Arayışı

1993 Ağustos  Sayı 8 : Türk Ekonomisi Darboğazda.Özelleştirme Çare mi ?

1993 Eylül       Sayı 9 : Türkiye Nereye Gidiyor ? (Dış Politika)

1993 Ekim       Sayı 10: Tıkanan Sistemin Çöken Kurumu:Üniversite

Devamını oku...

Toplumun genelinin talebi aslında tarihte hep belirleyici olmuştur.

Bu, toplumun çekirdeği ailede,işyerlerinde,tüm küçük ve büyük topluluklarda geçerli bir esastır.

Halkının,tabanının nabzını tutabilen , halkıyla sağlıklı iletişim kurabilen liderler hep başarılı olmuştur.

‘Nasılsanız öyle yönetilirsiniz’ sözü bunu anlatır.

Bu aşağıdan yukarıya daha etkilidir.

Yukarıdan aşağıya etki de vardır.

‘İnsanlar emirlerinin yolu üzerinedir’ sözü de bunu anlatır.

Demek ki küçük ve büyük gruplarda başarılı bir yönetim için sağlıklı ve sürekli iletişim şarttır.

Peygamberimiz bunun en güzel örneklerini gösterdi.

Muhatabına tam anlamıyla yönelmek bunu anlatır.

Halkından kim ona ‘lebbeyk’ dese hem fiziki hem de psikolojik olarak ona yönelirdi.

Muhatabını dikkatle dinler ve talebini gerçekleştirirdi.

Sürekli halkının arasındaydı.

Onlar gibiydi,onlarlaydı.

Halifeleri ve onu sevenler bu geleneği devam ettirdi.

Hz. Ömer geceleri şehrin kenar mahallelerini gezerdi.

İhtiyaç sahiplerini bizzat tespit ederdi.

3 kıtaya yayılan 3 milyon orduya sahip güçlü Osmanlı Padişahları tebdili kıyafetle halkın arasında dolaşmak ve onlarla sıcak temas kurmaktan vazgeçmedi.

Aile reisliğinden devlet başkanlığına kadar her kademedeki idareciler bu kurala uymak zorunda.

Bu konuyu ‘’Bazılarımız, adil bir yönetim için başkasının ayakkabısıyla 3 gün yürümek zorunda.’’ Başlıklı yazımda geniş bir şeklide değerlendirmiştim. (http://www.cemilpasli.com/sosyal/bazilarimiz-adil-bir-yonetim-icin-baskasinin-ayakkabisiyla-3-gun-yurumek-zorunda )

Konuyu ayrıntılı okumak isteyenleri linkteki yazıyı okumayı tavsiye ediyor ve idarecilik konusunda Mehmet Akif merhumun uyarılarıyla bitiriyorum.

(...) Kadın ne söyledi, Abbas, işitmedin mi demin?

Yarın huzûr-i İlâhide, kimseler, Ömer'in

Şerîk-i haybeti olmaz, bugünlük olsa bile;

Evet, hilâfeti yüklenmeyeydi vaktiyle.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 4 - 13

4