Perşembe, Mart 21, 2019
Text Size

Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

Selçuk Üniversitesi Kadın, Aile ve Toplum Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (Katum) Müdürlüğünün düzenlediği “Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” k...

İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

Konya Kültürünün işlendiği Koyunoğlu Müzesi İkindi Sohbetlerinde seçkin bir toplulukla "Mevlana ve İletişim" konusunu paylaştık. Gerçekten dinleyi...

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

  • Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

    Çarşamba, 13 Mart 2019 12:05
  • İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 05 Mart 2019 08:34
  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01

Siyaset



Kainatın özü insanın bilgi kaynağı genel olarak ikidir;

1.Kainatın bizzat kendisi

2.Diğer kitaplarında onların anlaşılması için okunduğu Peygamberlerle gelen kitaplar.

İnsan bal arısı misali kainattaki yaratılış eserlerini ve kitapları okur, onlardan nektarları alır ve kendi, özgün balını yapar.

Bal yapmayan insan zamanı ve mekanı ıskalayan, üretmeyen tüketen insandır.

Bu kısa girişten sonra gündemin ana maddesi ‘BAŞKANLIK’ konusuna girelim.

Kainata ve kitaplara bakalım , başkanlık var mı yok mu ???

İki örnek:

1-Bal arısı(Kraliçe arı):Bir fenni kovanda çıtalar arasında biliçe (Ana arı), birkaç yüz erkek arı ve 10-80 bin işçi arıdan oluşur. Görünüş olarak birbirinden farklı olan bu üç arıdan kraliçe arı ve işçi arılar dişidir. Dış görünüş olarak arılar birbirlerine çok benzerler. Bu benzerliğe rağmen kovana giren herhangi bir yabancı arı tanınır ve kovandan dışarı atılır ya da öldürülür. Her kovanda kraliçenin salgıladığı bir kimyasal madde vardır ve kovandaki bütün arılar bu maddeyi kraliçeden alırlar yani kraliçe ile aynı kokuya sahip olurlar. Bu madde sayesinde aynı kolonideki bütün bireyler birbirlerini kolaylıkla tanırlar.

Kraliçe arı:Kraliçe arı, petek gözlerine bırakılmış bulunan döllü bir yumurtanın larva döneminde, İşçi Arı olacak larvaya göre daha sık ve daha zengin gıda (Arı sütü) ile özel beslenmesi sonucunda yumurtadan yetişkine toplam 16 günde ulaşır.Daha sonra erişkin anaarılar, içlerinden yalnızca bir tanesi kovanda kalıncaya değin kıyasıya dövüşürler. Bu yeni anaarı kovanın eski anaarısına saldırır. O da yeni bir koloni kurmak üzere bir sürüyle birlikte kovanı terk eder. Buna arıcılıkta oğul verme denir. Bu şekilde arı kolonisi ikiye bölünmüş olur.Arı kolonilerinin her birinde sadece bir kraliçe bulunur ve bu kraliçe arı diğer dişilere göre daha büyüktür. Temel görevi ise yumurtlamaktır. Üreme sadece kraliçe arı vasıtasıyla olur, onun dışında diğer işçi arılar erkeklerle çiftleşemezler. Kraliçe, yumurtlamadan başka, koloninin bütünlüğünü ve kovandaki sistemin işleyişini sağlayan önemli maddeler de salgılar.

Devamını oku...

7 Nisan tarihinde partiler milletvekili aday listelerini YSK ya teslim etmek zorunda.

Aday adayların çabaları tam gaz devam ediyor.

Peki şu ana kadar yapılan adaya adayı seçim usulü sağlıklı mı ?

Bana göre değil.

‘’İstemek’’ , Cenabı Hak dışında birilerinden bir şeyler istemek fıtri değildir.

Rabbimiz Fatiha suresi 5. Ayetinde bize günde kırk defa  ‘’İyyâke na'budu ve iyyâke nestaîn=(Ey Rabbimiz!) Yalnız sana ibadet/kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.’’ Sözünü söylememizi ve bunu hayatımızda yaşamamızı öğütler.

Yasin suresi 20,21. Ayetlerde ‘’Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun! (Vazifelerine karşılık) sizden hiçbir ücret istemeyen (bu) kimselere uyun! Onlar doğru yoldadır.”şeklindeki beyanla bize şu hakikati ders verir:Elçiliğin en önemli özelliği yapılan işte karşılık beklenmemesi sadece Allah rızası için yapılmasıdır.

Dolayısıyla Hak’ka ve halka hizmette en önemli ölçü ve esas yapılan iş karşılığında birinci hedef ve gaye ücret olmamasıdır.

Aksi takdirde Kuran-ı Kerim’de birçok yerde uyarıldığımız ‘’Allah’ın ayetlerini ucuz bir karşılığa satmayın’’ ikazatı Subhaniyesine muhatap olur tokat yeriz.

Tüm partiler kapılarına kadar gelinerek aday aday olunmasını, belirli bir ücret yatırılmasını ve aday adaylarından kendilerini teşkilat mensuplarına anlatmalarını, tanıtmalarını istiyor ve bekliyorlar.

Devamını oku...

Dostlarım sık sık çözüm sürecine dair az yazdığımı,hatta bazıları hiç yazmadığımı ifade ediyorlar.

Ben de onlara aslında sürekli çözüm sürecine dair yazdığımı söylüyorum.

Nasıl devamlı çözüm sürecine dair yazdığımı sorduklarında ;

Şu misali vererek cevap veriyorum.

Çözüm süreci diye genelde toplumda algılanan ve konuşulan konular bataklıktan beslenen ve insanlara zarar veren canlılarla ilgili konular.

Bataklıktan beslenen ve insanlara zarar veren bu muzır mahlukatla mücadele edilmeyecek mi ?

Tabii ki edilecek. Ama sahici ve kalıcı bir çözüm onların beslendiği bataklığı kurutmak olmalı.

Koca Osmanlı Devleti’ni yıkan ve Yeni Cumhuriyetin gelişmesine sürekli engel olan problemlerimizin temeli 300 yıldan fazladır aynı problemler.

Bediüzzaman Said Nursi’nin 1910 larda tespit ettiği üzere bu problemlerin ana başlıkları;

Cehalet,

Zaruret(fakirlik),

İhtilaf.

Bu hastalıklara tedavi yollarını da tarif eder Üstad.

Reçete; Marifet(Eğitim-Öğretim) + Sanat (Üretim) + İttihad (ittifak,kardeşlik)

Yine Şam’da Emevi Camii Kebirinde 1910 da verdiği 100’e yakın ulemanın da dinlediği hutbede Batı’nın maddi gelişmede istikbale uçmasına rağmen Alemi İslam’ı orta çağda durduran 6 tane hastalığı tespit eder ve çözüm yollarını anlatır.

Tespit edilen hastalıklar şunlardır:

Devamını oku...

 

Büyükler rahmetle zahmet arasında bir nokta olduğunu söylerler.
El hak doğrudur.
Dünya imtihan dünyası olduğundan rahmete giden yolda zahmet konulmuş.
Ama akibete dikkat edilirse o zahmet rahmete dönüşür zihinlerimizde.
Adına Kürt meselesi, Doğu ya da Güneydoğu meselesi deyin 40 yıldır ülkemizin kronikleşmiş bir meselesi var.
Çözüme yönelik hamleler karşısında geçimini bu meseleye bağlamış içte/dışta insanlar var.
Onlar da çözüm aleyhine hamle yapıyor.
Bir bünyeyi kanser sarmışsa be gecikilmişse kemoterapiye hemen başlanır.
Vücutta ciddi kontraendikasyonlar görülebilir.
Saçı, sakalı, kaşı dökülür.
Hasta iştahtan kesilir,morali bozulur v.s.
Bu yan etkiler olmasın diye kemoterapiden vazgeçilmez.
Vazgeçilirse hasta ölür.
Şehitlerimizin gelmesi tabii ki çok acı.
Rabbim şehitlerimize rahmet, yakınlarına sabrı cemil versin.
Ama 40 bine yakın cana sebep olan bu mesele karalılıkla ve seri adımlarla çözülmeli.
Çözülmeli ve 1000 yıldan fazla bu topraklarda birlikte yaşayan Türk ve Kürdün arasında örülmek istenen duvarlar yıkılmalı.

Devamını oku...

Başbakanımız , hemşehrimiz Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu Yeni Türkiye’nin oluşumundan bahsederken liyakat,ehliyet ve sadakatin merkeze alınarak hareket edileceğini söyledi.

Bundan böyle devlet kadrolarında görevlendirilecek,siyaset yapacak insanların bu üç özelliğe sahip insanlar olması konusunda azami hassasiyet gösterileceği anlaşılıyor.

Başka bir konuşmasında Başbakanımız kaliteli kişi ve kurumlarda olmazsa-olmaz 3 özellikten bahsederken şunları sırladı:

1.Özgüven

2.Zihni arka plan

3.Sosyal Çevre(network)

77 milyon halkımız, Cumhurbaşkanı ve Başbakanımızın açıklamaları ile işaretleri verilen Yeni Türkiye için hazırlıklarını yapmalı, gereken desteği vermelidir.

Halkın desteği ile seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı’nın ilan ettiği 2023, 2053 ve 2071 hedefleri doğrultusunda hepimiz, herkes el birliğiyle çalışmalıyız.

Bu günkü dünya’da ülkemiz mazlumların ve mağdurların tek ümidi haline geldi. 5 ülkenin veto yetkisiyle işlevsiz hale getirilen içi tamamen boşaltılan, en son genel kurulunu bir darbeciye açarak meşrutiyetini tamamen kaybeden BM dünya mazlum ve mağdur halkları için hiçbir şey ifade etmiyor artık.

Cumhurbaşkanımız; ‘’dünya 5 den büyüktür’’ sözüyle bu yanlış düzene esaslı bir duruş sergileyerek dünya mağdur ve mazlumlarının hislerine tercüman oldu.

Genç Siviller de güzel bir çalışma ile ‘’dünya 5 den büyüktür’’ sözünü tüm dillerle ve o milletlerin dilinden söyleterek olayı global bir mücadele formatına taşıdılar.

‘’Dünya 5 den büyüktür’’ ifadesine inanan ve onun yaşatılması için mücadele verenler İslam’dan önce kurulan mağdur ve mazlum insanların hak ve hukukunu korumak için kurulmuş olan  Hılfılfudul teşkilatını hatırlatıyor. Peygamberimiz Mekke’de kurulan bu STK ya katılmış ve İslam’dan sonra bu gün kurulsa yine katılırım diyerek kuruluşun çalışmalarından övgü ile bahsetmiştir.

Dünya’da mağdur ve mazlumun yardımına koşarken içimizdeki mağdur ve mazlumları da unutmamak gerekiyor.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 3 - 13

3