Pazar, Haziran 16, 2019
Text Size

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar Erh...

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bize bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar ve Erhan Dargeçit beylere teşekk...

Zehra Okullarındaydık..

Zehra Okullarında Eğitimcilerle birlikteydik...

  • ''Yorulmaz Bilginler'' kreşimiz velilerine ''Ailede Sosyal medya ve iletişim'' konulu konferans verdik.

    Cuma, 10 Mayıs 2019 08:21
  • 5. Akşehir Kitap Fuarına katıldık...

    Pazartesi, 06 Mayıs 2019 12:04
  • İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 30 Nisan 2019 08:51
  • İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Çarşamba, 24 Nisan 2019 10:16
  • Zehra Okullarındaydık..

    Pazartesi, 22 Nisan 2019 12:06

Siyaset



Değişmeden gelişmek ilerlemek imkansız.

Yeni ve Güçlü Türkiye için değişim şart.

Yeni Türkiye’ye giden yolda değişim için satır başı olan önerilerimiz:

Siyasette;

--Aşağıda sayacağımız değişim alanlarına imkan verecek özgürlükçü, kapsayıcı, kuşatıcı, kısa, öz yeni bir anayasa

--İki partiyi meclise sokan, toplumda bütün renkleri temsil eden II. dereceli bir seçim sistemi ve idarede tek bir iradenin hakim kılındığı bize özel/özgü başkanlık sistemi

--Siyasette vekil adaylarının parti binalarına beklenmediği, partilerin toplumda yaptığı hizmet ve duruşla karşılığı olan insanlara davet götürdüğü bir vekil belirleme süreci

--Bakanlıklar birleştirilerek sayının 12 Bakanlığa düşürülmesi ve bu sayede her işin tek muhatabının olması

--Yasama-Yargı-Yürütmenin tamamen ayrıştırılması. Bu anlamda bakanların milletvekili olmaması, yürütmenin meclisten tamamen bağımsız hale getirilmesi, meclisin oluşturduğu komisyonlarla bakanlıkları denetleme ve rehberlik görevini yapması.

Eğitimde;

--Yök’ün kaldırılarak bütün yükseköğretime bağlı  yüksek okul, fakülte, yüksek lisans ve doktora programlarının 12 Bakanlığa branşa yönelik olarak dağıtılması. Böylece eğitimin tamamen alana ve ihtiyaca yönelik yapılması akademisyenlerinde bütün çalışmalarını alanın içerisinde, hayatın içerisinde yürütmelerinin sağlanması

-- Liselerin hepsinin meslek lisesi yapılması, bunların hepsinde yatılı-gündüzlü kısımların bulunması, bunlarında ilgili bakanlığa bağlı Eğitim Genel Müdürlüklerince yönetilmesi

--Milli Eğitim Bakanlığında sadece Eğitim Fakülteleri , Ana Okulu, Hem ve İlköğretim Okullarının bırakılması, Kuran Kursları ve Hafızlık eğitimi Dib’ten alınarak Meb’e bağlanması, dini eğitimin müfredatta ihtiyacı karşılayacak kadar seçmeli yapılması

--Camii ve cemevlerinin mahallle muhtarlarına , hac ve umre işlerinin Kültür ve Turizm ve Tanıtım Bakanlığına, Kuran Kurslarının Meb’e devri ile rahatlayan Dib’in toplumun dini ihtiyaçlarına cevap verebilecek eser ve müfredatlarla alanda hizmet eden kurumlara rehberlik etmesinin sağlanması.

Adalet sisteminde;

--Hakim ve savcılara vicdan cüzdan arasında kalmayacak bir ücret sistemi(İngiliz sistemi) getirilmesi

--Eğitimde tavsiye ettiğimiz üzere hukuk fakülteleri ile adliyelerin aynı kampüs içerisinde yer alması ve hukukun sürekli güncellenen bir tazeliğe kavuşturulması

--Cezalandırıcı hukuktan ,Önleyici ve ıslah edici hukuk sistemine geçilmesi

--Cezaevlerinin hazırlanacak müfredatla ıslah ve eğitim müessesesi haline getirilmesi

--Adaletin temel ilkesi ‘imtiyazsızlık’ olduğundan , ülkede imtiyazlı kişi , kurum (sosyal tesislerde dahil) bırakılmamalı, her vatandaş eşit ve hür yurttaş olduğunu hissedebilmeli.

İçişlerinde;

Devamını oku...

Kainatın özü insanın bilgi kaynağı genel olarak ikidir;

1.Kainatın bizzat kendisi

2.Diğer kitaplarında onların anlaşılması için okunduğu Peygamberlerle gelen kitaplar.

İnsan bal arısı misali kainattaki yaratılış eserlerini ve kitapları okur, onlardan nektarları alır ve kendi, özgün balını yapar.

Bal yapmayan insan zamanı ve mekanı ıskalayan, üretmeyen tüketen insandır.

Bu kısa girişten sonra gündemin ana maddesi ‘BAŞKANLIK’ konusuna girelim.

Kainata ve kitaplara bakalım , başkanlık var mı yok mu ???

İki örnek:

1-Bal arısı(Kraliçe arı):Bir fenni kovanda çıtalar arasında biliçe (Ana arı), birkaç yüz erkek arı ve 10-80 bin işçi arıdan oluşur. Görünüş olarak birbirinden farklı olan bu üç arıdan kraliçe arı ve işçi arılar dişidir. Dış görünüş olarak arılar birbirlerine çok benzerler. Bu benzerliğe rağmen kovana giren herhangi bir yabancı arı tanınır ve kovandan dışarı atılır ya da öldürülür. Her kovanda kraliçenin salgıladığı bir kimyasal madde vardır ve kovandaki bütün arılar bu maddeyi kraliçeden alırlar yani kraliçe ile aynı kokuya sahip olurlar. Bu madde sayesinde aynı kolonideki bütün bireyler birbirlerini kolaylıkla tanırlar.

Kraliçe arı:Kraliçe arı, petek gözlerine bırakılmış bulunan döllü bir yumurtanın larva döneminde, İşçi Arı olacak larvaya göre daha sık ve daha zengin gıda (Arı sütü) ile özel beslenmesi sonucunda yumurtadan yetişkine toplam 16 günde ulaşır.Daha sonra erişkin anaarılar, içlerinden yalnızca bir tanesi kovanda kalıncaya değin kıyasıya dövüşürler. Bu yeni anaarı kovanın eski anaarısına saldırır. O da yeni bir koloni kurmak üzere bir sürüyle birlikte kovanı terk eder. Buna arıcılıkta oğul verme denir. Bu şekilde arı kolonisi ikiye bölünmüş olur.Arı kolonilerinin her birinde sadece bir kraliçe bulunur ve bu kraliçe arı diğer dişilere göre daha büyüktür. Temel görevi ise yumurtlamaktır. Üreme sadece kraliçe arı vasıtasıyla olur, onun dışında diğer işçi arılar erkeklerle çiftleşemezler. Kraliçe, yumurtlamadan başka, koloninin bütünlüğünü ve kovandaki sistemin işleyişini sağlayan önemli maddeler de salgılar.

Devamını oku...

7 Nisan tarihinde partiler milletvekili aday listelerini YSK ya teslim etmek zorunda.

Aday adayların çabaları tam gaz devam ediyor.

Peki şu ana kadar yapılan adaya adayı seçim usulü sağlıklı mı ?

Bana göre değil.

‘’İstemek’’ , Cenabı Hak dışında birilerinden bir şeyler istemek fıtri değildir.

Rabbimiz Fatiha suresi 5. Ayetinde bize günde kırk defa  ‘’İyyâke na'budu ve iyyâke nestaîn=(Ey Rabbimiz!) Yalnız sana ibadet/kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.’’ Sözünü söylememizi ve bunu hayatımızda yaşamamızı öğütler.

Yasin suresi 20,21. Ayetlerde ‘’Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun! (Vazifelerine karşılık) sizden hiçbir ücret istemeyen (bu) kimselere uyun! Onlar doğru yoldadır.”şeklindeki beyanla bize şu hakikati ders verir:Elçiliğin en önemli özelliği yapılan işte karşılık beklenmemesi sadece Allah rızası için yapılmasıdır.

Dolayısıyla Hak’ka ve halka hizmette en önemli ölçü ve esas yapılan iş karşılığında birinci hedef ve gaye ücret olmamasıdır.

Aksi takdirde Kuran-ı Kerim’de birçok yerde uyarıldığımız ‘’Allah’ın ayetlerini ucuz bir karşılığa satmayın’’ ikazatı Subhaniyesine muhatap olur tokat yeriz.

Tüm partiler kapılarına kadar gelinerek aday aday olunmasını, belirli bir ücret yatırılmasını ve aday adaylarından kendilerini teşkilat mensuplarına anlatmalarını, tanıtmalarını istiyor ve bekliyorlar.

Devamını oku...

Dostlarım sık sık çözüm sürecine dair az yazdığımı,hatta bazıları hiç yazmadığımı ifade ediyorlar.

Ben de onlara aslında sürekli çözüm sürecine dair yazdığımı söylüyorum.

Nasıl devamlı çözüm sürecine dair yazdığımı sorduklarında ;

Şu misali vererek cevap veriyorum.

Çözüm süreci diye genelde toplumda algılanan ve konuşulan konular bataklıktan beslenen ve insanlara zarar veren canlılarla ilgili konular.

Bataklıktan beslenen ve insanlara zarar veren bu muzır mahlukatla mücadele edilmeyecek mi ?

Tabii ki edilecek. Ama sahici ve kalıcı bir çözüm onların beslendiği bataklığı kurutmak olmalı.

Koca Osmanlı Devleti’ni yıkan ve Yeni Cumhuriyetin gelişmesine sürekli engel olan problemlerimizin temeli 300 yıldan fazladır aynı problemler.

Bediüzzaman Said Nursi’nin 1910 larda tespit ettiği üzere bu problemlerin ana başlıkları;

Cehalet,

Zaruret(fakirlik),

İhtilaf.

Bu hastalıklara tedavi yollarını da tarif eder Üstad.

Reçete; Marifet(Eğitim-Öğretim) + Sanat (Üretim) + İttihad (ittifak,kardeşlik)

Yine Şam’da Emevi Camii Kebirinde 1910 da verdiği 100’e yakın ulemanın da dinlediği hutbede Batı’nın maddi gelişmede istikbale uçmasına rağmen Alemi İslam’ı orta çağda durduran 6 tane hastalığı tespit eder ve çözüm yollarını anlatır.

Tespit edilen hastalıklar şunlardır:

Devamını oku...

 

Büyükler rahmetle zahmet arasında bir nokta olduğunu söylerler.
El hak doğrudur.
Dünya imtihan dünyası olduğundan rahmete giden yolda zahmet konulmuş.
Ama akibete dikkat edilirse o zahmet rahmete dönüşür zihinlerimizde.
Adına Kürt meselesi, Doğu ya da Güneydoğu meselesi deyin 40 yıldır ülkemizin kronikleşmiş bir meselesi var.
Çözüme yönelik hamleler karşısında geçimini bu meseleye bağlamış içte/dışta insanlar var.
Onlar da çözüm aleyhine hamle yapıyor.
Bir bünyeyi kanser sarmışsa be gecikilmişse kemoterapiye hemen başlanır.
Vücutta ciddi kontraendikasyonlar görülebilir.
Saçı, sakalı, kaşı dökülür.
Hasta iştahtan kesilir,morali bozulur v.s.
Bu yan etkiler olmasın diye kemoterapiden vazgeçilmez.
Vazgeçilirse hasta ölür.
Şehitlerimizin gelmesi tabii ki çok acı.
Rabbim şehitlerimize rahmet, yakınlarına sabrı cemil versin.
Ama 40 bine yakın cana sebep olan bu mesele karalılıkla ve seri adımlarla çözülmeli.
Çözülmeli ve 1000 yıldan fazla bu topraklarda birlikte yaşayan Türk ve Kürdün arasında örülmek istenen duvarlar yıkılmalı.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 3 - 13

3