Pazartesi, Aralık 18, 2017
Text Size

Konya-Derbent'teydik...

Konya-Derbent'te gençlerleydik. Derkad başkanı Hüseyin Eşgin ve İlçe Meb Müdürü Adem Yaldız'a teşekkürler...

Minik adımlar ailesiyle '9 S'si paylaştık...

Veli Vural Beyin nazik daveti üzerine Minik Adımlar ailesiyle,diriliş nesliyle buluştuk,konferans verdik,kitap imzaladık. Yeni Türkiye Gençliği coşku...

Özel Model Eğitim Kurumundaydık...

Gençler harikaydı,Başta Süleyman Türk kardeşim olmak üzere,Emeği geçen Rehber öğretmenimiz Esra Hanım veOkul müdürümüz Fehmi Adam BeyeTeşekkür ederim.

  • Konya-Derbent'teydik...

    Cuma, 30 Haziran 2017 12:11
  • Selçuk Üniversitesindeydik...

    Perşembe, 16 Mart 2017 09:07
  • Minik adımlar ailesiyle '9 S'si paylaştık...

    Çarşamba, 01 Şubat 2017 08:29
  • Kur'an Kursu Eğiticileriyle 'Ailede Huzur İçin 9 S'i konuştuk.

    Salı, 24 Ocak 2017 11:52
  • Özel Model Eğitim Kurumundaydık...

    Perşembe, 08 Aralık 2016 07:59

Siyaset



Kainatta süregelen 2 çeşit sistem var.

1.Rabbimizin ‘’sünnetullah ‘’ diye ifade ettiği tabiat kanunları ki insan dışında diğer varlıklar bu kanunları doğuştan kendilerine yüklenen programa sayesinde biliyorlar ve uyumla hareket ediyorlar.

2.İnsana verilen irade ile kendine açılan alanda dilerse sünnetullaha uyumla, dilemezse  -dünya/ahiret bedelini ödemeyi kabul ederek- uyumsuz hareket edebildiği sistem

Bireyler ve milletler Kainattaki ‘’sünnetullah ‘’ denilen sistemi yakından tanıdığı ve ona uyumlu hareket ettiği oranda yükselirler,ilerlerler,gelişirler.

Bir millet gelir bu sistemi tanır,uygun hareket eder ve Hak ve Adaletle yeryüzünde Allah’ın kullarına hizmet eder.

Hak’tan ve Adaletten ayrıldıklarında ise Rabbim onları başka bir milletle değiştirir.

‘’Ey inananlar !

Sizden kim dininden dönerse, Allah (onların yerine) kendisinin onları, onların da kendisini sevdiği, müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı sert ve onurlu bir toplum getirir ki onlar,

Allah yolunda gayret gösterirler, (bu uğurda) hiç kimsenin yermesinden ve kınamasından çekinmezler.

Bu Allah'ın bağışıdır, onu dilediğine (dileyene) verir. Allah lütfu geniş olandır, O (her şeyi) hakkıyla bilendir’’Maide,5/54.

Bir işin İslam’a(İslam’dan kasdımız Hz.Adem’le başlayan Hz.Muhammed’le tamamlanan tüm hak dinler)  uygun olması için 3 temel esası barındırması gerekir;

1.Adalet

2.Düşünce Özgürlüğü

3.İstişare

Anadolu irfanına sahip milletimiz asırların tecrübesiyle yukarıda  tarif ettiğimiz ‘’sünnetullah’’ en iyi anlayan ve yorumlayanlardan.

7 Haziran ve  1 Kasım seçimlerini değerlendirdiğimizde bu aziz milletim devleti yönetenlere  şu mesajı vermişti.

Devamını oku...

Olumlu ve değerli değişim, bireysel anlamda insanın esfel-i safilinden çukurundan kurtulup,ahsen-i takvim zirvesine doğru her gün yeni bir adım attığı sürecin adıdır.

Bunun tersi de mümkündür.

Devlet ve milletlerin değişimi de aslında bireylerin değişim yönü ve hızının bileşkesiyle doğru orantılı olarak artar ve ya azalır.

Elmas en çok değişimi yaşayan maden olduğu için en kıymetlidir.

İki günü birbirine eşit olan ziyandadır.

Hz. Muhammed(s.a.v.)

Kainatta geçerli olan sünnetulla/adatullah’ın değişmeyen kuralı:sürekli/kesintisiz değişim.

Aynı sularda/nehirde iki kez yıkanılmaz.

Herakleitos

Peki o halde siyasette, ticarette, kültürde, sporda kısaca hayatın her alanında mutlaka hakim kılınması gereken süreç: sürekli/kesintisiz değişim.

Bu sürekli/kesintisiz değişim kuralına Rabbim işaret eder:

Göklerde ve yerde bulunanlar, O'ndan isterler. O, her gün yeni bir iştedir.

Rahman,55/29

Peygamberimiz en net şekliyle sürekli/kesintisiz değişim gerçekliğini emreder.

‘Allah işini geliştiren, ilerleten(inovasyon yapan) iş adamını sever=İnnellahe yuhibbul muhterif’

Hz. Muhammed(s.a.v.)

Uzun bacaklı İngiliz iyi çalışmış dinin bir kısmını (kişisel ibadetler) öğrenmemiz için bütün kapılar açılmış, diğer kısmı için (toplumu ilgilendiren ibadetler) çıkarılabilecek bütün engeller yerleştirilmişti.

Devamını oku...

Önceleri de var.

Ama özellikle Büyükada buluşmasının emniyete, arkasından yargıya intikali almanları çıldırttı.

Bizim soğukkanlı bildiğimiz hanslar bu kez çok öfkeli, aşırı agresif takılıyorlar.

Neden acaba?

Öfke, insanların alışageldikleri ve kendileri kolaylaştırılmış durumlarda engelle karşıladıklarında ve bu engeli kısa sürede aşamadıklarında yaşadıkları kontrol edilemez duygunun adıdır.

Almanya ve İngiltere daha sonraları da Abd bizim iyi niyetimizi ve temiz duygu ve düşüncelerimizi yakın tarihimizde o kadar çok istismar ettiler ki, bu onlarda uyuşturucu madde bağımlılığı benzeri bir alışkanlığa yol açtı.

Sultan Abdulaziz’in su-i kastıyla iyice dışa vuran hasta adamı iyileştirmeden ve öldürmeden zayıf ve aciz halinden istifade etme, başka bir ifadeyle hastalığını istismar etme siyaseti son 150 yılda Batı ülkelerini fevkalade memnun ve mutlu ediyordu.

Şeftali, fındık, çay, kiraz v.b. batıya lazım olacak en güzel ürünleri üretmesi ancak araba, telefon, saat ya da uçak üretmemesi üzerine bütün sistem kurulmuştu.

Millet ne zaman sistemin dışına çıkmaya çalışsa devletin içine, bünyenin içine yerleştirdikleri satılmış, devşirilmiş hainler (our/your boys=birilerinin çocukları) vasıtasıyla millet terbiye ediliyor, hizaya çekiliyordu.

15 Temmuz defalarca başarıyla yaptıkları hizaya çekme operasyonlarının sonuncusuydu.

Son yıllarca yaşadığı travmaları bir aşı gibi bünyesinde bir BAĞIŞIKLIK sistemine dönüştürmüş olan bu aziz millet bu sefer içinde ve dışında harekete geçmiş tüm hainlere tarihte görülmemiş bir kahramanlık destanıyla ‘YETER SÖZ DE, KARAR DA, İRADE DE MİLLETİNDİR’ dedi.

Millet lideriyle beraber ‘Dünya 5 den büyüktür’ sözü etrafında oluşturduğu mazlum milletlere sahip çıkma iradesinde kanını dökerek, canını feda ederek kararlı duruşunu 15 Temmuzda tüm dünya halklarına göstermiştir.

Bu duruş 1945’de 5 ülke ve uyduları, köpekleri, karakolları üzerine kurdukları dünya sisteminin S.O.S. vermesine sebep olmuştur.

Her zaman olduğu gibi asıl beyin olan İngiltere, Fransa  ve Abd gibi ülkeler geride durup Almanya, İsrail, BAE v.b. ülkeleri önden sürmüşlerdir.

Devamını oku...

Milletimiz sistemin rehabilitasyonu talebiyle yetkiyi 16 Nisan’da verdi.

Süre Mart 2019 da, bütünlemeye kalınırsa Kasım 2019 da doluyor.

Millet beklediğini bulamazsa başka bir tarafa döner.

Zira bu millet ‘Anadolu İrfanı’ sahibi.

Neydi Anadolu İrfanı:

‘’Ne İskender takmışım ben

Ne Şah, ne Sultan

Anadolu’yum ben

Tanıyor musun?’’(Ahmet Arif)

Peki Anadolu İrfanı tam olarak ne istiyor?

Anadolu İrfanı daha önce yaşadığı Selçukilerle gelişen, Fatih Sultan Mehmet’le zirveye ulaşan, II.Beyazıt ile kemale ulaşan, Yavuz Sultan Selim’in Mercidabık, Ridaniye seferlerinden sonra özellikle Ezher alimlerini İstanbul’a getirmesiyle değişip kan kaybetmeye başlayan toplumun tümünü kucaklayan, hiç ama hiç kimseyi ‘öteki’ haline getirmeyen bir yeni yönetim sistemi istiyor.

Selçukiler ve  Osmanlılar Fatih Sultan Mehmet ve II.Beyazıt dönemine kadar toplumun tüm kesimleriyle tam bir konsensüs halinde refah toplumu oluşturmuşlardı. Mısır’ın alınmasıyla Ezher’den gelen  alimlerin kısa sürede etkisiyle Osmanlı Devleti katı bir Sünni çizgiye oturtularak, Şii ve Alevileri ‘öteki’ haline getirdi. Türkmenlerden oluşan  Şii ve Alevi topluluklar kalabalık oldukları için isimlerini zikrettik. Bunlar dışında da daha küçük topluluklar da kendilerini yavaş yavaş ‘öteki’ olarak hissetmeye başladı. Daha sonra çıkan isyanlar, ikta ve tımar sistemindeki bozulmalar ve devamı dünyanın en muhteşem devletinin yıkılmasıyla sonuçlandı.

Burada uzun uzun tarih bilgisi verecek değilim.

Şimdi format zamanı derken, öncelikle  ana bilgisayarımız olan beyinlerimizden başlayıp halka halka devlet yönetim sistemimize kadar bir format atmak zorunluluğundan bahsediyorum.

O halde formata başlayalım.

Muhammed bin Abdullah’a son Peygamberlik görevi M.610 yılında verildiğinde ve 13 yıllık zihinsel hazırlıkla oluşturduğu 1500 kişilik kadrosuyla M.622 yılında Medine’de devletini kurduğunda , dünyada 2 süper devlet ve 2 büyük din vardı.

Devamını oku...

Değişmeden gelişmek ilerlemek imkansız.

Yeni ve Güçlü Türkiye için değişim şart.

Yeni Türkiye’ye giden yolda değişim için satır başı olan önerilerimiz:

Siyasette;

--Aşağıda sayacağımız değişim alanlarına imkan verecek özgürlükçü, kapsayıcı, kuşatıcı, kısa, öz yeni bir anayasa

--İki partiyi meclise sokan, toplumda bütün renkleri temsil eden II. dereceli bir seçim sistemi ve idarede tek bir iradenin hakim kılındığı bize özel/özgü başkanlık sistemi

--Siyasette vekil adaylarının parti binalarına beklenmediği, partilerin toplumda yaptığı hizmet ve duruşla karşılığı olan insanlara davet götürdüğü bir vekil belirleme süreci

--Bakanlıklar birleştirilerek sayının 12 Bakanlığa düşürülmesi ve bu sayede her işin tek muhatabının olması

--Yasama-Yargı-Yürütmenin tamamen ayrıştırılması. Bu anlamda bakanların milletvekili olmaması, yürütmenin meclisten tamamen bağımsız hale getirilmesi, meclisin oluşturduğu komisyonlarla bakanlıkları denetleme ve rehberlik görevini yapması.

Eğitimde;

--Yök’ün kaldırılarak bütün yükseköğretime bağlı  yüksek okul, fakülte, yüksek lisans ve doktora programlarının 12 Bakanlığa branşa yönelik olarak dağıtılması. Böylece eğitimin tamamen alana ve ihtiyaca yönelik yapılması akademisyenlerinde bütün çalışmalarını alanın içerisinde, hayatın içerisinde yürütmelerinin sağlanması

-- Liselerin hepsinin meslek lisesi yapılması, bunların hepsinde yatılı-gündüzlü kısımların bulunması, bunlarında ilgili bakanlığa bağlı Eğitim Genel Müdürlüklerince yönetilmesi

--Milli Eğitim Bakanlığında sadece Eğitim Fakülteleri , Ana Okulu, Hem ve İlköğretim Okullarının bırakılması, Kuran Kursları ve Hafızlık eğitimi Dib’ten alınarak Meb’e bağlanması, dini eğitimin müfredatta ihtiyacı karşılayacak kadar seçmeli yapılması

--Camii ve cemevlerinin mahallle muhtarlarına , hac ve umre işlerinin Kültür ve Turizm ve Tanıtım Bakanlığına, Kuran Kurslarının Meb’e devri ile rahatlayan Dib’in toplumun dini ihtiyaçlarına cevap verebilecek eser ve müfredatlarla alanda hizmet eden kurumlara rehberlik etmesinin sağlanması.

Adalet sisteminde;

--Hakim ve savcılara vicdan cüzdan arasında kalmayacak bir ücret sistemi(İngiliz sistemi) getirilmesi

--Eğitimde tavsiye ettiğimiz üzere hukuk fakülteleri ile adliyelerin aynı kampüs içerisinde yer alması ve hukukun sürekli güncellenen bir tazeliğe kavuşturulması

--Cezalandırıcı hukuktan ,Önleyici ve ıslah edici hukuk sistemine geçilmesi

--Cezaevlerinin hazırlanacak müfredatla ıslah ve eğitim müessesesi haline getirilmesi

--Adaletin temel ilkesi ‘imtiyazsızlık’ olduğundan , ülkede imtiyazlı kişi , kurum (sosyal tesislerde dahil) bırakılmamalı, her vatandaş eşit ve hür yurttaş olduğunu hissedebilmeli.

İçişlerinde;

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 1 - 12

Başlangıç
Önceki
1