Perşembe, Mart 21, 2019
Text Size

Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

Selçuk Üniversitesi Kadın, Aile ve Toplum Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (Katum) Müdürlüğünün düzenlediği “Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” k...

İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

Konya Kültürünün işlendiği Koyunoğlu Müzesi İkindi Sohbetlerinde seçkin bir toplulukla "Mevlana ve İletişim" konusunu paylaştık. Gerçekten dinleyi...

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

  • Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

    Çarşamba, 13 Mart 2019 12:05
  • İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 05 Mart 2019 08:34
  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01

Siyaset



‘’İnsanlar develer gibidir, 100 deveden tam istediğin gibi 1deve bulabilirsin.’’

Hadis-i Şerif

Peygamberimizin bu sözünden ben Yüce Allah’ın 100 insandan birisini ‘’çok zeki/özel/farklı/lider’’ yarattığını anlıyorum.

O halde devletler ve milletler bu 100 den 1 ni testlerle tespit edip onlara yönelik farklı eğitim programlarını mutlaka yapmalılar.

Aksi halde bu 100 den 1 ya yurt dışına kaçar, ya da ülkede kalmak zorunda kalırsa şizofren olur.

Kendi ülkesinde değer bulmayan 100 den 1 n yurt dışına kaçmasına ‘’beyin göçü’’ diyoruz.

Bir millet ve devlet için en büyük tehlike ‘’beyin göçü’’ dür.

Zira siz beyinleri tutamazsanız diğer beyinleri eğiten milletlerin ‘’taşeron’’ işlerini yapmak zorunda kalırsınız.

Peki ‘’beyin göçü’’ nü engellemek için neler yapmalıyız?

Salih amelin 3 şartı vardır:

1.Adalet

2.Düşünce özgürlüğü

3.Adaletin ve düşünce özgürlüğünün hakim olduğu istişare

Adaletin ve düşünce özgürlüğünün önündeki en büyük engel ise Nepotizm(akraba kayırmacılığı) ve patriotizm (hemşehricilik)dir.

Devamını oku...

Liyakat TDK’nın sözlüğünde; ‘’Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu, değim’’ şeklinde açıklanmış.

Liyakata dair dinimizde kesin hüküm bildiren yüzlerce ayet ve hadis var. En kuvvetli, net ve vurgulu olanı ise Nisa Suresi 58. Ayet ve ayetin nüzul sebebi.

Nisa Suresi 58 ayetin Nüzul sebebini hatırlayalım. Zira nüzul sebebi manayı kuvvetlendiriyor ve daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.

Bu ayetin iniş sebebine dair şu rivayet nakledilmiştir: Bu ayetin hedef davranışı, özelde Ka‘be'nin anahtarı, genelde emanetin(işin) ehline verilmesi hususunda Peygamber'e (s.a) ve O’nun şahsında tüm zaman ve mekanlarda ümmetine yöneltilmiş bir hitaptır.

Hz. Peygamber Kabe’nin anahtarını Mekke'nin fethedildiği sırada, henüz ikisi de kâfir bulunan Abduddar Oğulları’ndan Osman b. Ebî Talha el-Hacebî el-Abderî ile amcasının oğlu Şeyhe b. Osman b. Ebî Talha'dan almıştı. Abbas b. Abdulmuttalib, Sikâye(Hacıları Sulama Görevi) görevi ile birlikte Sidâne(Kabe’nin korunması, emniyeti,  anahtarının muhafazası) görevini de almak için anahtarı Hz. Peygamber'den istemişti. Rasûlullah (s.a) Ka‘be'ye girdi,    içerisinde bulunan putları kırdı, Hz. İbrahim’in makamını çıkardı. Cebrail de bu âyet-i kerimeyi indirdi. Ömer b. el-Hattâb der ki: Rasûlullah (s.a) bu ayeti okuyarak Ka‘be'den dışarı çıktı. Daha önce O'ndan bu ayeti işitmiş değildim. Sonra, Osman ve Şeybe'yi çağırıp söyle dedi: “Haydi bu anahtarları alın. Bu, ebediyen sizin ve soyunuzdan gelen çocuklarınızın elinde kalacaktır.

Peygamber devamla; ‘’Bu anahtarları sizden ancak zalim bir kimse alır.”  Bu ayetin mesajını böyle bir olaya indirgemek büyük bir vebaldir. Zira ayette; milletleri ve devletleri ayakta tutan ilkeler bildirilmektedir. Adalet, emanet, ehliyet, Allah'ın üzerinde önemle durduğu ilkelerdir. Emanet sözcüğünün anlamı ile ilgili Ahzâb sûresi'nde detaylı bilgi verilmiştir.

Buradaki konu edilen emanet, sözcüğünün terimsel anlamlarından biri olan, “kamu görev”idir. Ayetteki, Şüphesiz Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor ifadesinin birinci cümlesi topluma, ikinci cümlesi de toplumsal görev alanlara yöneliktir.

Devamını oku...

Tarihi Allah yazar.

Yazdığı senaryo için o anda uygun oyuncu kişi ve milletlere rollerini talepleri üzerine verir.

Bir millet gelir Hak ve Adaletle yeryüzünde Allah’ın kullarına hizmet eder, kendisi de değer kazanır.

Hak’tan ve Adaletten ayrıldıklarında ise Rabbim onları başka bir milletle değiştirir.

‘’Ey inananlar ! Sizden kim dininden dönerse, Allah (onların yerine) kendisinin onları, onların da kendisini sevdiği, müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı sert ve onurlu bir toplum getirir ki onlar, Allah yolunda gayret gösterirler, (bu uğurda) hiç kimsenin yermesinden ve kınamasından çekinmezler. Bu Allah'ın bağışıdır, onu dilediğine (dileyene) verir. Allah lütfu geniş olandır, O (her şeyi) hakkıyla bilendir.’’ Maide,5/54.

Bir işin İslam’a uygun olması için 3 temel esası barındırması gerekir;

1.Adalet

2.Düşünce Özgürlüğü

3.İstişare

24 Haziran seçimini değerlendirdiğimizde bu aziz milletin şu mesajı verdiği açıktır.

Mesaj kısaca şudur: ‘’7 Haziranda verdiğim kısa mesafeli ev ödevlerini yaptın ve 1 Kasım’da tekrar görev verdim. 16 Nisanda ülkenin ihtiyacı olan sistem değişikliğine yeşil ışık yaktım. Evet ben seninle bu tarihi yürüyüşe devam edeceğim. Şimdi ise uzun mesafeli 2023, 2053, 2071 hedeflerine yürümek için senden daha ciddi bir Öz eleştiri, silkinme, arınma, yenilenme, uzlaşma bekliyorum.’’

Büyük yolculuklar için yola çıkacağınız ekibin her açıdan zenginliğe, enerjiye, motivasyona, inanca ve kondisyona sahip olması gerekiyor.

Ben bu yapılacak YENİLENME işini kartalın DEĞİŞİMİNE benzetiyorum, şöyle ki:

‘'Kartallar, kuş türleri içinde en uzun yaşayan türlerin başında gelir. Ortalama 70 - 100 yıl yaşayabilirler.

Ancak çoğunluğunun vahşi yaşam mücadelesi ortalama 40-50 yıl sürer.

Peki, bu neden böyledir?

Bu sorunun cevabı, kartalın yeniden doğuşu yaşadığı çile döneminde saklıdır.

Devamını oku...

Milletimiz Ramazan ayının güzellikleriyle seçim atmosferini birlikte yaşıyor. Siyaset, halkımızın kahir ekseriyetinin yakından ilgilendiği konulardan.

Seçim sürecinin kısa olması ve böyle mübarek günlerle çakışması bizi bazı konularda daha dikkatli olmaya sevk ediyor.

Bir kısım alışkanlıklarını oruçla –Allah Rızası için- terk etmek zorunda olan kardeşlerimiz haliyle daha asabi ve gergin olabiliyor. Bu anlamda konuşma münakaşaya dönüşmeye başladığında bizlere ‘‘ben oruçluyum’’ ifadesiyle çekilmemiz tavsiye edilmiş Allah’ın elçisi tarafından.

Zaten Ramazan ve dışındaki zamanlarda da ‘’Münakaşadan -haklı olsa bile- vazgeçmedikçe kişinin imanı tamam olmaz’’ tavsiyesi var Peygamberimizin.

Bu seçimde aynı tabandan ayrılan birkaç partinin müntesiplerinin birbirlerine gerçek hayatta ve sosyal medyada kullandıkları dil kardeşlik ve dostluğumuza zarar veriyor.

Tabii ki herkes kendi fikrini savunacak ama fikirlerimizi savunurken iletişim yöntemimizde lütfen şu 7  ilkeye dikkat edelim.

1.İman etmedikçe cennete gidemezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz ameli söyleyeyim mi. Aranızda selamı yayınız.En çok muhalif dost ve kardeşlerinize selam verin siyasi fikirlerinizi onlara anlatın.

O halde:‘’Keller yağırlar birbirini ağırlar’’ formatından çıkın.

2.İsra suresi 36. Ayette Rabbimiz: ‘’Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan (o peşine düştüğün şeyden) sorumludur’’ buyurur.

O halde: Doğruluğundan emin olmadığınız, elinizde kesin bilgi ve belge olmayan hiçbir konuyu konuşmayın/yazmayın/dinlemeyin/aktarmayın".

3.Hucurat suresi 6. Ayette Rabbimiz:‘ ’Ey inananlar! Size yoldan sapmış birisi, bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın! Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz’’ buyurur.

O halde: Haber kaynağına dikkat edin, kaynağı sağlam olmayan haberlere itimat etmeyin, inanmayın.

4.Maide suresi 8. Ayette Rabbimiz: ‘’Ey inananlar! Allah için adaleti (hakkı) ayakta tutun ve adaletle şahitlik eden kimseler olun! Sakın herhangi bir gruba karşı duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya sevk etmesin! Adil olunuz! Allah'a karşı sorumluluk bilinci duymaya en yakın olan davranış budur. Allah'a karşı gelmekten sakının! Hiç kuşkusuz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır’’ buyurur’’

O halde: Karşınızdaki en önemli hasmınız da olsa adaletten, düşünce özgürlüğünden vazgeçmeyin.

Devamını oku...

Küçükken evde av tüfeğini elime aldığımda büyüklerim:

--‘’Bırak onu evladım çok tehlikeli’’ dediklerinde,

--‘’Ama tüfek boş, içinde mermi yok ki! Cevabını verirdim, onlar:

--‘’Olsun şeytan doldurur’’ dediklerini hatırlıyorum.

Aslında ‘’Anadolu İrfanı’’ ile cevap veren büyüklerim çok önemli bir gerçeğe dikkat çekiyorlar ve beynime, kalbime, vicdanıma o gerçeği nakşediyorlardı.

Evet şeytanın  işinin özü  boşluk doldurmaktı.

Emaneti yüklenen ve akıl ve nefisle imtihan için dünyaya indirilen insana büluğ çağından itibaren tüm zaman ve mekanları nasıl dolduracağına dair bilgiler kitaplar elçiler ve alimler tarafından sunulmuştur.

Tırnak kesme adabından, devlet yönetimine, mikrodan makroya tüm insanın muhatap olacağı meseleler ayrıntılarıyla insanın önüne konulmuştur.

Nerede bu hazine sesini duyar gibiyim.

Yüce Yaratıcının rehberliğinde elçisi Mekke ve Medine’de kıyamete kadar tüm insanlığın saadetini temin edecek , dertlerine derman olacak ‘’kök hücreleri’’ üretmiş ve Ümranımızın kalbi Medine soğuk hava deposunda bize miras olarak bırakmıştır.

Bize düşen Ümranın kalbi Medine  ile bağlantı  kurmak ve bağlantı kurduğumuz damarların her daim açık olduğundan emin olmaktır.

Sosyal, siyasi, ekonomik, kültürel v.b. meselelerimizin çözümünde kalbe ulaşıp ‘’kök hücre’’yi temin ederek olayı çözme kabiliyetine sahip olmamız gerekiyor.

(Sosyal, siyasi, hukuki, kültürel problemlerimiz için ‘kök hücre kaynağımız’ var mı?

http://www.cemilpasli.com/?option=com_content&catid=9&id=850&view=article&Itemid=1&font-size=smaller )

Kalbe ulaştığımızda elde ettiğimiz ‘’kök hücre’’ler ilaçların içerisindeki ‘’etken madde’’ gibi.

Nasıl ki ağrı kesici veya aynı hedefe yönelik ilaçların etken maddesi genel de aynı iken sunumda şekli(draje, tablet, şurup, serum, fitil, ampül v.b.) , dozu farklılık arz ediyor.

Peygamberimizin Kur’an ışığında üretip bizlere emanet ettiği ‘’kök hücre’’nin her çağa uygun sunuma kavuşturulması gerekiyor.

Onun çağımız için uygun sunum formatına kavuşturulmasına ‘’güncelleme’’ diyoruz.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 1 - 13

Başlangıç
Önceki
1