Allah kapısına el açıp isteyeni asla boş çevirmiyor.

İblis’in talebini dahi geri çevirmedi.

Onun kıyamete kadar isyanına sebep olan “ben Adem’den(insandan) üstünüm” iddiasının peşinde koşması için istediği izin dahi verildi:

“İblis: “Ey Rabbim, o halde insanların tekrar dirilecekleri güne kadar bana yaşama süresi tanı” dedi.

(Allah) buyurdu ki: “Öyleyse, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen (kıyamete) gün(ün)e kadar mühlet verilenlerdensin.”

(İblis) dedi ki: “Ey Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlaslı olan kulların hariç, onların hepsini azdıracağım.”

(Allah) buyurdu ki: “İşte bu (ihlas) bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur.”

Ve hiç şüphe yok ki, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir. Onun yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı için bir grup ayrılmıştır.”

Şüphesiz Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan kimseler, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. Onlara: “Esenlikle ve güven içinde oraya giriniz” denecektir.

Biz, onların gönüllerindeki kini söküp atmışızdır. Onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar. Onlar orada bıkkınlık hissetmezler, oradan çıkarılmaları da söz konusu değildir.

(Ey Resulüm!) Kullarıma, benim çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici olduğumu haber ver. (Bununla beraber) azabımın da çok acıklı bir azap olduğunu bildir.”  Hicr, 15/36-50.

Aslında kısa dünya serüvenimizin özeti yukarıdaki ayeti kerimelerde ifade edilmiş…

““Can konağını aramadaysan, cansın;

Bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin,

Bir damla su arıyorsan susun,

Zulmün peşindeysen zalimsin,

Aşkı arıyorsan aşıksın,

Gönlün neye kapılmışsa O’sun sen.

Şu nükteyi biliyorsan, işi biliyorsun demektir:

“Neyi arıyorsan O’sun sen.”

Hz. Mevlana Celaleddin Rumi

“Ne istediğinizin farkında değilseniz, sorun bilgidir.

İstediğiniz şeyin peşine düşmüyorsanız, sorun motivasyondur.

İstediğiniz şeyi elde edememişseniz, sorun kararlılıktır.” John C. Maxwell

Öyleyse ne istediğimizi sebep ve sonuçlarıyla bileceğiz, isteğimizin peşine düşeceğiz ve sabır ve kararlılıkla asla vazgeçemeyeceğiz.

Bu sebepten neyi istediğimize, nasıl istediğimize ve neyin peşinde koştuğumuz bizim dünyada dahi numunelerini yaşadığımız cennet ya da cehennemde olduğumuza işaret ederler.

Bu sebeple ben insanın simasına baktığımda onu görürüm.

Maddi ve dışsal sebeplere bağlı olmaksızın insanın cennet ya da cehennemde olduğunu ya da nereye gideceği simasından anlaşılır.

İman, göze, yüze, simaya, sözcüklere ve davranışlara yansır.

Zira iman nurdur ve en büyük potansiyeldir.

Bu potansiyelin harekete geçmesi ve bulunduğu bireyi harekete getirmesi fıtratının, yaratılışın gereğidir.

Harekete geçmiyorsa kişi imanını sorgulamalıdır.

İman(teori)+Salih Amel(Pratik)+İhlas+Ahlak=Müslüman.

Bugün İslam toplumunun her ferdi yukarıdaki formül çerçevesinde kendini denetlemelidir.

Zira 4 esastan birisi eksik olursa bu dinin dosyası eksik olduğundan bireysel ve toplumsal etkisini göstermeyecek, yani çalışmayacaktır.

İsterken, koşarken, arzularken Rabbimizin şu ihtarını da unutmayalım, olur mu?

“Kimler yalnız dünya hayatını ve saltanatını isterse orada onlara çalışıp yaptıklarının karşılığını tastamam veririz. Onlar orada hiçbir eksikliğe uğratılmazlar.

O kimseler için ahirette ateşten başka bir şey yoktur. Dünyada yaptıkları iyi şeyler heder olup gitmiştir.”

Hûd,  11/15-16