Dünya tarihinin en bunalımlı günlerini yaşıyor.

Son 2 asırdır maddi gücü elinde bulunduran Batı kimliğini tamamen kaybetmiş durumda.

Kendisi derin bir kimlik ve medeniyet krizine girdiği gibi uydularında oluşturduğu med-cezirlerle dünyayı kasıp kavuruyor.

Zulüm, sömürü, israf, gurur, kibir üzerine kurduğu dünya düzeni batının kendi üzerine yıkılırken parçaları öteki dünyaya da zarar veriyor.

Obama’nın gözyaşları içinde biraz itiraf mahiyetindeki sözleri olayı çok net izah ediyor.

Şikago sokaklarında , okullarda , eğlence mekanlarında insanlar kontrol edemedikleri şekilde birbirini vuruyor. Okullarda şiddetin en ağır ve yıpratıcı biçimlerinin önüne geçilemiyor.

Kendi ülkesinde öldürülen çocuklara üzülüp ağlayan altın kalpli başkan(!) hepimizi ağlatacağını sanıyorsa çok ama çok yanılıyor.

Dünyanın en büyük silah üreticisi olan Amerika, yıllardır dünyanın dört bir tarafında dökülen her damla kanda gerçek faildir.

Emperyalist ülkeler dünyada geri kalmış devletleri kendi aralarında harita üzerinde paylaşmışlardı. Kendi hisselerine düşenlerde diledikleri değişiklikleri yapabiliyor, iktidarları alaşağı edebiliyordu.

Emperyalistler ülke içindeki işbirlikçileri ile kol kola Satranç oynar gibi adamlarını ileri sürüp, savaşları, darbeleri, teröristleri, faili meçhulleri gerçekleştiriyorlardı.

Oyunun değişmez kuralı akan kanların sadece Müslümanlara ait olmasıydı; hele birbirlerini boğazlamaları en büyük idealleri. Silah satmak, sattığı silahların harcanması ve yenilerinin siparişini alabilmek için savaşlar çıkarttılar onlarca.

Gelelim gözü yaşlı OBAMA ’ya;

Uluslararası silah tüccarları sahte TİMSAH GÖZYAŞLARI’yla dünyayı daha ne kadar kandırabilirler buna o silahları alıp kendi coğrafyasını kan ve gözyaşı merkezi haline getiren halklar karar verecek…

Benim vurguladığım bu dünya sistemi artık kazananı ve kaybedeniyle huzur ve mutluluk üretmiyor.

Ülkesine batının kuklası bir adamın zulmünden kaçan mülteciye çelme takan bir gazeteci profiliyle batı artık iflas etmiştir.

Ellerinde çocuklarından başka bir şeyleri olmayan mültecilerle arasına  yüksek duvar ve dikenli teller çeken batı aslında insanlığa dair bütün müspet, pozitif değerlerle arasına duvar örmüş, dikenli tel çekmiştir.

Bilge Kral bu gerçeği Dünya’ya 1990 larda haykırdı. ’Batı’dan ümidi olanlar bilsinler ki Batı Bosna’da öldü’

Bu gün bu toprağın çocuklarına yine büyük görevler düşüyor.

Çarıkları giyme, kolları sıvama uzun bir yola çıkma vaktidir.

Dünya’nın istediği, aradığı, beklediği huzur buradan üretilecektir.

‘One Minute’ Batı ve onun Jandarmasına ‘senin işin bitti tarih sahnesinden çekilme vaktindir’ demektir.

‘Dünya beşten büyüktür’ ise Eski Dünya’nın Yeni Dünya’ya değişmesi talebinin merkezin dışına atılmış milletlerin hislerine tercüman olmanın kelimelere dökülmüş halidir.

Peygamberimiz şöyle buyurur ;’’Küfür devam eder, zulüm asla’’

Aliya İzzet Begoviç ;  ‘’Tarihi Allah yazar’’ der.

Tarihin yaşadığımız şu kırılma noktasında her Müslüman inandığı dinin, yaşadığı toprakların, bulunduğu atmosferin havasını ruhuna doğru derin bir nefesle çeksin, başını ellerini arasına alıp düşünsün ve nefsine haykırsın !

Haydi !!!

Vaktidir, dünya seni bekliyor.

Titre ve kendine dön.

Kalk ve diril,

İmanınla yücel.

‘Her eylem yeniden diriltir beni

Nehirler düşlerim göl kenarında’

Mısralarıyla harekete geç.

Her şeyin başı özgüven.

‘’Kim var denilince sağına ve soluna bakmadan

Fert Fert ‘Ben varım’ diyebilen bir gençlik’’

Bu gençlikle ben Yeni Dünya’yı kuracağımıza inanıyorum.

Tarihi Allah yazar ve rolleri dağıtır.

Bu işler onun desteği ve inayetiyle gerçekleşir gider.

O’nun askerlerini O’ndan başkası kimse bilemez.

Önemli olan şu.

Bu tarihin en şanlı, en şerefli yürüyüşlerinden biri daha gerçekleşirken;

Sen/ben var mısın yok musun ???