Canım kardeş birlik beraber olak ,

Allah’ımız birdir; Kuran’ımız bir.

İslam aleminde ikilik olmaz.

Allah’ımız birdir; Kuranımız bir.

Turhallı Aşık Kul Semai Baba

Alevilik konusu gündemin üst sıralarında.

Arif Sağ’ın hangi amaçla söylediği aslında belli bir cümleyi “Şeriata takılıp kalmamak gerek; biz şeriatı (namaz, oruç, hac, zekât) solladık” sözüne ‘Sollamışsınız ama hatalı sollamışsınız’’ cevabı.

Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün “Hakikat münkeşif olunca şeriat mürtefi olur mu?” adlı makalesi http://www.fikirzamani.com/mustafa-ozturkhakikat-munkesif-olunca-seriat-murtefi-olur-mu/ ve ona Şenol Kaluç’un ‘’Tasavvuf -Alevilik İslam dışı mı ?’’ isimle makaleyle cevabı ve Demokrasi Paketi ‘Alevilik’ konusunu gündemin üst sıralarına taşıdı.

Şenol KALUÇ adı geçen makalesinde ‘’İlginçtir Sünni kökenli isimleri en çok rahatsız eden meselelerden biri hocamızı da rahatsız ediyor. Tevella ve teberra inancı (Ehl-i Beyti seveni sevmek, sevmeyeni sevmemek) Alevi tasavvufunun bir parçasıdır. Bu neden bu kadar rahatsız ediyor anlaşılır bir durum ancak bu rahatsızlığın ilk iki halife ile ilgili olduğunu hiç sanmıyorum.

İlk iki halife kullanılarak aslında gizli, bana ve Alevilere göre açık, bir Emevi savunması psikolojisi yatmaktadır. Ancak bugün Ehl-i Sünnet mensuplarının yüzde 99’unun bu işin arkasında, bu psikolojinin olduğunu bildiklerini hiç sanmıyorum çünkü onlar atalarını buldukları yolu taklit ediyorlar. Aynı şey Aleviler için de geçerli. O anlayış Mekke’nin fethi ile korkudan Müslüman olan ve bizzat Kuran tarafından kalplerinin para ile satın alınması emredilen isimleri hem sahabe saymış hem de uydurma bir hadisle gökteki yıldızlar mesabesine çıkarmıştır.

Şimdi bunları yapan zihniyet İslami ve Kurani olurken her ne hikmetse Alevi ritüellerinin Kuran’dan ve Peygamber’in sünnetinden çıkarılamayacağını iddia ediyor Öztürk. O çıkaramıyorsa ben Sünnetten örneklerle çıkarayım onun yerine; Cem ayini Ehl-i Suffa ile Resulü Ekrem’in sohbetlerinin bir ihyası, Musahiplik Peygamberimizin Ensar-Muhacir kardeşliği tesisinin bir hatırası, düşkünlük cezası Tebük Seferine katılmayan üç sahabe hakkındaki uygulamanın bizzat kendisi olduğunu iddia edersem “bunlar zorlama teviller” midir diyecek Sayın Öztürk.  Semah için Caferi Tayyar’ın Resullullah’ın sevgisi ve övgüsü üzerine Mescid-i Nevebi’de el çırparak, şarkı söyleyerek ve dönerek dans etmesi ve Resulullah’ın da onun bu hareketini tebessümle izlemesinin bir hatırasıdır dersem çok mu aşırı kaçmış olurum’’ demektedir. http://haber.stargazete.com/acikgorus/tasavvuf-alevilik-islam-disi-mi/haber-795341#ixzz2gyBOjbCW

Evet dostlar. Gerçekten Peygamberimizin sağlam iki kulp olarak tavsiye ettiği Kuran ve Sünnet rehberliğinde Sünnilerde Alevilerde günümüzde bütün yaşadığı güncellerini tartışmalılar. Konuşmaktan, müzakereden korkmamalılar , ürkmemeliler , kaçmamalılar bence.

Bu konuda ilkini 2006 da ilkini 2013 de ikincisi olmak üzere iki eser yazmış birisi olarak ilgilenenler için mutlaka okumalarını tavsiye edeceğim bir kitaptan kısaca bahsedeceğim. Çünkü bir konuda fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olmak gerekiyor.

Kitabın ismi:Gerçeğe diyelim Hu.

Yazarı: Prof Dr. Kenan ERZURUMLU

Ufukötesi Yayınlarından 2007 yılında basılmış.

Yazar kendisi Hekim olduğu halde çok kaliteli bir eser hazırlamış Kenan Erzurumlu Hoca. Bu gün yaşanan Aleviliği,Alevileri oldukça etkili bir şekilde okuyucusuna aktarmaya çalışmış,eline sağlık.Eserin hemen girişinde;

‘’Tüm bu hercümerç ortamında sevindirici olan husus , büyük çoğunluğu oluşturan ,samimi Müslümanların devletine ve milletine bağlı kalarak , Alevi , Bektaşi ve Sünni kardeşlerimizin hiçbirinin kavgayı tasvip etmemesi ve uzak durmasıdır.

Biz, bu çalışmamızda, Türk Milliyetçiliğini esas alan bir sünni olarak , Sünni-Alevi-Bektaşi gruplarındaki inanç ve soy ortaklıklarını, suçlamaları, savunmaları tüm açıklığı ile tartışmak arzusundayız. Bu çerçevede, hiç kimsenin inancını eleştirmek gibi düşüncemizin olmadığını vurgulamak isterim. Amacımız ‘’iğneyi kendimize batırmak’’ tır. Arzumuz, bir sünni Müslüman olarak sünni kesime yönelik özeleştirinin yapılması; Alevi-Bektaşi kesim için düşünmeye ve özeleştiri yol açacak sorunların sorulmasıdır.

Gelecek beklentimiz, ’’Birlik, İrilik ve Dirilik’’ tir. Davamız, torunlarımıza, ’’aldığımızdan daha iyi bir Türkiye’’ bırakmaktır.’’

Yazımı iki kültüründe kahramanı Hz. Ali Efendimizin iki sözüyle bitiriyorum.

‘’Yerilen aşağılık kişiler , saygınlık döşeklerinde oturacak olursa biz ayağa kalkarız. ‘’,

‘’Başkalarının sırrı sana emanet edilirse onlara sahip çık. Dostlarının ayıplarını görürsen, üstünü ört ve sakla.’’