1683 II. Viyana kuşatmasında durdurulan ve yavaş yavaş geri dönmeye başlayan tarih çarkımız, bu hareketine 18 Mart 1915 kadar devam etti.

18 Mart 1915 de çarka büyük bir çomak soktuk. Kurtuluş savası , Cumhuriyetin kurulması bu çarkın dönüşünü yavaşlattı ama durduramadı.

Tam bağımsız bir ülke olmak için her haliyle kendine yeten , borcu olmayan , hazinesi dolu , üniversiteleri bilim ve fikir üreten , halkı müreffeh , ordusu güçlü bir ülke olmak gerekiyordu.

1683 den beri aleyhimize dönmeye başlayan bu çarkın 14 Mayıs 2013 de yeniden lehimize dönmeye başlayacağını söyleyebilirim.

50 yıllık borcumuzu sıfırlayıp , veren ülke olmamızın yanında , bir çok mühendisimizi feda ederek ulaştığımız uçaklarımızın yazılım sistemi , helikopterimiz ‘atak’ , insansız hava uçağımız ‘anka’ , tankınız ‘altay’ , üniversitelerimizin düne göre bu gün kat ettiği mesafeler gelişmeler , sağlık, ulaşım ve konut gibi topluma dair birçok olumlu gösterge tarih çarkının lehimize dönmeye başladığının işaretleri.

Peki bu dönüşümün bir faturası yok mu ???

Elbette var. Hem de çok ağır faturaları var.

Geçimini statükoya bağlamış , kökü çok derinlerde değişim düşmanları çok var.

150 yıllık köklü ve asıl kökleri dışarılarda olan statükonun taşrada şubeleri olmakla beraber 2 si İstanbul (medya ve ticaret) 3 ü Ankara da (siyasi , bürokrasi ve STK) olmak üzere 5 ayağı var.

18 Nisan tarihli çözüm süreci için kaleme aldığım makalem de şunları yazmıştım.

’Bu gün çözüm sürecini konuştuğumuz terör tabii ki çözülmelidir. Ve çözüm sürecini destekliyorum. Ancak bu gün çözümünü konuştuğumuz terör bir sonuçtur, semptomdur. Asıl dikkat ve enerjini bu sorunu ortaya çıkaran yapının değiştirilmesi için sarf edilmelidir. Sadece terör sorununun değil , ülkenin tüm temel sorunlarının sebebi mevcut statükodur. Bu mevcut statüko tam da halkın , devletin ve hükümetin ciddi bir çözüm iradesi koyduğu bir zamanda derhal değiştirilmesi gerekmektedir. Bu gün bu bahar havası içerisinde bu statüko değiştirilmezse bahardan sonra yaz , yaz dan sonra kış gelecek ve statüko daha güçlü bir şekilde kendini gösterecektir.

Gücünü , meşruiyetini ve enerjisini mevcut , anayasa , yasa , mevzuat ve teamüllerden almaktadır. Kısaca bu mevcut yapı (statüko) , herkesin eşit olduğu demokratik sistemde ‘diğerlerine göre biraz daha fazla eşit olan’ insan ve kurumlardan oluşmaktadır.

Bu bahar mevsiminde anayasa dan başlayarak tüm mevzuat ve uygulamalarda bir daha geri dönmeye imkan ve ihtimal bırakmayacak şekilde tüm ‘daha eşit’ kişi ve kurumlar halkla eşit hale getirilmelidir.

Problemlerin kaynağı statükonun değiştirilmesi tabii ki çok kolay olmayacak. Onun her tarafa yayılmış temsilcileri sessiz sedasız her şeyin olup bitmesini beklemeyecek. Geçimini , kariyerini , her şeyini statükoya borçlu olan insanlar bu süreçlerde elbette boş durmayacak.

Eğer bu mevcut statüko değiştirilemezse yarın farklı ya da aynı problemlerle yine karşımıza çıkacağı ve canımızı yakacağı unutulmamalıdır’ demiştim.

Reyhanlı patlamaları buna tam da ‘cuk’ oturan bir örnektir. Arkasında şu bu ülkeler örgütler vardır. Bunun çok önemi yok.

Önemli olan sizin vücut direnciniz , bağışıklık sisteminiz. Ortamda mikrop her zaman bulunur.

Bu gibi provokasyonlarını devam edeceği ihtimaliyle  her zamankinden daha dikkatli ve seri hareket etmek zorundayız.

Ameliyata alınmış hastanın başında oyalanmak olmaz. Anayasa dan başlayarak sistemin değişmesi gereken tüm noktalarına el atılmalı ve hızlı hareket edilmelidir.

Asıl önemli olan halkın inanç ve iradesi .Hz. Adem’den bu tarafa halk gerçekten ve inanarak neyi istemişse o gerçekleşmiştir.

Bu gün bu toplumda çok güçlü bir ‘değişim’ iradesi var. Bu irade halkın temsilcileri tarafından çok iyi değerlendirilmeli ve statüko bir daha geri gelmeyecek şekilde tarihin çöplüğüne gömülmelidir.

‘Eski hal muhal. Ya yeni hal. Ya izmihlal.’ Bediüzzaman Said Nursi (1907)