Çok faydalı olduğunu daha önce zikrettiğim ‘İslamcılık’ konusu yazılıp çizilmeye devam ediliyor. Bir Müslüman İlahiyatçı  olarak şunu bütün samimi kalbimle inanarak söylemem gerekiyor.

Yeryüzünde son bir Müslüman kalıncaya kadar ‘İslamcılık’ bitmez. Bunun en temel sebebi İslam dininin diğer dinlerden bizzat Kuran ve Peygamber tarafından dile getirilen farklarıdır.

Bu farklar ;

1.Evrensel olması: Tüm insanlığa , cinlere tüm zaman ve mekanlara hitap etmesi

2.Düşünce ve amel bakımından Dünya ve ahiret ayrımı olmaması

3.En geniş hukuk kaidelerinden , tırnak kesme adabına kadar hayatın tüm alanlarıyla ilgilenmesi

4.Konulan tüm hükümlerin ‘yaşayan Kuran’ olan Peygamber ve öğrencileri tarafından uygulamanın tüm çeşitliliğiyle yaşanarak gösterilmesi ve başta ilahi garanti altında olan Kuran olmak üzere sünnet ve diğer sahabe uygulamalarının bozulamayacak şekilde sağlam bir metodla kayıt altına alınması.

5.Kuran-Sünnet rehberliğinde her asra ve yeni gelişmelere çözüm üretecek , her yeni gelişmeye cevap verebilecek sistematik bir içtihat müessesine cevaz vermesi.

Okuyucularım yukarıda dile getirdiğim huşuları abartılı bulabilirler. İmanım ve inancım odur ki İslam dininde saydıklarımın fazlası var. Ama onun tabiilerinin bu güzellikleri yansıtmada eksikliklerinden bahsedebiliriz. Bu da Müslümanların en önemli gündem maddesi olmalıdır.

20 asrın başında Osmanlı coğrafyasında: Anadolu’da , Hindistan’da, Mısır’da, Suriye’de , Hicaz’da bütün mütefekkirler bu konuya dikkat çektiler.

Said Nursi’nin veciz ifadesiyle ‘Biz (Müslümanlar) doğru İslamiyet’i veya İslamiyet’e layık doğruluğu fiillerimizle ortaya koysak sair dinlerin tabiileri efvacen efvacen (gruplar halinde) İslam’a dahil olacaklardır.’ ‘İslamcılık’ bu demekti.

Evet batının maddi üstünlüğüne bir tepki olarak gelişmişti belki. Ama ‘İslamcılık’ her mümin ve Müslümanın yeniden iman etmesi talebiydi. Bu talep Rabbimizin kıyamete kadar her müminden istediği emrettiği bir husustu zaten: Ey iman edenler, iman edin.[Nisa 136]

Her mümin ve Müslümana Nisa 136 her an ve her nefes imanını yenilemesini emrettiği için Peygamberle başlayan bu din kıyamete kadar sürecektir.

‘İslamcılık’ sadece 20. Asrın başında her şeyi kendilerini merkezde tutarak kategorize eden batılılar tarafından verilen bir isim olarak düşünülmelidir. O isim veya başka isim fark etmez her mümin günde 40 defa tekrar ettiği Fatiha suresindeki esaslara azami hassasiyet göstererek , her an ve nefes imanını taze tutmaya , İslam’la bağını (hablullah) güçlendirmeye son nefesine kadar devam etmelidir.

Hatta İslam öyle mükemmel bir disiplindir ki ‘sadaka-i cariye’ müessesesini ihdas ederek insana kıyamete kadar sevap açısından yaşamanın (İslamcı olmanın) yollarını göstermiştir.

İslam’ın enfüsi (içten dışa) bir iyileşme ve gelişme gösterdiği ‘İslamcı’ Müslümanların en çok dikkat etmesi gereken bir husustur.

‘Önce kendini , sonra aileni , sonra çevreni feth et. İstanbul arkadan gelir.’ Sözü bu hakikati çok güzel anlatır.