‘Ben haklı değil mutlu olmak istiyorum’

Sözü için ‘şimdi haykırmak zamanı’ demiştik bir yazımızın başlığında.

‘Hak’ kavramının ön plana çıktığı ‘fazilet’ kavramının geride kaldığı bir çağdayız.

Üstadın ‘Mariz bir asır’ dediği 19. Yüzyıl bütün evrensel kavramları alt üst etti.

İnsanlar üzerinde düşündüğü ve anlaştığı kavramlar ters yüz olunca bu durum bütün hayatımıza yansıdı.

Batının ortaçağdan çıkışının şifrelerinden birisiydi ‘hak’ kavramı.

Konu çok ama çok geniş ben olaya sadece aile de hak kavramı üzerinden ele alacağız konuyu.

Peygamberimiz; ‘Münakaşadan hak lı bile olsa vazgeçmedikçe kişinin İMANI tamam olmaz’ der.

Bu gün toplumda ve onun çekirdeği ve aynası olan ailede en temel probleme kaynağı bu.

Ben hak lıyım , ben mağdurum , ben yük alanım , ben arka plana atılıyorum, ben itiliyorum , ben yeterince kale alınmıyorum , bana değer verilmiyor v.b.

Bizim kültürümüzde başa gelen olaylarda ilk yapılması gereken ÖZ ELEŞTİRİ dir.

Peygamberimiz Taif lilere tebliğde bulundu.

Onlar tebliği kabul etmek bir yana Alemlere Rahmet insanı taşladılar, yaraladılar.

Ama Peygamberim onları ASLA suçlamadı.

‘’Yarabbi NEFSİMİN aczini ve zaafını sana şikayet ediyorum’’ dedi.

Evlilik ve toplumdaki insanlarla ilişkilerimiz onlarla birlikte , beraber ip tutmak gibidir.

Herkes şöyle düşünmeli.

Bana düşen ipi germek değil daima ve sürekli gevşek tutmak olmalıdır.

Onlar çekse de , gerse de, asılsa da bize düşen ipi gevşetmek olmalıdır.

Bunu yaptığımızda gerçek huzur ve mutluluğu yakalarız aile de ve toplum da.

Bunun için ‘Aile Huzur Mutluluğu için 9 S’ de ana ‘S’ ler Sohbet, Sevgi ve Sabır.

Destek ‘S’ ler ise , seccade, sayfa, seyahat, samimiyet, sofra ve sistem.

Gelin şu 3 günlük ve ne zaman sona ereceğini bilmediğimiz dünya hayatı için geren taraf olmayalım.

Allah rızası için , Peygamber hatırı için öfkelerimizi yutalım, insanları aff edelim (Al-i İmran,3/134) ve bize yapılan iyiliğe en güzel iyilikle cevap verelim.(fussilet,41/34)

Eşimizin , çocuklarımızın , arkadaşlarımızın ruhlarının aynası olan gözlerine YARIN ÖLEBİLECEKLERİ İHTİMALİYLE  YİNE-YENİDEN bir kez daha bakalım.

Arkasından…

Mevlana’ya koca Pir’e kulak verelim;

‘’Yüz'de ısrar etme,Doksan da olur 
İnsan dediğinde, Noksan da olur
Sakın büyüklenme,Elde neler var
Bir ben varım deme,Yoksan da olur
Hatasız Dost Arayan Dosttan da olur...’’

Ve halk adamı, bu toprakların şifresini çözen Yunus Emre ile bitirelim;

Gelin tanış olalım

İşi kolay kılalım

Sevelim sevilelim

Dünya kimseye kalmaz.