Zihinsel engelliler başta olmak üzere birçok engelli grubundan insanlarımızı görünce hep bu gerçeği müşahede etmişimdir.

Bunlar ‘direk Allah’a bağlı insanlar’ diyorum. Gerçekten o kadar şirin, o kadar tatlı , o kadar samimiler ki insan Yüce Allah’ın birçok esmasını direk onların simaları ve hareketlerinde görmek mümkündür.

Rabbime bu ‘direk Allah’a bağlı’ insanlara hizmet etme lütfunda bulunduğu için nihayetsiz hamd ve şükürler olsun.

Bu samimiyet ve tatlılıktır ki birkaç gün önce iki engellimizin yaptığı düet başta Fatma ŞAHİN ve Binali YILDIRIM bakanlarımız olmak tüm salonu ağlattılar.

Dünyada tüm insanların aradığı ve gerçekleşmesini isteği ortak değer adâlet ilkesidir. (Hud, 11/18; Şûra, 42/40; Mâide, 5/8.) İslâm’da fertler arasında ırk, renk, soy, sop, makam, mevki, fakirlik, zenginlik, şan, şöhret gibi hususlarda üstünlük yoktur. (Bkz. Tevbe, 9/24–25; Kehf, 18/28,32–43; Taha, 20/131; Kasas, 28/76–82; Sebe, 34/35; Abese, 80/1–12).

Adalet ilkesi konusunda en çok dikkat etmemiz gereken gruplar dezavantajlı gruplardır. Bunlar ;  Çocuklar , engelliler , kadınlar , yaşlılar ,hastalar , musibetzedeler, yoksullar , kimsesizler , işsizler , yetim ve öksüzlerdir.

Kuran-ı Kerim’de Yüce Allah ve Hadisleriyle Peygamberimiz yukarıda saydığımız tüm gruplara davranışlarımız konusunda  özellikle bizleri uyarmıştır. Rabbimiz bu konular için Kuran-ı Kerim’in bir çok yerinde çok hassas bir şekilde ikazlarla bizlerin dikkatini çekmiştir. Mesela yetim hakkı konusunu bahsederken ‘Yetimin hakkına riayet edin’ yerine daha şiddetli bir ikaz ile ‘yetimin malına yaklaşmayın’ (Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne (yaşına) erişinceye kadar en güzel şekilde (malını koruyup çoğaltmak için) yaklaşabilirsiniz. Bir de ahdi (yapılan sözleşmeyi) yerine getirin, çünkü verdiği sözden cayan (kıyamet günü) sorumludur.) İsra/17,34 uyarısını yapmıştır.

Kuran-ı Kerim dezavantajlı gruplara iyi davranmayı , onlarla ilgilenmeyi , onlara bakmayı  ‘sarp yokuş’ olarak nitelendirmiş ama o yokuşu aşanları cennetle müjdelemiştir. ’’Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?, O tutsak bir boynu çözmek (köle azat etmek)tir, Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.’’ Beled,90/12-16

Engellilik hesaplanabilen, beklenen , istenen bir durum değildir dostlar.

Hepimizin her an yaşayabileceği bir durumdur. Bu anlamda toplumun gerçek refahı da sunulan tüm hizmetlerin dezavantajlı kesimi içine alan şekilde gerçekleştirilmesiyle mümkündür.

Günümüzde bir toplumun çağdaşlık göstergeleri arasında yer alan sağlık, eğitim ve ekonomik gelişmişlik kavramları içinde olduğu kadar insan haklarına ,özellikle dezavantajlı kesime ilişkin göstergeler içinde de engellinin durumu önem kazanmıştır.

Engelliliğin önlenmesi, rehabilitasyonu ve fırsat eşitliğini sağlanması amacıyla politikaların belirlenmesi, programların planlanması, yürütülmesi ve değerlendirilmesinde güvenilir engelli istatistiklerinin olması temel koşul halini almıştır. Bu anlamda ASPB Engelli ve Yaşlı Hizmetleri GM engellilerimize yönelik Koruyucu ve Önleyici ,hem de tedavi ve rehabilite edici hizmetlerde önemli adımlar attığını biliyor ve izliyoruz.

Biz biliyoruz ki engellilik bir hayatı dolu dolu yaşamak için mazeret değil. Engellilerimizin de bunu çok iyi bildiği ve yaşadığı kanaatindeyiz. Her şeye rağmen bir şeyler yapmak, bir şeyler üretmek insanın azmiyle ,yaşam sevinciyle alakalı olan bir husustur.

Onun için  son söz olarak diyoruz ki asıl engel yaşama sevincini , sevme ve sevilme duygusunu kaybetmek , kısaca ümidini kaybetmektir. Bu anlamda engellilerimizin tüm talep ,istek ve ihtiyaçları için sosyal devletimizin yanlarında olduğunun mutluluğu ve gönül rahatlığı içindeyiz.