MİSAFİR YAZAR-YASİN PAKSOY

 

Gezi Parkı olayları
tam bir sosyal laboratuvar
oldu ülkede herkesin durduğu yer
tam anlamıyla anlaşıldı.
Önce Başbakanın hastalandığında
Boy gösterdiler  onlar.
Ama herkes net göremedi.
Kimin nerde durduğunu.
Sonra 'Gezi Parkı Olayları' gelişti.
Dünyanın en heterojen topluluklarından
Olan bu toplumu 'gezi parkı olayları' bir anda
Homojen hale getirdi.
Açığa düştü bazı kumuflajlarla hareket edenler.
Bu gün ise durdukları yer
Anlaşılanlar ,açığa düşenler
menfaatleri için
eski konumlarına ÇARKLA,
DÜMEN KIRMAKLA
meşguller.

Ama artık çok geç.
Yevme tüblesserair
Gerçekler mutlaka ortaya çıkar.
Gezi Parkı olayları tam anlamıyla
1909 da 104 yıl önce gerçekleşen
31 Mart Vaka sına benziyor aslında.
O olayda da hedef zamanın devleti ayakta
Tutmaya çalışan adamıydı.
Başbakan ve yakın çalışma ekibi
II. Abdulhamit Han , Adnan Menderes,
Turgut Özal ve Necmettin Erbakan ve benzerlerinin
Başına gelenleri defalarca çalışmıştı.
Çünkü tarih 'ibret alınmadığında' tekerrürden ibaretti.
'İbret alanlar' tarihi yeniden yazabiliyorlardı.
Ve o 2. Yolu tercih etti.
Kendi tarihini yazıyor.
1909 31 Mart vakası ve bu gün.
İnceleyin o kadar çok benzerlikleri var ki.
Ama o günden bu güne
ülkede köprünün altından
çok sular aktı.
Ne Ankara, o İstanbul
Ne de Selanik te bekleyen
bir hareket ordusu var...
Artık herkes ülkesinin geldiği
konumunu iyi okumalı ve 150 yıllık alışkanlıklarını bırakmalı.
Yoksa daha çok
ÇARK ETMEK ve
DÜMEN KIRMAK
zorunda kalacaklar.
Her ÇARKTA ve
DÜMENDE hem kendilerine
hem de ülkelerine çok
şey
kaybettirecekler...
İbret alın
ey
AKIL
SAHİPLERİ !!!