Çarşamba, Aralık 11, 2019

Text Size

Edebiyat



Söz, iletişim temeli,

Söz, enformasyonun esası,

Söz, Peygamberimizin ifadesiyle sihir,

Söz, algının, algı olgunun, olgu davranışın sebebi,

Söz, Adem’e öğretilen ve onu yaratılmışların zirvesine taşıyan esmanın dile getiriliş biçimi,

Söz; insanın kendini Yaratıcısına ve yaratılmışlara hitaben ifade ediş biçiminin adı,

Söz, bizi birbimizle bağlayan kopmaz bir ip,

Söz, kılıçtan keskin ,ışıktan hızlı ,

Söz, konuşanın ‘öz’ ü,

Söz,tohumdur,

Söz, insan kişiliğinin en güzel libasıdır,

Dolayısıyla söz demek konuşan insan demek.

İnsan ne konuştuysa o dur. Ne eksik ne fazla.

Bu nedenle dinimizin temel referansları Kuran ve Sünnette söz üzerinde ehemmiyetle durulmuştur.

Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir:

Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir. Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah insanlar için örnekler verir; umulur ki onlar öğüt alır-düşünürler.

Kötü (murdar) söz ise, kötü bir ağaç gibidir. Onun kökü yerin üstünden koparılmış, kararı (yerinde durma, tutunma imkanı) kalmamıştır. Allah, iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sapasağlam sözle sebat içinde kılar. Zalimleri de şaşırtıp-saptırır; Allah dilediğini yapar. (İbrahim Suresi, 24-27)

“Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara:

“Öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.’’ (İsra Suresi, 23)

“İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor.” “Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.” (Taha Suresi, 43-44)

“Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.’’ (İsra Suresi, 53)

İnsan; eti yenilmez, derisi giyilmez tatlı dilden başka nesi var. (Atasözü)

İnsanın Cemâli Sözünün Güzelliğidir. (Hacı Bektaş Veli)

Devamını oku...

Söz; insanın kendini Yaratıcısına ve yaratılmışlara hitaben ifade ediş biçiminin adıdır.

Dolayısıyla söz demek konuşan insan demektir.

İnsan ne konuştuysa o dur. Ne eksik ne fazla.

Bu nedenle Kuran ve Sünnette söz üzerinde ehemmiyetle. durulmuştur.

Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir:

Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir. Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah insanlar için örnekler verir; umulur ki onlar öğüt alır-düşünürler. Kötü (murdar) söz ise, kötü bir ağaç gibidir. Onun kökü yerin üstünden koparılmış, kararı (yerinde durma, tutunma imkanı) kalmamıştır. Allah, iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sapasağlam sözle sebat içinde kılar. Zalimleri de şaşırtıp-saptırır; Allah dilediğini yapar. (İbrahim Suresi, 24-27)

“Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: “Öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.’’ (İsra Suresi, 23)

“İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor.” “Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.” (Taha Suresi, 43-44)

“Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.’’ (İsra Suresi, 53)

İnsan; eti yenilmez, derisi giyilmez tatlı dilden başka nesi var. (Atasözü)

İnsanın Cemâli Sözünün Güzelliğidir. (Hacı Bektaş Veli)

Söz, insan kişiliğinin en güzel libasıdır.

Bedizüzzaman Said Nursi ‘Ulemanın Reçetesi’ ismini verdiği Muhakemat isimli kitabında sözün önemine ve nerede,nasıl kullanılırsa beliğ bir kelam olacağına işaret eder.

‘’Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâgat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır’av olan nazm-ı lâfız; mecrâ-yı tabiîsi olan nazm-ı mânâya mukabele ederek belâğatı müşevveş etmiştir.

Devamını oku...

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre ise, kültür (ekin, eski dilde hars) kavramının tanımı şu şekildedir:

‘’Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde üretilen bütün maddi ve manevi değerler ile bunları üretmede, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü.’’

Sosyolojik olarak, kültür bizi saran, insanlardan öğrendiğimiz toplumsal mirastır. Kültürün oluşmasında iki süreç vardır; birinci süreçte insan pasif ve alıcı konumdadır. Belli bir coğrafi çevrede yaşıyor, beslenme ve barınma ihtiyaçlarını orada gideriyordur.

Semavi dinler ve Peygamberler, doğayla kurulan bu öncül ilişki, yani ihtiyaçları doğrultusunda edindiği bilgi, dili, davranışları ve maddi üretim ve tüketim aletleri kültürün oluşmasında birinci aşama olarak karşımıza çıkar.

İkinci aşamada ise insan alıcı konumdan çıkar ve üretmeye başlar; yani yaşadığı çevreye etkin ve aktif bir güç olarak katılır. Bu süreç ilk aletlerin yaratılmasıyla sınırlı olarak başlayıp Neolitik Çağ’la birlikte hız kazanmıştır.

Kültür; birikimle birlikte ivmesi artan bir toplumsal yapı bileşenidir. Giderek her nesil miras aldığı kültüre maddi ve manevi bir katkı yapar ve onu kendinden sonrakilere miras bırakır.

Bireyler için ise yargılama, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenme ve tecrübeler yoluyla geliştirilmiş olan biçimine o kişinin kültürü denir. Bireyin edindiği bilgileri anlatmak için de kültür sözcüğü kullanılır.

Kültürlenme ve kültürlendirme; Maslow ihtiyaçlar piramidinin en tepesinde yer alır, yani insanın kendini gerçekleştirmesinin en etkin yolarından birisidir.

Medeniyet Okulu (benim önerim ‘Ümran Mektebi’ olurdu) ve  Kitap Fuarı Konya’yı ‘’Konya içinde Kültür değil , Kültür İçinde Konya’’ sözüne tam manasıyla masadak etti.

Geçen hafta içinde bir televizyon programında Medeniyet Okulu faaliyetleri ve Kitap Fuarı’nı konuştuk.

Devamını oku...

Fıtrattandır.

Her kemal ve cemal sahibi kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek ister.

Ressamlar bunun için resim yapar.

Yazarlar bunun için kitap yazar.

Güzel sesli müezzinler bu aşkla ezan okur,Kuran okur.

Bize de Rabbim lütfundan yazma kabiliyeti vermiş.

3.kitabım ‘’Aile Huzur ve Mutluluğu için 9 S’’ bir yıl olmadan 2. Baskıyı yaptı.

Bir yazar için en büyük mutluluk budur, bayramıdır bu yazarın.

2013 Sonbaharında birinci baskısı çıkmıştı 3. Kitabımın.

Kitap Aile Eğitimlerinde anlattığım konuların ete kemiğe kavuşturulmuş şekliydi.

Seminerlere birlikte gittiğimiz arkadaşlar ve dinleyen dostların ısrarı üzerine yazmak zorunda kalmıştım ‘’Aile Huzur ve Mutluluğu için 9 S’’ kitabını.

Kitap çok ilgi gördü ve bir yıl da 2. Baskıyı yaptı Rabbime sonsuz hamd olsun.

Ve öyle uygulamalarla halka ulaştı ki , kendine ait bambaşka bir yol açtı.

Kitaba halkımızın ne kadar değer verdiği ve muhtaç olduğunu bir kez daha görme fırsatı verdi bizlere.

Ben sözü uzatmadan sadece 2. Baskıya yazdığım önsözü sizlerle paylaşıyorum.

Kitabımızın birinci basımın üzerinden takriben 1 yıl geçti. Allah’a hamd olsun çok uzun olmayan bir sürede ikinci basımını yapıyoruz.

Bu bir yılda geçmişte olduğu gibi konferans, seminer, panel, Tv. ve Radyo Programı gibi çalışmalarımız artarak devam etti. Kitap Fuarlarına imza günlerine katıldık. Ülkenin Batı,Doğu,Güney Kuzey İl ve İlçelerinde konferans ve çalışmalar yaptık.

Devamını oku...

TYB’nin 18. Genel kurulu haftasonu Cumartesi günü TYB Genel Merkezi Mehmet Âkif Divanı'nda gerçekleştirildi.

Konya’dan  başkan ve delege arkadaşlarımla  Genel Kurula katıldık.

Genel Kurul Delegeleri M. Ali Köseoğlu,Hayri Erten, Nuri Şimşekler, Bekir Şahin, Hakkı Biçer, Ahmet Aka, Salih Sedat Ersöz, Ömer Lütfi Ersöz, Yücel Kemendi, Bedir Köseoğlu ve Sadık Gökçe ile…

TYB Genel Başkanı İbrahim Ulvi Yavuz, “Üç dönemdir yürüttüğüm genel başkanlığı artık bu dönem bırakıyorum. Bu zaman içinde çalışmalarımda bana destek veren Şeref Başkanımız Mehmet Doğan dostuma, yönetim kurulu arkadaşlarıma, sizlere ayrı ayrı teşekkür ederim. Bana haklarınızı helal etmenizi bekliyorum” sözleriyle hizmet bayrağını yeni yönetime devretmenin huzurunu bizimle paylaştı.

İbrahim Ulvi Yavuz hizmetlerinden dolayı teşekkür ve özellikle bu hareketiyle  takdiri fazlasıyla hak ediyor.Biz de teşekkür ve takdirlerimizi kendisine ilettik.

Genel Kurul’da Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa İsen’in yanı sıra Türkiye’nin önemli yazarları vardı.Eski genel başkanlar D.Mehmet Doğan,Mehmet Atilla Maraş ve Necmettin Turinay da birer konuşma yaptılar.

Onursal Başkan D. Mehmet Doğan’ın konuşması önemliydi.

Kültür ve Eğitimde son 10 yılda diğer alanlarda görülen gelişmenin, yükselmenin , ilerlemenin görülmediğini belirterek bu alanlarda yeni atılımların yapılması gerektiği ve TYB’nin bu atılımlarda mutlaka katkılarının olacağını söyledi.

Ben özellikle Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri, TYB üyesi Mustafa İsen’in konuşmasına dikkat çekmek isterim:

Prof. Dr. Mustafa İsen konuşmasında ;TYB olmasa çok şey eksik kalırdı. Yeni dönemde şehir müzeleri başta olmak üzere kültür, eğitim, mimari açıdan yeni projeler üzerinde çalışılmalı ve bu alanlarda öncülük yapmalıdır.TYB'ye her alanda destek olacağız.Tyb’nin de Türkiye'nin Kültür Politikaları konusunda çalışma yaparak devlete destek olması gerekmektedir.Türkiye’nin kültür,sanat,mimari olmak üzere bir çok konuda Tyb’den beklentinin yüksek olduğunu ve yeni yönetimden bu konuda istenen katkıyı alabilecekleri ümidini bizimle açık yüreklilikle paylaştı.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 2 - 3

2