Pazartesi, Aralık 18, 2017
Text Size

Konya-Derbent'teydik...

Konya-Derbent'te gençlerleydik. Derkad başkanı Hüseyin Eşgin ve İlçe Meb Müdürü Adem Yaldız'a teşekkürler...

Minik adımlar ailesiyle '9 S'si paylaştık...

Veli Vural Beyin nazik daveti üzerine Minik Adımlar ailesiyle,diriliş nesliyle buluştuk,konferans verdik,kitap imzaladık. Yeni Türkiye Gençliği coşku...

Özel Model Eğitim Kurumundaydık...

Gençler harikaydı,Başta Süleyman Türk kardeşim olmak üzere,Emeği geçen Rehber öğretmenimiz Esra Hanım veOkul müdürümüz Fehmi Adam BeyeTeşekkür ederim.

  • Konya-Derbent'teydik...

    Cuma, 30 Haziran 2017 12:11
  • Selçuk Üniversitesindeydik...

    Perşembe, 16 Mart 2017 09:07
  • Minik adımlar ailesiyle '9 S'si paylaştık...

    Çarşamba, 01 Şubat 2017 08:29
  • Kur'an Kursu Eğiticileriyle 'Ailede Huzur İçin 9 S'i konuştuk.

    Salı, 24 Ocak 2017 11:52
  • Özel Model Eğitim Kurumundaydık...

    Perşembe, 08 Aralık 2016 07:59

Edebiyat



‘Yeni Türkiye’ için acil ve öncelikli 2 konu eğitim ve kültür.

Milletlerin dünya tarihindeki gücünü ve pozisyonunu  belirleyen en önemli ölçü, kütüphanelerinde bulundurduğu kitap sayısı. Yani kültürel dinamizm hayatın bütün yanlarını harekete geçiren bir etkiye sahip.

Kültür (ekin, eski dilde hars) kavramının tanımı şu şekildedir:

‘’Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde üretilen bütün maddi ve manevi değerler ile bunları üretmede, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü.’’

Sosyolojik olarak, kültür bizi saran, insanlardan öğrendiğimiz toplumsal mirastır. Kültürün oluşmasında iki süreç vardır; ilk süreçte insan pasif ve alıcı konumdadır. Belli bir coğrafi çevrede yaşıyor, beslenme ve barınma ihtiyaçlarını orada gideriyordur.

Semavi dinler ve Peygamberler, doğayla kurulan bu öncül ilişki, yani ihtiyaçları doğrultusunda edindiği bilgi, dili, davranışları ve maddi üretim ve tüketim aletleri kültürün oluşmasında birinci aşama olarak karşımıza çıkar.

İkinci aşamada ise insan alıcı-tüketici konumundan çıkar ve üretmeye başlar; yani yaşadığı çevreye etkin ve aktif bir güç olarak katılır. Bu süreç ilk aletlerin yaratılmasıyla sınırlı olarak başlayıp Neolitik Çağ’la birlikte hız kazanmıştır.

Kültür; birikimle birlikte ivmesi artan bir toplumsal yapı bileşenidir. Giderek her nesil miras aldığı kültüre maddi ve manevi bir katkı yapar ve onu kendinden sonrakilere miras bırakır.

Bireyler için ise yargılama, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenme ve tecrübeler yoluyla geliştirilmiş olan biçimine o kişinin kültürü denir. Bireyin edindiği bilgileri anlatmak için de kültür sözcüğü kullanılır.

Kültürlenme ve kültürlendirme; Maslow ihtiyaçlar piramidinin en tepesinde yer alır, yani insanın kendini gerçekleştirmesinin en etkin yolarından birisidir.

Bu anlamda İllerdeki Kamu-Yerel Yönetim ve Stk yetkilileri merkezi idareye bağlı olmaksızın içinde yaşadıkları ve çok yakından tanıdıkları bölgelerini Kültür, Sanat, İlim ve İrfanla donatmalılar.

İlmin, Bilimin ve Sanatın birlikte var olduğunda o şehir gerçekten şehir olmuştur.

Bu üçü birlikte yoksa, yaşamıyorsa, yaşatılmıyorsa o belde sadece bina ve insan yığınından ibarettir.

Bu anlamda ne birinci sıradaki vazifemiz; şehirde yaşayanların kültürün bütün unsurlarıyla aralarındaki bütün mesafelerin kaldırılarak buluşturulması konusudur.

Bende bu anlamda naçizane önerilerimi sıralamak istiyorum.

Ümran Mektebi ismini vereceğimiz geniş çerçeveli bir projeyle kültürel seferberlik ilan edilmeli. Benim önerilerim:

Devamını oku...

Seyahati çok severim.

Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye gezmeye gelen bir arkadaşımın , Arabistan’da ki arkadaşlarına Türkiye’yi anlatırken kullandığı ifadesiyle ,ülkemiz “ tam anlamıyla bir yeryüzü cenneti’’

Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı tartışmasında benim kanaatim %50 ,%50 şeklindedir.

Yani gezmek en az okumak kadar önemli.

Gezmek, insanı gerçek bilgiye “hakkalyakin” bilgisine ulaştırarak  “atomu dahi parçalamaktan zor “ olan önyargılarından kurtarır.

Gezmenin insan üzerindeki etkisi bilgisayara “format “ atmak kadar  önemlidir. Çalışırken ağırlaşan yoğunlaşan insan bedeni ve zihnine format atmak gereklidir. Aksi takdirde sık sık arıza verebilir.

Çok gezen mi bilir ?

Çok okuyan mı bilir ?

Sorularının cevabı netleşti.

Demek ki ne imiş

‘’Gezerken okuyan, ya da okurken gezen’’

Ve okumak sadece kitapla ilgili bir husus değil;

İnsanı okumak, tabiatı okumak, kainatı okumak…

Kısaca Rabbinin adıyla, onun yarattığı her şeyi okumak.

Her yaratılanı ve her kitabı bir çiçek gibi görmek, onların nektarını bir bal arısı olarak almaktır okumak.

Ve yazmak…

Bal arısı olarak aldığın nektarları kendi kovanına çekilip kendi balını yapmak.

Ve yazmak yaptığın balını Rabbinin ve yaratılmışların beğenisine sunmak.

Hafta sonunu küçük oğlum Ömer Furkan’la Tyb Konya Şubesi’ nin düzenlediği Muğla, Bodrum, Köyceğiz gezisiyle değerlendirdik.

Devamını oku...

Söz, iletişim temeli,

Söz, enformasyonun esası,

Söz, Peygamberimizin ifadesiyle sihir,

Söz, algının, algı olgunun, olgu davranışın sebebi,

Söz, Adem’e öğretilen ve onu yaratılmışların zirvesine taşıyan esmanın dile getiriliş biçimi,

Söz; insanın kendini Yaratıcısına ve yaratılmışlara hitaben ifade ediş biçiminin adı,

Söz, bizi birbimizle bağlayan kopmaz bir ip,

Söz, kılıçtan keskin ,ışıktan hızlı ,

Söz, konuşanın ‘öz’ ü,

Söz,tohumdur,

Söz, insan kişiliğinin en güzel libasıdır,

Dolayısıyla söz demek konuşan insan demek.

İnsan ne konuştuysa o dur. Ne eksik ne fazla.

Bu nedenle dinimizin temel referansları Kuran ve Sünnette söz üzerinde ehemmiyetle durulmuştur.

Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir:

Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir. Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah insanlar için örnekler verir; umulur ki onlar öğüt alır-düşünürler.

Kötü (murdar) söz ise, kötü bir ağaç gibidir. Onun kökü yerin üstünden koparılmış, kararı (yerinde durma, tutunma imkanı) kalmamıştır. Allah, iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sapasağlam sözle sebat içinde kılar. Zalimleri de şaşırtıp-saptırır; Allah dilediğini yapar. (İbrahim Suresi, 24-27)

“Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara:

“Öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.’’ (İsra Suresi, 23)

“İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor.” “Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.” (Taha Suresi, 43-44)

“Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.’’ (İsra Suresi, 53)

İnsan; eti yenilmez, derisi giyilmez tatlı dilden başka nesi var. (Atasözü)

İnsanın Cemâli Sözünün Güzelliğidir. (Hacı Bektaş Veli)

Devamını oku...

Söz; insanın kendini Yaratıcısına ve yaratılmışlara hitaben ifade ediş biçiminin adıdır.

Dolayısıyla söz demek konuşan insan demektir.

İnsan ne konuştuysa o dur. Ne eksik ne fazla.

Bu nedenle Kuran ve Sünnette söz üzerinde ehemmiyetle. durulmuştur.

Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir:

Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir. Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah insanlar için örnekler verir; umulur ki onlar öğüt alır-düşünürler. Kötü (murdar) söz ise, kötü bir ağaç gibidir. Onun kökü yerin üstünden koparılmış, kararı (yerinde durma, tutunma imkanı) kalmamıştır. Allah, iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sapasağlam sözle sebat içinde kılar. Zalimleri de şaşırtıp-saptırır; Allah dilediğini yapar. (İbrahim Suresi, 24-27)

“Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: “Öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.’’ (İsra Suresi, 23)

“İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor.” “Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.” (Taha Suresi, 43-44)

“Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.’’ (İsra Suresi, 53)

İnsan; eti yenilmez, derisi giyilmez tatlı dilden başka nesi var. (Atasözü)

İnsanın Cemâli Sözünün Güzelliğidir. (Hacı Bektaş Veli)

Söz, insan kişiliğinin en güzel libasıdır.

Bedizüzzaman Said Nursi ‘Ulemanın Reçetesi’ ismini verdiği Muhakemat isimli kitabında sözün önemine ve nerede,nasıl kullanılırsa beliğ bir kelam olacağına işaret eder.

‘’Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâgat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır’av olan nazm-ı lâfız; mecrâ-yı tabiîsi olan nazm-ı mânâya mukabele ederek belâğatı müşevveş etmiştir.

Devamını oku...

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre ise, kültür (ekin, eski dilde hars) kavramının tanımı şu şekildedir:

‘’Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde üretilen bütün maddi ve manevi değerler ile bunları üretmede, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü.’’

Sosyolojik olarak, kültür bizi saran, insanlardan öğrendiğimiz toplumsal mirastır. Kültürün oluşmasında iki süreç vardır; birinci süreçte insan pasif ve alıcı konumdadır. Belli bir coğrafi çevrede yaşıyor, beslenme ve barınma ihtiyaçlarını orada gideriyordur.

Semavi dinler ve Peygamberler, doğayla kurulan bu öncül ilişki, yani ihtiyaçları doğrultusunda edindiği bilgi, dili, davranışları ve maddi üretim ve tüketim aletleri kültürün oluşmasında birinci aşama olarak karşımıza çıkar.

İkinci aşamada ise insan alıcı konumdan çıkar ve üretmeye başlar; yani yaşadığı çevreye etkin ve aktif bir güç olarak katılır. Bu süreç ilk aletlerin yaratılmasıyla sınırlı olarak başlayıp Neolitik Çağ’la birlikte hız kazanmıştır.

Kültür; birikimle birlikte ivmesi artan bir toplumsal yapı bileşenidir. Giderek her nesil miras aldığı kültüre maddi ve manevi bir katkı yapar ve onu kendinden sonrakilere miras bırakır.

Bireyler için ise yargılama, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenme ve tecrübeler yoluyla geliştirilmiş olan biçimine o kişinin kültürü denir. Bireyin edindiği bilgileri anlatmak için de kültür sözcüğü kullanılır.

Kültürlenme ve kültürlendirme; Maslow ihtiyaçlar piramidinin en tepesinde yer alır, yani insanın kendini gerçekleştirmesinin en etkin yolarından birisidir.

Medeniyet Okulu (benim önerim ‘Ümran Mektebi’ olurdu) ve  Kitap Fuarı Konya’yı ‘’Konya içinde Kültür değil , Kültür İçinde Konya’’ sözüne tam manasıyla masadak etti.

Geçen hafta içinde bir televizyon programında Medeniyet Okulu faaliyetleri ve Kitap Fuarı’nı konuştuk.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 1 - 3

Başlangıç
Önceki
1