Perşembe, Aralık 03, 2020

Text Size


“Namazları ve (özellikle) orta (sabah) namazını (üstlerine düşerek, titizlik göstererek) koruyun (hayatınızı bu namaza göre planlayın) ve Allah'a gönülden boyun eğiciler olarak (namaza) durun (içten saygınlık ve bağlılıkla Allah’a kulluk edin).” Bakara, 2/238.

Kur'ân'da Hz. Muhammed (sav)'in ümmetini övme bağlamında kullanılan aynı kökten gelen vasat (en hayırlı) ümmet(Bakara, 2/143) ifadesine bakılarak Salât-ı Vustâ için de "en hayırlı

namaz" tanımlaması yapılabilir.

Hz. Ali ve İbn Abbas olmak üzere bir grup sahabe ve tabiîne göre orta namaz sabah namazıdır. (Muvatta', 350, I, 139; Beyhâkî, Sünen, 2168, I, 675; Râzî, Mefatihu’l-Ğayb, VI, 159).

İslam’da “ölüm” her şeyin başlangıcı olması itibariyle hayatın merkezine konulmuştur.

Dünyadaki imtihan serüvenimizi anlatan ayette Rabbimiz ölümü hayatın önüne koyarak zikrederek önemine dikkat çekmiştir:

“O, amel bakımından hanginizin (İslam’a uygun davranış, ahlâk ve anlayışta) daha iyi (daha güzel ve verimli) olacağını denemek (ve hak ettiği karşılığı vermek) için ölümü ve hayatı yarattı. O, Üstün ve Güçlü olandır, çok Bağışlayandır.” Mülk, 67/2.

İnsan da anne karnında ölür, dünyaya doğar, dünya da ölür kabir kapısından geçer ve ebedi hayata yine ölüm vasıtasıyla ulaşır.

“Ölümü merkeze alma” İslam Ümran’ının kuşattığı bütün anlara sirayet etmiştir.

Mesela; kabirler caminin bahçelerine yapılır, ölümü haykıran kabir taşları günde 5 vakit dirilere hayat versin düşüncesi ile…

Günler güneşin ölümü(batışı) ile başlar İslam’ın yorumunda.

Perşembe günü akşam vakti güneşin batımıyla biter ve Cuma günü başlar.

Dolayısıyla eski günün son namazı ikindi, yeni günün ilk namazı akşam namazıdır.

Akşam ve Yatsı namazında günün hazırlığı yapılır, plan program ajandaya dökülür ve dinlendikten sonra orta(sabah) namazı ile başlanır hayırlı bir güne.

Yazılan plan ve program ifa edilir ikindi namazı ile sayfaya son şekli verilir ve mühürlenir.

Peşine takıldığımız kendisi şaşkın, himmete muhtaç batı her konuda olduğu gibi vakit yönetimi konusunda da bizi olumsuz etkiledi.

Oysa Allah Teâla reçeteyi(Kur’an-ı Kerim) açıkça yazmış ve elçisi de uygulamalı olarak göstermişti.

Nebe suresinde Mülk suresi gibi ölümü öncelemiş ve gece ve gündüzün hikmetlerini bizlere anlatmıştı:

Başka yolla temini mümkün olmayan, gündüz çok ihtiyacımız olacak, adeta temel yakıtımız olan ve sadece gece uykusuyla temin edilen “melatonin” hormonuna dikkat çekerek uyardı:

“Uykunuzu bir dinlenme (süreci) yaptık (yani uyku dinlenecek ve yetecek kadardır, fazlası zarar ve ziyandır). Geceyi bir örtü yaptık (üzerinize bir) elbise gibi sardık.” Nebe, 78/9-10.

“Gündüzü geçim zamanı yaptık.” Nebe, 78/11.

Başka bir ayette de Rabbimiz yine sabah namazına özellikle dikkat çekiyor:

"O halde, siz, akşama ulaştığınızda ve sabaha kavuştuğunuzda Allah'ı tesbih edin! Övgü göklerde ve yerde O'nundur. Gündüzün sonunda ve öğleye ulaştığınızda (O'nu tesbih edin!)” Rum, 30/17-18.

"O halde sen, güneşin batıya kaymasından gecenin karanlığına kadar [geçen zaman içinde] namaz kıl; sabah [namazı] okumasını da [gerçekleştir]; çünkü sabah [namazı] okuması[nda insan] gerçekten de ulvi olan her şeye açıktır." İsra, 17/78.

Öyleyse Rabbimizin ısrarla emrettiği orta(sabah) namazını kılacağız, güne namazdan hemen sonra başlayacağız ve yatsı namazı ile diğer gün için istirahate geçeceğiz.

İlk rekatta okuduğumuz “Kafirun” suresi ile şirk ve günahtan arınıp, ikinci rekatta okuduğumuz “İhlas” suresi ile tevhidi kalbimize yerleştireceğiz ve günü bu şuur ve bilinçle yaşayacağız.

Hz. Ömer (r.a) “Sabahın erken vaktinde uyumaktan sakınınız. Zira ağız kokusu, ruhi dengesizlik ve mizacın bozulmasına sebep olur. Uyku, kuşluk vaktinde uyuyana akıl noksanlığı, ikindide uyuyana ise delilik getirir.” Sözleriyle konunun önemine dikkat çekmiştir.

En temiz havanın olduğu, günü rızık programın yapıldığı vakitlerde işimizin başında olacağız yatakta değil.

Bu sebeptendir ki büyüklerimiz “Müslümanın üzerine güneş doğmaz” demişler.

Güneş doğdu mu üzerine geçmiş olsun, her tür olumsuzluğa hazır ol!

Müslüman vaktin adamıdır.

İslam’da her şey başta namaz vakitli olarak farz kılınmıştır:

“(Nerede olursanız olun) Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan yatarken Allah’ı zikredin (her halde Allah’ı çağırıp yalvarın ve Kur'an’ı okuyup anlayarak sorumluluklarınızı hatırlayın). Artık 'güvenliğe kavuşursanız' namazı dosdoğru (ve tam) kılın. Çünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır.” Nisa, 4/103.

“Allah katında en hayırlı amel vaktinde kılınan namazdır”( Buhari, Mevakiti’s-Salât: 5, Cihad: 1) sözüyle ““Namazı düzgün ve sürekli kılanlar”(Bakara, 2/39) manasının yanında aynı zamanda her yapılan işin makbul olması için vaktinde yapılmasına dikkat çekiyor.

Evlenme, eğitim, ticaret v.b. bütün konularda vakte hâkim olan her işte başarılı olur.

Yine atalarımız “Erken kalkan yol alır, erken evlenen döl alır” sözüyle vaktin önemini vurgulamışlardır.

Hızlı trenle Konya-Ankara hattında Sincan’dan geçerken bir saat kulesi dikkatimi çeker.

Saat kulesine yazılmış yukarıdan aşağıya şu harfler bize en önemli gerçeği haykırır:

“Vaktimiz tükeniyor.”

Asr suresi de zamanda yemin eder ve hayatımızın ve dünyanın son çeyrekte olduğunu hatırlatır.

İman edip salih amel işleyen, hakkı ve sabrı tavsiye edenler dışında vakit aleyhimize işliyor.

Aliya İzzzetbegoviç’le tamamlayalım:

“Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur.”

Yorumlar (0)

Bu yorumun beslemesine abone olun

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük

busy