Pazar, Haziran 16, 2019
Text Size

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar Erh...

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bize bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar ve Erhan Dargeçit beylere teşekk...

Zehra Okullarındaydık..

Zehra Okullarında Eğitimcilerle birlikteydik...

  • ''Yorulmaz Bilginler'' kreşimiz velilerine ''Ailede Sosyal medya ve iletişim'' konulu konferans verdik.

    Cuma, 10 Mayıs 2019 08:21
  • 5. Akşehir Kitap Fuarına katıldık...

    Pazartesi, 06 Mayıs 2019 12:04
  • İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 30 Nisan 2019 08:51
  • İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Çarşamba, 24 Nisan 2019 10:16
  • Zehra Okullarındaydık..

    Pazartesi, 22 Nisan 2019 12:06

Din



Hz. Peygamber muazzam bir muhabbet ve engin bir tevazu içinde çocuklarla her fırsatta ilgilenmiş, şakalaşmış, selam vermiş, hasta olduklarında ziyaretlerine gitmiş, onların kusurlarını hoş karşılamıştır.

O’nun, dönemindeki çocuklarla ve kendi torunlarıyla kimi hatıraları var ki, bugün hepimiz için son derece önemli dersler çıkarılması gereken örnekler ve çocuk eğitiminde kullanmamız gereken en temel kilometre taşları olarak karşımızda durmaktalar. Aşağıda yer verdiğimiz misallere bakarak çocuklara nasıl davranmamız gerektiği konusunu bir kez daha gözden geçirelim. Bize Peygamberden gelen sosyal hayata dair her bilginin ‘sosyal sünnet’ olarak önemle ve hassasiyetle uymamız gereken davranış kalıpları olduğunu unutmayalım.

Hz. Peygamber’in uzun süre yanında kalan Enes, O’nun kendisine nasıl davrandığını net cümlelerle anlatıyor.

Peki ya kuşu ölen Zeyd’e taziye ziyaretinde bulunmak zarafeti…

Hz. Peygamber engin bir tevazu içinde çocuklarla her fırsatta ilgilenmiş, şakalaşmış, gördüğünde onlara selam vermiş, hal hatırlarını sormuş, hasta olduklarında ziyaretlerine gitmiş, onların kusurlarını da hoş karşılamıştır. Bundan dolayıdır ki, dünyanın en mutlu çocukları, onun yaşadığı dönemin çocuklarıdır diyebiliriz belki de. İşte misaller:

Hz. Peygamber, Kuşu Ölen Zeyd’e Taziyeye Gidiyor.

Zeyd 3 ya da 5 yaşlarında idi. Zeyd’in çok bağlandığı, çok sevdiği, adını Umeyr koyduğu küçük bir kuşu vardı. Hz. Peygamber Zeyd’i her gördüğünde “Umeyr’in babası” anlamında “Ebu Umeyr” diye hitap ederdi ona. Bir gün Zeyd’in kuşu öldü. Onun ölümü Zeyd’i çok üzdü. Kuşun öldüğü günlerde Hz. Peygamber Zeyd’in evine gitti. Çocuğun kederli hali, Hz. Peygamber’in merhametli kalbini etkiledi. Onu neşelendirmek istedi. Çocuğun saçlarını okşayarak yanağını öptü. Gülümseyerek:

−“Ya Ebu Umeyr! Nüğayr (serçe kuşuna benzeyen bir kuş veya bülbül) ne oldu?” dedi. “Hayvanı ne yaptın?..”

Hz. Peygamber’in kalbe huzur veren ilgisiyle ferahlayan Zeyd, bu söze çok güldü.

Hz. Hasan ve Hüseyin’in Deve İsteği

Torunları Hz. Hasan ve Hüseyin bir develerinin olmasını istiyorlardı. Bu dileklerine ulaşmanın yolunu, dedelerinden istemekte buldular. Hz. Peygamber maddi olarak o an çocuklara deve alacak durumda değildi. Torunlarını üzmeden onlara istedikleri deveyi unutturacak bir çözüm buldu. Küçük torunlarının önüne çökerek onlara seslendi:

Devamını oku...

İnsanların en yücesi, en seçkini, en mükemmeli Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz’dir . O, insanların en incesi, en naziği idi. O’nun bütün işlerinde bir nezaket ve incelik ölçüsünü dikkatle gözettiğini görmekteyiz. Ev içinde, sokakta, eğitirken, yönetirken, savaşırken, ikna ederken .. hep bu inceliği yaşatmıştır.

Çocukları dikkatle dinlemek, fakir ve garibanların , köleler ve cariyelerin sofrasına oturmak, sadaka vermeyi soyluca yapmak, yanındaki insana kendisini dünyanın en önemli insanıymış gibi hissetmesini sağlayacak hürmeti göstermek, kendisine seslenen kimseye bütün vücuduyla yönelmek ...  bunların hepsi O’nun insan olma sanatının ürünleridir.

Allâme Nebhanî , O’nun özelliklerini Hz. Ali r.a.’ ın dilinden şöyle aktarır:

Allah Rasulü s.a.v. daima güler yüzlü, yumuşak tabiatlı idi.

Önüne geleni ayıplamaz, ağız dalaşına girmezdi.

Hoşuna gitmeyen bir şey olursa görmezlikten gelir, kendisine umut bağlayanı hayal kırıklığına uğratmazdı.

Ashabıyla otururken onların güldüğüne güler, onların hayret ettiğine hayret ederdi.

Bir meclise vardığında boş bulduğu yere oturuverirdi.

Dünya ve dünyalık için kızmazdı. Nefsi için kızmaz, şahsi meselesi için yardım istemezdi.

Hz. Aişe r.a. validemiz de şöyle söylemiştir:

Kötülüğe kötülükle karşılık vermez, bilakis affeder ve iyi davranırdı.

Yine sahabeler , O’nun, birinin bir hatasını düzeltmek istediğinde şahsı muhatap alarak onu insanların içinde mahcup etmediğini, aksine herkesi muhatap alan öğütler verdiğini bildirmişlerdir.

İmam Şaranî k.s. aktarıyor:

Fakir, düşkün ve hizmetçilerle birlikte yemek yerdi. Onların rahat etmesi için elinden geleni yapardı. Şöyle derdi: Bir hatasından ötürü özür dileyen kardeşinin -bir daha aynı hatayı işlese de işlemese de- özrünü kabul etmeyen havzıma gelmesin.

Bir şahıs elini tuttuğunda o şahıs bırakana kadar elini çekmezdi.

Yine O şöyle buyurmuştur: “Mümin, başkasıyla hoş geçinen ve kendisiyle hoş geçinilen kişidir. İnsanlarla güzel geçinmeyen ve kendisiyle güzel geçinilmeyen kimsede hayır yoktur.” (Ahmed b. Hanbel)

‘Kendisine seslenen kimseye bütün vücuduyla yönelmek’ sosyal sünnetini kısaca anlatarak diğerlerini okuyucularımın anlayışına havale etmek isterim.

Devamını oku...

Geçen hafta musibetlerin bize ne mesaj verdiğini işledik. Bu hafta başa gelen musibeti iç alemimizde daha derinlikli olarak nasıl değerlendirmemiz hususunu işleyeceğiz.

İnsanların başına gelen her olayı iki yönden değerlendirmek gerekiyor. Kader açısından geçen haftaki makalemizde işlediğimiz gibi  (http://www.cemilpasli.com/ahlak/musibetler-bize-ne-der )iki sebebe binaen Rabbimizin merhameti , rahmet ve adaleti gereği başımıza geliyor. O musibete sebep olan insanlar ve canavarlar ise zulm edebiliyorlar.

Kamil mümin başına gelen musibetlerle ilgili olarak sebep olan zalimlerden çok adil olan kader-i ilahiye sarfı nazar etmelidir. Çünkü asıl ve değişmez hakiki muhatap odur. İnsanın rabbine kulluğu karanlık bir sahnede sahne ışığı sadece kendine tutulmuş tiyatrocunun hali gibi olmalıdır. Böyle bir atmosferde sadece bir kişi görünür. Müminin rabbiyle ilişkisi de sadece musibet konusunda değil tüm mevzularda sahnede ışık sadece onun üzerinde ve rabbi sadece onu izliyor gibi düşünmelidir. Çünkü kabre tek başına girecek ve hesabı tek başına verecek.

Peygamberimizin (s.a.v.) Taif’te başına gelen o üzücü hadiseden sonraki tavrı bizim için güzel bir örnektir. Taif dönüşü kanlar içinde bir bağa çekilip şöyle dua etmişti:

“İlahi! Kuvvetimin zaafa uğradığını, çaresiz kaldığımı, halk nazarında hor görüldüğümü, ancak sana arz eder, sana şikâyet ederim.

Ey merhametlilerin en merhametlisi!

Herkesin zayıf görüp te dalına bindiği biçarelerin Rabbi sensin.

İlahi! Huysuz ve yüzsüz bir düşman eline beni düşürmeyecek hatta hayatımın dizginlerini eline verdiğin akrabadan bir dosta bile beni bırakmayacak kadar bana merhametlisin.

İlahi! Eğer bana karşı gazaplı değilsen, çektiğim mihnetlere belalara hiç aldırmam. Fakat senin esirgeyiciliğin bunları göstermeyecek kadar geniştir. Sana sığınırım.

Bütün karanlıkları parlatan dünya ve ahiret işlerinin ıslahının yalnız ona bağlı bulunduğu Nur’a sığınırım.

İlahi! Sen razı oluncaya kadar affını diliyorum. Bütün kuvvet her kudret ancak sendendir.’

Devamını oku...

Alışılmasının önüne geçmek ve yılın tüm zamanlarına nüfuz etmek için her yıl 10 gün önceden gelir.Gelmeden Recep ve Şaban isminde 2 yardımcısını gönderir.Yardımcılar üstadları olan Ramazan konusunda ev sahiplerini bilgilendirir ve onun ziyaretine hazırlarlar.

Ve muhteşem bir eda ile gelir Ramazan. Hediyelerle , müjdelerle , temizlik maddeleriyle gelir.Ruhumuzu , kalbimizi , gönlümüzü temizler.Bizi fabrika ayarlarına döndürmek için gayret eder.Bu 3 aylık manevi check-up aynı zamanda diğer 9 ayın aynı şeklide yaşanması içindir.

Ciddi  , şefkatli , merhametli bir müfettiş gibidir Ramazan ve yardımcıları Recep ve Şaban. Bize çok şey getiriler ve bizden çok şey götürüler.Önemli olan onları önemsemek , ciddiye almak ve nasihat ve ikazları dinlemek.

Dünyevileşmenin zirve yaptığı , madde ve bedene yatırımda korkunç bir yarışın içindeki insanoğlu için Ramazan tam bir rahmettir.Maddeten elinin eteğini oruçla çeken insan ruhunu hatırlar.Rabbinden bir parça olan ve maddenin ve bedenin inceldiği kadar kendini gösterebilen ruhun bayramıdır Ramazan.

Devamını oku...

Mevsim münasebeti ve Ramazan ayı nedeniyle düğünler , nikahlar sıklıkla icra ediliyor. Kurulan her bir yuva ebedi bir birlikteliğin tohumlarının toprağa atılması anlamına geliyor , gelmeli.

Aile müessesinin anlam ve önemi her anne ve baba tarafından çocuklarına küçük yaşlardan itibaren işlenmelidir. Ailenin cennetin dünyada ki şubesi olduğu ve ahiretle beraber devam edeceği , kadının hurilerden daha güzel erkeğin gılmanlardan daha yakışıklı ve en mükemmel surette yaratılacağı çocuklarımıza öğretilmelidir.

Mutluluğun tek formülünün anne+baba+çocuk (3 çocuk) şekliyle olduğu imtihan dünyası olan dünyada kişinin en önemli üssü , siper  ve karargahının ‘aile’ olduğu bilinci aşılanmalıdır.

Ailenin temel taşlarının ; (8 S ) sohbet birliği (iletişim) , sofra birliği , seccade birliği (inanç) , seyahat birliği , sevgi birliği , sayfa birliği (okumak) , samimiyet ve sistem birliği  olduğu unutulmamalıdır. Bu sekiz ‘S’ i bir arada tutan en önemli faktörün ise sabır nimeti olduğu zihinlere kazınmalıdır.

Her değerli şey gibi cennetin yeryüzü şubesi aile ye sahip olmanın da fedakarlık ve emek istediği bu fedakarlık ve emekten kaçanların sosyal hayatta özellikle ilerleyen yaşlarda çok ağır bedeller ödedikleri çocuklarımıza ifade edilmelidir.

Her konuda rehber ve örneğimiz olan Peygamber(a.s) ın aile hayatının bütün yönleriyle çocuklarımıza aktarılması çok önemlidir. Sadece mutlu ve zevkli geçen yönlerinin değil  , hanımlarıyla yaşadıkları tüm olayların pedagojik bir üslupla aktarılması zaruridir. Eş , damat , kayınpeder , baba , oğul , bacanak gibi aileyi ilgilendiren tüm rollerden bakılarak ve odaklanarak Peygamberin hayatı anlatılmalıdır.

‘Hayatın ancak ahiret hayatı açısından bakıldığında bir anlam ettiği’ gerçeğiyle ailenin içerisinde Kuran ve sünnete aykırı olmayan her hareketin insana ibadet sevabı kazandırdığı bilinci küçüklerimize aşılanmalıdır. Bu anlamdan dolayı aile dünyevi değil uhrevi bir müessesedir. Yaşanırken verdiği zevk cennetten bir esintidir , meşru dairede her söz ve hareket ahirete yönelik bir sermayedir. Peygamberimiz ’kim eşinin ağzına bir lokma koyarsa ona bir sadaka sevabı yazılır’ der.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 8 - 13

8