Çarşamba, Ocak 16, 2019
Text Size

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

  Ereğli'de 15 Temmuz Anaokulu Salonunda Veli ve Eğitimcilere Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.    

  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01
  • Emirgazi'de öğretmenlerimizle beraberdik...

    Pazartesi, 24 Eylül 2018 11:06
  • Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

    Salı, 03 Nisan 2018 09:02

Din



Camiilerin hayat olması konusunda bir çok makale yazdım. Camii ve ashabı suffe ilişkisini işledim. Camiilerin tam da hayatın merkezinde rol almaları mesajını Peygamber uygulamalarından örneklerle ve ısrarla vermeye çalıştım. (www.cemilpasli.com )

Konya da İl Müftülüğü ile yaptığımız projeyle İl Merkezindeki tüm din görevlisi ve eşlerine ‘Aile İçi İletişim’ eğitimi verdik.

Bu eğitimde Aile İçi İletişimin yanında din görevlilerinden bir sosyal hizmet gönüllümüz olmalarını talep ettik. Ayrıca Camiilerimizin sosyal hayata katkı ve katılımlarının öneminin altını çizdik.

Katıldığım sempozyum ve şuralarda tarif etmeye çalıştığım gibi camiilerin çoğalmaya başladığını sevinçle gördüm.

Cumartesi günü sabah namazından sonraki sohbet için bir camiiye davet edildim. Memnuniyetle icabet ettim.

Konya İli Karatay İlçesi Karşehir Ulu Camiinde sabah namazından sonra önce çorbamızı içtik. Sonra ‘Aile Huzur ve Mutluluğu için 9 S ‘ konulu sohbetimi yaptım.

Karşehir Ulu Camii İmam-Hatibi Abdülkerim YİĞİT ve kayyım-müezzin kardeşimiz Niyazi TUGYAN her hafta Cumartesi günü bir konuk davet ediyor Camiilerine.

Etraftaki komşu camiilerin cemaati de davetli. Namazlar kılınıyor. Çorbalar içiliyor ve keyifli bir sohbet başlıyor.

Çok keyifli bir sohbet yaptık cemaatle. Soru ve katılımlarla sohbeti daha öğretici ve zevkli hale getirdi kardeşlerim.

Karşehir Ulu Camiinde her hafta bir Kuran-ı Kerim hatmi , haftada bir gençlere özel sohbet , hafta da bir büyüklere Kuran dersleri ve tefsir dersi veriliyor.

Bu faaliyetlerle imam ve müezzinimiz camiiyi tam bir akademi haline getirmişler. Abdülkerim YİĞİT ve Niyazi TUGYAN hocama bu güzel çalışmaları için yürekten teşekkür ediyorum. Ellerine sağlık. Rabbim sayılarını çoğaltsın.

Eminim Anadolu’nun pek çok yerinde böyle güzel çalışmalar vardır. Diyanet İşleri Başkanlığı her hafta internet sitesinden ‘haftanın camiisi’ bölümü oluşturarak bu örnek faaliyetlere imza atan camiileri , imam hatip ve müezzinleri tanıtabilir.

Devamını oku...

Hz. Peygamber muazzam bir muhabbet ve engin bir tevazu içinde çocuklarla her fırsatta ilgilenmiş, şakalaşmış, selam vermiş, hasta olduklarında ziyaretlerine gitmiş, onların kusurlarını hoş karşılamıştır.

O’nun, dönemindeki çocuklarla ve kendi torunlarıyla kimi hatıraları var ki, bugün hepimiz için son derece önemli dersler çıkarılması gereken örnekler ve çocuk eğitiminde kullanmamız gereken en temel kilometre taşları olarak karşımızda durmaktalar. Aşağıda yer verdiğimiz misallere bakarak çocuklara nasıl davranmamız gerektiği konusunu bir kez daha gözden geçirelim. Bize Peygamberden gelen sosyal hayata dair her bilginin ‘sosyal sünnet’ olarak önemle ve hassasiyetle uymamız gereken davranış kalıpları olduğunu unutmayalım.

Hz. Peygamber’in uzun süre yanında kalan Enes, O’nun kendisine nasıl davrandığını net cümlelerle anlatıyor.

Peki ya kuşu ölen Zeyd’e taziye ziyaretinde bulunmak zarafeti…

Hz. Peygamber engin bir tevazu içinde çocuklarla her fırsatta ilgilenmiş, şakalaşmış, gördüğünde onlara selam vermiş, hal hatırlarını sormuş, hasta olduklarında ziyaretlerine gitmiş, onların kusurlarını da hoş karşılamıştır. Bundan dolayıdır ki, dünyanın en mutlu çocukları, onun yaşadığı dönemin çocuklarıdır diyebiliriz belki de. İşte misaller:

Hz. Peygamber, Kuşu Ölen Zeyd’e Taziyeye Gidiyor.

Zeyd 3 ya da 5 yaşlarında idi. Zeyd’in çok bağlandığı, çok sevdiği, adını Umeyr koyduğu küçük bir kuşu vardı. Hz. Peygamber Zeyd’i her gördüğünde “Umeyr’in babası” anlamında “Ebu Umeyr” diye hitap ederdi ona. Bir gün Zeyd’in kuşu öldü. Onun ölümü Zeyd’i çok üzdü. Kuşun öldüğü günlerde Hz. Peygamber Zeyd’in evine gitti. Çocuğun kederli hali, Hz. Peygamber’in merhametli kalbini etkiledi. Onu neşelendirmek istedi. Çocuğun saçlarını okşayarak yanağını öptü. Gülümseyerek:

−“Ya Ebu Umeyr! Nüğayr (serçe kuşuna benzeyen bir kuş veya bülbül) ne oldu?” dedi. “Hayvanı ne yaptın?..”

Hz. Peygamber’in kalbe huzur veren ilgisiyle ferahlayan Zeyd, bu söze çok güldü.

Hz. Hasan ve Hüseyin’in Deve İsteği

Torunları Hz. Hasan ve Hüseyin bir develerinin olmasını istiyorlardı. Bu dileklerine ulaşmanın yolunu, dedelerinden istemekte buldular. Hz. Peygamber maddi olarak o an çocuklara deve alacak durumda değildi. Torunlarını üzmeden onlara istedikleri deveyi unutturacak bir çözüm buldu. Küçük torunlarının önüne çökerek onlara seslendi:

Devamını oku...

İnsanların en yücesi, en seçkini, en mükemmeli Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz’dir . O, insanların en incesi, en naziği idi. O’nun bütün işlerinde bir nezaket ve incelik ölçüsünü dikkatle gözettiğini görmekteyiz. Ev içinde, sokakta, eğitirken, yönetirken, savaşırken, ikna ederken .. hep bu inceliği yaşatmıştır.

Çocukları dikkatle dinlemek, fakir ve garibanların , köleler ve cariyelerin sofrasına oturmak, sadaka vermeyi soyluca yapmak, yanındaki insana kendisini dünyanın en önemli insanıymış gibi hissetmesini sağlayacak hürmeti göstermek, kendisine seslenen kimseye bütün vücuduyla yönelmek ...  bunların hepsi O’nun insan olma sanatının ürünleridir.

Allâme Nebhanî , O’nun özelliklerini Hz. Ali r.a.’ ın dilinden şöyle aktarır:

Allah Rasulü s.a.v. daima güler yüzlü, yumuşak tabiatlı idi.

Önüne geleni ayıplamaz, ağız dalaşına girmezdi.

Hoşuna gitmeyen bir şey olursa görmezlikten gelir, kendisine umut bağlayanı hayal kırıklığına uğratmazdı.

Ashabıyla otururken onların güldüğüne güler, onların hayret ettiğine hayret ederdi.

Bir meclise vardığında boş bulduğu yere oturuverirdi.

Dünya ve dünyalık için kızmazdı. Nefsi için kızmaz, şahsi meselesi için yardım istemezdi.

Hz. Aişe r.a. validemiz de şöyle söylemiştir:

Kötülüğe kötülükle karşılık vermez, bilakis affeder ve iyi davranırdı.

Yine sahabeler , O’nun, birinin bir hatasını düzeltmek istediğinde şahsı muhatap alarak onu insanların içinde mahcup etmediğini, aksine herkesi muhatap alan öğütler verdiğini bildirmişlerdir.

İmam Şaranî k.s. aktarıyor:

Fakir, düşkün ve hizmetçilerle birlikte yemek yerdi. Onların rahat etmesi için elinden geleni yapardı. Şöyle derdi: Bir hatasından ötürü özür dileyen kardeşinin -bir daha aynı hatayı işlese de işlemese de- özrünü kabul etmeyen havzıma gelmesin.

Bir şahıs elini tuttuğunda o şahıs bırakana kadar elini çekmezdi.

Yine O şöyle buyurmuştur: “Mümin, başkasıyla hoş geçinen ve kendisiyle hoş geçinilen kişidir. İnsanlarla güzel geçinmeyen ve kendisiyle güzel geçinilmeyen kimsede hayır yoktur.” (Ahmed b. Hanbel)

‘Kendisine seslenen kimseye bütün vücuduyla yönelmek’ sosyal sünnetini kısaca anlatarak diğerlerini okuyucularımın anlayışına havale etmek isterim.

Devamını oku...

Geçen hafta musibetlerin bize ne mesaj verdiğini işledik. Bu hafta başa gelen musibeti iç alemimizde daha derinlikli olarak nasıl değerlendirmemiz hususunu işleyeceğiz.

İnsanların başına gelen her olayı iki yönden değerlendirmek gerekiyor. Kader açısından geçen haftaki makalemizde işlediğimiz gibi  (http://www.cemilpasli.com/ahlak/musibetler-bize-ne-der )iki sebebe binaen Rabbimizin merhameti , rahmet ve adaleti gereği başımıza geliyor. O musibete sebep olan insanlar ve canavarlar ise zulm edebiliyorlar.

Kamil mümin başına gelen musibetlerle ilgili olarak sebep olan zalimlerden çok adil olan kader-i ilahiye sarfı nazar etmelidir. Çünkü asıl ve değişmez hakiki muhatap odur. İnsanın rabbine kulluğu karanlık bir sahnede sahne ışığı sadece kendine tutulmuş tiyatrocunun hali gibi olmalıdır. Böyle bir atmosferde sadece bir kişi görünür. Müminin rabbiyle ilişkisi de sadece musibet konusunda değil tüm mevzularda sahnede ışık sadece onun üzerinde ve rabbi sadece onu izliyor gibi düşünmelidir. Çünkü kabre tek başına girecek ve hesabı tek başına verecek.

Peygamberimizin (s.a.v.) Taif’te başına gelen o üzücü hadiseden sonraki tavrı bizim için güzel bir örnektir. Taif dönüşü kanlar içinde bir bağa çekilip şöyle dua etmişti:

“İlahi! Kuvvetimin zaafa uğradığını, çaresiz kaldığımı, halk nazarında hor görüldüğümü, ancak sana arz eder, sana şikâyet ederim.

Ey merhametlilerin en merhametlisi!

Herkesin zayıf görüp te dalına bindiği biçarelerin Rabbi sensin.

İlahi! Huysuz ve yüzsüz bir düşman eline beni düşürmeyecek hatta hayatımın dizginlerini eline verdiğin akrabadan bir dosta bile beni bırakmayacak kadar bana merhametlisin.

İlahi! Eğer bana karşı gazaplı değilsen, çektiğim mihnetlere belalara hiç aldırmam. Fakat senin esirgeyiciliğin bunları göstermeyecek kadar geniştir. Sana sığınırım.

Bütün karanlıkları parlatan dünya ve ahiret işlerinin ıslahının yalnız ona bağlı bulunduğu Nur’a sığınırım.

İlahi! Sen razı oluncaya kadar affını diliyorum. Bütün kuvvet her kudret ancak sendendir.’

Devamını oku...

Alışılmasının önüne geçmek ve yılın tüm zamanlarına nüfuz etmek için her yıl 10 gün önceden gelir.Gelmeden Recep ve Şaban isminde 2 yardımcısını gönderir.Yardımcılar üstadları olan Ramazan konusunda ev sahiplerini bilgilendirir ve onun ziyaretine hazırlarlar.

Ve muhteşem bir eda ile gelir Ramazan. Hediyelerle , müjdelerle , temizlik maddeleriyle gelir.Ruhumuzu , kalbimizi , gönlümüzü temizler.Bizi fabrika ayarlarına döndürmek için gayret eder.Bu 3 aylık manevi check-up aynı zamanda diğer 9 ayın aynı şeklide yaşanması içindir.

Ciddi  , şefkatli , merhametli bir müfettiş gibidir Ramazan ve yardımcıları Recep ve Şaban. Bize çok şey getiriler ve bizden çok şey götürüler.Önemli olan onları önemsemek , ciddiye almak ve nasihat ve ikazları dinlemek.

Dünyevileşmenin zirve yaptığı , madde ve bedene yatırımda korkunç bir yarışın içindeki insanoğlu için Ramazan tam bir rahmettir.Maddeten elinin eteğini oruçla çeken insan ruhunu hatırlar.Rabbinden bir parça olan ve maddenin ve bedenin inceldiği kadar kendini gösterebilen ruhun bayramıdır Ramazan.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 7 - 12

7