Perşembe, Mart 21, 2019
Text Size

Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

Selçuk Üniversitesi Kadın, Aile ve Toplum Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (Katum) Müdürlüğünün düzenlediği “Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” k...

İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

Konya Kültürünün işlendiği Koyunoğlu Müzesi İkindi Sohbetlerinde seçkin bir toplulukla "Mevlana ve İletişim" konusunu paylaştık. Gerçekten dinleyi...

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

  • Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

    Çarşamba, 13 Mart 2019 12:05
  • İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 05 Mart 2019 08:34
  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01

Din



En yüce makam olan kulluğun en başta gelen sorumluluğu ;

iman ve onun somut tezahürü olan ameli salihtir.

Ameli Salih ise ; Hukuk-u İbada (yaratılmışların hakları)

tecavüz etmemekle birlikte ,

hukuk-u ALLAH’ı hakkıyla yerine getirmekten ibarettir.

Demek ki önce hukuk-u ibad geliyor.

Yani önce zarar verme.

Sonra faydalı işler yap.

Helal lokma=Helal kazanç

Müslümanın üzerinde en çok titremesi gereken konu.

Boğazımdan geçen lokma helal mi ?

Kazancım meşru mu ?

Bu anlamda İslam’ın sosyal hayata yönelik mesajlarıyla bize

Bildirilen  farzlar, namazdan , zekattan , oruçtan , hactan kısaca

Tüm şahsi ibadetlerden daha önemli ve önceliklidir.

Bir işveren işçisinin alnının teri soğumadan HAKKINI vermesi

Konusunda namazdan daha fazla hassasiyet göstermelidir.

Çünkü namaz hukukullah , işçinin hakkı hukuku ibaddır.

Devamını oku...

‘’Her kim de benim Zikrim' den (Kur'an'ımdan) yüz çevirirse, ona dar bir geçim vardır ve onu, kıyamet günü, kör olarak haşr ederiz.

(Kur'an'dan yüz çeviren kimse) şöyle der: “- Rabbim, beni niçin kör olarak haşr ettin. Halbuki ben (dünyada) gözlü idim, görüyordum.

Allah buyurur ki: “- Cezan böyle, sana ayetlerimiz geldi de onları unuttun. İşte (onları unuttuğun gibi) bugün de öylece unutuluyorsun (körlük ve azab içine bırakılıyorsun). İşte KUR'AN'dan yüz çevirenleri cezalandırdığımız gibi, şirke varıp Rabbinin ayetlerine iman etmeyenleri de böyle cezalandırırız. Muhakkak ki ahiret azabı (dünyadakinden) daha şiddetli ve devamlıdır.”

Taha,20/124-127

11 ayın sultanı Ramazan ayını en iyi anlatan ifadelerden birisidir:’’ Kuran’ın ayı’’ ifadesi. Çünkü Kuran bu ayda indirilmeye başlamıştır. Yukarıda verdiğimiz Taha suresi 124-127. Ayetler her şeyi çok açık ve net anlatıyor dostlar.

Belki son kez idrak ettiğimiz Ramazan ayını Kuran’a samimi anlamda dönüş için değerlendirelim. Bu gün şahsi ve toplumsal bütün problemlerimizin altında Kuran’dan , zikirden yüz çevirmenin olduğunu unutmayalım.

Mazeret aramadan sağa ve sola bakmadan Rabbimizin huzuruna tek başına duracağımız bilinciyle lütfen esas duruşumuzu bir kez daha gözden geçirelim ve rabbimize Peygamberimizin sosyal sünneti olan tüm vücuduyla dönmek olan sünneti çerçevesinde, tüm duygularımızla , aklımızla , fikrimizle , kısaca her şeyimizle rabbimizin zikrine dönelim.

Kurandan (zikirden) yüz çevirmenin ne anlama geldiğini Taha Suresi 124-127 ayetlerini okuyarak bir kez daha hatırlayalım.

Devamını oku...

Sezai Karakoç'un ORUÇ DA ACIKIR adlı makalesi:

Oruç hiç gecikmeden, yolunu şaşırmadan, tam saatinde, dinç ve genç, tarihin dinamizmini de özünde gaybın üfleyişi gibi taşıyarak geldi. Mademki geldi, onu iyi tanımak gerek

Oruç boş bir çerçeve olarak veya bir mevsim gibi sadece tabiatın bir parçası olarak gelmedi. Tarihin bir parçası olarak geldi.

Dolu geldi. Kendindekini boşaltacak. Giderken de dolu gidecek. Dolu gitmeli.

Her yılın orucu, büyük Oruç kitabına, sabırla ve meleklerin üslubuyla işlenmiş bir sayfa, bir yaprak gibi eklenir

Taşların, ağaç kovuklarının, toz zerrelerinin bile, en keskin bir hafızayla şahitlik yapacağı büyük Hesap Gününde, şüphesiz, Oruç Kitabı, en büyük şahitler arasında, dosyasında en çok belge bulunduran suç ve sevap araştırıcıları arasında görünecektir

Demek ki , oruç , çağımıza , göklere mahsus nişanlarla donanmış büyük ve yetkili bir şahit olarak geliyor ve geldi ............

Siz sanmayın ki, oruçta yalnız siz susar, siz acıkırsınız. Oruç da susar oruç da acıkır. Çünkü: Oruç da canlıdır. Sizin gibi. Hatta sizden fazla. Çünkü: onda, ölümün eriteceği et ve kemik de yok. İnsan, sağken bile ölümle karışıktır. Biz hayatla ölümün karıştığı bir terkibiz. Sağken, hayat, ölüme baskındır ve ölümü kullanır. Sonra yaşlandıkça, ölüm güçleri yavaş yavaş artar ve ölüm yüzdesi hayat yüzdesinin üstüne çıkar bir gün. İşte o gün ölmüşüzdür; ölüm hayatı kullanmaya başlamıştır. Toplum yaşayışında da böyle. Ecel olarak gelen ölüm, bu hayat - ölüm çatışmasını kesin bir sonuca bağlar. Ama oruç yüzde yüz olarak diri saf olarak diridir. Net diridir, insan gibi brüt olarak diri değil.

Devamını oku...

Camiilerin hayat olması konusunda bir çok makale yazdım. Camii ve ashabı suffe ilişkisini işledim. Camiilerin tam da hayatın merkezinde rol almaları mesajını Peygamber uygulamalarından örneklerle ve ısrarla vermeye çalıştım. (www.cemilpasli.com )

Konya da İl Müftülüğü ile yaptığımız projeyle İl Merkezindeki tüm din görevlisi ve eşlerine ‘Aile İçi İletişim’ eğitimi verdik.

Bu eğitimde Aile İçi İletişimin yanında din görevlilerinden bir sosyal hizmet gönüllümüz olmalarını talep ettik. Ayrıca Camiilerimizin sosyal hayata katkı ve katılımlarının öneminin altını çizdik.

Katıldığım sempozyum ve şuralarda tarif etmeye çalıştığım gibi camiilerin çoğalmaya başladığını sevinçle gördüm.

Cumartesi günü sabah namazından sonraki sohbet için bir camiiye davet edildim. Memnuniyetle icabet ettim.

Konya İli Karatay İlçesi Karşehir Ulu Camiinde sabah namazından sonra önce çorbamızı içtik. Sonra ‘Aile Huzur ve Mutluluğu için 9 S ‘ konulu sohbetimi yaptım.

Karşehir Ulu Camii İmam-Hatibi Abdülkerim YİĞİT ve kayyım-müezzin kardeşimiz Niyazi TUGYAN her hafta Cumartesi günü bir konuk davet ediyor Camiilerine.

Etraftaki komşu camiilerin cemaati de davetli. Namazlar kılınıyor. Çorbalar içiliyor ve keyifli bir sohbet başlıyor.

Çok keyifli bir sohbet yaptık cemaatle. Soru ve katılımlarla sohbeti daha öğretici ve zevkli hale getirdi kardeşlerim.

Karşehir Ulu Camiinde her hafta bir Kuran-ı Kerim hatmi , haftada bir gençlere özel sohbet , hafta da bir büyüklere Kuran dersleri ve tefsir dersi veriliyor.

Bu faaliyetlerle imam ve müezzinimiz camiiyi tam bir akademi haline getirmişler. Abdülkerim YİĞİT ve Niyazi TUGYAN hocama bu güzel çalışmaları için yürekten teşekkür ediyorum. Ellerine sağlık. Rabbim sayılarını çoğaltsın.

Eminim Anadolu’nun pek çok yerinde böyle güzel çalışmalar vardır. Diyanet İşleri Başkanlığı her hafta internet sitesinden ‘haftanın camiisi’ bölümü oluşturarak bu örnek faaliyetlere imza atan camiileri , imam hatip ve müezzinleri tanıtabilir.

Devamını oku...

Hz. Peygamber muazzam bir muhabbet ve engin bir tevazu içinde çocuklarla her fırsatta ilgilenmiş, şakalaşmış, selam vermiş, hasta olduklarında ziyaretlerine gitmiş, onların kusurlarını hoş karşılamıştır.

O’nun, dönemindeki çocuklarla ve kendi torunlarıyla kimi hatıraları var ki, bugün hepimiz için son derece önemli dersler çıkarılması gereken örnekler ve çocuk eğitiminde kullanmamız gereken en temel kilometre taşları olarak karşımızda durmaktalar. Aşağıda yer verdiğimiz misallere bakarak çocuklara nasıl davranmamız gerektiği konusunu bir kez daha gözden geçirelim. Bize Peygamberden gelen sosyal hayata dair her bilginin ‘sosyal sünnet’ olarak önemle ve hassasiyetle uymamız gereken davranış kalıpları olduğunu unutmayalım.

Hz. Peygamber’in uzun süre yanında kalan Enes, O’nun kendisine nasıl davrandığını net cümlelerle anlatıyor.

Peki ya kuşu ölen Zeyd’e taziye ziyaretinde bulunmak zarafeti…

Hz. Peygamber engin bir tevazu içinde çocuklarla her fırsatta ilgilenmiş, şakalaşmış, gördüğünde onlara selam vermiş, hal hatırlarını sormuş, hasta olduklarında ziyaretlerine gitmiş, onların kusurlarını da hoş karşılamıştır. Bundan dolayıdır ki, dünyanın en mutlu çocukları, onun yaşadığı dönemin çocuklarıdır diyebiliriz belki de. İşte misaller:

Hz. Peygamber, Kuşu Ölen Zeyd’e Taziyeye Gidiyor.

Zeyd 3 ya da 5 yaşlarında idi. Zeyd’in çok bağlandığı, çok sevdiği, adını Umeyr koyduğu küçük bir kuşu vardı. Hz. Peygamber Zeyd’i her gördüğünde “Umeyr’in babası” anlamında “Ebu Umeyr” diye hitap ederdi ona. Bir gün Zeyd’in kuşu öldü. Onun ölümü Zeyd’i çok üzdü. Kuşun öldüğü günlerde Hz. Peygamber Zeyd’in evine gitti. Çocuğun kederli hali, Hz. Peygamber’in merhametli kalbini etkiledi. Onu neşelendirmek istedi. Çocuğun saçlarını okşayarak yanağını öptü. Gülümseyerek:

−“Ya Ebu Umeyr! Nüğayr (serçe kuşuna benzeyen bir kuş veya bülbül) ne oldu?” dedi. “Hayvanı ne yaptın?..”

Hz. Peygamber’in kalbe huzur veren ilgisiyle ferahlayan Zeyd, bu söze çok güldü.

Hz. Hasan ve Hüseyin’in Deve İsteği

Torunları Hz. Hasan ve Hüseyin bir develerinin olmasını istiyorlardı. Bu dileklerine ulaşmanın yolunu, dedelerinden istemekte buldular. Hz. Peygamber maddi olarak o an çocuklara deve alacak durumda değildi. Torunlarını üzmeden onlara istedikleri deveyi unutturacak bir çözüm buldu. Küçük torunlarının önüne çökerek onlara seslendi:

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 7 - 13

7