Çarşamba, Ocak 16, 2019
Text Size

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

  Ereğli'de 15 Temmuz Anaokulu Salonunda Veli ve Eğitimcilere Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.    

  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01
  • Emirgazi'de öğretmenlerimizle beraberdik...

    Pazartesi, 24 Eylül 2018 11:06
  • Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

    Salı, 03 Nisan 2018 09:02

Din



Nefsin yaratılmasının hikmeti insana Ahsen-i takvim, Alay-i illiyyin yolunda teknik direktörlük yapmasıdır.

Nefis son nefesimize kadar hep daha iyi biraz daha iyi şekliyle zorlar.

O vazifesini bir saniye dahi terk etmez.

En mühim taktiklerini ise İblis ve avaneleri olan insi ve cinni şeytanlardan alır.

Bu mücadele de nefis ve şeytan karşısında aklın ve kalbin en mühim silahlarından birisi hatta en mühimi de diyebiliriz ‘oruç’ ibadetidir.

Oruçla nefsin bütün yolları kesilir,oruç adeta nefsin iflahını keser.

Dolayısıyla oruç tutan her insan nefsine şu dersi verir:

‘’Biz kendimize sahip ve hakim değiliz. Bizim biri terbiye den Rabbimiz Halıkımız var. O izin vermeden önündeki suya,ekmeğe dokunamazsın’’

Akıl-kalp ve nefis-şeytan mücahedesinde Ramazan ayı mümin için diğer 11 aya hazırlığın , antrenmanın adıdır.

Oruç kulluğun temel iki sayfası olan sabrı ve şükrü öğretir insana.

Akıl ve kalbin kontrolündeki nefsin melekleri aşan kabiliyetini ortaya çıkarır oruç.

Yaratıcıya bakan aynasını temizlediğinde Esma-i İlahiyenin ışıklarını gösterir oruç.

İnsanın yaratılışında yerleştirilmiş tüm ilahi ışıkları canlandırır oruç.

Devamını oku...

Dinimizi en kısa anlatan hadis-i şeriftir.

’’Ed-dinün nasiha-din samimiyettir.’’ Ve tüm ciddi kitapların girişinde zikredilir:’Muvaffakiyet(başarı) niyeti halisenin refikidir.(arkadaşıdır)

Sahabe bu söz üzerine sorar.

’Kime karşı samimiyet ey Allah’ın Elçisi’

Allah Resulü cevaben ‘Allah’a resulüne ve tüm insanlara karşı samimi (içten-içi-dışı bir) olmak.

Kuran-ı Kerim biz Müslümanları fitne konusunda uyarır ve der ki: ‘fitne katilden (adam öldürmekten) şiddetlidir.(Bakara,2/191)

19 Ağustos 2013 tarihinde yazdığım yazıda şu cümleleri kurmuştum:

‘’Son dönemde kökü biraz eskiye dayanan, içten içe tutuşturulan ,

yakılan özellikle gezi olaylarıyla birlikte alevleri görünür hale gelen bir fitne ateşi yakılmış durumda.

Peki fitne katilden (adam öldürmekten) daha kötü olduğu halde Müslümanlar bu durumda ne yapmalı ???

Bu soruya bir kelimeyle cevap ver diyen biz fazla okuyamıyoruz diyen okuyucularımızdan başlayalım.

Bu sorunun tek kelimelik cevabı: Her Müslüman ‘’samimi’’ olmalı. Ne demek samimiyet ? Samimiyet: Gerçekten neysen o olacaksın. İçin dışın bir olacak.

Meşhur hikaye.

Deve kuşuna sormuşlar.

‘Sen kuş musun kuşsan uç’ demişler:

Kanatlarını kapatıp ‘ben deveyim’ demiş.

Deveysen yük taşı demişler:

Kanatlarını açmış ‘ben kuşum’ demiş.

İşte fitnenin kaynağı buradadır. Ya kuşsun , ya devesin.

Ülkemizde kurumlar var. Nedir bunlar , misalen:

Devamını oku...

İmanımızın gereğidir ve inanırız ki ;

insanlar zulüm eder/edebilir ama Kader mutlaka adalet eder.

Müslüman başına gelen her olayda önce Rabbine döner ve durumu anlamaya çalışır.

‘Ey rabbim, senin adaletinden şüphem yok. Bu bana gönderdiğin musibetin hikmeti ne olabilir, ben hangi amalimle kadere fetva verdim ki bu olay başıma geldi’ diye düşünür inanmış bir insan.

Peygamberimiz; ‘’Bir müminin başına bir musibet geldiğinde ve o musibetle bir kısım kayıplar yaşadığında tevekkül ve teslimiyetle ‘inna lillah ve inna ileyhi raciun=Biz ondan geldik ve ona dönücüleriz’ Bakara,2/156 derse Allah o musibetle kaybettiklerinden daha iyisini,daha hayırlısını verir’’ buyurmuştur.

Hatta bu hadisi duyan Ümmi Seleme eşi vefat ettiğinde bu sözü söyler ve düşünür.’Ebu Seleme’den daha hayırlı kim olabilir ki ?’ Allah Resulünden teklif geldiğinde imanı bir kat daha artmıştır Ümmü Seleme’nin.

Bediüzzaman Said Nursi vasiyeti diyebileceğimiz ‘Konuşan Yalnız Hakikattir’ başlıklı risalesinde Müslüman,ihlas ve kadere iman konusunu kendi hayatından misallerle anlatır.

Allah’ın dinine hizmetin olmazsa olmazlarını anlatır. Ve insanların açık zulmüne rağmen oralara takılmadan kaderin şefkatli sillelerinin hayatını nasıl yönlendirdiğini izah eder.

‘’Risale-i Nur'da ispat edilmiştir ki, bazen zulüm içinde adalet tecellî eder. Yani, insan bir sebeple bir haksızlığa, bir zulme mâruz kalır, başına bir felâket gelir, hapse de mahkûm olur, zindana da atılır. Bu sebep haksız olur. Bu hüküm bir zulüm olur. Fakat bu vâkıa adaletin tecellîsine bir vesile olur. Kader-i İlâhî başka bir sebepten dolayı cezaya, mahkûmiyete istihkak kesb etmiş olan o kimseyi bu defa bir zâlim eliyle cezaya çarptırır, felâkete düşürür. Bu, adalet-i İlâhînin bir nevi tecellîsidir. ‘’ http://www.risaleara.com/oku.asp?id=3738

Rabbimiz bizim hangimizin nasıl amel edeceğini öğrenmek için (mülk,67/2) büyük senaryo içinde bize de roller yazmış dostlar.

Yönetmen O , yapımcı O , ev sahibi mülk sahibi O , hayat veren , öldüren, aziz eden , zelil eden indiren, çıkaran O.

Bize düşen aynı memnuniyet ve teslimiyetle  yukarı çıkarken TEKBİR getirmek , aşağı inerken TESBİH etmek.

Devamını oku...

"Herkes hayır olarak ne işlemiş, kötülük olarak ne işlemişse, kıyamet gününde hepsini önünde hazır bulur. O zaman ister ki, işlediği kötülüklerle kendisi arasında büyük bir mesafe bulunsun. Allah, sizi kendisinden gelecek bir azaptan sakındırıyor. Çünkü Allah kullarına çok şefkatlidir. " (Âl-i İmrân Sûresi: 3:30) âyetinin bir sırrını, hizmet-i Kur'âniyede arkadaşlarımın beşeriyet muktezası olarak sehiv ve hatalarının neticesinde yedikleri şefkat tokatlarını beyan etmekle tefsir ediyor.

Hizmet-i Kur'âniyenin bir silsile-i kerameti ve o hizmet-i kudsiyenin etrafında izn-i İlâhî ile nezaret eden ve himmet ve duasıyla yardım eden Gavs-ı Âzamın bir nevi kerameti beyan edilecek. Tâ ki, bu hizmet-i kudsiyede bulunanlar, ciddiyetlerinde, hizmetlerinde sebat etsinler.

Bu hizmet-i kudsiyenin kerameti üç nevidir.

Birinci nevi: O hizmeti ihzar etmek ve hâdimlerini o hizmete sevk etmek cihetidir.

İkinci kısım: Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini def edip onları tokatlamaktır.

Üçüncü kısım şudur ki: Hizmette hâlisen çalışanlara fütur geldiği vakit şefkatli bir tokat yerler, intibaha gelerek yine o hizmete girerler. Bu kısmın hâdisâtı yüzden fazladır. Yalnız yirmi hadiseden on üç, on dördü şefkatli tokat yemişler, altı yedisi zecir tokatı görmüşler.

BİRİNCİSİ:Bu biçare Said'dir. Her ne vakit hizmete fütur verir, neme lâzım deyip hususî, nefsime ait işlerle meşgul olduğum zaman tokat yemişim. Hem de kanaatim geliyor ki, ihmalimden tokat yedim. Çünkü, hangi maksadım beni iğfale sevk etmişse, onun aksiyle tokat yerdim. Sair hâlis arkadaşlarımın da yedikleri şefkat tokatları, dikkat ede ede, benim gibi, hangi maksat için ihmal etmişse, onun aksiyle şefkat tokatlarını yediklerinden, kanaatimiz gelmiş ki, o hadiseler hizmet-i Kur'âniyenin kerametindendir.

Meselâ, bu biçare Said, Van'da ders-i hakaik-i Kur'âniye ile meşgul olduğum miktarca, Şeyh Said hâdisâtı zamanında vesveseli hükümet, hiçbir cihette bana ilişmedi ve ilişemedi. Vakta ki neme lâzım dedim, kendi nefsimi düşündüm, âhiretimi kurtarmak için Erek Dağında harabe mağara gibi bir yere çekildim. O vakit sebepsiz beni aldılar, nefyettiler; Burdur'a getirildim.

Devamını oku...

Bazen haberlere de yansıyan cenaze merasimlerinde yaşanan

‘hakkımı helal etmiyorum’ sözüne yakından göz atalım.

Ben de başta ifade edeyim.

Kimseye ‘birikmiş haklarımı helal etmiyorum’

Cenazelerde ki toplu helalleşme yaklaşımını da doğru bulmuyorum.

Kim kime nasıl hakkını helal ediyor.

Biliyor mi ki o helal ettiği adam arkasından neler çevirdi ?

Ne işler yaptı.

Ne iftiralar attı.

Ne gıybetler yaptı.

Ne fitne kazanları kaynattı.

İslam’da ‘helalleşme’ müessesesi vardır.

Çünkü insan aciz, zayıf, asi, nankör, mutlaka hata yapan , günah işleyen bir varlıktır.

Hal böyle olunca istiğfar , tövbe, özür,bağışlanma dileği de olacaktır.

Ama bunun yeri ve zamanı çok önemlidir.

Peygamberimizin ‘’Allah katında en hayırlı amel vaktinde kılınan namazdır’’ sözünden kastı başta namaz olmak üzere müspet-menfi tüm ibadetlerin ve görevlerin vaktinde ve zamanında yapılmasıdır.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 5 - 12

5