Perşembe, Mart 21, 2019
Text Size

Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

Selçuk Üniversitesi Kadın, Aile ve Toplum Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (Katum) Müdürlüğünün düzenlediği “Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” k...

İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

Konya Kültürünün işlendiği Koyunoğlu Müzesi İkindi Sohbetlerinde seçkin bir toplulukla "Mevlana ve İletişim" konusunu paylaştık. Gerçekten dinleyi...

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

  • Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma” konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım.

    Çarşamba, 13 Mart 2019 12:05
  • İkindi Sohbetlerinde ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 05 Mart 2019 08:34
  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01

Din



İblisin en büyük oyunlarından birisi mümini ağacın içerisinde yoğunlaştırıp ormanı görmesini engellemek, ya da sürekli ormana dikkate vererek ağacın ihmal etmesini sağlamaktır.

Rabbim bu konuda biz kullarını şöyle uyarır: ‘’(Buna rağmen) birbirinizi öldürüyor ve içinizden bazılarını yurtlarından sürüyor, onlara karşı günah ve zulüm işlemek için aranızda işbirliği yapıyorsunuz. Onları sürgüne göndermeniz yasaklandığı halde sürgüne gönderiyorsunuz. Sonra size esir olarak geldikleri takdirde fidye alış-verişi yaparak kendilerini kurtarıyorsunuz. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Oysa içinizden böyle yapanların cezası dünya hayatında perişanlıktan başka bir şey değildir. Onlar kıyamet günü de en ağır azaba çarpılacaklardır. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.’’ Bakara,2/85

Yine Fethi Yeken Türkçeye ‘Çalışmanın Elifbası’ veya ‘Çalışmanın ABC’si’ şeklinde tercüme edilen kitabında ; ‘’İslam’ ın birkaç hükmünü ele alıp, vitrine koyan, sloganlaştıran, bayraklaştıran hareketler çok hızla yayılır, ilerler. Ama asla maksada vasıl olamazlar. İslam’ı bütün ilkeleriyle ele alan yaşayan ve yaşatan hareketler yavaş ilerlerler ama kesinlikle maksada vasıl olurlar’’ der.

Dinimizde bir amelin Salih amel olması 3 şarta bağlıdır:

1.Düşünce özgürlüğü

2.Adalet

3.İstişare

Bunlar birbirini gerektiren, birbirini kuvvetlendiren, birbirine destek veren, biri diğeri olmadan olmayan 3 temel zaruri gerekliliktir.

Bu gün tüm İslam dünyasının üzerinde hassasiyetle durması gereken 3 temel mesele bunlardır.

Müslüman re-aksiyoner değil, aksiyonerdir.

Devamını oku...

Hayatımız imtihanımız.

Yollar, inişli, çıkışlı.

Alışmak yok.

Kanıksamak yok.

Otomatiğe bağlayıp, yaslanıp gevşemek yok.

İniş, çıkış, viraj, tümsek.

Abdullah b. Ömer,

“Nebî (asm) ile askerleri tepelere çıktıklarında Allahü ekber derler, düzlüklere indiklerinde de sübhânellah diye tesbih ederlerdi.” (Ebû Dâvûd, Cihâd 72) demiştir.

Ne kadar muhteşem bir uygulama.

Nebi’nin bu uygulamasının sosyal hayatımıza bakan yüzlerce hikmeti var.

İmtihan yeri olan bu dünyada hepimizin hayatında var iniş, çıkış.

Yükselirken, zenginlerken, akademik kariyer basamaklarını çıkarken, makam ve mevkilere kavuşurken, mal ve evlat sahibi olurken ; kısaca yeryüzünde insanın gururunu okşayan ne kadar yükseklik vasıtası varsa onlara sahip olunca sünneti seniyye gereği tekbir getireceksin.

Yani bu dünya imkanlarına sahip olduğunda nefsine bir gurur ve kibir gelmemesi için ;

“Allah en büyük” diyeceksin.

”Allah her şeyden daha büyük”.

Çünkü nefs ve şeytan koalisyonu insanı birkaç dünya nimetine , özellikle arka arkaya sahip olunca “küçük dağları ben yarattım” havasına sürükleyebiliyor.

Bu gün toplumda örneklerini görüyoruz.

Daha dün beraber olduğumuz insanlar dünyanın kısacık makam, mevki ,şan, şöhret ,para,araba v.b. süslerine sahip olduklarında değişiyorlar.

Uçuyorlar.

Oysa uçmak kolay ,inmek zordur.

Halbuki dünyada bize verilen her imkan bir deneme aracıdır.

Bir test vasıtasıdır.

Devamını oku...

1 Ekimde başlayacak olan Camiiler haftasının bu yıl ki teması ‘Camii ve Kitap’.

Kitap teoriyi anlatır, Camii teorinin pratiğe aktarıldığı en önemli, en merkezi mekandır.

İlahiyatçı kimliğimle camii konusunda çok yazılar yazdım.

15 Temmuzdan sonra ‘Bıraktığı boşlukla 15 Temmuzun en önemli muhataplarından birisi DİB Teşkilatımızdır’ dedim. DİB İnsanımızın fıtri olan inanma ihtiyacını karşılayabilirse insanlar başka yerlere müracaat etmezler.

Ama 15 Temmuz sürecini incelediğimizde gördük ki bu yapı etkili bir şekilde DİB içerisinde de yer almış, vaiz olan büyük imamlar, darbe sorumlusu İlahiyatçı akademisyenler çıktı.

Bu gün yazıyı uzatmadan tekrara düşmeden konunun önemine dair daha önce yazdıklarımı Camiide hizmetin devamlılığı için yeni çözüm önerilerimi hatırlatıp tarihe, 240 Şehidimize , 3000 e yakın Gazimize karşı Mahkeme-i Kübra’da savunma olabilecek bir metinle karşınızdayım.

Camiiler bizim hayatımızın merkezindeler, olmak zorundalar.

Camiilerin aktif olduğu kadar bir aktifiz,

Camiiler bizi kardeş kıldığı kadar kardeşiz,

Camiiler muhabbet ürettiği kadar toplumda muhabbet var.

Camiiler konusunda kendimin de çözüm konusunda elimi taşın altına koymaktan çekinmediğim/çekinmeyeceğim önerilerimi aşağıda ilgilenen dostların dikkatine sunuyorum.

İLK EMİR , KİTAP , CAMİİ VE BELEDİYELERİMİZ(Salı, 16 Haziran 2009)

Dinimizin ilk emri “oku”. O halde kitaba ulaşma ve okumayı özendirmek için mekanlar oluşturmak hepimizin vazifesi.

Köylüm , arkadaşım Doç. Dr. Kadir Özköse Aydınlar Ocağında “Afrika’da ki sufi akımları” anlattı. Senusilikte vazifeleri anlatırken su kuyusu kazmaktan, yılda en az 10 ağaç  dikmekten, kitap okumaktan ve kitapları “istinsah” tan bahsetti. Yani alimlerin yazdıkları kitapları el emeği ile çoğaltmaktan. Bu şekilde 1860 lı yıllarda Afrika’da  Cağbub'da ki merkez zaviyede 8 bin yazma kitaptan oluşan bir kütüphane oluşturulduğunu anlattı.

Dostlar, dünya tarihine baktığımızda şu gerçeği açıkça görürüz: Dünyaya yön veren, ışık saçan medeniyetler , her zaman en fazla kitap sayısına sahip kütüphaneleri kuran ve okuyan milletlerin sahip oldukları medeniyetler olmuştur.

Selçuklu Belediyesine ait bir  kütüphaneyi gezdim.3 bin kitap vardı. İnternet bağlı bilgisayarlardan öğrenciler ve vatandaşlar faydalanabiliyorlar, günlük gazeteler okunabiliyordu. Karatay Belediyesinin de böyle bir kütüphane açtığını basından okudum.

Büyükşehir Belediyesi önderliğinde ilçe belediyeleri, Müftülükler  ve ilgili STK’ nın katılımıyla her mahalleye bir kütüphane ve internet salonu açılabilir. Böylece gençlerimiz olumsuz internet cafe ortamlarından bu nezih kültür mekanlarına kazandırılarak büyük bir hayra kapı açılır.

Devamını oku...

Allah kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek istedi.

Ve bu  görev için halife sıfatıyla insanı yarattı.

İnsan tüm yaratılmışların üzerinde onların bir temsilcisi olarak çok geniş bir kabiliyetle, üstün yeteneklerle donatıldı.

Kainatta bulunan tüm varlıkların özellikleri insanda bütünleştirildi Yaratıcı tarafından.

Her insan tamamen özgün diğerinden farklı bir ayine olarak yaratıldı.

Taklit israftı ve Allah kainatta israfa asla müsaade etmedi.

Mükemmel bir ayine olacak misyon verildi insana , Rabbini yansıtsın için.

Bu mükemmel ayine Yaratıcısına aracısız bağlandığı kadar değerliydi.

Yaratıcısına direk muhatap olduğu kadar misyonunu ifa edebiliyordu.

Bir günçiçeği gibi güneşine ulaştığı kadar varlığına kavuşuyordu.

Özgünlüğünü kaybedip başkası olduğu anda aslında yok oluyor kendisindeki görevi taklit ettiği diğer insan üzerinde imha ediyordu.

Kısacası, Yaratıcıyı bir güneş gibi tasvir edersek güneşle direk muhatap olduğu anda var oluyor, yaratılış hikmetini yerine getiriyor, güneşle arasına birini aldığı anda aldığının uydusu oluyor, kendisi yok oluyordu.

Güneşe muhatap olanlar görünüyor, var oluyor , gölgedekiler kayboluyor , yok oluyordu.

Bu gün insanlara baktığımızda bunu net görürüz.

İki çeşit insan vardır.

1.Asıllar:Yaratıcıya direk muhatap olan, ‘’iyyakenegbudu ve iyyakenestain=Yalnız sana İBADET eder,yalnız senden YARDIM dileriz’’ diyenler.

2.Gölgeler:Hayatını başkasının gölgesinde, onun izin ve iradesinde sürdürenler.

Devamını oku...

Her şey Yaratıcının kendi Cemal ve Kemalini görmek ve göstermek istemesiyle başladı.

‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’ buyurdu.

Melekler önce itiraz etti ‘biz varız seni tesbih ve tahmid eyleyen’ diye.

Rabbim ‘ben sizin bilmediğinizi bilirim’ dedi ve melekler teslim oldular.

Beşeriyetin ilkiydin, varlığının mayasıydın ey Resul.

İşte benim beşeriyetten istediğim model bu manasıyla yarattı seni Rabbim.

Önce Adem’e Cennetin kapısında göründün ,yol gösterdin ona nurunla.

Sonra nurun nesiller boyu nebilerce taşındı.

Ve 571 de sen doğdun.

Beşeriyetin zirvesine 63 yıl kalmıştı artık.

Ahsen-i takvim ortaya çıkıyordu.

Üsvey-i hasene bir güneş gibi doğmuştu en zor zamanda.

Kainat tanımış ve alkışlamıştı Alemlerin Nurunu.

Her taraftan her biri en gür sesiyle seslenmişti:

’Hoş geldin ey Kainatın Efendisi !’

Bu ses kıyamete kadar susmadı, susmayacak.

Bu sesin susması zaten kıyamet olacak.

Zira bu ses sustu mu Kainat susacak.

Doldur bizim gönüllerimizi rahmete çağrınla Ey Allah’ın Elçisi

Coştur bizim kalplerimizi merhamete davetinle Ey Nebi.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 3 - 13

3