Cumartesi, Ocak 25, 2020

Text Size

Din



Dünyaya imtihan için gönderdiği kulları için kuralları teferruatıyla açıklayarak ve değişmeyeceğini ifade ederek Yüce Allah engin rahmet ve merhametini göstermiştir.

Hakim-i Rahim gerek Kur’an-ı Kerim (Hicr,15/9), gerekse Kitab-ı Kebir-i Kainat’ta/Fıtrat/Sünnetullah (Fetih,48/23; Fatır, 35/43) asla değişiklik olmayacağı taahhüdünde bulunmuştur.

Kuralların en önemlisi ise; imtihan için verilen sermayeyi en iyi şekilde tanımak ve en etkili biçimde kullanabilmektir.

Sermayenin en kıymetlisi sabır nimetidir.

“Allah çok kimyalar yaratmıştır. Ama sabırdan daha hayırlısını yaratmamıştır' sözüyle sabrın önemine dikkat çeker” der Mevlana Celalettin Rumi.

Ruhta engel, ruhta hastalık, ruhta acizlik, ruhta sınırlılık yoktur.

Ruh beden dahil bütün arızi-dış etkenlerden özgürdür.

Ruhun en büyük ihtiyacı; önce kendini, sonra Rabbini bilip potansiyelini keşfedip sabırla kendini gerçekleştirip asli vatanı ebedi cenneti hak etmesidir.

Bu anlamda insan herkesin kendine özel sorularla imtihan olunur, ama genel çerçeve ve imtihana takınılacak tavır bellidir.

“Andolsun ki, sizi korku ve açlıkla, mallardan, canlardan ve (alın teri) ürünlerinden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!” Bakara, 2/155.

İmtihanımızı en çok zorlaştıran husus ise yaşadığımız “an” için verilen sermayenin geçmişin gamlarına ve geleceğin endişelerine sarf edilip “an”ı zayıf bırakmaktır.

Hakim olan Allah Kainatta sıfır israf ilkesiyle yarattığı için bütün nimetlerini anlık, taze ve o zamana mahsus vermektedir.

“An”ın nimetini, enerjisini dün ve yarına harcayan insan kendisini çaresiz hissedebilmektedir.

Oysa Cenab-ı Hak ümitsizliğin boynunu vurmuş, o kapıyı imanı olan herkes için ezelden ebede kapatmıştır.

Devamını oku...

“Bütün kitaplar tek bir kitabın anlaşılması için okunur, bütün sohbetler bir kitabın yaşanması için yapılır.’’

Kurtuluş olarak Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’e sıkı sıkıya sarılmamızı açıkça emretmiştir.

Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı tutunun (hayatınızı ona göre düzenleyin) ve (İslam'la çelişen davranışlarınızla gruplara ayrılarak) birbirinizden kopmayın! Allah'ın üzerinizdeki (İslâm) nimetini düşünün ki, cahiliyet devrinde birbirinize düşmanlar iken o, sizin kalpleriniz arasında ülfet (yakınlık) meydana getirdi de onun nimeti sayesinde din kardeşleri oldunuz. Hem siz ateşten bir çukurun tam kenarında bulunuyordunuz da oraya düşmekten sizi (İslam ile) O kurtardı. İşte Allah size âyetlerini böylece açıklıyor ki, doğru yola eresiniz.”  Al-i İmran, 3/103.

Kainatı yaratan  ve halife olarak insanı seçen Yüce Allah insanın dünya ahiret kurtuluş reçetesi olarak Kur’an-ı Kerim’i göndermiş ve O’nu kıyamete kadar koruyacağını ifade etmiştir.

“Bu Kur'an'ı gerçekten biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz.”  Hicr, 15/9.

Kur’an-ı Kerim’in en büyük müfessiri Allah Elçisi Hz. Muhammed’(s.a.v.)dir.

Kur’an-ı Kerim’in kıyamete kadar korunacağına dair teminat Peygamberimizin sözleri olan Hadis-i Şerif’ler hakkında verilmemiştir.

Dolayısıyla bize hadis olarak aktarılan sözlerle ilk yapacağımız iş Kur’an’a arz etmektir.

Darphane ismi ile de anılan Kufe’de sahte para basıldığı gibi hadis rivayet edildiğini gören İmam-ı Azam Ebu Hanife ‘’Kur’an’a arz’’ metodunu ortaya koymuş ve geliştirmiştir.

Bir hadis Kur’an’dan herhangi bir ayetiyle çelişmemelidir.

Arefe gününde bir gün önce camide namazdan sonra hadis okuyan bir hoca arkadaşımız, “Arefe gününü oruçla geçirenin, bu yıl ve gelecek yıl ki günahları affolunur” şeklinde hadis(!) okudu.

Bunu dinleyen cemaat için 1 nafile oruç karşılığı 2 yıllık günah işleme özgürlüğü yolu açılmış olmadı mı?

Bakın bu hadis(!) olduğu iddia edilen söz hangi ayetlerle çelişiyor.

Devamını oku...

Hz. İbrahim(a.s.), 3 dinin Peygamber olarak baş tacı ettiği dedemiz Halilullahtır.

Ecdadımız bu sebeple 3 dinin ortak mekanı Kudüs’e ‘’İbrahim Halilullah’’ yazdı.

Kulların kalbine yerleşecek ve onları mutmain bir imana kavuşturacak Tevhidi en güzel anlatan İbrahim(a.s.) kıssasıdır.

‘’İbrâhim "Rabbim! Ölüleri nasıl diriltiyorsun, bana göster!" deyince, Rabbi "Yoksa inanmıyor musun?" demişti. O "Hayır inanıyorum, fakat kalbim tam kanaat getirsin diye" cevabını verdi. Rabbi "Kuşlardan dört tane al, onları kendine alıştır, sonra (parçalayıp) her bir tepeye onlardan bir parça bırak, sonra onları çağır. Koşarak sana gelecekler ve şunu bil ki, Allah hep galiptir ve hikmet sahibidir" buyurdu.’’ Bakara, 2/260.

Allah’a, Ahirete ve Peygamberliğe imanın ders verildiği ayette geçen bu kıssa üzerine çok tefsirler yapıldı, yapılıyor, yapılacaktır.

Biz Hz. Mevlana’nın zikrettiğimiz ayetin tefsiri üzerinde duracağız.

Allah’a ve ahirete iman ettim diyenlerin şu asırda dikkatle okumaları gereken bir anlamı içeriyor kıssa Hz. Mevlana’nın anlatımında.

‘’Tene ait dört huy, Halil'in kuşlarına benzer.

Kaz hırstır; horoz şehvet.

Makam tavusa benzer, kuzgun dileğe.

Sen vaktin Halil'isin.

Bu yol kesen 4 kuşu öldür.

Onları kesmek cana yol açar.’’ M. C. Rumi, 5/3331, 3344.

1. Kaz: Hırs: Bugün Müslümanlar imanlarının gereği İslam cemaati, ümmet ve insanlığa yönelik umumi fayda için çalışması gerekirken KAZ GİBİ 3 günlük dünya için sürekli biriktirme derdine düşmüş durumdalar. Oysa Kur’an-ı Kerim’in her yerinde zekat, sadaka, infak emredilmektedir.

‘’(Allah yolunda) sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilendir.’’ 2/168.

2. Horoz: Şehvet: Neslin devamı için verilen şehvet duygusu şeriat kuralları çerçevesinde sarf edilmezse kişinin dünya ve ahiretini mahveder. Mevlana Mesnevi’de(5/1335-1420) insandaki şehvet duygusunu eşeğin aletine; şeriat kurallarını ise eşeğin aletine takılan kabak ile tasvir eder. Şeriat kurallarına riayet edilmediğinde şehvet duygusu tasvirde olduğu(ev sahibesinin öümü) gibi kişinin dünya ve ahiretini yok etmektedir.

Şehvet duygusunun ne denli tehlikeli olduğuna işaret olarak şeriat kuralları dışındaki ilişkiler için ‘’yapmayın’’ değil ‘’yaklaşmayın’’ emri verilmiştir.

Devamını oku...

İnsan temiz bir fıtratla doğar.

Ve kulluğun en birinci şartı bu temizliği iyilikler ve ibadetlerle devam ettirmektir.

Günahlarla kirlendiğinde ise derhal tövbe ve istiğfarla temizlenmektir.

Dünyadaki bu imtihan yolculuğumuz son nefese kadar devam eder.

Dünya imtihanında insanların ve cinlerin görevi yaratıldıkları fabrika ayarları üzerinde ‘’temiz’’ kalmaya çalışmaktır.

İmtihana muhatap olan İnsanlar ve cinler dışındaki varlıkların mizan ve ölçüleri fabrika ayarlarında sabitlenmiş, insanlar ve cinlerin ki kendi akıl, kalp, vicdan ve iradelerine bırakılmıştır.

İnsanların ve cinlerin önüne alayı illiyin bakımından  en büyük meleği geride bırakacak, esfel-i  safilin tarafından ise şeytanı geçecek bir yol açılmıştır.

Onlara takva ve fücur programları yüklenmiş ve seçim kendilerine bırakılmıştır.

Şeytan ve nefsin hücumuyla fabrika ayarları bazen bozulabilir.

Devamını oku...

İlk emir oku.

‘’Oku’’ emrinin Kur’an’ı Kerim’de bulunduğu Alak suresi:

Alak suresi; Mushaftaki sıralamada doksan altıncı, iniş sırasına göre birinci sûredir. Kalem sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Baştan beş âyeti Hz. Peygamber’e gelen ilk vahiy olduğundan ilk inen sûre kabul edilir. Geri kalan on dört âyetinin ise sonraları Ebû Cehil hakkında indiği rivayet edilmiştir. Bazı Kur’an tarihçileri ilk inen sûrenin Müddessir, bazıları da Fâtiha olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Buhârî ve Müslim’de Hz. Âişe’ye isnad edilen rivayete göre Hz. Peygamber, içinde yalnız kalmayı âdet edindiği Hira mağarasında iken Ramazan ayının 27. gecesi (Pazar-Pazartesi) tan yerinin ağarmaya başlamasından az önce ufukta nurdan bir şekil görmüş; o zamana kadar hiç karşılaşmadığı bu nuranî varlığın (Cebrâil) kendisine seslendiğini duymuştur. Hz. Peygamber olayı şöyle anlatır: “Melek bana okumamı emretti. Kendisine okuma bilmediğimi söyledim. Beni kollarının arasına alıp kuvvetle sıktı; sonra ‘oku!’ dedi. Ben yine, ‘Okuma bilmem’ dedim. Beni tekrar kollarının arasına aldı, kuvvetle sıktı ve ‘oku!’ diye tekrar etti. Ben yine ‘Okuma bilmem’ dedim. Üçüncü defa kollarının arasına alıp daha kuvvetlice sıktıktan sonra bıraktı ve şöyle dedi: ‘Yaratan rabbinin adıyla oku; O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, kalemle (yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediklerini öğretmiştir.” (bk. Buhârî, “Bed’ü’l-vahy”, 3; Müslim, “Îmân”)

Sûrede okumanın önemi vurgulanmakta, insanın neden yaratıldığına dikkat çekilmekte, kendini kendine yeterli görüp nankörlük eden insanın taşkınlığı ve bunun acı sonuçları anlatılmaktadır.

İkinci emir yaz.

‘’Yaz’’ emrinin Kur’an-ı Kerim’de yer aldığı sure Kalem suresi:

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 1 - 14

Başlangıç
Önceki
1