Cumartesi, Mayıs 26, 2018
Text Size

Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

  Ereğli'de 15 Temmuz Anaokulu Salonunda Veli ve Eğitimcilere Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.    

Akademik Bakış'ta ''Kök Hücre Üretim Merkezi Aile''yi konuştuk..

Gökhan Kırlangıç kardeşimin hazırlayıp sunduğu Ribar Fm'de yayınlanan Akademik Bakış'ta ''Kök Hücre Üretim Merkezi Aile''yi konuştuk.

Radyo Gençlikte 'Canefşan' programına konuk olduk...

Radyo Gençlikte Filiz Akman'ın hazırlayıp sunduğu 'Canefşan' programında 'Aile' yi konuştuk..

  • Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

    Salı, 03 Nisan 2018 09:02
  • Akademik Bakış'ta ''Kök Hücre Üretim Merkezi Aile''yi konuştuk..

    Perşembe, 08 Mart 2018 14:52
  • Radyo Gençlikte 'Canefşan' programına konuk olduk...

    Cuma, 02 Şubat 2018 14:02
  • Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Yüksek Lisans Öğrencileriyle Ders Yaptık...

    Çarşamba, 27 Aralık 2017 14:54
  • Meram Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Gençleriyle Tecrübelerimizi paylaştık.

    Çarşamba, 27 Aralık 2017 14:43

Din



Arap diliyle tesis edilen İslam’a dair hakikatler diğer dillere tercüme edilirken zaman ve zeminin de etkisiyle gerçek anlamından koparılabiliyor.

Bugün her şeyi sorgulayan genç beyinlere ikna edici cevaplar verilememesinin altında; Orijinal metinlere bakılıp günümüze yorumlanması gereken hakikatlerin çok önceden yapılmış tercüme ve yorumların kullanılması yoluyla cevaplanması hatası  yatmaktadır.

‘’Darebe ‘’ kelimesinin tercümesinde müfessirlerin yaptığı hata bunun en önemli örneklerindendir. Yaşayan Kur’an olan Hz. Muhammed(s.a.v.)’in hayatının hiçbir döneminde şiddet yokken ve şiddete asla onay vermemişken ‘’darebe’’ kelimesinin ‘’dövün’’ şeklinde tercüme edilmesi ve hadislerde de aynı mana verilmesi İslam’a zarar veren uygulamalara kaynaklık etmiştir.

Bu yanlış tercüme Ailede dayak, Camide dayak, Kur’an Kursunda dayak, Okulda dayak, Sanayide dayak, Asker(Peygamber) Ocağında dayak, Kreşte dayak v.b. hayatın tüm alanlarında dayak uygulamasını meşrulaştırmıştır.

Modernizmin baskısıyla bunalan ve çıkış yolu arayan taklitçiler hatalarını itiraf edip düzeltmek yerine ‘’(hafifçe) dövün’’ şeklinde bir acubeye de  imza atmışlardır.

Hızla uyanıp, tevbe ve istiğfarla hata itiraf edilmezse bu ‘’darebe’’ meselesi daha çokkk can yakacak bilesiniz.

Bknz: ŞU ‘DAREBE’ MESELESİ ÇOK CANIMIZI YAKTI , HALA DA YAKIYOR… http://www.cemilpasli.com/ahlak/su-darebe-meselesi-cok-canimizi-yakti-hala-da-yakiyor

‘’Darebe’’ kelimesinden daha önemlisi ‘’takva’’ kelimesinin tercümesinde yapılan büyük hatadır.

“Korunmak, itina göstermek, kurallara sıkı sıkı bağlanmak, sığınmak, sakınmak, çekinmek” gibi mânalara gelen takva, dinî metinlerde şöyle ele alınıyor: Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınmak, Allah’tan sakınmak, azaba götürecek eylemlerden uzak durmak, nefsi günahtan muhafaza etmek, Allah’ın korumasına girmek, dinin bütün emir ve yasaklarını titizlikle uygulamak, Hz. Peygamber’e tam mânası ile bağlanmak.

Hz. Peygamber takva bağlamında şu öğüdü veriyor: Takva sahibi bir kimse Allah’ın emir ve yasaklarına uymanın yanında, haram ve helâl olduğu şüpheli şeylerden de sakınmalıdır.

Kesin hüküm şudur: İslâm nazarında en üstün kişi en fazla takva sahibi olandır. ‘’

Devamını oku...

Şerif Mardin’in tespitiyle bu coğrafyada en etkili faktör : Din

Dinin ağırlık ve çekim merkezi camii.

Yesrip’i Medine yapan Peygamberimizin ilk yaptığı iş Mescid.

Medeniyetin inşa edildiği Medine bir vücutsa onun kalbi mescit.

Peki ‘’Kitabın anası/Ümmü’l Kitap’’ı muhafaza edip ,’’müteşebihatı’’ güncellemeye nereden başlayacağız?

Tabii ki dinin/şehrin kalbi/merkezi mescit ve camilerden.

Biz İbrahim Günay kardeşimle uygulamalarla bezenmiş güncelleme örnekleri derledik son 2 yılda.

8 Konferans, 2 Panel, 5 farklı program ve yüzlerce etkinliğe imza attık.

Yaptıklarımızı, amaçlarımızı enformasyonun en kalıcı şekli olan kitaba döktük.

Bizim yaptıklarımız ‘’gönüllü’’ faaliyetlerdi.

İstedik ki; Tarihe bir kayıt düşelim.

Dileğimiz odur ki; Asıl işleri bu işler olanlara ilham verelim.

Arzumuz şu ki; ’’Güncelleme’’ talebini en yüksek perdeden dile getiren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dikkatine uygulamalı, somut misaller sunalım.

Duamız budur ki; Nasrettin Hocamızın dediği gibi göle bir maya çalalım ve maya tutsun.

Bu duygu ve düşüncelerimizi kısaca ifade sadedinde kitabın girişine şu cümleleri koyduk:

Bizimkisi; mütevazı, minik adımlarla dev bir hedefe yürüme gayreti...

Tarihte oluşturduğumuz kocaman bir boşluğa büyük harflerle seslenme çabası...

Verimli topraklara saçılan tohum ve hepsinden önemlisi kavramın içini doldurma arzusu...

Devamını oku...

1.Evrenin sahibi olan yaratıcımız ALLAH’ı nass ve akli delillerle anlatmak: Kelam ilmi, gerek burhan-ı inni/eserden müessire ve burhan-ı limmi/müessirden esere metotlarıyla nassın ışığında akli delillerle Kainatı ve bizleri yaratan Allah’ı anlatır. Kainatı yaratarak kendi cemal ve kemalini görmek ve bizlere göstermek isteyen Rabbimizi Kur’an’ın rehberliğinde ve aklın ışığında talibi olan herkese tarif eder.

2.Doğru İNANÇ ve İSTİKAMETLİ davranışlardan oluşan HİDAYETİ tarif etmek: Kur’an ve Sahih sünnetle bize ulaşan doğru inançlarımızın akıl, kalp ve vicdanda tesisi ve doğru inancın tabii sonucu istikametli davranışların hayata yansıtılmasıyla elde edilen hidayeti tüm insanlığın dikkatine sunar.

3.Dünyada ERDEMLİ bir hayatın yolunu göstermek: Fücur ve takva programının birlikte yüklendiği (Şems, 91/8) insanlara takvayı ve takvanın sunduğu erdemli bir hayatı göstererek hem dünyada hem ahrette mutlu bir hayatın kodlarını tarif eder. Rabbim Kur’an-ı Kerim’de ‘’iyiler cennete kötüler cennete gidecek’’ yerine ‘’iyiler cennette kötüler cehennemdedir (İnfitar, 82/13-14)’’ ayetiyle müminin imanın sonucu olarak yaptığı , yaşadığı ve yaşattığı iyilikler sayesinde sadece ahrette değil dünyada dahi cennetin numunesi diyebileceğimiz saadet ve lezzetleri tadacaktır mesajını çok net bir şekilde verir. Kafir ise küfrünün ve yaptığı kötülüğün sonucu olarak ahrette gireceği cehennemin numunesi diyebileceğimiz elem ve azapları dünyada dahi yaşayacaktır.

4.Ahirette EBEDİ MUTLULUĞA ulaşma hedefini izah ve ispat etmek: İmtihan için gönderilen ve yaratıldığı anavatanı olan cennetten dünyaya indirilen insana nassi ve akli delillerle tekrar ebedi saadetin merkezi olan cennete ulaşma konusunda rehberlik eder. Mikro ve makro alemden topladığı delillerle insanın akıl, kalp ve vicdanına tatmin edici deliller sunan Kelam ahrette ebedi mutluluğa insanı teşvik ederken aslında ahiret hayatının öncesinde dünya dahi saadetli bir hayatın yolarını sunmuş olur.

5.NASS VE AKLİ delillerle İmanı TAKLİTTEN TAHKİKE yükseltmek: Kur’an-ı Kerim; İnsanı halife/eşref-i mahlukat/ahsen-i takvim mertebesine çıkaran aklımızın Kainat kitabını nasıl okuyacağını öğretir. Bu anlamda Kur’an-ı Kerim bir amaç değil araçtır. Amaç ise Kur’an-ı Kerim’in rehberliğinde aklın tüm kainatta şifrelenmiş olarak bulunan hakikatlerin keşfini sağlamaktır. Temel amaç, zerreden küreye , atomdan yıldızlara tüm evrende Rabbimizin ‘’Made in Allah’’ mührünü görmek ve göstermektir. Bu gözle kainata bakan insan imanını taklitten tahkike çıkaracak baktığı, gördüğü, işittiği, tattığı, hissettiği her şeyde Yüce Allah’ın ilmini, kudretini, şefkatini, merhametini görecektir.

Devamını oku...

Kesin doğru, vahiyle teyid edilmiş bilgi;

Sadece Peygamberlerin sözleri ve onlarla gönderilmiş, tahrif edilmemiş, bozulmamış kutsal metinlerde olan bilgilerdir.

124 bin Peygamber zincirinin son halkası Hz.Muhammed(s.a.v.) Kıyamete kadar bizlere yetecek doğru bilgileri veya doğru bilgiye ulaşmamızın usullerini uygulamalı olarak anlatmış ve Rabbimizce korumalı (Hicr, 15/9) Kur’an-ı Kerim ile sabitlemiştir.

Bu anlamda kıyamete kadar insanlığın karşılaşacağı siyasi, kültürel, ekonomik, sosyal sorunların çözümüne dair kök hücreler Kur’an Kerim ve Sahih Sünnet’te vardır.

‘’Size şunlar haram kılındı: Kendiliğinden ölen hayvan (leş), kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilen hayvan, bir de henüz canı üzerinde iken yetişip kesemediğiniz boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından (boynuzlanma ile) öldürülmüş, yırtıcı hayvanlar tarafından parçalanmış hayvanlar; ancak yetişip kestiğiniz hayvan müstesna. Bir de dikili taşlar üzerinde (cahiliyet devrinde taşlara hürmeten) kesilenler, fal okları ile kısmet aramanız. İşte bunları yapmak (doğru) yoldan çıkıştır. Artık bugün inkârcılar dininizi söndürmekten ümitlerini kestiler. Öyleyse onlardan korkmayın, bana karşı gelmekten sakının. İşte bugün sizin dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslâm'ı beğendim/seçtim. Kim günaha meyletmeksizin açlıktan bunalıp çaresiz kalırsa, haram olan etlerden yiyebilir. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.’’         Maide, 5/3

Maide 3. Ayetle İnsanlığın dünya/ahiret mutluluk rehberi İslam’a son şekli verilmiş, ölçü net bir şekilde vaaz edilmiştir.

İnsanın değeri samimi çabasıyla eşit görülmüş sık sık acziyeti hatırlatılmış sınırlarını bilmesi konusunda sık sık uyarılmıştır.

‘’(Bedir'de) onları siz (kendi gücünüzle) öldürmediniz, fakat onları (Hakka direndikleri için) Allah öldürdü. (Ey Resulüm! Avucundaki kumu) attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı(rıp onları yenilgiye uğrattı). Allah bunu, inananları güzel bir imtihana tabi tutmak için yapmıştır. Muhakkak ki Allah (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilendir. Enfal, 8/17

Aslında ‘’takva’’ kelimesinin en güzel anlamı Yüce Yaratıcımızın bize çizmiş olduğu sınırlara riayet etmek demek.

Takva/ittika: Rabbimizin koyduğu sınırları korumak demek.

Takvanın korkmak şeklinde tercümesi Kur’an-ı Kerim’in ruhuna tamamen zıttır.

Zira Rabbimiz onlarca yerde;

Devamını oku...

İblisin en büyük oyunlarından birisi mümini ağacın içerisinde yoğunlaştırıp ormanı görmesini engellemek, ya da sürekli ormana dikkate vererek ağacın ihmal etmesini sağlamaktır.

Rabbim bu konuda biz kullarını şöyle uyarır: ‘’(Buna rağmen) birbirinizi öldürüyor ve içinizden bazılarını yurtlarından sürüyor, onlara karşı günah ve zulüm işlemek için aranızda işbirliği yapıyorsunuz. Onları sürgüne göndermeniz yasaklandığı halde sürgüne gönderiyorsunuz. Sonra size esir olarak geldikleri takdirde fidye alış-verişi yaparak kendilerini kurtarıyorsunuz. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Oysa içinizden böyle yapanların cezası dünya hayatında perişanlıktan başka bir şey değildir. Onlar kıyamet günü de en ağır azaba çarpılacaklardır. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.’’ Bakara,2/85

Yine Fethi Yeken Türkçeye ‘Çalışmanın Elifbası’ veya ‘Çalışmanın ABC’si’ şeklinde tercüme edilen kitabında ; ‘’İslam’ ın birkaç hükmünü ele alıp, vitrine koyan, sloganlaştıran, bayraklaştıran hareketler çok hızla yayılır, ilerler. Ama asla maksada vasıl olamazlar. İslam’ı bütün ilkeleriyle ele alan yaşayan ve yaşatan hareketler yavaş ilerlerler ama kesinlikle maksada vasıl olurlar’’ der.

Dinimizde bir amelin Salih amel olması 3 şarta bağlıdır:

1.Düşünce özgürlüğü

2.Adalet

3.İstişare

Bunlar birbirini gerektiren, birbirini kuvvetlendiren, birbirine destek veren, biri diğeri olmadan olmayan 3 temel zaruri gerekliliktir.

Bu gün tüm İslam dünyasının üzerinde hassasiyetle durması gereken 3 temel mesele bunlardır.

Müslüman re-aksiyoner değil, aksiyonerdir.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 1 - 12

Başlangıç
Önceki
1