Çarşamba, Ocak 27, 2021

Text Size

Din

Mekke’de tek başına başladığı tevhid mücadelesindeki Hz. Muhammed(s.a.v.) ile 23 yıllık çabasından sonra Veda Haccında 100 bin kişiye hitap eden Hz. Muhammed(s.a.v) aynı tevazu, mahviyet, vakar ve ahlakı ortaya koydu.

Bu sünnete mebde(başlangıç) ile müntehayı(sonuç) birleştirmek diyoruz.

Rabbi en güzel terbiye ile terbiye etmiş ve Hz. Muhammed(s.a.v.)'i bize örnek bir ahlakla donatmıştı.

Peki, nasıl tamamlandı bu süreç? Birkaç örnekle hatırlayalım.

Bedir meydanına 3 katı büyüklüğündeki bir müşrik ordusunun üzerine giderken ki Peygamber ile galip olarak dönen Peygamber aynı idi, zira Rabbi savaş kazanılınca Resulüne şu hatırlatmayı yapmıştı:

“(Bedir'de) onları (aslında) siz (kendi gücünüzle) öldürmediniz, fakat onları (Hakka direndikleri ve zulmettikleri için) Allah öldürdü. (Ey Resul! Avucundaki kumu) attığın zaman da (aslında) sen atmadın, fakat Allah attı(rıp onları yenilgiye uğrattı). Allah bunu, inananları güzel bir imtihana tabi tutmak (sabır ve metanet konusunda eğitmek) için yaptı. Muhakkak ki Allah (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilendir” Enfal, 8/17.

“İnananlara: "Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?" diyordun. Evet, güçlüklere karşı direnir ve erdemli davranırsanız, düşman aniden size saldırdığında, Rabbiniz akın akın gelen (her türlü savaş taktiğini bilen teçhizatlı ve özel işaretli süvari birlikleri halinde) beş bin melekle size yardım edecektir” Al-i İmran, 3/124-125.

Uhut’ta daha özgüven ve motivasyonla yine kendilerinde 3 kat büyüklüğündeki müşrik ordusu üzerinde giden Hz. Muhammed(s.a.v.) ile yüzüne kanca batmış, dişi kırılmış, amcası Hz. Hamza(r.a) dahil 70 sahabesini şehit vermiş, savaştan mağlup dönen Hz. Muhammed(s.a.v.) aynıydı, Rabbi onun nu güzel halini övmüş ve bizlere de tavsiye etmişti:

“(Ey Resul! Uhud gazvesinde olduğu gibi her zaman) Allah'tan gelen merhamet sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer sert, katı kalpli biri olsaydın, kuşkusuz çevrenden uzaklaşırlardı. O halde onları bağışla, kendileri için Allah'tan af dile ve toplumu ilgilendiren her konuda onlarla müşavere et ama karar verince artık Allah'a güven (ve o işi yap). Zira Allah, tevekkül edenleri sever” Al-i İmran, 3/159.

Ve yine Rabbi hatırlatmıştı:

Devamını oku...

“Namazları ve (özellikle) orta (sabah) namazını (üstlerine düşerek, titizlik göstererek) koruyun (hayatınızı bu namaza göre planlayın) ve Allah'a gönülden boyun eğiciler olarak (namaza) durun (içten saygınlık ve bağlılıkla Allah’a kulluk edin).” Bakara, 2/238.

Kur'ân'da Hz. Muhammed (sav)'in ümmetini övme bağlamında kullanılan aynı kökten gelen vasat (en hayırlı) ümmet(Bakara, 2/143) ifadesine bakılarak Salât-ı Vustâ için de "en hayırlı

namaz" tanımlaması yapılabilir.

Hz. Ali ve İbn Abbas olmak üzere bir grup sahabe ve tabiîne göre orta namaz sabah namazıdır. (Muvatta', 350, I, 139; Beyhâkî, Sünen, 2168, I, 675; Râzî, Mefatihu’l-Ğayb, VI, 159).

İslam’da “ölüm” her şeyin başlangıcı olması itibariyle hayatın merkezine konulmuştur.

Dünyadaki imtihan serüvenimizi anlatan ayette Rabbimiz ölümü hayatın önüne koyarak zikrederek önemine dikkat çekmiştir:

“O, amel bakımından hanginizin (İslam’a uygun davranış, ahlâk ve anlayışta) daha iyi (daha güzel ve verimli) olacağını denemek (ve hak ettiği karşılığı vermek) için ölümü ve hayatı yarattı. O, Üstün ve Güçlü olandır, çok Bağışlayandır.” Mülk, 67/2.

İnsan da anne karnında ölür, dünyaya doğar, dünya da ölür kabir kapısından geçer ve ebedi hayata yine ölüm vasıtasıyla ulaşır.

“Ölümü merkeze alma” İslam Ümran’ının kuşattığı bütün anlara sirayet etmiştir.

Mesela; kabirler caminin bahçelerine yapılır, ölümü haykıran kabir taşları günde 5 vakit dirilere hayat versin düşüncesi ile…

Günler güneşin ölümü(batışı) ile başlar İslam’ın yorumunda.

Perşembe günü akşam vakti güneşin batımıyla biter ve Cuma günü başlar.

Devamını oku...

İnsanın tek kalıcı ve değerli sermayesi ruhudur.

Dünya imtihanında ruhumuzu taşıması için emaneten kiraladığımız bedenimiz anne karnından doğar, çıplak hali bir kundağa sarılır.

İmtihan süresi dolup ta “kalemi bırak!” emri verildiğinde kiralık, ruh emanet vücuttan ayrılır ve beden bir kefene sarılarak geldiği toprağa, geri-dönüşüm için defnedilir.

Dolayısıyla aslolan başlangıçta ve sonda ruh ve ruha dair değerlerdir.

“O gün ne malın bir faydası olur, ne de evlâdın. Yalnızca Allah'ın huzuruna kötülükten korunmuş bir kalple çıkanlar (kurtulacaktır)!” Şuara, 26/88,89.

İşin özü temiz teslim aldıklarımızı temiz teslim etmektir.

Temiz, olmanın, temiz kalmanın yolu iyi olmaktan, iyilik yapmaktan, kötülükten uzak durmak, eli, dili, beli kötülüğe kayarsa da tevbe-istiğfar ile temizlenmektir.

İşin en hassas noktalarından birisi ise, sizi en doğru yere götürdüğünü düşündüğünüz iyiliklerin iptal edilmesiyle “iflas” durumuna düşmenizdir.

Şov yapmanın, şöhretin, beğeni arzusunun, çoğaltma tutkusunun zirve yaptığı böyle bir dönemde bizi ahirette kurtaracak iyiliklerimize zarar vermemesi için azami dikkat ve özeni göstermeliyiz.

Yapılan iyilikleri üç şey boşa çıkarır:

Devamını oku...

Allah kapısına el açıp isteyeni asla boş çevirmiyor.

İblis’in talebini dahi geri çevirmedi.

Onun kıyamete kadar isyanına sebep olan “ben Adem’den(insandan) üstünüm” iddiasının peşinde koşması için istediği izin dahi verildi:

“İblis: “Ey Rabbim, o halde insanların tekrar dirilecekleri güne kadar bana yaşama süresi tanı” dedi.

(Allah) buyurdu ki: “Öyleyse, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen (kıyamete) gün(ün)e kadar mühlet verilenlerdensin.”

(İblis) dedi ki: “Ey Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlaslı olan kulların hariç, onların hepsini azdıracağım.”

(Allah) buyurdu ki: “İşte bu (ihlas) bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur.”

Ve hiç şüphe yok ki, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir. Onun yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı için bir grup ayrılmıştır.”

Şüphesiz Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan kimseler, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. Onlara: “Esenlikle ve güven içinde oraya giriniz” denecektir.

Biz, onların gönüllerindeki kini söküp atmışızdır. Onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar. Onlar orada bıkkınlık hissetmezler, oradan çıkarılmaları da söz konusu değildir.

(Ey Resulüm!) Kullarıma, benim çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici olduğumu haber ver. (Bununla beraber) azabımın da çok acıklı bir azap olduğunu bildir.”  Hicr, 15/36-50.

Aslında kısa dünya serüvenimizin özeti yukarıdaki ayeti kerimelerde ifade edilmiş…

Devamını oku...

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de 3 amel için “yapmayın” tabiri yerine “yaklaşmayın” tabirini kullanıyor.

Burada haram olan o fiillere yaklaşmak.

Yaklaştınız mı?

Yaparsınız.

Yaptınız mı?

Yanarsınız.

Dünya ahiret hayatınızı mahveder, ebedi helake uğrarsınız.

Nedir bu 3 amel?

1. Zina: “Zinaya yaklaşmayın (ona zemin oluşturacak davranışlardan uzak durun)! Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.” İsra, 17/32.

2. Faiz: “Faiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Zaten alışveriş de faiz gibidir" demelerindendir. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kıldı. Kime Rabb'inden bir öğüt gelir de faizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir, onun işi Allah'a aittir. Kim faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır.” Bakara, 2/275.

3. Yetim Malı: “Bir de erginlik çağına girinceye kadar en uygun tarzın dışında yetim malına yaklaşmayın! Ölçüyü tartıyı tam ve denk yapın! (Biz) hiçbir kimseye taşıyabileceğinden fazlasını yüklemeyiz. Ve bir görüş belirttiğinizde, yakın akrabanız olsa da, adil olun (taraf gözetmeyin). Allah'a karşı taahhütlerinize (daima) riayet edin! Öğüt alırsınız diye (Allah) size bunları emretti.” Enfal, 6/152.

Yetim malı kapsamında; direk, özellikle bir sahibi olmayan kamu ve vakıf mallarının da dâhil olduğunu lütfen hiçbir zaman unutmayın.

Bu sebepten “Yetim malına yaklaşmayın” emri içerisine “Kamu ve vakıf malına yaklaşmayın” emri özellikle ve ehemmiyetle dâhildir.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 1 - 15

Başlangıç
Önceki
1