Cumartesi, Kasım 17, 2018
Text Size

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

  Ereğli'de 15 Temmuz Anaokulu Salonunda Veli ve Eğitimcilere Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.    

Akademik Bakış'ta ''Kök Hücre Üretim Merkezi Aile''yi konuştuk..

Gökhan Kırlangıç kardeşimin hazırlayıp sunduğu Ribar Fm'de yayınlanan Akademik Bakış'ta ''Kök Hücre Üretim Merkezi Aile''yi konuştuk.

  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01
  • Emirgazi'de öğretmenlerimizle beraberdik...

    Pazartesi, 24 Eylül 2018 11:06
  • Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

    Salı, 03 Nisan 2018 09:02
  • Akademik Bakış'ta ''Kök Hücre Üretim Merkezi Aile''yi konuştuk..

    Perşembe, 08 Mart 2018 14:52

Son Yazılarım

Tarihin omuzlarımıza yüklediği yük her geçen gün ağırlaşıyor.

Kalıp cümlemiz aslında bu günlerde tam anlamını buluyor.

Birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz bir dönemi yaşıyoruz.

Mazi-Hal-Müstakbelde bizi birleştirecek ortak paydalarımız/asgari müştereklerimiz yerine bizi ayrıştıracak

azami farklılıklar üzerinde durduğumuz takdirde birlik ve beraberliğimiz zarar görüyor.

Binlerce ortak noktamız yerine onlarca farklı tarafımız ayın güneşi kapatması gibi bizi karanlıkta bırakıyor.

10 Kasım klasiği gibi yine tartışmalar.

Herkes her konuda diğeri gibi düşünmek  zorunda değil elbette.

Ama herkes diğerinin düşüncesine saygı duymak zorunda.

Her zaman yazıyorum:

Bir amelin , Salih amel olması için en az 3 şartı birlikte taşıması gerekiyor.

Ben bu şartlara Salih amelin saç ayağı diyorum.

Bunlar:

1.Adalet

2.Düşünce özgürlüğü

3.İstişare

Bu 3 nden biri eksik olduğunda Salih amel gerçekleşmez.

Zira yapılan işin adil olması için herkesin düşünce özgürlüğüne sahip bir biçimde istişare ile fikrini ifade etmesi gerekir.

Veya istişarenin hakkıyla yapılması için insanların adil olması ve düşüncelerini açık yüreklilikle ortaya koyabilmesi şarttır.

Başka bir açıdan da adil insanlar bir araya gelip istişare yapamadığı sürece düşünce özgürlüğü gerçekleşemez.

Mazi-Hal ve İstikbalimize dair tüm kişi ve konuları bu ölçüyle değerlendirmek zorundayız.

Devamını oku...

1.Evrenin sahibi olan yaratıcımız ALLAH’ı nass ve akli delillerle anlatmak: Kelam ilmi, gerek burhan-ı inni/eserden müessire ve burhan-ı limmi/müessirden esere metotlarıyla nassın ışığında akli delillerle Kainatı ve bizleri yaratan Allah’ı anlatır. Kainatı yaratarak kendi cemal ve kemalini görmek ve bizlere göstermek isteyen Rabbimizi Kur’an’ın rehberliğinde ve aklın ışığında talibi olan herkese tarif eder.

2.Doğru İNANÇ ve İSTİKAMETLİ davranışlardan oluşan HİDAYETİ tarif etmek: Kur’an ve Sahih sünnetle bize ulaşan doğru inançlarımızın akıl, kalp ve vicdanda tesisi ve doğru inancın tabii sonucu istikametli davranışların hayata yansıtılmasıyla elde edilen hidayeti tüm insanlığın dikkatine sunar.

3.Dünyada ERDEMLİ bir hayatın yolunu göstermek: Fücur ve takva programının birlikte yüklendiği (Şems, 91/8) insanlara takvayı ve takvanın sunduğu erdemli bir hayatı göstererek hem dünyada hem ahrette mutlu bir hayatın kodlarını tarif eder. Rabbim Kur’an-ı Kerim’de ‘’iyiler cennete kötüler cennete gidecek’’ yerine ‘’iyiler cennette kötüler cehennemdedir (İnfitar, 82/13-14)’’ ayetiyle müminin imanın sonucu olarak yaptığı , yaşadığı ve yaşattığı iyilikler sayesinde sadece ahrette değil dünyada dahi cennetin numunesi diyebileceğimiz saadet ve lezzetleri tadacaktır mesajını çok net bir şekilde verir. Kafir ise küfrünün ve yaptığı kötülüğün sonucu olarak ahrette gireceği cehennemin numunesi diyebileceğimiz elem ve azapları dünyada dahi yaşayacaktır.

4.Ahirette EBEDİ MUTLULUĞA ulaşma hedefini izah ve ispat etmek: İmtihan için gönderilen ve yaratıldığı anavatanı olan cennetten dünyaya indirilen insana nassi ve akli delillerle tekrar ebedi saadetin merkezi olan cennete ulaşma konusunda rehberlik eder. Mikro ve makro alemden topladığı delillerle insanın akıl, kalp ve vicdanına tatmin edici deliller sunan Kelam ahrette ebedi mutluluğa insanı teşvik ederken aslında ahiret hayatının öncesinde dünya dahi saadetli bir hayatın yolarını sunmuş olur.

5.NASS VE AKLİ delillerle İmanı TAKLİTTEN TAHKİKE yükseltmek: Kur’an-ı Kerim; İnsanı halife/eşref-i mahlukat/ahsen-i takvim mertebesine çıkaran aklımızın Kainat kitabını nasıl okuyacağını öğretir. Bu anlamda Kur’an-ı Kerim bir amaç değil araçtır. Amaç ise Kur’an-ı Kerim’in rehberliğinde aklın tüm kainatta şifrelenmiş olarak bulunan hakikatlerin keşfini sağlamaktır. Temel amaç, zerreden küreye , atomdan yıldızlara tüm evrende Rabbimizin ‘’Made in Allah’’ mührünü görmek ve göstermektir. Bu gözle kainata bakan insan imanını taklitten tahkike çıkaracak baktığı, gördüğü, işittiği, tattığı, hissettiği her şeyde Yüce Allah’ın ilmini, kudretini, şefkatini, merhametini görecektir.

Devamını oku...

Kainatta süregelen 2 çeşit sistem var.

1.Rabbimizin ‘’sünnetullah ‘’ diye ifade ettiği tabiat kanunları ki insan dışında diğer varlıklar bu kanunları doğuştan kendilerine yüklenen programa sayesinde biliyorlar ve uyumla hareket ediyorlar.

2.İnsana verilen irade ile kendine açılan alanda dilerse sünnetullaha uyumla, dilemezse  -dünya/ahiret bedelini ödemeyi kabul ederek- uyumsuz hareket edebildiği sistem

Bireyler ve milletler Kainattaki ‘’sünnetullah ‘’ denilen sistemi yakından tanıdığı ve ona uyumlu hareket ettiği oranda yükselirler,ilerlerler,gelişirler.

Bir millet gelir bu sistemi tanır,uygun hareket eder ve Hak ve Adaletle yeryüzünde Allah’ın kullarına hizmet eder.

Hak’tan ve Adaletten ayrıldıklarında ise Rabbim onları başka bir milletle değiştirir.

‘’Ey inananlar !

Sizden kim dininden dönerse, Allah (onların yerine) kendisinin onları, onların da kendisini sevdiği, müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı sert ve onurlu bir toplum getirir ki onlar,

Allah yolunda gayret gösterirler, (bu uğurda) hiç kimsenin yermesinden ve kınamasından çekinmezler.

Bu Allah'ın bağışıdır, onu dilediğine (dileyene) verir. Allah lütfu geniş olandır, O (her şeyi) hakkıyla bilendir’’Maide,5/54.

Bir işin İslam’a(İslam’dan kasdımız Hz.Adem’le başlayan Hz.Muhammed’le tamamlanan tüm hak dinler)  uygun olması için 3 temel esası barındırması gerekir;

1.Adalet

2.Düşünce Özgürlüğü

3.İstişare

Anadolu irfanına sahip milletimiz asırların tecrübesiyle yukarıda  tarif ettiğimiz ‘’sünnetullah’’ en iyi anlayan ve yorumlayanlardan.

7 Haziran ve  1 Kasım seçimlerini değerlendirdiğimizde bu aziz milletim devleti yönetenlere  şu mesajı vermişti.

Devamını oku...

İslam tarihinin önemli olaylarından birisidir.

Efendimiz(sav) amcası Ebu Talib’in vefatıyla Kureyş müşriklerinin baskılarını alabildiğine artırması üzerine Taif şehrine gitmiş, orada on gün kalmış, ama davetine karşı horlanma, tezyif ve tahkir görmüş, taşlanmıştı.

Bunu üzerine geri dönerken gönlü kırık bir şekilde bir çardağın gölgesinde şu duayı yapmıştı:

‘’Allahım!

Kuvvetimin za'fa uğradığını, çaresizliğimi, halkın gözünde hor ve hakir görüldüğümü ancak sana arz ederim.

Ey merhametlilerin en merhametlisi, herkesin zayıf görüp de dalına bindiği biçarelerin Rabbi sensin, İlâhî, huysuz ve yüzsüz bir düşmanın eline beni düşürmeyecek, hatta hayâtımın dizginlerini eline verdiğim akrabamdan bir dosta bile bırakmayacak kadar bana merhametlisin. 

Ya Rabb, eğer bana karşı gazablı değilsen, çektiğim belâ ve sıkıntılara hiç aldırmam, fakat senin esirgeyiciliğin bunları da göstermeyecek kadar geniştir. 

Ya Rabb gazabına uğramaktan, rızandan mahrum kalmaktan, senin karanlıkları aydınlatan, din ve dünya işlerini dengeleyen nuruna sığınırım. Razı oluncaya kadar işte affını diliyorum. Bütün kuvvet ve kudret ancak seninledir..."

Bu olay ve benzerleri Müslümanlar olarak bizlere öz-eleştirinin nasıl yapılacağının en güzel örneklerini sunuyor.

Alemlerin en yücesi bizlere her halde kendimize dönüp öz eleştiri yapmamızı emrediyor.

Taif’ten dönen Peygamberimiz asla muhataplarını  suçlamadı, onları eleştirmedi, onların hata ve kabahatleriyle meşgul olmadı.

Karşılaştığı olumsuz durumlarda daima kendine dönerek ‘’neyi daha iyi yapabilirim’’ sorusunun cevabını bulmaya çalıştı.

Buna aksiyoner olmak, hareketi kendinden ve iç dinamiklerinden kaynaklanma diyoruz.

Müslüman re-aksiyoner değildir.Yani etkiye-tepkiyle hareket etmez.

Hayat kitabımız Kur’an-ı Kerim Müslümanlın muhatabına karşı alacağı tavrı ‘’kendisine yapılana en güzel iyilikle cevap vermek’’ olarak tarif eder.

İyilikle kötülük bir olmaz. Sen sana yapılan kötülüğe iyiliğin en güzeliyle karşılık ver. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.Fussilet,41/34

Devamını oku...

Olumlu ve değerli değişim, bireysel anlamda insanın esfel-i safilinden çukurundan kurtulup,ahsen-i takvim zirvesine doğru her gün yeni bir adım attığı sürecin adıdır.

Bunun tersi de mümkündür.

Devlet ve milletlerin değişimi de aslında bireylerin değişim yönü ve hızının bileşkesiyle doğru orantılı olarak artar ve ya azalır.

Elmas en çok değişimi yaşayan maden olduğu için en kıymetlidir.

İki günü birbirine eşit olan ziyandadır.

Hz. Muhammed(s.a.v.)

Kainatta geçerli olan sünnetulla/adatullah’ın değişmeyen kuralı:sürekli/kesintisiz değişim.

Aynı sularda/nehirde iki kez yıkanılmaz.

Herakleitos

Peki o halde siyasette, ticarette, kültürde, sporda kısaca hayatın her alanında mutlaka hakim kılınması gereken süreç: sürekli/kesintisiz değişim.

Bu sürekli/kesintisiz değişim kuralına Rabbim işaret eder:

Göklerde ve yerde bulunanlar, O'ndan isterler. O, her gün yeni bir iştedir.

Rahman,55/29

Peygamberimiz en net şekliyle sürekli/kesintisiz değişim gerçekliğini emreder.

‘Allah işini geliştiren, ilerleten(inovasyon yapan) iş adamını sever=İnnellahe yuhibbul muhterif’

Hz. Muhammed(s.a.v.)

Uzun bacaklı İngiliz iyi çalışmış dinin bir kısmını (kişisel ibadetler) öğrenmemiz için bütün kapılar açılmış, diğer kısmı için (toplumu ilgilendiren ibadetler) çıkarılabilecek bütün engeller yerleştirilmişti.

Devamını oku...

Nasreddin Hoca çarşıda dolaşırken gevezenin biri:


– “Efendi, az önce nar gibi kızarmış bir tepsi baklava götürdüler,” demiş.

Hoca aldırış etmeksizin ;


“Bana ne ?” demiş.

– “Amma, baklava tepsisini sizin eve götürdüler” demiş geveze.


Hoca terslemiş adamı;


– “O zaman sana ne demiş…


Peygamberimiz ‘’Malayaniyi kendisini ilgilendirmeyen lüzumsuz , işleri)  terk etmek, kişinin müslümanlığının güzelliğindendir.’’buyuruyor.

Rabbimiz ise İsra suresi 36. ayette;

‘’ Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan (o peşine düştüğün şeyden) sorumludur’’ ikazını yapıyor.

Günümüzde özellikle sosyal medyanın sağladığı imkanlar, bizleri hayatımızın en önemli sermayesi olan zamanı kullanım konusunda özel bir dikkate davet ediyor.

Zira geçmişte gıybet, dedikodu, nemime, iftira gibi ağızdan ağza işlenen günahlar, bugün sosyal medya üzerinden işlendiğinde binler,yüz binler, milyonlar katında günah olarak karşımıza çıkıyor.

Olumlu veya olumsuz işlenen her amelin çok ciddi karşılıları var günümüzde.

İnsanımız internet üzerinde, özellikle sosyal medya düzleminde  ‘bir tık’ diye basite aldığı bir işlem dünya/ahiret çok büyük sorumluluklara yol açabiliyor.

Hayatımızı planlarken meşguliyetlerimizi Nasreddin Hoca’nın ‘’sanane/banane’’ ölçüsüyle gözden geçirmek zorundayız.

Devamını oku...

Hz. Adem babamız ve Havva annemiz ile İblis emre itaatsizlik konusunda aynı pozisyonda idiler.

Kıyamete kadar ayrılan ve birbirinden ayrılan yollara girime gerekçeleri şuydu.

Hz. Adem babamız ve Hz. Havva annemiz Rabbimizin eleştirisini dikkate almış,

öz-eleştiri yapmış, girdikleri yolun yanlış olduğunu anlamış ve dönmüş,

Rablerinin istediği yola revan olmuşlardır.

‘’Böylece ikisinin de yanılmalarını sağladı.

Âdem ile eşi o ağacın meyvesinden tadınca, mahrem yerleri açılıp ortaya çıktı.

Bunun üzerine cennet yapraklarıyla oralarını örtmeye başladılar.

Rableri de onlara şöyle seslendi:

“Ben ikinizi de o ağaçtan yasaklamadım mı?”

Ve size: “Şeytan mutlaka ikinize de açık bir düşmandır” demedim mi?

(Hz. Adem ve Havva her ikisi de:)

“Ey Rabbimiz! Biz kendimize yazık ettik; bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, hiç şüphesiz kaybedenlerden oluruz!” dediler. ‘’ A’raf, 7/22,23

İblis ise yaptığı yanlış fiil sebebiyle eleştirildiği halde gittiği yolu terk etmemiş ve kendi mantıksal düzleminde gurur ve kibirle savunmaya geçerek eleştiriye eleştiri ile cevap vermiştir.

‘’Allah İblis'e: “Secde etmeni emrettiğimde seni secde etmekten alıkoyan ne oldu?” dedi.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 6 - 92

6




Anket

Sizce toplumun en önemli problemi nedir?

Son Yorumlar

GECE GEZME EHLİYETİ
Sadece şiddet olunca değil. Kadına hiç bir şey yapmasan bile sana iftira attığı takdirde uza...
GECE GEZME EHLİYETİ
Hiç bir kültür ve dinde olamayacak bir uygulama #aile dibine konulan dinamittir #6284yasa delilsi...
GECE GEZME EHLİYETİ
Hiç bir kültür ve dinde olamayacak bir uygulama #aile dibine konulan dinamittir #6284yasa delilsi...
Türklerin Müslüman Olmasının N...
winknnnnnnnnnnnnnn çok güzeeeeeeeeeeeelllllllllllllllll olmuşş
Türklerin Müslüman Olmasının N...
smiley çok güzel olmuş elinize sağlık.

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün31
mod_vvisit_counterDün353
mod_vvisit_counterBu Hafta3109
mod_vvisit_counterBu Ay6782
mod_vvisit_counterToplam408800