Salı, Aralık 10, 2019

Text Size

Son Yazılarım

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

Bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar Erhan Dargeçit ve Ahmet Ünver 'e teşekkür ederim.



Dünya tarihine baktığımızda milletlerin dönme dolap gibi yükseldiğini ve indiğini görebiliriz.

7. asırda Mekke/Medine’de başlayan İslam Medeniyeti 12. asırda Endülüs’te zirveye ulaştı.

Zirvede iken İbn Tufeyl(ö.1186) Hay bin Yakzan’la İslam’ın model insan profilini ortaya koydu.

O insan profili 1453’de  ortaçağı kapatıp yeniçağı açtı.

803 yıllık Endülüs Medeniyetinden aldıklarını değerlendiren Avrupa Reform, Rönesans ve Sanayi devrimi ile 18. Asırda zirveyi yakaladı.

Zirvede iken İbn Tufeyl’den etkilenen Daniel Defoe(ö.1731) Robinson Crusoe İEL Batı’nın model insan profilini ortaya koydu.

Bugün 21. Asrı yaşıyoruz.

Batı milletleri durağanlaşırken İslam alemi ve Doğu halkları toparlanıp 21. Yüzyıla ismini yazdırmak istiyor.

Peki İslam toplumunda 21. Asra damgasını vurabilme potansiyeli var mı?

Konuyu geniş açıdan değerlendirelim.

Bilim adamları, hamile kadınlarda ceninin annesinin kalbini koruduğunu,  gönderdiği hücrelerle  kalp dokusunun yenilenmesine yardımcı olduğunu, hasarlı beyin, karaciğer ve akciğer dokularını tedavi ettiğini,  göğüs kanserine karşı koruduğunu ispat ettiler.

Yeni ve en kıymetli canlıyı Rabbim annelerin vücudunda büyütürken mükafat olarak tüm vücudu yeniden ve birlikte doğuma hazırlıyor.

Sünnetullah’ta yer alan bu tıbbi gerçeği farklı bir konu için güzel bir misal yapmak mümkün bence.

Toplumlar, devletler de insan gibi.

Peki toplum ve devletler için ‘kök hücre’ tedavisi mümkün mü?

Devamını oku...

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

Bize bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar ve Erhan Dargeçit beylere teşekkür ederim.

Zehra Okullarında Eğitimcilerle birlikteydik...

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. Yılı olan 2023 için Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan hedefler açıklamıştı.

Bu hedeflerden en önde geleni ekonomik büyüklükte dünya ülkeleri arasında ilk 10 ülke arasına girmekti.

Dünya ekonomisinde ilk 10’na girmek ve diğer tüm hedeflerin gerçekleşmesi için ülke olaral mevcut performansımızı en az %30 artırmamız gerekiyor.

30 Ağustos 2016 tarihinde yani 2023 den 7 yıl önce hedeflere ulaşmak için HAYATİ önerilerimi sıralamıştım:

Kamu Yönetiminde ‘’Evrim’’ Şart : http://www.ereglimetro.com.tr/pasli-kamu-yonetiminde-evrim-sart-28528h.htm

Bugün 18 Nisan 2019.

3 yıla yakın zaman geçti.

Kamu Yönetiminde ‘’evrim’’ yapabildik mi?

Maalesef!

‘’Zararın neresinden dönülse kardır’’ ilkesinden hareketle bugün HAYATİ önerilerimi yeniden hatırlattım.

Zira bu HAYATİ değişiklikleri yapmadığımız zaman bırakın dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında girmeyi 17 ekonomi olma pozisyonunu dahi kaybeder ilk 20’den de çıkmak zorunda kalırız.

Konuyu biraz açalım:

Çalışma hayatımıza bakalım.

En son 15 Temmuz ve 1 Mayıs resmi tatil kervanına eklendi.

Türkiye’de dini, milli bayramlar ve diğer tatil günleri oldukça fazla. Bunlara zaman zaman yaşanan soğuk ve kar tatilleri de eklendiğinde tam bir tatil cenneti oluyor ülkemiz.

Bu kadar tatil olması ne kadar sağlıklı, ne kadar verimli, ne kadar maksada hizmet ediyor ?

İnsan için üç şey çok zordur.

Devamını oku...

İnsan ahsen-i takvime(en güzel suret) doğru yükselebildiği gibi, esfel-i safiline(aşağıların aşağısı) yönünde yuvarlanabilme potansiyeliyle dünyaya gelir.

Yukarı ve aşağıya yönelik sınırsız bir yol açılmış imtihan için gönderilmiş beşerin önüne.

Bir ömür boyu yaptığı tercihler onu melekleri geride bırakan bir ulviyete çıkarabildiği gibi, şeytanları geride bırakan bir rezaletler çukuruna yuvarlayabiliyor.

En kadim ve 7/24 nefes almadan işini yapan düşmanı şeytan insanı dalalet uçurumlarına yuvarlamaya çalışıyor sürekli.

İnsan en büyük kuvveti zaaf ve aczini bilip Rabbine ve O’nun 124 bin Peygamberi vasıtasıyla gönderdiği kopmaz ipine sarılırsa şeytana ve nefse karşı başarılı olup yaratıldığı ahsen-i takvimde kalırken, dalalet çukurlarına düşmekten de kurtulur.

Zaaf ve aczini bilen insan ne yapar?

Fiili ve kavli dua ve tevekkülle sürekli Rabbinim inayet ve yardımını talep eder, istiğfar ve tövbe ile de şeytan, nefis ve dostlarının hücumlarından korunur.

Kendinde kuvvet ve kudret izafe eden insan içine düştüğü gurur ve kibirle şeytan ve nefse karşı savunmasız kalır. Onların 7/24 hücumlarına dayanamayarak esfel-i safiline düşmekten kurtulamaz.

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah ve tarih kitapları gurur ve kibirle kendine aşırı güvenen insanların başına gelen ibretlik hikayelerle doludur.

Bunlardan birisi Karun’dur.

Karun o kadar zenginlemiştir ki; hazinelerin altından anahtarlarını 40 devenin ancak taşıdığı bildirilir.

Allah’ın bu lütfuna mazhar olmuş Karun’a Hz. Musa ve Hz. Harun zekat(fakirin hakkı) istenmeye gittiğinde;

Paranın kendisine sağladığını düşündüğü kuvvet ve kudretle  gurur ve kibire bürünerek Hz. Musa ve Hz.. Harun’a şöyle cevap verdi:

Devamını oku...

İlk insan ve Peygamber Hz. Adem’le başlayan ve son Peygamber Hz. Muhammed(s.a.v) ile devam ederek tamamlanan ahlak sisteminin merkezinde gerçek vardır.

Gerçeğe uygun hayat; sünnetullah dediğimiz Yüce Allah’ın kainata koyduğu kanunları, bilme, tanıma ve onlara uygun hareket etmekle gerçekleşir.

Bu sebeple; Kainatın özü ve özeti olan insanın kainatla birlikte onunla uyumlu hareket etmesine kendini gerçekleştirme diyoruz.

İnsan Kur’an-ı Kerim’in rehberliğinde ve önderliğinde aklını ve kalbini aktif kullanarak önce Kainatı, kainatın gösterdiği işaretleri kullanarak Rabbini tanıyacak ve elde ettiği gerçeğe teslim olacak ve yaratılışının hikmeti olan kendini gerçekleştirme makamına çıkacaktır.

Bu yolda başarı için insan; tezekkür ile geçmişi/tarihi iyi bilecek, tefekkür ile geleceğe/hedefine kilitlenecek, taakkul ile geçmiş ve geleceği birlikte değerlendirecek, tedebbür ile adım adım Rabbinin istediği kulluğu ifa ederek yaratılış hikmetini ifa edecektir.

Eşya, kitap ve başta insan tüm canlıları 3 defa okuyacak, öğrendiklerini kendi iç dünyasında hazmedecek ve ürettiği özgün gerçekliğini yaşayacak ve yazacaktır.

Mesela bir nefisten yaratılmış erkek ve kadının nikahla, evlenerek bir araya gelerek o nefsi birleştirip tamam etmeleri iki aynı kaynaktan ayrılmış iki cinsin de kendini gerçekleştirmesi demektir.

Günümüz insanı kendi iç dünyasında yaşayacağı bu tecrübeyle gerçeğe dolayısıyla huzura ve mutluluğa ulaşabilecekken iç dünyasında dış dünyaya savrularak gerçekten kopmuştur.

En az %51 iç dünyasına yürümesi gereken insan kapitalizme bir tüketim makinesi olması için dışarıya yönlendirilmiş ve kendinden ve gerçekten uzaklaştırılmıştır.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 6 - 101

6

Anket

Sizce toplumun en önemli problemi nedir?

Son Yorumlar

Türklerin Müslüman Olmasının N...
elinize sağlık çok işime yarayacağını düşünüyorum
Ağırlığınca duracaksın bazen ...
Tebrik eder. Hayat demek hareket demektir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun...
çocuk koruma kanunu ile ilgili bilgi araştırıyorum bende. bu sitede de bilgiler var. ilgilenen a...
GECE GEZME EHLİYETİ
Sadece şiddet olunca değil. Kadına hiç bir şey yapmasan bile sana iftira attığı takdirde uza...
GECE GEZME EHLİYETİ
Hiç bir kültür ve dinde olamayacak bir uygulama #aile dibine konulan dinamittir #6284yasa delilsi...

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün279
mod_vvisit_counterDün352
mod_vvisit_counterBu Hafta631
mod_vvisit_counterBu Ay3768
mod_vvisit_counterToplam545620