Pazartesi, Aralık 18, 2017
Text Size

Konya-Derbent'teydik...

Konya-Derbent'te gençlerleydik. Derkad başkanı Hüseyin Eşgin ve İlçe Meb Müdürü Adem Yaldız'a teşekkürler...

Minik adımlar ailesiyle '9 S'si paylaştık...

Veli Vural Beyin nazik daveti üzerine Minik Adımlar ailesiyle,diriliş nesliyle buluştuk,konferans verdik,kitap imzaladık. Yeni Türkiye Gençliği coşku...

Özel Model Eğitim Kurumundaydık...

Gençler harikaydı,Başta Süleyman Türk kardeşim olmak üzere,Emeği geçen Rehber öğretmenimiz Esra Hanım veOkul müdürümüz Fehmi Adam BeyeTeşekkür ederim.

  • Konya-Derbent'teydik...

    Cuma, 30 Haziran 2017 12:11
  • Selçuk Üniversitesindeydik...

    Perşembe, 16 Mart 2017 09:07
  • Minik adımlar ailesiyle '9 S'si paylaştık...

    Çarşamba, 01 Şubat 2017 08:29
  • Kur'an Kursu Eğiticileriyle 'Ailede Huzur İçin 9 S'i konuştuk.

    Salı, 24 Ocak 2017 11:52
  • Özel Model Eğitim Kurumundaydık...

    Perşembe, 08 Aralık 2016 07:59

Son Yazılarım

1--İletişim(sohbet birliği) ailede ve hayatımızda en önemli esasdır.

Anlaşılmak istiyorsak  önce anlamak lazım.

İletişim her  şartta mutlaka devam etmelidir.

Zira bizim oluşan problemleri çözmek konusunda da ihtiyacımız olan asgari ve temel esas iletişim kurmaktır.

Zaten inananlara 72 saatten fazla küs durmak HARAMDIR.

Bir defa çiftler her konuda asla uzlaşamayacağı konusunda baştan uzlaşmalılar.

İletişimin hedefi her konuda birbirlerini mutlaka İKNA etmek olmamalıdır.

2--İlişkide SEVGİ BİRLİĞİ ile oluşan temas iki tarafı da mutlaka değiştirecektir.

Değişimin ve kimyasal tepkimenin tamamlanması hususunda özellikle ilk 1 yıl ve 5 yıl için Sabır Birliği lazımdır.

Kimyasal tepkimede iki maddede kesinlikle değişir yeni bir madde ortaya çıkar.

Hidrojen ve Oksijen/Yakıcı ve yanıcı iki madde  birleşir su olurlar.

3--Aile olunca köken aile ile ilişkilerde mutlaka yeni ayarlar gereklidir.

Seyahat Birliğinin bu yeni ayarlar üzerinden gerçekleştirilmesi gerekiyor.

Önem sıralamamızda; Yaratıcımız, eşimiz, çocuklarımız ilk üçte ele alınmalı.

Aile zorunlu kalınmadıkça dışarıdan müdahale almamalıdır.

4--Yemek içmek ve içmenin sofra birliği nin ailede önemli olduğu gibi , cinsellikte insana neslin devamını teşvik için ve birbirlerine  eşlerin sevgilerini ifade  için programlarına konulmuş zorunlu bir ihtiyaçtır.

Cinsellik insan için o kadar önemlidir ki, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidinin bütün basamaklarını ilgilendirmektedir.

Eşler birbirlerinin gözleri dışarıda kalmayacak şekilde ,  toplumsal kalıplara, yanlış gelenek ve göreneklere (çocuk beşikte, kadın yatakta sevilir gibi)  takılmadan cinselliklerini aile içerisinde uygun her zaman ve mekanda özgürce yaşayabilmelidir.

Devamını oku...

Bu yıl Konya’da Şeb-i Arus etkinliklerinin teması ‘Birlik Vakti’

Tek(EHAD) ve bir(VAHİD) olan Yaratıcı yeryüzünde kendi teklik(EHADİYET) ve  birliğini(VAHİDİYET) yaşaması ve yaşatması için Halife makamında Adem’i yarattı.

Adem’in yaratılma hikmeti; Kemal ve Cemalin zirvesinde olan tekliğini, birliğini Allah’ın görmek  ve göstermek istemesi idi.

Ruh-u Muhammediyi Halife insanın en Kemal ve Cemal şekliyle donatarak yarattı.

Ama Kainatta  sünnetullah geçerliydi.

Sünnetullahın cari olduğu yaratılışta ise; kudretten ziyade işler ‘Kün feyekün’le  birlikte hikmetli  bir tedricilik sürecinde   meydana geliyordu.

Adem’de bir damlayla başlayan Nuru Muhammed-i, her Peygamberle birlikte çaylara, derelere,  ırmaklara, denizlere ve Okyanuslara akarak Hatem-ül Enbiya ile tamamlandı.

‘Ben güzel ahlakı tamamlamakla gönderildim’ derken 123.999 Peygamberin taşıdığı ve getirdiği  bayrağı Tevhid kalesinin Ehadiyyet burcuna dikme görevi Hz. Ahmed-i Muhammed Mustafa  (s.a.v.) verilerek tamamlama vazifesini kasd ediyordu.

Allah her şeyin kendine ait ve kendinden olduğunu ifade için yaratılmışların her yerine ‘Madein  Allah’ manasını ifade eden özellikte yarattı. Göz bebekleri, parmak izleri, DNA, RNA, ses, koku,  şekil v.b.

Bu muhteşem çokluk içinde birlik, alenen bütün yaratılmışların bir elden çıktığını ve o kısa bir  süre göründükten sonra tekraren yine o Bir’e döndüklerini herkese gösteriyordu.

Birliğin zirvesine ulaşan Ahmed-i Muhammed Mustafa birliğe akmasıyla Miraç’a yükselmiş, Kab-ı Kavseyn makamını idrak etmiş ve kapıyı beşeriyete açık bırakmıştı.

Ve Ahmed 40 yaşında verilen vazifeyle,  çokluk, cemaat, cemiyet olan ve ebced değeri 40 olan ‘mim’ harfini kaldırarak. ‘Ahmedi’  ‘Ahad’ yapmış ve çoklukta birliği görmenin, çokluktan birliğe geçmenin metodunu bizzat yaşayarak gösterdi.

Mevlana Celalettin Rumi eserlerinde;  Mesnevi,Divan-i Kebir, Fi Ma Fih,  Mecalis-i Seb’a, Mektubat’ta hep ‘Ahmed’in ‘ ‘Ahed’ oluşunu anlatır bizlere.

Bir’den geldiği şuurunda olanlar, Bir’le yaşadığının farkında olanlar, ’Birlik’ olurlar.

Bu anlamda birliğin olduğu yerde bu günkü anlamda anlaşılan ve kullanılan  beraberlik olmaz.

Bu gün ‘beraberlik ‘ iki  veya daha fazla insanın birlikte olması manasında kullanılıyor.

Oysa ber-a-ber; kalplerin aynı yöne atması ve akması  anlamında kalplerin ve gönüllerin tam anlamıyla birliğini ifade eder.

Devamını oku...

15 Temmuzun üzerinden  5 ay geçti.

Şu an daha soğukkanlı değerlendirmeler yapmak mümkün.

Halkın iradesine halktan aldığı yetki ve vergilerle düzenli olarak müdahale eden ‘Darbeci-Jakoben Habis Ruh’  Devletten tamamen kovulmadıkça 15 Temmuz ilk değildi son da  olmayacak.

Çok fazla gerilere  gitmeden 150 yıllık yakın tarihimize göz attığımızda aynı şartlar altında yaşadığımız benzer sonuçları çok net görürüz. Zira sünnetullah değişmez.(Ahzab,33/62,Fetih,48/23,Fatır,38/43)

Kısaca olaylara ve sonuçlara göz atalım:

1.Osmanlı’da sistemi re-organize yapıp sistemi rehabilite etmek isteyen Sultan Abdulaziz iki bileği kesilip, ‘intihar etti’ iftirası yaparak katleden darbe şebekesini organize eden Mithat Paşa İngiliz Büyükelçiliğinde saklandı .

2.II.Abdulhamid’i tahtından indiren hareket ordusu yönetimi darbeyi devletin içerisine, en derinliklerine yerleştiren bir sistem kurdular, ‘devlet içinde devlet’ diyebileceğimiz ‘komitecilik’ virüsünü devletin en kılcallarına kadar yaydılar.

Komiteciler halk ne derse desin kendi Jakoben yaklaşımlarına aykırı siyaset yapan halkın temsilcilerini milletin vatanı korumak için kendilerine namusları olarak teslim edilen silahları kullanarak indirmeyi kendilerine  en önemli vazife olarak gördüler, yani ‘zinde güçler durumdan vazife çıkararak’ sık sık harekete geçtiler.

3.1913 Bâb-ı Âli Baskını, Osmanlı İmparatorluğu'nda 23 Ocak 1913 günü desteğini yine ülke düşmanlarından alan Enver Bey ve Talat Bey'in başını çektiği bir grup İttihat ve Terakki üyesi tarafından hükûmet binası Bâb-ı Âli'nin basılmasıyla gerçekleştirilen askerî darbe olarak tarih kitaplarındaki yerini aldı . Bu baskın sırasında Harbiye Nazırı Nâzım Paşa öldürülmüş, Sadrazam Kâmil Paşa'ya zorla istifası imzalattırılmıştır. Darbe sonrasında iktidar İttihat ve Terakki'nin eline geçmiştir.

Baskının ertesi günü Britanya Askerî Ateşesi Yarbay Frederick Tyrrell ile baskını gerçekleştiren Binbaşı Enver Bey’in birlikte göründüğü fotoğraf darbecilerin mantığını çok iyi gösteriyor. Kendi vatan ve milletinin meşru Harbiye Nazırını öldüren ,Başbakanını silah zoruyla istifa ettiren çetecilerin başı zavallı,ezik,şahsiyetsiz,3 ahmak kafadan olan (diğerleri Cemal ve Talat)  bir İngiliz yarbayı karşısında köpek gibi yalakalık yapıyor.

İşte arkasını dışarıdaki efendilerine dayamış  bu darbeci köpekler devletin kılcallarına kadar sirayet ettiler. Ne zaman efendilerinden talimat gelse  gözlerini kırpmadan kendi vatan ve milletinin aleyhine harekete geçtiler ve her zaman efendilerinin istediğinin fazlasını yaptılar.

4.27 Mayıs 1960 devrin meşru Başbakanı Adnan Menderes yine aynı kafa ve aynı yöntemlerle iktidardan indirildi, köpek-bebek davalarıyla, yalan ve dezenformasyonlarla itibarsızlaştırılıp, üzerinde sigara söndürülüp, idamdan önce prostat muayenesi yapıyoruz gerekçesiyle işgal ordularının daha yapmayacağı, hayasızlık ve alçaklığı yaptı darbeci zihniyetin  piyonları.

5.12 Mart 1971 de yine seçilmiş hükümet ve Başbakanı Süleyman Demirel’e muhtıra verdiler. Muhtıradan önce yaşanan bir olayı hatırlatalım. ABD Demirel’den Afyonun yasaklanmasını istemişti. Demirel, Afyonun Türkiye’de 1970’li yıllarda önemli bir geçim kaynağı olduğunu hatta Afyon isimli bir İl olduğunu ifade ederek geri çevirmişti.

12 Mart 1971 muhtırasıyla indirilen Demirel’den sonra darbeciler tarafından Başbakan yapılan Nihat Erim hükümetinin ilk işi afyonu yasaklamak oldu.

Devamını oku...

Gençler harikaydı,
Başta Süleyman Türk kardeşim olmak üzere,
Emeği geçen Rehber öğretmenimiz Esra Hanım ve
Okul müdürümüz Fehmi Adam Beye
Teşekkür ederim.

Asem(Aile Sanat Eğitim Merkezi) ve Komek Eğiticilerine 'Ailede Huzur İçin 9 S' konulu konferans verdik...

 

Son yazımızda ‘Cumhurbaşkanımız yalnız mı ?’ sorusuna cevap aramıştık.

İşin devlet kısmını ele almış, tahlil yapmış ve 2 sebeple yalnızlığına yönelik tespitlerde bulunmuştuk.

http://www.cemilpasli.com/tarih/cumhurbaskanimiz-yalniz-mi

Bu yazımızda konunun devlet tarafından değil, millet tarafından görünüşüne dair görüşlerimizi ifade etmeye gayret edeceğiz.

Devletimizin 1839 dan itibaren yönünü batıya dönmesi ve batıda hakim olan Jakoben bakış açısını benimsemesi asırlık devlet tecrübesi olmasına rağmen devlet-millet buluşması ve beraberliği konusunda zaman zaman büyük sıkıntılar yaşadığımız doğrudur.

Milletin adamları diyebileceğimiz devlet adamları bu beraberliğin oluşmasındaki engelleri ortadan kaldırmaya çalışsa da mevcut sistemin bu işi kolaylaştırmak yerine engellediğini söyleyebiliriz.

Allah’ın kainata koyduğu düzene ‘Sünnetullah’ diyoruz ve ilmin temeli olan bu düzende aynı sebepler aynı sonuçları doğuruyor, bu değişmeyen bir kanun.(Fetih,48/23)

Normal Şartlar Altında son 150 yılda yaşadıklarımıza göz atalım;

1876 (Abdulaziz’in öldürülmesi), 31 Mart(1908),1960 (Menderes’in idam edilmesi), 1971(Demirel’in indirilmesi), 1980(Siyasetin tümden tasfiyesi), 1997(Erbakan’ın indirilmesi), 2007(Erdoğan’ın indirilme teşebbüsü), 15 Temmuz 2016(İç savaş ve ülkeyi küçük kantonlara bölme girişimi)

Yukarıdaki olaylara göz attığımızda şunu net bir şekilde görürüz.

Milletin iradesine rağmen milletin adamlarına karşı operasyon yapan güçlerin ellerindeki güç ve imkanlara asla dokunulmamış, aksine  her teşebbüsten sonra millete rağmen, millete darbe yapan kişi ve kurumlar güçlenmiş ve 15 Temmuzda milletin devletini koruması için teslim ettiği uçak, tank, topu milletine çevirme ve pervasızca kullanma cesaretini göstermiştir.

Peki ne yapmak lazım ???

Devamını oku...

1683 İslam için önemli bir milattı.

610 dan beri yükselen uygarlık yıldızı durdurulmuştu.

Batılıların ‘hasta adam’ dedikleri uygarlığın adamlarının gerilemeleri 1800 li yıllardan itibaren hızlanmış, 1876 da zirvelere ulaşmıştı.

30 Kasım 1918 de dibe vurmuştu İslam Uygarlığı temsilcileri.

Bizim bıraktığımız boşluğu sömürge Robinson Cruose’nin torunları kendi adını sormadan ‘Cuma’ adını verdikleri kendi dışındaki dünyayı parselleyerek sömürmeye başlayan başta İngiliz ve diğer batılı devletler doldurmuştu.

Artık mağdur ve mazlum insanların bir hamisi de yoktu yeryüzünde.

Sadece kendilerine ‘büyük’ (Büyük Britanya) ismini yakıştıran İngilizler önce beyin-gövde beraber bu sömürü sürecinin amiral gemisi olarak hareket ederken, daha sonra daha karlı gördükleri kendileri beyin pozisyonuna geçip,  Abd’i beyne mutlak itaat eden bir vücut fonksiyonuyla kendileri yerine devreye sokmuşlardı.

Kurdukları BM, Nato, Unesco, Who, İmf, Dünya Bankası v.b. uluslararası örgütlerle sistemi sağlamlaştırmışlar, tüm olukları kendilerine bağlamışlardı.

200 yıllık saltanatları boyunca kendilerine ‘YENİLMEZ ARMADA’ diyerek tüm dünyaya KORKU salmışlardı.

Bu korkuyu salarken tarihin benzerini daha önce asla görmediği dehşetli zulümler yapmışlar, en son Japonya Hiroşima ve Nagasaki’de olduğu gibi Atom Bombası kullanmaktan dahi çekinmemişlerdi.

Kurulan zulüm ve sömürü imparatorluğunun en önemli argümanı KORKU olmuştu.

Bu korku nesilden nesile öteki dünyanın bilinç altına özel eğitimlerle,tekniklerle yerleştirilmişti.

Robinson Cruose Cuma’yı köleleştirmişti korkuyla.

Allah İblis’e bir kez daha MÜHLET vermişti.

İmtihan bunu gerektiriyordu.

Kulluğun yarısı SABIR, yarısı ŞÜKÜR dü.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 6 - 87

6




Anket

Sizce toplumun en önemli problemi nedir?

Son Yorumlar

DAHA SONRA... (Yusuf ÇİĞDEM ’i...
Allah razı olsun güzel bir yazı... Yusuf'umuza da Allah'tan rahmet diliyorum.
DAHA SONRA... (Yusuf ÇİĞDEM ’i...
Çok güzel bir yazı olmuş, okurken duygulandım. Kaleminize yüreğinize sağlık...
Mutezile Fırkasının Günümüzde...
Teşekkürler hocaam
KIPKIRMIZI, TERTEMİZ KAN GELİNCEY...
S.A. SELAM VE MUHABBETLE. ELİNE KALEMİNE YÜREĞİNE SAĞLIK A.s. Numan bey kardeşim,teşekkür ...
Türklerin Müslüman Olmasının N...
http://twitter.com/?status=Türklerin Müslüman Olmasının Nedenleri http://www.cemilpasli.com/tur...

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün269
mod_vvisit_counterDün476
mod_vvisit_counterBu Hafta269
mod_vvisit_counterBu Ay5300
mod_vvisit_counterToplam306925