Pazartesi, Mayıs 25, 2020

Text Size

Son Yazılarım



Bağımlılıkla mücadelede 2020-2023 stratejik planı çalışmalarına Konya Platformu Eğitim, Kültür, Sağlık ve Çevre Derneği adına katıldım.

Bize “bağımlılıkla mücadelede koruyucu önleyici” faaliyetleri planlayan 2. Komisyonun  moderatörlüğü görevi verildi.

Bizde her üyeye en çok önemsediği öneriyi bir cümle ile dile getirmesini talep ettik.

2. önerisi olanlar için 2. Tura döneceğimizi söyleyerek bütün üyelerin aktif katılımının olduğu verimli bir toplantı yaptık.

Sonuçta harika, uygulanabilir öneriler çıktı:

Bağımlılıkla mücadele toplumun tümünü ilgilendirdiği için ben de kamuoyu ile paylaşmak istedim. İşte bağımlılıkla mücadelede koruyucu ve  önleyici önerilerimiz:

1. Bağımlılıkla mücadelede 0-2 yaşta annenin bebeğini sütüyle beslemesi yanında şefkate, muhabbete doyurması ve oral tatminin tamamlanıp çocuğun kendi bırakması önemli. Aksi halde “oral fiksasyon” gelişiyor ve her tür bağımlılığın altında bu sendrom yatıyor. Bu anlamda anne babalara ve anne baba adaylarına farkındalık eğitimi verilmeli.

2. Okullarda çocuklara derslerin yanında günlük yaşam becerileri kazandırılmalı, her çocuğun en az bir hobisi olmalı, eğitsel kol çalışmalarına aktif destekleri alınmalı.

3. Kredi Yurtlar Kurumu ve Yatılı eğitim kurumlarında gençlerin serbest zamanlarını verimli değerlendirebilecekleri alternatifli programlar sunulmalı.

4. Sertifikalı aile eğitimleri yaygınlaştırılıp, sertifikası olmayanların nikahları kıyılmamalı. Kişiler ailede yaşanan problemler ve çözüm önerileri konusunda yetiştirilmeli, kendilerini aşan konularda hangi kurumlara başvuracakları öğretilmeli.

5. “Uyuma” dedektörü herkesin bileceği ve kullanabileceği düzeyde tanıtılmalı.

6. Her çocuk mutlaka en az bir amatör kulüpte spor yapmalı, resmi kurumlar ve Stk’lar da amatör spor kulübü kurup hareketli ve hedefi olan bir hayata destek vermeli.

7. Medyada iletişim dili bağımlılığı özendirmemeli, Rtük Televizyonu, Btk internet mecrasını bağımlılık ve diğer kötü alışkanlıklar konusunda daha aktif denetlemeli.

Devamını oku...

Sıffin olayı; Meşru, seçilmiş Halife Hz. Ali ile İslam Devleti'nin Suriye valisi Muaviye bin Ebu Süfyan arasında yapılan savaş.

Sıffin olayı ve orada yaşananlar; İslam ümmetinin titizlikle üzerinde durup çözmesi gereken çok bilinmeyenli denklemlerinden en başta gelenidir.

Sıffin’de yaşananlar çözülmedikçe bugün Müslümanları gerçek anlamda bir ümmet haline getirmek, İttihad-ı İslam bayrağı altında toplamak çok zordur.

Zira o günde İslam binasında açılan delikler tam anlamıyla tamir edilip kapatılamadı.

Kısaca olayı hatırlayarak başlayalım.

Seçilmiş ve meşru halife Hz. Ali(r.a.) Hz. Osman’ın kanını bahane ederek itaat etmeyen Muaviye bin Ebu Süfyan’a karşı Sıffin’de kendi bulunduğu durumun haklılığına dair deliller sundu.

Delil; seçilmiş meşru halife olmasının yanında ashabın kalabalık olduğu bir ortamda söylenmiş Peygamberimizin meşhur dediğimiz bir hadisdi.

Peygamberimiz; 'Bâgî bir taife, Ammar'ı katledecek.' Dedi. Sıffîn Harbi'nde Hz. Ali(r.a.) tarafında iken Muaviye bin Ebu Süfyan taraftarlarınca katledildi. Hazret-i Ali, onu Muaviye'nin taraftarları bâgî olduklarına hüccet gösterdi. Fakat Muaviye demogoji ile tevil etti. Amr İbn-ül Âs ise cerbeze yaptı.

“Baği bir taife Ammar’ı öldürecek” hadisini meşhur olduğu için inkar edemeyen Muaviye bin Ebu Süfyan ve Amr bin As demogoji ve cerbeze yoluna gittiler.

Muaviye bin Ebu Süfyan dedi ki; “Sadece Ammar’ı öldüren kişiler bağidir, biz O’nu öldürmedik” dedi. Sanki öldürenler O’nun askeri değildi.Bu bir demogojiydi.

Amr bin As daha ileri gitti: “Ammar’ı Sıffin’e getirerek ölümüne kim sebep olduysa baği odur” diyerek cerbeze yaptı.

Hz. Ali(r.a.) bu cerbezeli yoruma şöyle cevap gönderdi. “O yoruma göre Hz. Hamza’nın katili de Hz. Peygamber mi oluyor? Zira Uhud’a Hz. Hamza’yı Peygamberimiz götürdü”

Bu cevap onları susturdu ama nefislerine basıp, hakikati itiraf edip sıddıkiyete dönemeyip ömür boyu devam edecek demogoji ve cerbezeye mahkum oldular.

Gömleğin bir düğmesi yanlış iliklendiğinde artık diğerleri de yanlış gidiyordu. Düzeltmenin yolu başa dönüp, hata başladığı yerden düzeltmekti.

Aynı hatayı Hz. Hasan(r.a.) yazılı olarak imzaladığı ahitnameye ihanet ederek devam ettirdi Muaviye bin Ebu Süfyan.

Kendisinden sonra halife olacak Hz. Hasan(r.a.) elmas tozuyla zehirletti ve ahdine ihanet ederek oğlu Yezid’i veliaht tayin etti.

İslam’a en büyük bidati babadan oğula geçen yönetim sistemi ısırıcı saltanatı sokarak çağları aşan ve günümüze yansıyan derin acı ve problemlerin yolunu açtı.

Bugün İslam Ümmeti Kur’an ve Sahih Sünnet ölçüsüyle günümüzün sosyal, siyasi, kültürel, ekonomik açıdan yeniden dizayn etmeli ve bu 3 kelimeye dikkat etmeli.

Devamını oku...

Kur’an-ı Kerim insanı Rabbine ve Kainata bağlayan modemdir.

Kur’an- Kerim aklımıza ve kalbimize Rabbimizden gelen ve sürekli yenilenen işaretleri(eserleri) nasıl bilgiye dönüştüreceğimizi öğretir.

“(Ey insanoğlu!) Allah`ın rahmetinin işaretlerine bir bak. Nasıl yeri ölümden sonra diriltiyor? Şüphe yok ki, o ölüleri diriltir. O, her şeye gücü yetendir.” Rum, 30/50.

Bu sebepten insan için dünyada en kıymetli değer Kur’an- Kerim’dir.

Bütün kitaplar Kur’an-ı Kerim’in anlaşılması için okunur; Kur’an-ı Kerim ise insana Rabbini en büyük kitap olan kainattaki tüm şifreleri çözerek tanıtır.

Dolayısıyla aslında hedef insanın Kur’an-ı Kerim ve kainat üzerinden kendini tanımasıdır.

“Kendini tanıyan Rabbini tanır, kendini bilen Rabbini bilir.”

“İlim ilim bilmektir/İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin/Ya nice okumaktır

Okumaktan murat ne/Kişi Hak'kı bilmektir” Yunus Emre.

Bu nedenle Kur’an-ı Kerim’in her harfi, hatta tecvid kuralları dahi çook kıymetlidir.

Mesela: “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlemişse, onun mükâfatını alacaktır. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük yapmışsa, onun cezasını görecektir.” Zilzal, 99/7,8. Ayetlerde hayırda İZHAR, şerde İHFA tecvid kuralları kullanılır.

Yüce Allah hayrı izhar edebildiğiniz kadar açıklayın, yayın, duyurun; şerri ise, ihfa yapın, gizleyebildiğiniz kadar gizleyin, duyurmayın, yaymayın buyurur.

Bu girişten sonra gelelim yazımızın başlığında ifade ettiğimiz insanın formatı meselesine…

İnsanın 72 saat susması, konuşmaması durumunda insanın kendini formatlayacağını, yenileyeceğini, sistemi yeniden kuracağını Kur’an-ı Kerim bizlere müjde veriyor.

Bu muhteşem müjdeyi dikkatinize sunuyorum:

Devamını oku...

Yüce Allah dünya imtihanımızın bir ticaret, ekonomik faaliyet olduğunu öğretir.

Yaptıklarınızla ya cenneti satın alırsınız veya cehennemi.

Bakın dünyadaki ticareti nasıl anlatır Allah Teala:

“Allah, kendi yolunda savaşarak ölen ve öldüren mü'minlerin; canlarını ve mallarını Cennet karşılığında satın almıştır. Bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da gerçek olan bir söz vermedir. Allah'tan daha iyi sözünde duran kim olabilir? O halde, O'nunla yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte büyük başarı budur.” Tevbe, 9/111.

İslam toplumunun kurtuluş reçetesinin BİRİNCİ önceliği:

İşinin en iyisini yapan, üreten, patent alan hasenatını, salihate ve ahlaka(ekonomiye) dönüştürmüş SANATKAR kul.

Peygamberimiz daha açık: “Allah Teâla mümin muhterif kulunu (inovasyon yapan, işini geliştireni patent alan) sever” buyurdu.

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz: “İnsan için ancak çalıştığı vardır. Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. Sonra da çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.” Necm, 53/39,40,41 ayetleriyle insanın çalışıp ürettiği kadar kıymeti olduğunu ifade eder.

Bu hakikati tüm cami, mescid ve ibadethanelerimizin girişine herkesin göreceği şekilde yazmamız lazım.

Peki hakikati kısaca, herkesin anlayacağı şekilde nasıl yazalım?

Ben tabloya yazıp asacağımız cümleyi yazımın en sonunda ifade edeceğim.

Önce cümlenin Kur’an’dan delilini ortaya koyalım.

Zira Sadreddin Konevi; “Delilini Kur’an ve Sahih hadisten getirmeyen ilim marifet değildir” der.

Cuma’nın 2 rekat farz namazı ve hutbe dinleme en önemli ibadetlerdendir.

Devamını oku...

Binlerce yıl sağılmışım,

Korkunç atlılarıyla parçalamışlar

Nazlı, seher-sabah uykularımı

Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,

Haraç salmışlar üstüme.

Ne İskender takmışım,

Ne şah ne sultan

Göçüp gitmişler, gölgesiz!

Selam etmişim dostuma

Ve dayatmışım...

Görüyor musun ?

Ahmet Arif’in “Anadolu” şiirinde anlattığı gibiyiz biz!

25 den fazla medeniyeti taşıdı Anadolu toprakları.

Her karışı tecrübe, azim, irade, cesaret, şehit kanı…

12 asrı aşan Göbeklitepe, 11 asrı aşan Çatalhöyük bizde…

İnsanlığın ilk her açıdan ilk değerlerini ortaya koyduğu Mezopotamya bizde…

Büyük Selçukluların danışmanlarının kurduğu ve Anadolu’yu mayaladıkları Danişmendoğulları bizde…

7. Asırda başlayan İslam Ümranının zirve yaptığı 13. Yüzyılın başkenti Konya bizde…

Anadolu’nun meziyetlerini saymaya bu yazının hacmi yetmez.

Ancak beni üzen Anadolu’nun sahiplerinde bu özgüven gitmiş gözünü İstanbul’a bir platonik aşk başlamış son 150 yıldır.

Oysa kadim kültür ve değerlerin merkezi Anadolu kendine yoğunlaşması gerekirken bu platonik aşk gelişme ve ilerlemesine negatif etki ediyor.

Zira İstanbul’da son 150 yıldır batıya platonik bir aşk yaşıyor.

Rahmetli Nuri Pakdil “Boynumuz ağrıdı batıya bakmaktan”  dediği gibi biz İstanbul’a, İstanbul batıya bakayım derken boynumuz koptu.

Şöyle özgüvenle bana ne batı’dan, bana ne İstanbul’dan diyerek önümüze bakıp işimizi en güzel şekliyle yapmaya çalışmadığımız sürece ne İstanbul olur ne Anadolu.

Yani ne Anadolu’nun İstanbul’a aşkının, ne de İstanbul’un batıya aşkının karşılığı yok!

Devamını oku...

Anne karnındaki bebek, gebelik boyunca göbek kordonu vasıtasıyla plasentaya bağlı olarak yaşar. Doğumdan sonra göbek kordonunun kesilmesiyle bebeğin plasenta ile olan bağı sona erer.

Bu eylem insanın ilk bağımlılığının sonlandırılması işlemidir.

Bebeğin en az 24 aylık anne sütüne bağımlılık dönemi başlamıştır artık.

Bakara 233, Ahkaf 15 ve Lokman 14. Ayetlerde Yüce Allah annelerin bebeklerini en az 24 ay emzirmesini emreder. Bu emir iman, namaz, oruç, zekat kadar önemli ve ciddi bir emirdir.

Zira anne bebeğine sadece dünyanın en değerli gıdasını değil, aynı zamanda özgüveni, güveni, kimlik ve kişiliği, şefkati, merhameti, sevgiyi yükler.

Bu bağımlılığında sonlandırılması için bebeğin annesinin memesini kendisi bırakması gerekir.

Kısaca, rahimde kordonla başlayan anne bağımlılığı memeden süt emmeyle devam eder.

Anne bu iki aşamada bebeğini her açıdan doyurması ve bağımlılığını bebeğin kendinin bırakmasını beklemelidir.

Peki bebek bu aşamaları anneyle yakın bir muhabbet ilişkisi ile tamamlayamazsa ne olur?

“Oral Fiksasyon” dediğimiz sendrom bebekte gelişir ki CD artık derinden çizilmiştir.

Tabula Rasa tam anlamıyla tamir edilemeyecek kadar zarar görmüştür.

“Orak fiksasyon” toplumda ilkokuldan itibaren öğretilmesi gereken en önemli kelimedir.

Kainatın halifesi insanın kişilik oluşumunda en önemli döneme işaret eder.

Eğer 0-2 anneler bebekle irtibatlarına dikkat etmez “oral fiksasyon” gelişirse işimiz çok zordur.

Tamamen ayrı bir yazımın konusu olan “Oral fiksayon=Anne yoksunluğu” meselesini linke havale edip “bağımlılık” konusuna devam edelim: http://www.cemilpasli.com/sosyal-hizmet/oral-fiksasyon-ve-anne-yoksunlugu

Demek ki bağımlılığın en temelinde ve en birinci sebebi 0-2 yaş anne yoksunluğu.

İkinci sebep: Hedefi olmayan çocuk.  Başarı için hedefine yürüyen çocukta 3 temel şart gerekiyor. Özgüven, zihni arka plan(güncek taze, bol bilgi) ve iyi bir sosyal çevre(arkadaş).

Devamını oku...

Cihanbeyli Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde "Bağımlılkla mücadele yöntemleri" üzerine konferans verdik.

Haber için lütfen: http://cihanbeyliasml.meb.k12.tr/icerikler/bagimlilik-ile-mucadele_7777509.html

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 6 - 106

6

Anket

Sizce toplumun en önemli problemi nedir?

Son Yorumlar

Türklerin Müslüman Olmasının N...
elinize sağlık çok işime yarayacağını düşünüyorum
Ağırlığınca duracaksın bazen ...
Tebrik eder. Hayat demek hareket demektir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun...
çocuk koruma kanunu ile ilgili bilgi araştırıyorum bende. bu sitede de bilgiler var. ilgilenen a...
GECE GEZME EHLİYETİ
Sadece şiddet olunca değil. Kadına hiç bir şey yapmasan bile sana iftira attığı takdirde uza...
GECE GEZME EHLİYETİ
Hiç bir kültür ve dinde olamayacak bir uygulama #aile dibine konulan dinamittir #6284yasa delilsi...

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün348
mod_vvisit_counterDün777
mod_vvisit_counterBu Hafta348
mod_vvisit_counterBu Ay12035
mod_vvisit_counterToplam617657