Perşembe, Ekim 17, 2019

Text Size

Son Yazılarım

Yazımın başlığını oluşturan cümle 8 mart Dünya kadınlar günü etkinlikleri çerçevesinde benim de panelist olarak katıldığım bir panelde sarf edildi.

Benden önce konuşan bir hanımefendi ‘’İlahiyatçı değilim ama Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de o kadar özgürlük vermiş ki, şartlarını oluşturduğunda bir anne bebeğini emzirmeyebilir’’ cümlesini kurdu.

Hanımefendiden sonra konuşmaya başladığımda selamlama ve giriş cümlelerinden sonra; ‘’25 yıl önce İlahiyat Fakültesi’nden mezun, şu an yine İlahiyat Fakültesi’nde doktora yapan, 9 yıl sağlık, 19 yıllık sosyal hizmet, 4 yıl basın yayın alanlarında iş tecrübesi olan bir kardeşiniz olarak kesin ve net ifade ediyorum ki; Kur’an-ı Kerim’de; Bakara 233 (2 yıl) Ahkaf 15(30 ay), Lokman 14(24 ay) Allah Teala anneye bebeğini emzirmesini EMRETMİŞTİR’’ dedim.

Kendisini tanıdığım kadarıyla muhafazakar değerlere sahip bir hanımefendinin bu görüşü ifade etmesi beni son derece üzdü.

Yazıma başlamadan yaptığım kısa bir araştırmada bu görüşün toplumda yayılmaya çalışıldığını öğrendim.

Bebeğin anne rahmine düşmesi ile birlikte başlayan 3 yıllık süre bir insan hayatındaki en önemli ve en değerli süredir.

İnsanı bir bina gibi değerlendirirsek 0-3 yaş temel, 4-7 yaş su basmanı seviyesini manasındadır.

Kişiliğin %90 0-7 yaş arasında oluşur.

0-7 yaşları arası gereken annelik babalık yapılmış çocukta inşa edilen kişilik 12 şiddetinde depremlere dayanacak bir kişiliktir.

Ve bu %90’ın %70’ni 0-3 yaş bebeklik dönemi oluşturur.

Anne bebeğe en az 2 yıl boyunca sadece bir ömür boyu beden sağlığı için lazım olan dünyanın en zengin gıdası olan anne sütünü değil; o anne sütüyle beraber yine bir ömür boyu lazım olacak ruh sağlığı için gereken muhabbeti, şefkati, merhameti, sabrı, şükrü ve özgüveni verir.

Bebekte 3 yıllık süreçte öz annesinden uzun süre ayrı kaldığında ‘’oral fiksasyon’’ sendromu gelişir.

Oral fiksasyon; bebeğin başta anne sütü, ilgi, alaka, şefkat ve merhameti olmak üzere beden ve ruh sağlığı için gerekli bakımlardan yoksun bırakıldığında oluşan ve tamamen tedavisi mümkün olmayan bir patolojinin adıdır.

Sigara, alkol dahil bağımlılığın her çeşidi, cinsel sapkınlıklarda dahil tüm ahlak dışı alışkanlıklar, obezite, tırnak yeme, kürdan çiğneme, kendi vücuduna ve sağlığına zarar verdiği halde kişinin terk edemediği her davranışının altında çocukluk döneminde gelişmiş oral fiksasyon sendromu en büyük paya sahiptir.

Devamını oku...

Eşyalar çift yaratılmıştır.

‘’Eşyanın hakikati zıddının bilinmesiyle anlaşılır= İnnema el-eşyae tuğrefu bi-ezdadiha’’

Yüce kitabımızda konu insana yüklenen 2 zıt programla açıklanır.

(7) Nefse ve onu (insanın özü olarak) şekillendirip düzenleyene;

﴾8﴿  Ona kötü(fücur) ve iyi olma(takva) kabiliyetlerini verene!

﴾9﴿  Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir.

﴾10﴿  Onu arzularıyla baş başa bırakan da ziyan etmiştir.

Şems, 91/7-10

Nefsini fücurdan/kötülükten arındırıp temizleyen kurtulmuş, herhangi bir çaba ve gayret ortaya koymadan nefsini kendi halinde bırakan ise fücur bataklığında boğulmuş, dünya ve ahiret zararına girmiştir.

Şu hakikat kesindir ki;

Nefsin fücurdan/kötülükten temizlenip takva ve iyiliğe yönlendirilmesi için gayret ve çaba gerekirken, fücur/kötülüğe boğulması için sadece kendi haline bırakmak yeterlidir.

Rabbim bize tertemiz emanet ettiği gönül ve akıllarımızı imtihan süresi boyunca göstereceğimiz gayret ve çaba ile cennet karşılığında tekrar temiz teslim almak istiyor.

Devamını oku...

Selçuk Üniversitesi Kadın, Aile ve Toplum Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (Katum) Müdürlüğünün düzenlediği “Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma”

konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım. http://www.selcuk.edu.tr/duyuru.aspx…

Hz. Adem’le(a.s.) başlayan Hz. Muhammed(s.a.v.) ile tamamlanan Peygamberlerin en büyük katkı yaptığı, diğer iyi insanlarında emek verdiği bugünkü Medeniyet direklerimize son 200 yıldır büyük saldırılar yapılıyor.

Halife eşref-i mahlukat insanı O’nu ayakta tutan bütün direkleri yıkıp bir ‘’tüketim makinesi’’ köle haline getirmeye çalışıyor İblis’in arkadaşları.

İnsanı insan yapan O’nu ayakta tutan 6 adet direkler nelerdir?

  1. İnsan da özgüven
  2. Ailede kadın
  3. Okulda öğretmen/Üniversitede hoca
  4. Camide imam
  5. Millette aksaçlılar( toplumun tarihte veya bugün önde gelen şahsiyetleri)
  6. Ümmette, ümmeti birbirine bağlayan manevi bağlar.

Biliyorlar ki bu altı direği zayıflatıp yıktığında milletler felç olur ve bireyin bütün koruma mekanizmaları kaybederek İblis’in arkadaşlarının tuzağına düşer. Onlarda ağına düşürdüğü sineğin kanını emen örümcek gibi insanların tek tek kanlarını bir ömür emerler.

6 direğe hücum ederken en çok kullandıkları yöntem algıyı yönetmek. Kişilerin kendi istek ve inisiyatifiyle doldurmadıkları kafa, beyin, kalp, mide v.b. bütün boşlukları dolduruyorlar ve bu boşluklara çalışarak insanlığı nakavt etmeye çalışıyorlar.

Günümüzde internet imkanlarını da kullanarak adeta hipnoz ettikleri insanları ve kendilerini uçuruma doğru yönlendiriyorlar.

Bunların sürüklediği 1938-1945 yılları arasındaki ll. Dünya savaşında 60 milyondan fazla insan öldüğü halde bugün insanlık sanki o günler hiç yaşanmamış gibi hareket ediyor.

Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter. Malcolm X

Lütfen!

Uyanık kardeşlerim bizi biz yapan 6 direğimize sahip çıkalım.

Unutmayın bunların kurduğu sadece takılanın kanını emecekleri bir örümcek ağı.

Güçleri sanal, sadece üstadları ve rehberleri İblis’in yaptığı gibi ‘’üflemek’’

Devamını oku...

Konya Kültürünün işlendiği Koyunoğlu Müzesi İkindi Sohbetlerinde seçkin bir toplulukla

"Mevlana ve İletişim" konusunu paylaştık.

Gerçekten dinleyici ne kadar bilinçli ve ilgili olursa sohbet o kadar feyizli oluyor.

Geniş bilgi için link:

https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=2247300678817498&id=100006127631487

02 Mart 2019 Cumartesi günü saat 16.00 da Konya Koyunoğlu Müzesi konferans salonunda Konya Büyükşehir Belediyesi ve Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırması Enstitüsü’nce düzenlenen İkindi Sohbetleri programında ‘’Mevlana ve İletişim’’ konusunu 50 dakikalık bir sunumla arz edeceğim.

‘’Mevlana ve İletişim’’ konusunu merak eden bütün dostlarımı programa davet ediyorum.

Programa katılamayanlar daha sonra ‘’İkindi Sohbetleri Mevlana ve İletişim’’ konu başlığı ile You Tube’den izleyebilirler.

Sunum planımı, neler konuşacağımı, nelerden bahsedeceğimi sizlerle paylaşmak isterim:

İletişimin önemi

Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir. Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah insanlar için örnekler verir; umulur ki onlar öğüt alır-düşünürler.  Kötü (murdar) söz ise, kötü bir ağaç gibidir. Onun kökü yerin üstünden koparılmış, kararı (yerinde durma, tutunma imkanı) kalmamıştır. Allah, iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sapasağlam sözle sebat içinde kılar. Zalimleri de şaşırtıp-saptırır; Allah dilediğini yapar. (İbrahim Suresi, 24-27)

“Öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.’’ (İsra Suresi, 23)

“İkiniz Firavun’a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor.” “Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.” (Taha Suresi, 43-44)

“Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.’’ (İsra Suresi, 53)

Cennet’e götürecek amel Allah tarafından bağışlanmaktır). Bağışlanmanın sebepleri de bolca selam vermek ve güzel konuşmaktır.” Hz. Muhammed(s.a.v.)

İlişkilerin yenilgisi genellikle iletişim yenilgisidir. Zygmunt Bauman

İletişimin kodları/kökleri/zaman/mekan

İbn Tufeyl/Abentofail(1105-1185)-Marakeş-Hay bin Yakzan: ‘Esrarü’l-Hikmeti’l-Meşrikiye’. Bu ilk ‘felsefi roman’ ve ilk ‘robinsonad’, Tanpınar’ın deyişiyle ‘Müslüman aleminin felsefi tek romanı’, 14. Yüzyıldan başlayarak belli başlı Avrupa dillerine çevrildi; Defoe, Bacon, Spinoza ve More gibi pek çok düşünür ve sanatçı üzerinde etkili oldu. Doğu, özellikle Osmanlı ise İbn Tufeyl’e ve yapıtına ilgisiz kaldı: Üzerindeki ‘Hay bin Yakzan’ etkileri özel çalışmalara konu olan ‘Robinson Crusoe’ defalarca Türkçe’ye çevrildiği halde, ‘Hay bin Yakzan, dilimize kazandırılmak için 1923 yılını, kitaplaşabilmek için de 1985 yılını bekleyecekti. Bu yeni ve genişletilmiş baskıda, İbn Tufeyl’in ‘Hay bin Yakzan’ına ek olarak –M.Şerefeddin Yaltkaya’nın çevirisi ve İslam dünyasında alegorik öykü geleneğinin tarihçesini ve düşünsel arka planını aktardığı giriş yazısıyla İbn Sina’nın ‘Hay bin Yakzan’ı da yer alıyor.

Daniel De Foe-(1660/1731)-Londra-Robinson de Crusoe

Maveraünnehir/Türkistan/Şarkiyatçılık/Oryantalizm

Mevlana Celaleddin Rumi(1207 Belh-1273 Konya)-Gönül

Siraceddin Urmevi(1198 Urmiye – 1283 Konya)-Akıl

Sadreddin Konevi(1209, Malatya- 1274 Konya)- Vicdan

Muhyiddin Arabi(1165, Murcia, Endülüs-1240, Şam, Suriye)

İletişimin kodları/Arka plan

Ebu Mansur Maturidi(853/944)

Mevlanamız-Allah/Kur’an-ı Kerim

Hocamız-Hz. Muhammed(s.a.v.)/Sahih Sünnet

….(Ebu Mansur)

Ahmet Hamdi Tanpınar bir gün Yahya Kemal’e sorar:

Devamını oku...

İlk emir oku.

‘’Oku’’ emrinin Kur’an’ı Kerim’de bulunduğu Alak suresi:

Alak suresi; Mushaftaki sıralamada doksan altıncı, iniş sırasına göre birinci sûredir. Kalem sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Baştan beş âyeti Hz. Peygamber’e gelen ilk vahiy olduğundan ilk inen sûre kabul edilir. Geri kalan on dört âyetinin ise sonraları Ebû Cehil hakkında indiği rivayet edilmiştir. Bazı Kur’an tarihçileri ilk inen sûrenin Müddessir, bazıları da Fâtiha olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Buhârî ve Müslim’de Hz. Âişe’ye isnad edilen rivayete göre Hz. Peygamber, içinde yalnız kalmayı âdet edindiği Hira mağarasında iken Ramazan ayının 27. gecesi (Pazar-Pazartesi) tan yerinin ağarmaya başlamasından az önce ufukta nurdan bir şekil görmüş; o zamana kadar hiç karşılaşmadığı bu nuranî varlığın (Cebrâil) kendisine seslendiğini duymuştur. Hz. Peygamber olayı şöyle anlatır: “Melek bana okumamı emretti. Kendisine okuma bilmediğimi söyledim. Beni kollarının arasına alıp kuvvetle sıktı; sonra ‘oku!’ dedi. Ben yine, ‘Okuma bilmem’ dedim. Beni tekrar kollarının arasına aldı, kuvvetle sıktı ve ‘oku!’ diye tekrar etti. Ben yine ‘Okuma bilmem’ dedim. Üçüncü defa kollarının arasına alıp daha kuvvetlice sıktıktan sonra bıraktı ve şöyle dedi: ‘Yaratan rabbinin adıyla oku; O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, kalemle (yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediklerini öğretmiştir.” (bk. Buhârî, “Bed’ü’l-vahy”, 3; Müslim, “Îmân”)

Sûrede okumanın önemi vurgulanmakta, insanın neden yaratıldığına dikkat çekilmekte, kendini kendine yeterli görüp nankörlük eden insanın taşkınlığı ve bunun acı sonuçları anlatılmaktadır.

İkinci emir yaz.

‘’Yaz’’ emrinin Kur’an-ı Kerim’de yer aldığı sure Kalem suresi:

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 6 - 100

6

Anket

Sizce toplumun en önemli problemi nedir?

Son Yorumlar

Ağırlığınca duracaksın bazen ...
Tebrik eder. Hayat demek hareket demektir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun...
çocuk koruma kanunu ile ilgili bilgi araştırıyorum bende. bu sitede de bilgiler var. ilgilenen a...
GECE GEZME EHLİYETİ
Sadece şiddet olunca değil. Kadına hiç bir şey yapmasan bile sana iftira attığı takdirde uza...
GECE GEZME EHLİYETİ
Hiç bir kültür ve dinde olamayacak bir uygulama #aile dibine konulan dinamittir #6284yasa delilsi...
GECE GEZME EHLİYETİ
Hiç bir kültür ve dinde olamayacak bir uygulama #aile dibine konulan dinamittir #6284yasa delilsi...

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün232
mod_vvisit_counterDün338
mod_vvisit_counterBu Hafta1366
mod_vvisit_counterBu Ay6196
mod_vvisit_counterToplam526986