Pazar, Aralık 16, 2018
Text Size

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

  Ereğli'de 15 Temmuz Anaokulu Salonunda Veli ve Eğitimcilere Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.    

Akademik Bakış'ta ''Kök Hücre Üretim Merkezi Aile''yi konuştuk..

Gökhan Kırlangıç kardeşimin hazırlayıp sunduğu Ribar Fm'de yayınlanan Akademik Bakış'ta ''Kök Hücre Üretim Merkezi Aile''yi konuştuk.

  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01
  • Emirgazi'de öğretmenlerimizle beraberdik...

    Pazartesi, 24 Eylül 2018 11:06
  • Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

    Salı, 03 Nisan 2018 09:02
  • Akademik Bakış'ta ''Kök Hücre Üretim Merkezi Aile''yi konuştuk..

    Perşembe, 08 Mart 2018 14:52

Son Yazılarım

Radyo Gençlikte Filiz Akman'ın hazırlayıp sunduğu 'Canefşan' programında 'Aile' yi konuştuk..



Dünyaya sınanmak, denenmek kısaca imtihan için gönderildik.

O, davranış ve eylem bakımından hanginizin daha güzel amel edeceğini sınamak için ölümü ve hayatı yarattı. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. Mülk,67/2

And olsun ki, sizi korku ve açlıkla, mallardan, canlardan ve (alın teri) ürünlerinden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele! Bakara,2/155

Müslüman çocuk doğduğunda kulağına bir ezan okunur hatta diğer kulağına kamet getirilir, fakat bu ezan ve kametten sonra namaz kılınmaz.

İşte bu ezan ve kametin namazı Müslüman öldüğünde cenaze namazı olarak kılınır.

İşte Müslüman için dünya hayatı doğum ve ölüm bir ezan ile namaz arası kadardır.

Bu şuurla yaşamalı mümin.

Dinlediği/okuduğu ezanın son ezan, kıldığı/kıldırdığı namazın son namaz olduğu şuuruyla.

Müslümanların en çetin imtihanının geçici olarak imtihan için emanet olarak verilen dünya nimetlerine aşırı sevgi beslemek ve o nimetlerden ayrılıktan korkmayı (vehn) bir saplantı haline getirmek olduğunu Allah Resulü bildiriyor.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir ara sahabelerden Ebu Ubeyde b. Cerrah'ı -Allah ondan razı olsun- cizye toplamak üzere Bahreyn'e gönderdi. Bilindiği gibi Rasulullah, daha önce Bahreyn halkı ile barış yapmış ve Ala b. Hadremi'yi bu yöreye vali tayin etmişti.

Bir süre sonra Ebu Ubeyde, bu yörenin cizyesini toplayıp Medine'ye döndü. Bu durumu haber alan sahabeler dönüşünün ertesi günü, büyük bir kalabalık halinde sabah namazına üşüştüler. Rasulullah namazı bitirip Mescid'den çıkacağı sırada kalabalık bir gurup önüne çıktı. Onları bu durumda gören Peygamberimiz gülümseyerek:

"Öyle sanıyorum ki, Ebu Ubeyde'nin Bahreyn'den bir şeyler getirdiğini haber aldınız." buyurdu. Sahabeler: "Evet" deyince Rasulullah kendilerine şunları söyledi: "İstekle beklediğiniz bu ganimet bölüşümüne hem sevininiz ve hem de üzülünüz. Sebebine gelince sizin hakkınızda korktuğum şey fakirlik değildir. Tersine sizin hesabınıza korktuğum şey, tıpkı daha önceki ümmetlere olduğu gibi, dünyanın önünüzde açılması (büyük servetler elde etmeniz) ve arkasından bu alanda birbirinizle o eskiler gibi rekabete girişip onlar gibi kendinizi mahvetmenizdir."

Görüldüğü gibi Peygamberimiz, ümmetinin geleceği hesabına fakirlikten değil tersine dünyanın önlerinde açılıp bu konuda birbirlerine düşmelerinden ve bunun sonucu olarak dünya ve ahiretlerini mahvetmelerinden kaygı duymaktadırlar.

Devamını oku...

Hamiyet; Türk Dil Kurumu Türkçe sözlüğünde ‘’ Bir insanın kendi yurdunu, ulusunu ve ailesini koruma çabası,insanlık,fazilet,izzet-i nefs,gayret’’ olarak tarif ediliyor.

Günümüzde dünyanın her açıdan en zengin bölgesinde yaşayan bizlerin sahip olması gereken bir özellik: Hamiyet

Kaybetmeden elindeki nimetin kıymetini bilmez insan çoğu zaman.

Ama akıllı insan olayları ferasetiyle önceden sezip görebilen insandır.

İnsanı diğer varlıklardan ayıran aklın; Tezekkür(geçmişe bakarak anı ve geleceği değerlendirme), tefekkür kişi ve olayları bütün yönleriyle ele alabilme, taakkul (aklı en üst düzeyde kullanma), tedebbür (dünden ilham alıp,bu günü iyi gözlemleyip,geleceğe dair tedbirler alabilme) gibi şubelerini eşgüdüm içerisinde çalışarak hamiyete destek vermeli.

Hamiyeti;’’Şiddeti mevanıa şiddetle mukabele etmektir=Şiddetli engellere şiddetle karşı koymaktır.’’şeklinde tarif eder Said Nursi.

Çocuklarımıza aile ve okuldan itibaren tüm eğitim kurumlarımızda en başta hamiyet duygusu aşılanmalı.

Sahip olduklarının kıymetini bilme ve onları koruma konusunda şuurlu bir gençlik oluşturmak eğitim sisteminin en başta gelen hedefi olmalı.

Yaşadığımız süreçte imtihanın gereği hak etmediğimizi düşündüğümüz çok olaylar yaşayabiliriz.

Hamiyet burada devreye girmeli.

Kendimizi, ailemizi, şehrimizi, ülkemizi hatta tüm insanları karşılıksız sevmenin adıdır hamiyet.

Zira saydıklarımız bizi de yaratan Allah’ın gözetip korumamız için bize verilmiş birer emanettir.

Emanete riayet duygumuz kadardır imanımız.

Emanete ihanet münafığın baş vasfıdır.

Devamını oku...

Necip Fazık Kısakürek’in gençliğe hitabındaki aynı manadır yazımın başlığında ki ‘’kim var?’’

'Kim var? ' diye seslenilince,

sağına ve soluna bakmadan

fert fert 'ben varım! ' cevabını verici,

her ferdi 'benim olmadığım yerde kimse yoktur! '

fikrini besleyici bir dâva ahlâkına kaynak bir gençlik...

Hz. Adem’den  Hz. Muhammed’(s.a.v.)e güzel ahlakı insanda tesis etmek için gönderilen dinin adı İslam’dır.

İslam; gelen mesaja kayıtsız şartsız teslim olmanın adıdır.

Bu teslimiyet tam anlamıyla sağına ve soluna bakmadan sadece Allah’a iman edip,

sadece onun rızasını kazanmak için, sadece ona kulluk etmek demekti.

Bu anlamda en büyük cihad, en büyük mücadele (cihad-ı ekber) insanın kendi nefsini Ahsen-i takvimde tutma , esfel-i safilinden koruma çabasıdır.

İblis bu gerçeği bildiği için NEFİSLE KOALİSYON YAPARAK insanı hep sağına soluna bakmaya teşvik eder.

Zira sağına soluna bakınca nefis kendini unutturur.

Böylece kendini gizleyen nefis içeriden insanın Ahsen-i takvim makamını sabırla,yavaş yavaş çürütür ve tam kıvamına getirdiğinde en büyük darbeyi vurarak onu esfel-i safiline yuvarlar.

Kural budur,değişmez: En büyük düşman en son bakacağın yere gizlenmiştir.

Müslümanlar artık İslam’ı diğeri üzerinden özellikle erkekler KADINLAR üzerinden okumayı, anlamayı bıraksınlar.

Yeter artık!

Herkes kendi işine, kendi takvasına, kendi gözüne, kendi vicdanına, kendi imanına, kendi ibadetine, kendi eline, kendi cebine, kendi cüzdanına, kısaca kendi nefsine baksın.

‘’Ehlimizi koruyoruz’’  yorumu için Kur’an-ı Kerim’e baksın ve iyi anlasın.

Ehli korumak kendi nefsinde İslam’ı en güzel şekilde yaşamak ve en yakınından itibaren anlatmak, örnek olmakla olur, fazlası değil.

Hidayet, kulun cüz-i ihtiyarını sarf ettikten sonra Allah’ın kulunun kalbine indirdiği bir nur.

Kul istemiyorsa zorlama, dikte etme, baskı yapma, kraldan fazla kralcı olma.

Ey Peygamber! Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi (iyi niyet ve gayretine göre) doğru yola eriştirir. O, doğru yola erişecek olanları daha iyi bilir.

Kasas,28/56

Devamını oku...

İlk insan ve Peygamber Adem babamızla başlayan güzel ahlakı inşa etme vazifesi Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.v.) ile tamamlandı:

Ve şüphesiz sen büyük bir ahlak üzerindesin.(Kalem, 68/4)

Şüphesiz ki Allah’a, ahiret gününe iman edenlerle Allah’ı çok anan kimseler için Allah’ın elçisinde güzel bir örnek vardır. (Ahzâb, 33/21)

Bugün dininizi olgunlaştırdım ve size olan nimetimi tamamladım. (Mâide, 5/3)

Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.(Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 8; Ahmed b. Hanbel, 2/381)

Bir adam: “Ey müminlerin annesi! Bize Allah’ın Resulünün ahlakından bahseder misin?” dedi.  O da: “Sen hiç Kur’an okumuyor musun?” diye sordu.  Adam: “Tabi ki okuyorum.” diye cevap verince Hz. Aişe de:  “Onun ahlakı, Kur’an (ahlakı) idi.” dedi. (Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn, 139 (746)

Mekke dönemiyle temeli atılan ve su basmanı seviyesine çıkarılan İslam Ümranı’nın binası Medine’de tamamlandı.

Beşerin en akıllısı en temiz ve sahih bilgiyle(vahiy)kıyamete kadar  insanlığın ihtiyaçlarına cevap verecek ‘’kök hücreleri’’ miras olarak bıraktı. (Bkz: Sosyal, siyasi, hukuki, kültürel problemlerimiz için ‘kök hücre kaynağımız’ var mı? http://www.cemilpasli.com/egitim/sosyal-siyasi-hukuki-kulturel-problemlerimiz-icin-kok-hucre-kaynagimiz-var-mi )

İslam Ümranı’nı bir vücuda benzetirsek kalp Medine’de atıyor ve tüm dünyanın akıl sahiplerine vahyi(Kur’an/Sahih Sünnet) pompalıyor.

Bugün üzerinde acil ve hassasiyetle üzerinde durmamız gereken konu kalp ile akıl sahipleri arasında vahyi taşıyan damarlardaki daralma hatta tıkanma konusudur.

Kalpte yer alan ‘’kök hücre’’ hükmündeki vahiy(Kur’an/Sahih Sünnet) muhataplarına bu tıkanan veya daralan damarlar yüzünden hiç ulaşamıyor veya eksik ulaşıyor.

Müslümanlarda kolaycılığa kaçarak ve tembellik yaparak doğrudan Kur’an ve Sahih Sünnet’e ulaşıp dinlerini öğrenme yerine suyunun suyu hükmündeki aracılara müracaat ediyorlar.

Kendileri vahye ulaşmaktan aciz aracılar kendi anlayışlarına göre bir din anlayışı oluşturduğundan bu gün istediğimiz ve her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz birlik ve beraberliğimizi gerçekleştiremiyoruz.

‘’Kur’an’ın hakimiyet-i mutlakası ‘’ başlıklı risalesinde Said Nursi birlik ve beraberliğimizin önündeki en büyük engeli doğrudan Kur’an ve Sahih Sünneti göstermesi, anlatması, götürmesi gereken İslam adına yazılan kitapların, Kur’an ve Sünnet yerine geçerek gölge etmesi olarak anlatır. Çözümü de şeffaf bir şekilde Kur’an’ı gösteren kitaplara müracaat edilmesini tavsiye eder.

Kur’an’ı mana adına az okuyan insanımız özellikle birçoğu sahih olmayan hadisler üzerinden anlatılan bir din algısı içerisinde İslam’ı yaşamaya çalışıyor.

Aslına, orjinaline göre oldukça ilaveler yapılmış  obez din algısı ile karşı karşıyayız.Bu obez din algısı insanlarda günümüzde tartışılan ‘din yorgunu’ insanların sayısını her geçen gün artırıyor.

Kalpten yeterince kan alamayan organlar fonksiyonlarını tam anlamıyla yerine getiremez. Hatta damarlardaki bu daralma ve tıkanma organlarda kangrene kadar gider.

Din’in(Kur’an/Sahih Sünnet) anlaşılması konusunda İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin(ö.150/767) yaklaşımı şöyleydi:

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 6 - 93

6




Anket

Sizce toplumun en önemli problemi nedir?

Son Yorumlar

GECE GEZME EHLİYETİ
Sadece şiddet olunca değil. Kadına hiç bir şey yapmasan bile sana iftira attığı takdirde uza...
GECE GEZME EHLİYETİ
Hiç bir kültür ve dinde olamayacak bir uygulama #aile dibine konulan dinamittir #6284yasa delilsi...
GECE GEZME EHLİYETİ
Hiç bir kültür ve dinde olamayacak bir uygulama #aile dibine konulan dinamittir #6284yasa delilsi...
Türklerin Müslüman Olmasının N...
winknnnnnnnnnnnnnn çok güzeeeeeeeeeeeelllllllllllllllll olmuşş
Türklerin Müslüman Olmasının N...
smiley çok güzel olmuş elinize sağlık.

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün18
mod_vvisit_counterDün225
mod_vvisit_counterBu Hafta18
mod_vvisit_counterBu Ay6241
mod_vvisit_counterToplam418640