Cuma, Eylül 21, 2018
Text Size

Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

  Ereğli'de 15 Temmuz Anaokulu Salonunda Veli ve Eğitimcilere Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.    

Akademik Bakış'ta ''Kök Hücre Üretim Merkezi Aile''yi konuştuk..

Gökhan Kırlangıç kardeşimin hazırlayıp sunduğu Ribar Fm'de yayınlanan Akademik Bakış'ta ''Kök Hücre Üretim Merkezi Aile''yi konuştuk.

Radyo Gençlikte 'Canefşan' programına konuk olduk...

Radyo Gençlikte Filiz Akman'ın hazırlayıp sunduğu 'Canefşan' programında 'Aile' yi konuştuk..

  • Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

    Salı, 03 Nisan 2018 09:02
  • Akademik Bakış'ta ''Kök Hücre Üretim Merkezi Aile''yi konuştuk..

    Perşembe, 08 Mart 2018 14:52
  • Radyo Gençlikte 'Canefşan' programına konuk olduk...

    Cuma, 02 Şubat 2018 14:02
  • Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Yüksek Lisans Öğrencileriyle Ders Yaptık...

    Çarşamba, 27 Aralık 2017 14:54
  • Meram Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Gençleriyle Tecrübelerimizi paylaştık.

    Çarşamba, 27 Aralık 2017 14:43

Son Yazılarım

Hz. Adem babamız ve Havva annemiz ile İblis emre itaatsizlik konusunda aynı pozisyonda idiler.

Kıyamete kadar ayrılan ve birbirinden ayrılan yollara girime gerekçeleri şuydu.

Hz. Adem babamız ve Hz. Havva annemiz Rabbimizin eleştirisini dikkate almış,

öz-eleştiri yapmış, girdikleri yolun yanlış olduğunu anlamış ve dönmüş,

Rablerinin istediği yola revan olmuşlardır.

‘’Böylece ikisinin de yanılmalarını sağladı.

Âdem ile eşi o ağacın meyvesinden tadınca, mahrem yerleri açılıp ortaya çıktı.

Bunun üzerine cennet yapraklarıyla oralarını örtmeye başladılar.

Rableri de onlara şöyle seslendi:

“Ben ikinizi de o ağaçtan yasaklamadım mı?”

Ve size: “Şeytan mutlaka ikinize de açık bir düşmandır” demedim mi?

(Hz. Adem ve Havva her ikisi de:)

“Ey Rabbimiz! Biz kendimize yazık ettik; bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, hiç şüphesiz kaybedenlerden oluruz!” dediler. ‘’ A’raf, 7/22,23

İblis ise yaptığı yanlış fiil sebebiyle eleştirildiği halde gittiği yolu terk etmemiş ve kendi mantıksal düzleminde gurur ve kibirle savunmaya geçerek eleştiriye eleştiri ile cevap vermiştir.

‘’Allah İblis'e: “Secde etmeni emrettiğimde seni secde etmekten alıkoyan ne oldu?” dedi.

Devamını oku...

Kesin doğru, vahiyle teyid edilmiş bilgi;

Sadece Peygamberlerin sözleri ve onlarla gönderilmiş, tahrif edilmemiş, bozulmamış kutsal metinlerde olan bilgilerdir.

124 bin Peygamber zincirinin son halkası Hz.Muhammed(s.a.v.) Kıyamete kadar bizlere yetecek doğru bilgileri veya doğru bilgiye ulaşmamızın usullerini uygulamalı olarak anlatmış ve Rabbimizce korumalı (Hicr, 15/9) Kur’an-ı Kerim ile sabitlemiştir.

Bu anlamda kıyamete kadar insanlığın karşılaşacağı siyasi, kültürel, ekonomik, sosyal sorunların çözümüne dair kök hücreler Kur’an Kerim ve Sahih Sünnet’te vardır.

‘’Size şunlar haram kılındı: Kendiliğinden ölen hayvan (leş), kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilen hayvan, bir de henüz canı üzerinde iken yetişip kesemediğiniz boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından (boynuzlanma ile) öldürülmüş, yırtıcı hayvanlar tarafından parçalanmış hayvanlar; ancak yetişip kestiğiniz hayvan müstesna. Bir de dikili taşlar üzerinde (cahiliyet devrinde taşlara hürmeten) kesilenler, fal okları ile kısmet aramanız. İşte bunları yapmak (doğru) yoldan çıkıştır. Artık bugün inkârcılar dininizi söndürmekten ümitlerini kestiler. Öyleyse onlardan korkmayın, bana karşı gelmekten sakının. İşte bugün sizin dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslâm'ı beğendim/seçtim. Kim günaha meyletmeksizin açlıktan bunalıp çaresiz kalırsa, haram olan etlerden yiyebilir. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.’’         Maide, 5/3

Maide 3. Ayetle İnsanlığın dünya/ahiret mutluluk rehberi İslam’a son şekli verilmiş, ölçü net bir şekilde vaaz edilmiştir.

İnsanın değeri samimi çabasıyla eşit görülmüş sık sık acziyeti hatırlatılmış sınırlarını bilmesi konusunda sık sık uyarılmıştır.

‘’(Bedir'de) onları siz (kendi gücünüzle) öldürmediniz, fakat onları (Hakka direndikleri için) Allah öldürdü. (Ey Resulüm! Avucundaki kumu) attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı(rıp onları yenilgiye uğrattı). Allah bunu, inananları güzel bir imtihana tabi tutmak için yapmıştır. Muhakkak ki Allah (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilendir. Enfal, 8/17

Aslında ‘’takva’’ kelimesinin en güzel anlamı Yüce Yaratıcımızın bize çizmiş olduğu sınırlara riayet etmek demek.

Takva/ittika: Rabbimizin koyduğu sınırları korumak demek.

Takvanın korkmak şeklinde tercümesi Kur’an-ı Kerim’in ruhuna tamamen zıttır.

Zira Rabbimiz onlarca yerde;

Devamını oku...

İnsanın(nefs) yaratılış hikayesi Rabbimiz tarafından şöyle anlatılır:

‘’Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirene,

Sonra da ona iyilik(takva) ve kötülük(fücur) kabiliyeti ilham edene and olsun ki,

Muhakkak (isyan ve günah(fücur) kirlerinden) temizlenen nefis kurtulmuştur.

Onu (isyan ve günahla(fücur)) kötülüğe gömen ise mahvolmuştur.’’

Şems,91,7-10

‘’Ey îmân edenler!

(Samîmî bir tövbe olan) Tövbe-i Nasûh ile Allah’a tövbe edin!

Olur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter ve Allah, peygamberi ve onunla berâber îmân edenleri utandırmayacağı bir günde, sizi altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyar!

Onların nûru önlerinde ve sağlarında koşar (da): “Rabbimiz! Nûrumuzu bize tamamla ve bize mağfiret eyle!

Şüphesiz ki sen, her şeye hakkıyla gücü yetensin!” derler.

Tahrim,66/8

‘’Ey insan!

Senin elinde gāyet zaîf, fakat seyyiâtta (kötülükte) ve tahrîbâtta (bozmakta) eli gāyet uzun ve hasenâtta (iyilikte) eli gāyet kısa, cüz’-i ihtiyârî nâmında bir irâden (seçebilme hakkın) var.

O irâdenin bir eline duâyı ver ki, silsile-i hasenâtın (iyilikler zincirinin) bir meyvesi olan Cennete eli yetişsin ve bir çiçeği olan saâdet-i ebediyeye eli uzansın!

Diğer eline de istiğfârı (tövbe edip yalvarmayı) ver ki, onun eli seyyiâttan kısalsın ve o şecere-i mel‘ûnenin (günahlar denilen lâ‘netlenmiş ağacın) bir meyvesi olan zakkūm-ı Cehenneme yetişmesin!

Demek duâ ve tevekkül (Allah’a i‘timâd edip ona sığınmak), meyelân-ı hayra (hayrı arzulamaya) büyük bir kuvvet verdiği gibi, istiğfâr ve tövbe dahi meyelân-ı şerri (kötülüğü arzulamayı) keser, tecâvüzâtını (taşkınlıklarını) kırar.”

(Tılsımlar, 26. Söz, 85)

Bir bedevî Hz. Peygamber (asm)’ın mescidine girdi ve:

“Allahım!

Ben, senden affımı istiyor ve sana tövbe edip, sığınıyorum!” dedi ve tekbîr aldı.

Namazını bitirince, duâsını işitmiş olan Hz. Ali (ra) ona hitâben:

“Ey adam!

Devamını oku...

Bilim adamları, hamile kadınlarda ceninin annesinin kalbini koruduğunu,  gönderdiği hücrelerle  kalp dokusunun yenilenmesine yardımcı olduğunu, hasarlı beyin, karaciğer ve akciğer dokularını tedavi ettiğini,  göğüs kanserine karşı koruduğunu ispat ettiler.

Yeni ve en kıymetli canlıyı Rabbim annelerin vücudunda büyütürken mükafat olarak tüm vücudu yeniden ve birlikte doğuma hazırlıyor.

Sünnetullah’ta yer alan bu tıbbi gerçeği farklı bir konu için güzel bir misal yapmak mümkün bence.

Toplumlar, devletler de insan gibi.

Peki toplum ve devletler için ‘kök hücre’ tedavisi mümkün mü?

Bunun mümkün olduğuna inananlardanım.

Yüce Allah insanı kendine halife olarak yaratarak ödüllendirdi.

Bu halifeyi 124 bin Peygamberle eğitti.

Hz. Muhammed (s.a.v.) zincirin son halkası idi.

‘’Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim (Muvatta, Husnü'l-Hulk, 1.)’’ sözüyle 123.999 Peygamberin getirdiği ahlak binasının son çiviyi çakarak, mührü vurmuş, hatem-ül enbiya olarak noktayı koymuştu.

Bu noktayı tarif ederken de ‘’Benim hilafetim 30 yıldır, daha sonra ısırıcı bir saltanat gelecektir.(Ebû Dâvud, Sünnet 9 (4648, 4647); Tirmizî, Fiten 48, (2227).’’

Peygamberimiz kendi dönemi, 4 halife ve Hz. Hasan’ın 6 aylık dönemini hilafet olarak zikrediyor, sonra ısırıcı bir saltanatın geleceğini bildiriyordu.

‘’Biz insana ana ve babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Anası onu (karnında) güçlükle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Onun ana karnında taşınması ile sütten kesilme süresi otuz aydır. Nihayet insan olgunluk çağına ulaşıp, kırk yaşına geldiğinde der ki: “Ey Rabbim! Bana ve ana babama ihsan ettiğin nimetlerine şükretmemi ve senin hoşnut olacağın faydalı işler işlememi nasip et! Benim neslimden gelenleri de salih kimseler yap. Doğrusu ben tevbe edip sana yöneldim. Ve ben gerçekten sana teslim olanlardanım.”Ahkaf,46/15

Ben İslam toplumunun yaşadığı bu 30 yıl ile her insan hayatında yaşanan 30 ay arasında bir alaka olduğunu düşünüyorum.

Bir ümmet şekillenirken yaşadığı süre olan 30 yıl ile bir insanın şekillenirken yaşadığı süre olan 30 ay aynı hakikate işaret ediyor.

Devamını oku...

Benden içeru’

İnşallah dualarınızla basılacak 5. Kitabımızın ismi.

Kitabın konusu içimize yürüme.

300 yılı aşkındır insanlığa öncülük etmeye çalışan batılıların mutluluğu dışarıda aramalarına inat içeri yürümek.

Kainattan süzülmüş insanın kainatı anlaması için gereken asıl yolculuğun gerçek yön ve kıblesi içeriye yürümek.

Koca Yunus’un  ‘İlim ilim bilmek,ilim kendin bilmek’ deyişinde anlamını bulan ‘kendini bilmek’ için içeriye yürümek.

‘Kendini bil’ bu ilimlerin şahıdır tavsiyesi ışığında içeri yürümek.

‘Önce kendini sonra aileni,sonra çevreni feth et. İstanbul arkadan gelir’ ilkesiyle çevremizi feth etmek, dünyayı değiştirmek için içeri yürümek.

‘İnsan için en büyük cihad (cihadı ekber) nefsini ıslah etmesidir’ esasını icra için içeri yürümek.

‘İnsan iman dairesinde bulunan herkesi kendinden üstün bilmelidir’ kelami kaidesini özümsemek, yaşamak için içeri yürümek.

Kainattan gelen her şeye bir sanral benzeri renk ve ışık katan içimizi sürekli canlı, temiz, renkli tutabilmek için içeri yürümek.

İnsan, bütün yaratılanların en üstünü , en şereflisi ve halifesi olarak yaratılmıştır.

Ve onun mahiyetinde melekleri geride bırakabilecek bir  cevher, kabiliyet yerleştirilmiştir.

İşte bu cevheri keşfetmek için içeri yürümek.

İnsan, kendini yeni baştan inşa etmek zorundadır.

Çünkü o hem mermerdir , hem de heykeltıraş.

Devamını oku...

Önceleri de var.

Ama özellikle Büyükada buluşmasının emniyete, arkasından yargıya intikali almanları çıldırttı.

Bizim soğukkanlı bildiğimiz hanslar bu kez çok öfkeli, aşırı agresif takılıyorlar.

Neden acaba?

Öfke, insanların alışageldikleri ve kendileri kolaylaştırılmış durumlarda engelle karşıladıklarında ve bu engeli kısa sürede aşamadıklarında yaşadıkları kontrol edilemez duygunun adıdır.

Almanya ve İngiltere daha sonraları da Abd bizim iyi niyetimizi ve temiz duygu ve düşüncelerimizi yakın tarihimizde o kadar çok istismar ettiler ki, bu onlarda uyuşturucu madde bağımlılığı benzeri bir alışkanlığa yol açtı.

Sultan Abdulaziz’in su-i kastıyla iyice dışa vuran hasta adamı iyileştirmeden ve öldürmeden zayıf ve aciz halinden istifade etme, başka bir ifadeyle hastalığını istismar etme siyaseti son 150 yılda Batı ülkelerini fevkalade memnun ve mutlu ediyordu.

Şeftali, fındık, çay, kiraz v.b. batıya lazım olacak en güzel ürünleri üretmesi ancak araba, telefon, saat ya da uçak üretmemesi üzerine bütün sistem kurulmuştu.

Millet ne zaman sistemin dışına çıkmaya çalışsa devletin içine, bünyenin içine yerleştirdikleri satılmış, devşirilmiş hainler (our/your boys=birilerinin çocukları) vasıtasıyla millet terbiye ediliyor, hizaya çekiliyordu.

15 Temmuz defalarca başarıyla yaptıkları hizaya çekme operasyonlarının sonuncusuydu.

Son yıllarca yaşadığı travmaları bir aşı gibi bünyesinde bir BAĞIŞIKLIK sistemine dönüştürmüş olan bu aziz millet bu sefer içinde ve dışında harekete geçmiş tüm hainlere tarihte görülmemiş bir kahramanlık destanıyla ‘YETER SÖZ DE, KARAR DA, İRADE DE MİLLETİNDİR’ dedi.

Millet lideriyle beraber ‘Dünya 5 den büyüktür’ sözü etrafında oluşturduğu mazlum milletlere sahip çıkma iradesinde kanını dökerek, canını feda ederek kararlı duruşunu 15 Temmuzda tüm dünya halklarına göstermiştir.

Bu duruş 1945’de 5 ülke ve uyduları, köpekleri, karakolları üzerine kurdukları dünya sisteminin S.O.S. vermesine sebep olmuştur.

Her zaman olduğu gibi asıl beyin olan İngiltere, Fransa  ve Abd gibi ülkeler geride durup Almanya, İsrail, BAE v.b. ülkeleri önden sürmüşlerdir.

Devamını oku...

23 Eylül 2008 tarihiydi.

Ramazan ayının son 10 gününe girmiştik.

İddia edilen Ergenekon terör örgütüne dair bir yazı yazmıştım.

Yazının başlığı: ‘İÇİMİZDEKİ ERGENEKONLARI TEMİZLEME ZAMANI’ idi.

Bu gün 08 Ocak 2015 Perşembe.

Yeni Türkiye’yi, 2023 ve 2053 ve 2071 hedeflerini konuşuyoruz.

O  tarihte farklı bir Ergenekon(etö) tarifi yapmıştım.

http://www.cemilpasli.com/ahlak/yeni-turkiye-ye-gecisin-yolu-icimizdeki-ergenekon-lari-temizlemekten-geciyor

Maalesef zaman beni haklı çıkardı ve o gün en yüksek sesle Ergenekon diye feryat edenler, o gün şikayet ettikleri tüm olumsuz olayların başka bir versiyonu ile olarak karşımıza çıktılar.

O gün Kırmızı renklisini gördüğümüze Ergenekon’un bu gün yeşil renkli olanını yaşıyoruz.

8 0cak 2015 tarihinden 1 yıl 7 ay 7 gün sonra 15 Temmuz 2016 da yeşil renkli Fetö  tarihimizin en büyük ihanetlerinden birisine kalkıştı ve 249 kardeşimizin şehit ve 2193 kardeşimizin gazi olmasına sebep oldular.

Şimdi travmanın üzerinden 1 yıl geçti ve taakkul, tefekkür, tezekkür, tedebbür, tedbir zamanı.

Bir daha 15 Temmuzun yaşanma ihtimalini sıfırlamak için ne yapmak gerekiyor?

Dostlar;

O  günkü(23 Eylül 2008) yazından kısa bir alıntıyla tespitimi sizinle paylaşayım, zamanın  tarifi ne kadar doğruladığına siz de hak vereceksiniz.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 6 - 91

6




Anket

Sizce toplumun en önemli problemi nedir?

Son Yorumlar

Türklerin Müslüman Olmasının N...
winknnnnnnnnnnnnnn çok güzeeeeeeeeeeeelllllllllllllllll olmuşş
Türklerin Müslüman Olmasının N...
smiley çok güzel olmuş elinize sağlık.
DAHA SONRA... (Yusuf ÇİĞDEM ’i...
Allah razı olsun güzel bir yazı... Yusuf'umuza da Allah'tan rahmet diliyorum.
DAHA SONRA... (Yusuf ÇİĞDEM ’i...
Çok güzel bir yazı olmuş, okurken duygulandım. Kaleminize yüreğinize sağlık...
Mutezile Fırkasının Günümüzde...
Teşekkürler hocaam

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün257
mod_vvisit_counterDün393
mod_vvisit_counterBu Hafta1448
mod_vvisit_counterBu Ay6901
mod_vvisit_counterToplam390418