Çarşamba, Ocak 27, 2021

Text Size

Son Yazılarım



Kâinat, insan için yaratıldığından her işin merkezinde insan vardır.

Akıl ve iradeyi yüklenerek kâinata halife olan insan önce kendini iyi tanımalı.

“İlim kendin bilmektir” aslında.

Gündemden hiç düşmeyen “şöyle-böyle” Tv. Programları ve sosyal medya paylaşımları ve onların taşıdığı, zina, iftira, günah, günah, günah…

Bir konunun çözümünü konuşuyorsanız o işin çözüm sonrası olması gereken “normal” halini temsil etmelisiniz.

İyi, güzel, hayırlı olanı, şiddeti değil sevgiyi gündemde tutmalı ve ödüllendirmelisiniz. Yani, beyaz köpeği iyiliği beslemelisiniz ki iyilik güçlensin kötülüğe galip gelsin.

Problemleri sadece dile getirmek, -çözümünüz yoksa- problemi kronikleştirir ve derinleştirir ve size bedava reklamını yaptırmış olur.

Bir yerde bir “kirlilik”ten söz ediyorsanız oraya yanınızda “su” ile gitmelisiniz.

Bir yerde “yangın” dan bahsediyorsanız “yangın söndürme tüpü”nüz olmalı.

Aksi şunu düşünmek zorunda kalırız.

Bu çirkinliği sürekli dile getiren o çirkinlikten daha çirkin bir iş yapıyor…

O iğrençliği yayarak kendini tatmin ediyor,

O çirkinliği gündemde tutarak kendini vitrine çekmeye çalışıyor,

O berbat durumu dillendirmekle kendi alçak egosunu tatmin etmek için kullanıyor,

O fahşayı konuşmakla kendi bilinç altını deşifre ediyor,

O günahtan bahsederek çok arzulayıp yapamadığını ağzından kaçıyor aslında…

Allah’ın “settar” ismi çirkinlikleri, ayıpları ve günahları örtmeyi ifade eder.

Devamını oku...

Allah kapısına el açıp isteyeni asla boş çevirmiyor.

İblis’in talebini dahi geri çevirmedi.

Onun kıyamete kadar isyanına sebep olan “ben Adem’den(insandan) üstünüm” iddiasının peşinde koşması için istediği izin dahi verildi:

“İblis: “Ey Rabbim, o halde insanların tekrar dirilecekleri güne kadar bana yaşama süresi tanı” dedi.

(Allah) buyurdu ki: “Öyleyse, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen (kıyamete) gün(ün)e kadar mühlet verilenlerdensin.”

(İblis) dedi ki: “Ey Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlaslı olan kulların hariç, onların hepsini azdıracağım.”

(Allah) buyurdu ki: “İşte bu (ihlas) bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur.”

Ve hiç şüphe yok ki, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir. Onun yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı için bir grup ayrılmıştır.”

Şüphesiz Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan kimseler, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. Onlara: “Esenlikle ve güven içinde oraya giriniz” denecektir.

Biz, onların gönüllerindeki kini söküp atmışızdır. Onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar. Onlar orada bıkkınlık hissetmezler, oradan çıkarılmaları da söz konusu değildir.

(Ey Resulüm!) Kullarıma, benim çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici olduğumu haber ver. (Bununla beraber) azabımın da çok acıklı bir azap olduğunu bildir.”  Hicr, 15/36-50.

Aslında kısa dünya serüvenimizin özeti yukarıdaki ayeti kerimelerde ifade edilmiş…

Devamını oku...

“İnci arıyorsan denizin dibinde ara, kıyıya vuran sadece köpüktür” der Mevlana.

Zahir-batın ikileminde, zahir sadece batnın kabuğunu ifade eder.

Kabuk-öz kıyasında, kabuk sadece öz koruyan, muhafaza edendir.

Mazruf-zarf tasvirinde aslolan mazruf, zarf sadece kılıftır.

Ve… Ruh-beden karşılaştırmasında maksat ve asıl ruhtur.

Nicelik(sayı)-nitelik(kalite) anlatımında mevzunun özü kalitedir.

Misaller çoğaltılabilir…

Gözümüzü nereye çevirsek kâinat, özün kabuğa üstünlüğünü haykırır.

Soğanın cücüğü en derinliğindedir.

Eşyada her yerde en değerliler derinlerdedir.

Elması yüzeyde bulamazsınız…

İnsanın kalitesi de, derinliğine yürüyebildiği, o cesaret gösterebildiği kadardır.

Bir bal arısı gibi çiçeklerden, eşya, kitap ve insanlardan aldığı nektarlardan topladığı malzemeyle kendi kovanına çekilip, içinin derinliğine yürümelidir insan.

“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır” der Koca Yusuf.

Jose Mauro De Vasconcelos Şeker Portakalı’da insanı olgunlaştıran acının derinliğine nasıl nüfuz ettiğini şu cümlelerle anlatıyordu:

Devamını oku...

Hz. Mevlana’nın Mesnevi kitabı 5. Cildi(1335-1420)’nde geçen, en çok eleştirilen ve en müstehcen bulunan “kabak hikayesi” aslında o devrin ve bu devrin zirve iletişimcisinin dilinden dünya ve ahiretimize her daim katkı sunacak çok değerli ve önemli dersler içerir dikkatle ve derinlikli bakıldığında.

Dünyada her şey, bilimin de temeli olan bir düzen ve mizan üzerine kuruludur.

Her şey değerini ve kıymetini bu ölçüler çerçevesinde alır/almalıdır.

Değişmez ve bütün dinlerin ve kültürlerin kabul ettiği ortak mukaddes, tek kutsiyet sahibi değerimiz “Allah” tır.

Bütün değerleri en başa Allah’ı koyarak sıralamamız gerekiyor.

Mevlana’nın hikâyesini kısaca hatırlayalım.

Olayda kendini dünyada mülkün sahibi zannederek “sınırsız/ölçüsüz” şehvetinin her isteğini ve tüm duygularını tatmin etmek isteyen ev sahibesi kadın,

Kendini dünyada imtihan olurken misafir bilen ve ev sahibinin çizdiği sınırlar/çizgiler(kabak) çerçevesinde şehvetini ve duygularını helal dairede tatmin edip, asıl tatmini cennete bırakan akıllı hizmetçi kız.

Evet, eşek tasviriyle erkek/kadın insanda sınır tanımayan, sınır konulmamış şehvet ve diğer duygular temsil ediliyor.

Kabak tasviri ile de imtihan dünyasında bize tanınan alanın sınırlarını çizen Kur’an ve Sahih Sünnetle belirlenmiş ölçü anlatılıyor.

Ölçüye dikkat etmediğinizde ev sahibesi kadın gibi şehvet ve diğer duyguların aklı ve kalbe galip gelmesiyle hikâye de olduğu gibi kan revan içinde kalır, dünya ve ahiret zararına uğrarsınız.

Bu sebeple çok cazip olan ve yaklaşıldığında, kabağı unuttuğunuzda kesinlikle yapacağınız 3 büyük günah için “yapmayın” değil “yaklaşmayın” emri verilmiştir.

Devamını oku...

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de 3 amel için “yapmayın” tabiri yerine “yaklaşmayın” tabirini kullanıyor.

Burada haram olan o fiillere yaklaşmak.

Yaklaştınız mı?

Yaparsınız.

Yaptınız mı?

Yanarsınız.

Dünya ahiret hayatınızı mahveder, ebedi helake uğrarsınız.

Nedir bu 3 amel?

1. Zina: “Zinaya yaklaşmayın (ona zemin oluşturacak davranışlardan uzak durun)! Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.” İsra, 17/32.

2. Faiz: “Faiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Zaten alışveriş de faiz gibidir" demelerindendir. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kıldı. Kime Rabb'inden bir öğüt gelir de faizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir, onun işi Allah'a aittir. Kim faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır.” Bakara, 2/275.

3. Yetim Malı: “Bir de erginlik çağına girinceye kadar en uygun tarzın dışında yetim malına yaklaşmayın! Ölçüyü tartıyı tam ve denk yapın! (Biz) hiçbir kimseye taşıyabileceğinden fazlasını yüklemeyiz. Ve bir görüş belirttiğinizde, yakın akrabanız olsa da, adil olun (taraf gözetmeyin). Allah'a karşı taahhütlerinize (daima) riayet edin! Öğüt alırsınız diye (Allah) size bunları emretti.” Enfal, 6/152.

Yetim malı kapsamında; direk, özellikle bir sahibi olmayan kamu ve vakıf mallarının da dâhil olduğunu lütfen hiçbir zaman unutmayın.

Bu sebepten “Yetim malına yaklaşmayın” emri içerisine “Kamu ve vakıf malına yaklaşmayın” emri özellikle ve ehemmiyetle dâhildir.

Devamını oku...

Eşyanın hareketi ve değişimiyle ortaya çıkan sürece "zaman" diyoruz.

İnsan dünyanın ritmini anlar ve aynı frekansa girerse dünya/ahiret saadetini yakalar.

Paket program verilmeden gönderilen insanın çabasına değer veriliyor.

Çabayla melekleri geride bırakıp, çabayla şeytanı geçebiliyor.

Bu çabada en büyük motivasyon kaynağımız kainatın ritmini çözmek ve uyumla hareket.

Taakkul(akletme/bağlama), tezekkür(geçmiş), tefekkür(gelecek) tedebbür(geçmiş ve geleceği bağlayıp tedbirler geliştirme) ile hayatına anlam katar.

Sır değişimde...

Elmas, çok değişime giren maden olduğundan en kıymetli.

Devamını oku...

Corona (covid-19) ölümleri artırdı.

Her tarafımızdan yakın ve uzaklardan sürekli ölüm haberleri alıyoruz.

En adil, en kesin, en beklenen/beklenilmeyen…

Ölüm “en” lerin gerçeği.

Rabbim imtihan için kurduğu dünya düzeninde ölümü hayattan önce zikreder.

“O, davranış ve eylem bakımından hanginizin daha güzel amel edeceğini sınamak için ölümü ve hayatı yarattı. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. Mülk, 67/2.

Zira başlangıçlar, süreçler hep ölümle başlar.

İslam toplumunda Cuma günü Perşembe akşamı güneşin batmasıyla (ölmesiyle) başlar.

Güneşin batışı(ölümü) gerçeğinde, ertesi gün doğusu/doğumu katiyetinde ahret hayatına (hayatın devamına) inanır mümin.

Her sonbaharla kemale eren dünyanın kış ile kefenlere bürünüp öldüğünü ve baharla yeniden dirildiğini görür ve imanını güçlendirir.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 3 - 112

3

Anket

Sizce toplumun en önemli problemi nedir?

Son Yorumlar

Yelkenleriniz sabit mi?/Are your sa...
Abi yazılarınızı takip ediyorum. Allah razı olsun. İstifade ediyorum İnşallah.
Türklerin Müslüman Olmasının N...
elinize sağlık çok işime yarayacağını düşünüyorum
Ağırlığınca duracaksın bazen ...
Tebrik eder. Hayat demek hareket demektir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun...
çocuk koruma kanunu ile ilgili bilgi araştırıyorum bende. bu sitede de bilgiler var. ilgilenen a...
GECE GEZME EHLİYETİ
Sadece şiddet olunca değil. Kadına hiç bir şey yapmasan bile sana iftira attığı takdirde uza...

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün143
mod_vvisit_counterDün162
mod_vvisit_counterBu Hafta503
mod_vvisit_counterBu Ay5595
mod_vvisit_counterToplam676678