Perşembe, Ekim 22, 2020

Text Size

Son Yazılarım



Başlıktaki kavramlar hararetle tartışılıyor…

Toplumun çekirdeği ailenin temel bileşenleri olan kadın ve çocuğu direk, erkeği de endirekt ilgilendiren metinler bunlar. Tartışma; maalesef yine iki karşı tribün halinde siyah ve beyaz formatında yürüyor. Oysa toplumun genelini ilgilendiren sosyal politikalarda siyah-beyaz olmaz. Son 150 yıldır birçok konuda tribünlerde yerimizi alıp slogan atıyoruz.

Slogan ve tribün kültürü üzerine iki düşünürümüze kulak verelim:

“Karanlıkta kavga olmaz. İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri. İstemesek de onlara muhtacız. Kaosu kosmos yapan insan zekası, tecrübelerini ideolojilerde sergilemiş. İdeolojiye düşmanlık, tek izm’e teslimiyettir: obskürantizme. İdeolojiler siyaset dünyasının haritaları. Haritasız denize açılınır mı? Ama harita tehlikeli bir yolculukta tek kılavuz olamaz. Pusulaya da ihtiyaç var. Pusula: şuur. Tarih şuuru, milliyet şuuru, kişilik şuuru. İdeolojilerin peşine takılanlar pusulasızdırlar. Gemi ya kayalara çarptı, ya batağa saplandı. İdeolojilerin ışığına göz yumanları sloganlar yönetir. Karanlık kinlerin birbirine saldırttığı çılgın sürülerin savaş çığlığıdır, slogan. İlkelin, budalanın, papağanın ideolojisidir. Düşünce ile çığlık bağdaşmaz. Şuurun sesi çığlık değildir. Yabani bağırır, medeni insan konuşur. Bu çocuklar yıllarca konuşturulmadı. Hınçlarını üç beş kelime ile suratımıza tükürüyorlar. İdeolojileri yasakladığımız için hışımlarına uğradık. Demokrasinin demopedi olduğunu kimse düşünmedi. Aczin hürriyetperverliği yalanların en namussuzu. Bahşedilen hürriyet, ölmek ve öldürmek hürriyeti. Toprak sarsılıyor. Hep birden esfel-i safiline yuvarlanmak istemiyorsak, gözlerimizi açmalıyız. İnsanlar sloganla güdülmez. Düşünceye hürriyet, sonsuz hürriyet. Kitaptan değil kitapsızlıktan korkmalıyız. Bütün ideolojilere kapıları açmak, hepsini tanımak, hepsini tartışmak ve Türkiye’nin kaderini onların aydınlığında fakat tarihimizin büyük mirasına dayanarak inşa etmek. İşte, en doğru yol.” Cemil Meriç

“Bugün Türkiye’de ölmek istemeyen bir mazi ile hayata doğmak için çırpınan bir istikbal mücadele halindedir. Milletin selâmeti, bu mücadeleye seyirci kalmakta değil, çarpışan kuvvetleri barıştırmaktadır.” Ali Fuat Başgil

Osmanlı milleti bütün renkleriyle birlikte tuttuğu oranda güçlendi, serpildi, gelişti. O bütüncül bakışın yerine dar kalıplara döndüğü zamanlarda küçüldü ve yıkıldı.

Devamını oku...

İnsanın öğrenme ve sınanma hikayesi elest-ü bezminden başlar.

Verdiğimiz ahd-i misakla başlayan ve ölümle tamamlanan, cennet/cehennemle sona erecek bu imtihan serüveni.

Bu anlamda her an yenilenen alemde, her an yenilenen bir zihne ve kalbe sahip olmak zorundayız.

Çocuklukta düşe-kaka öğrenen insan büyüyünce düşüne-taşına öğrenmeyi öğreniyor…

Düşmenin ve kalkmanın üzerine kafa yorup işin künhüne vakıf olamayanlar ise bir ömür düşüp kalkmaya devam ediyorlar…

Akıllarını başlarına almazlar, kalplerini çalıştırmaz, paslandırırlarsa bu yuvarlanma cehennemin dibinde son buluyor…

"Hz. Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber ile beraberdik, şiddetli bir gürültü işitti. Peygamber (s.a.v.), “ Bu gürültü nedir biliyor musunuz?” diye sordu.

Biz de, “Allah ve Rasûlü daha iyi bilir” dedik. Peygamber (s.a.v.) de:

“Bu gürültü, yetmiş seneden beri cehennem tarafına yuvarlanan bir taşın şu anda cehennemin dibine yetişip düşmesinin gürültüsüdür” buyurdu.( Müslim, Sahih, Cennet, 31.)

Bu hadiseden kısa bir zaman sonra, birisi gelir ve “ey Allah’ın Rasûlü falanca münafık öldü” diyerek olayı haber verir.

Devamını oku...

İnsanoğlu Hz. Adem’den itibaren sürekli üzerine bir şeyler ilave ederek Ümran(Medeniyet) tesisine katkı verdi.

Milletler çaba ve çalışmalarıyla kültür(hars) inşa ederken, milletleri “biz” yaklaşımı ile bünyesinde tutabilen devletler ümran(medeniyet) inşa ettiler.

Aslında milletlerde kültür(hars) oluşumunda “biz” yaklaşımıyla hareket ettiler.

İnsan sosyal bir varlık oluğu için diğeriyle irtibat kurmak, iletişim halinde olmak, birlikte çalışmak zorundadır.

İnsan “ben” diyerek bencil bir biçimde sadece kendini düşünerek hareket ederse insanlıktan çıkar, vahşi bir canavara dönüşür.

Bu sebeple iblisi de ebedi helake götüren “ben” iddiası yaratılışa aykırıdır.

İslam cemaati önemser.

Bütün ibadetleri cemaatle yapmaya teşvik eder.

Müslümanların bir vücudun azaları gibi, kurşunla birbirine tutuşturulmuş bir binanın tuğlaları gibi omuz omuza verip birlik ve beraberlik içinde olmalarını emreder.

Bütün müminlerin istisnasız kardeş kılındığını ve aralarında sıkıntılar olduğunda diğer Müslümanların devreye girip aralarını ıslah etmelerini emreder. (Hucurat, 49/10)

Geniş dairede ise tüm insanlarla barış ve güveni esas alan ilişkilerle ortaya ümran(medeniyet) adına güzellikler ortaya koyma çabası yaratılışın gaye ve hikmetidir.

Devamını oku...

Hz. Adem (a.s.) babamızın siyahi (zenci) olduğuna dair görüşler var.

Hayatın Afrika’dan başladığına da.

Bu cümleler konuyu “Afrika’lı Leo” ya ve O’nun ibretlerle dolu hayat hikayesine getirmek için…

Aslında ütopyamız cennetten yasak ağacın meyvesini yiyerek başlayan ve bir drama dönüşen dünya hayatını en iyi anlatan hikayelerden Hasan el-Vezzan’ın hikayesi.

“Andolsun ki, sizi korku ve açlıkla, mallardan, canlardan ve (alın teri) ürünlerinden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!” Bakara, 2/155.

Ayette ifade edilen imtihanların en çok çeşitlerini ömründe görmüş Afrika’lı Leo.

Bize kıymetli gelen ise o imtihanlar karşısında duruşu ve sabrı…

Zaten ayetin sonlarında Rabbimiz hep sabra dikkat çeker:

“Sabredenleri müjdele!” Bakara, 2/155.

“Rabbin için sabret!” Müddessir, 74/7.

“Allah sabredenlerle beraberdir!” Enfal, 8/46.

“Allah sabredenleri sever!” Âl-i İmrân, 3/146.

“Rabbim üzerimize sabır yağdır!” Bakara, 2/250.

“Kim kötülükten sakınır, Allah’a saygı duyar ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez” Yusuf, 12/90.

"İman eden, hakkı ve sabrı kuşananlar kazanacak" Asr, 103/3

Hasan el-Vezzan tecrübesi benzer imtihanları yaşayan bizler için de güzel ibretler  ve tavsiyeler içeriyor.

Bakın imtihanın zenginliğini Afrika’lı Leo ne güzel anlatıyor:

Devamını oku...

Ün-fa-mar: Üniversite Farkındalık Marketi” nin kısaltması.

Her ilimize açarak nicelik konusunu çözdüğümüz yükseköğretim/eğitimin niteliğine yoğunlaşmamız gereken zamanlardayız.

Üniversiteler geçmiş, şimdi ve geleceği kuşatan maziden aldığı bilgileri bugüne yorumlayıp geleceğe yön veren zaman ve mekânı aşan eğitim/öğretim kurumlarıdır.

Ün-fa-mar’lar her üniversitenin halkla bütünleşmenin vitrini olmalı ve ürettiği eserlerle topluma rehberlik yapmalı, ilham vermeli, ön açmalıdır.

Mesela: En iyi buğdayı, çavdarı, mısırı ziraat fakülteleri üretip, ıslah ettiği tohumu köylü kardeşime sunmalı, en iyi bahçe modelleri peyzaj mimarlarından yansımalı vatandaşa.

En iyi sütü, tereyağını, kaymağı, yoğurdu peyniri vetenerlik fakülteleri üretmeli.

Ürünlerin ambalajını tüketicilerin vitrine koyacağı değerde sanat tasarım fakülteleri hazırlamalı, etiketini kültürümüzü aktaracak ve yaşatacak zenginlikte edebiyat fakülteleri yazmalı…

En iyi müziği, tiyatroyu, filmi konservatuvarlar üretmeli ve Cd’ler plaklarla halkın dikkatine sunmalı…

Tıp fakülteleri asıl hekimlik olan halkı hastalıklara karşı koruyucu-önleyici çalışmaları içeren kitap ve cd’ler hazırlayıp satışa sunmalı…

Edebiyat fakülteleri dünü bugüne taşıyıp, yarını geliştiren kültürel eserlerle doldurmalı Ün-fa-mar’ın raflarını…

En etkili ve sağlıklı bulaşık/çamaşır deterjanını kimya fakülteleri üretmeli…

Kişilerin giyim ve beslenme alışkanlıklarına dokunmalı tekstil ve gastronomi bölümleri; ürettikleri ve turizm ve otelcilik öğrencilerinin halka sundukları özgün eserlerle…

En sağlıklı ve her kelimesi Kur’an ve Sünnet imbiğinden süzülmüş İslami bilgiyi İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri üretmeli ve halk başka kapılarda dolaşmadan sahih İslami bilgi için Ün-fa-mar’a müracaat etmeli.

"Vasat bir doktora tezi, kemiklerin bir mezardan diğerine taşınmasından başka bir şey değildir." Frank J. Dobie

Devamını oku...

“Aynı Göğün Altında 3 Nefes” 3 anne ve bebeğini anlatan bir Trt belgeseli.

İstanbul’da şu an birçok kadının hayali olan çok iyi ekonomik ve fiziki imkânlar içerisinde yaşayan Gizem ve bebeği Kaan Ata;

Manavgat Altınkaya köyünde zor ekonomik ve kırsalın fiziki şartlarında hayatını devam ettiren Esma ve bebeği Şeref;

Batman’da ekonomik ve fiziki olarak olağanüstü zor şartlarda hayata tutunmaya çalışan Afgan Karima ve bebeği Muhsin’in hikâyesini anlatıyor belgesel.

Aile Eğitim ve İletişim Uzmanı olarak yıllardır dile getirdiğimiz kişi ve toplumun en çok üzerinde durması gereken “annelik” makamına 3 farklı yaklaşım getiriliyor canlı anlatımla.

Belgesel, dünyanın en önemli ve belirleyici faktörü “anne”yi hepimizin gözlerinin içine sokuyor.

İnsanın kişiliği, sağlığı, psikolojisi v.b. bir ömür hayatını etkileyecek bütün değerlerin inşasında en önemli ihtiyacın annenin bebeğine yakınlığı, ona verdiği emek, zaman, değer ve sevgi olduğunu ispat ediyor belgesel.

Bir şeyler yapmak için para ve fiziki şartların en son ihtiyaç duyulan şeyler olduğunu anlıyoruz.

Gönül zenginliğini devreye koyan annelerin bebeklerine ne büyük katkıyı yaptıklarını görüyoruz.

Batı’da başlayıp virüs gibi dünyaya yayılan Modernizm ve vahşi kapitalizm kariyeri, para kazanmayı anneliğin önüne çıkartmaya çalıştı.

Bu yaratılışa aykırı yolu 200 yıldır şartları zorlamasa da başarılı olması imkânsız ama kadınlara, anneliğe ve bütün beşeriyete büyük zararlar verdi.

O zararları verirken ürettiği 3 temel sistem de 100 yıl içerisinde çöktü.

1945 de Nasyonalizm, 1987’de Komünizm, 2008’de Liberalizm ve Kapitalizm çöktüler.

Bugün insanlık yeni bir medeniyet hikâyesi yazılmasını bekliyor.

Bu görev Mezopotamya ve 25’den fazla Medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu’ya bağdaş kurmuş olan millete düşüyor.

Devamını oku...

Konuşmalar yapılıyor, yazılar yazılıyor, her şey âlemin ıslahı ve dünyanın nasıl düzeleceğine dair…

İnsan konuşurken ve yazarken “etki alanı” içerisinde kalmaya özen göstermeli.

Nedir “etki alanı”?

Konuştuğun, yazdığın veya harekete geçtiğinde değişim yapabilme alanın senin “etki alanın”

Durgun bir suya taş attığınızda oluşan halkaları düşünün.

O taş attığınızda suda oluşan halkaların tam merkezinde siz varsınız.

Ve etki alanınızın en güçlü olduğu yer tam da taşın düştüğü yer, yani merkezi.

Demek ki neymiş!

En çok kendimizi konuşacağız ve yazacağız.

En çok kendimize eleştiri balyozunu indireceğiz.

İndireceğiz ki mermerden daha sert egomuza şekil verelim.

Üflemekle o ego sadece ferahlar ve güçlenir.

Kitap okunmadığından bahseden zavallı! Sen ne en son hangi kitabı okudun?

Yazılmadığından bahseden ukala! Sen en son neyi ne kadar yazdın?

Çevredeki olumsuzluktan bahseden şovmen! Çevre için ömrü hayatında ne yaptın?

Ne ürettin, Kızılay kaç ünite kan verdin ve kaç STK’na üyesin ve destek veriyorsun?

Annemiz bir sebepti, Rabbimiz bizi “tek başına” dünya imtihanına indirdi.

Kalemleri bırak emrinden sonra yine 2. Annemiz: Kabirde “tek başına” döneceğiz imtihan dünyasından gerçek hayatın bekleme istasyonuna.

Yalın gerçek işte bu!

Gerisi hepsi masal.

Çıplak doğduk bir kundağa sardılar ve altımıza bez bağladılar.

Çıplak öleceğiz bir kefene saracaklar.

Ve dünyada giderayak daha fazla çevreyi kirletmemiz için pamuk tıkayacaklar…

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 2 - 109

2

Anket

Sizce toplumun en önemli problemi nedir?

Son Yorumlar

Türklerin Müslüman Olmasının N...
elinize sağlık çok işime yarayacağını düşünüyorum
Ağırlığınca duracaksın bazen ...
Tebrik eder. Hayat demek hareket demektir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun...
çocuk koruma kanunu ile ilgili bilgi araştırıyorum bende. bu sitede de bilgiler var. ilgilenen a...
GECE GEZME EHLİYETİ
Sadece şiddet olunca değil. Kadına hiç bir şey yapmasan bile sana iftira attığı takdirde uza...
GECE GEZME EHLİYETİ
Hiç bir kültür ve dinde olamayacak bir uygulama #aile dibine konulan dinamittir #6284yasa delilsi...

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün16
mod_vvisit_counterDün95
mod_vvisit_counterBu Hafta418
mod_vvisit_counterBu Ay3076
mod_vvisit_counterToplam659374