Cuma, Temmuz 10, 2020

Text Size

Son Yazılarım



“Binlerce yıl sağılmışım,

Korkunç atlılarıyla parçalamışlar

Nazlı, seher-sabah uykularımı

Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,

Haraç salmışlar üstüme.

Ne İskender takmışım,

Ne şah ne sultan

Göçüp gitmişler, gölgesiz!

Selam etmişim dostuma

Ve dayatmışım…

Görüyor musun ?”

Ahmet Arif’in böyle tasvir ettiği değerli ve zor coğrafya Anadolu’ya 1071’de Malazgirt’ten girerek ayak bastık.

İbn Haldun “coğrafya kaderdir” demişti ya.

Biz tercihimizi çoktan yapmıştık.

Dünya’nın en zor coğrafyasında İslam’ın bayraktarlığını üstlendik.

Aslında 1071’den asırlar önce Gaziyan-ı Rum, Baciyan-ı Rum, Ahiyan-ı Rum, Abdalan-ı Rum ve Dervişan-ı Rum Anadolu’nun gönlünün en derinliklerine inmişler, fethe hazırlamışlardı.

1176’da ecdadımız Miryokefalon’u kazanarak Konya’ya bağdaş kurup oturdu.

Konya’ya bağdaş kurarken yanımızda; ehli beytten aldığımız İslamiyetin; İmam Maturdi, Hoca Ahmet Yesevi ve Bahaeddin Nakşibendi gibi zirve isimlerin yaşantılarıyla yoğurdukları en güzel yaşamı ve yorumunu da getirdik.

Çünkü bağdaş kurmak bütün işleri tamam ettikten sonra yapılan “biz tamamız” mesajıydı.

Devamını oku...

18-24 Mayıs tarihleri ülkemizde aile haftası olarak idrak ediliyor.

Koronavirüs (covid 19) nedeniyle ülkemizde ve dünyada yaşanan pandemi süreci “her işin başı sağlık ve aile” olduğunu tüm dünyaya ilan etti.

Sağlıklı birey ve huzurlu toplum için mutlu ailenin kilit taşı olduğunu, insan için her açıdan en güvenli mekânın aile ve ev olduğu artık herkesin ortak kabulü.

Evi yaşanılır kılmanın esası olan mutlu aile için; sohbet, sofra, seyahat, seccade, sevgi, sayfa, samimiyet, sistem ve sabır birliğine ihtiyaç olduğu yaşanan süreçte açıkça ortaya çıkmıştır.

Pandemi süreci dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını gösterdi.

Yeni dönemin şartlarını esas alarak aile kurumuzu daha da güçlü kılacak adımları hızla atmalıyız.

Aile yapımızı güçlendirirken, toplumda herkesin en güvenli sosyal kurum olan aile de, evde yaşaması için gerekli çalışmalara ara vermeden devam etmeliyiz.

Çocuk hakları evrensel beyannamesinde vurgulandığı üzere; her çocuğun aile yanında büyüme hakkı vardır.

Bu anlamda 2007-2012 yılları arasında “Aileye Aileye Yardım Projesi’ ile kurumda kalan çocukların öncelikle Sosyal Ekonomik Destekle (SED) kendi aileleri ve akrabalarına, bu mümkün değilse Evlat Edinme ve Koruyucu Aile modelleriyle uygun ailelerin yanına yerleştirilerek devasa bir adım atılmış, yurt ve yuvalar kapatılmış, kurum olarak ta sevgi ve çocuk evi modellerine geçiş sağlanmıştı.

Devamını oku...

Konfüçyüs’e, “Ülkenin bütün yönetimi sana bırakılsaydı ilk iş olarak ne yapardın?” diye sorulduğunda,

“Hiç kuşkusuz dili gözden geçirmekte, dili düzeltmekle işe başlardım” der.

“Niçin dil?” diye sorulduğunda ise,

“Dil düzgün olmayınca söylenen söylenmek istenen değildir, söylenen söylenmek istenen olmayınca yapılması gereken yapılmadan kalır, yapılması gereken yapılmadan kalınca törelerle sanatlar geriler, törelerle sanatlar gerileyince de adalet yoldan çıkar. Adalet yoldan çıkınca halk çaresizlik içinde kalır. Bu sebeple söylenmesi gereken başıboş bırakılamaz. Onun için dil her şeyden önemlidir.”[1]

Rabbimizle, eşimizle, çocuklarımızla ve halka halka açılan insan topluluklarıyla, fert fert ya da toplu olarak kurduğumuz iletişimde en çok üzerinde durmamız gereken “dil”dir.

Zira bu ilişkilerin yönetilmesinde en belirleyici unsur “dil”dir.

Babamız Hz. Adem (a.s.)’in halifelik misyonunda kendisine, dolayısıyla bize de verilen en önemli değer eşyanın hakikatine vukufiyeti yani esmanın öğretilmesidir.[2]

İyi bir iletişim için kişi kullandığı bütün kelimelerin gerçekten neye işaret ettiğini, hangi manaya geldiğini etrafını cami, ağyarını mani şekliyle bilmelidir.

Doğru iletişim için önce ses ve kelimelerin yerli yerince kullanılmasıyla başlar.

Dil ağzımda annemin sütüdür. Yahya Kemal Beyatlı

Devamını oku...

Ashâb-ı Kehf kıssasının özünü teşkil eden ve ölümden sonra dirilişin bir misali olan uzun süre mağarada uyuyup yeniden uyanma hadisesi, İslâm’ın dışındaki diğer başka inanışlarda ve çeşitli efsanelerde de yer almaktadır.

Hindistan’da bir tek kişinin uzun süre uykuda kalması olayına rastlandığı gibi (Bhagavat Gita, Ramayana...), Hint kutsal kitaplarından Mahabharata’da yedi kişinin, peşlerinde bir de köpek olduğu halde riyâzet için krallığa ve dünyaya yüz çevirdikleri aktarılmaktadır.

Yahudilik’te ise Talmud’da Honi ha-Me‘aggel adlı şahsın yetmiş yıl, Abimelek’in de altmış altı yıl uykudan sonra uyandıkları hikâye edilmektedir.

Ashâb-ı Kehf ile ilgili kıssa ana hatlarıyla “Efes’in yedi uyurları” adıyla Hıristiyanlık’ta da mevcut olup İmparator II. Theodosios’un saltanatının otuz sekizinci yılında Efes şehrine yakın bir mağarada hiç bozulmamış bazı cesetlerin bulunması olayına dayanmaktadır.

Hıristiyanlık’ta VI. yüzyılın başından itibaren tâzimde bulunulan ve Kuzey Afrikalı hacı Théodose tarafından 530’lara doğru kabirleri ziyaret edilen “Efes’in yedi uyurları” ile ilgili kıssa hepinizin malumudur.

Ashâb-ı Kehf kıssasının anlatıldığı Kur’ân-ı Kerîm’in on sekizinci sûresine, bu kıssanın önemi dolayısıyla “Kehf” adı verilmiştir. Sûrenin 9-26. âyetlerinde bildirildiğine göre, putperest bir kavmin içinde Allah’ın varlığına ve birliğine inanan birkaç genç bu inançlarını açıkça dile getirip putperestliğe karşı çıkmış, taşlanarak öldürülmekten veya zorla din değiştirmekten kurtulmak için mağaraya sığınmışlardır. Yanlarındaki köpekleriyle birlikte orada derin bir uykuya dalan gençler muhtemelen 309 yıl sonra uyanmışlardır. Bu süre Kur’ân-ı Kerîm’de, “Onlar mağaralarında 300 yıl kaldılar, dokuz da ilâve ettiler” şeklinde belirtilmektedir.

Devamını oku...

Yaşadığımız koronavirüs günlerinin dünyaya format atıp, işlemi sil baştan yeniden başlattığı herkesin kabul ettiği bir gerçek.

21. Yüzyıl için her şey yeniden yükleniyor?

Peki, 21. Yüzyıl kimin yüzyılı olacak?

Millet ve devlet olarak en önde gelen adaylardan olduğumuza inanıyorum.

Şart şu ki; yapmamız gereken işleri yapabilirsek, görevlerimizi hakkıyla ifa edebilirsek.

Alev Alatlı; konuyu bizim açımızdan şöyle özetler: “3. Mustafa'nın 1700'lü yıllarda dile getirdiği, asgari 250 yıldır çözemediğimiz ağır bir liyakat sorunumuz var. Başkanlık sistemi ile çözebilirsek rahmetli Özal'ın kehaneti doğrulanır, 21. yüzyıl gerçekten de Türklerin yüzyılı olur inşallah. Liyakat sorunu çözüldüğünde Türkiye şahlanır. Bir kere, eğitimden adli sisteme, imardan enerjiye, tarımdan basına hemen her alanda gözlemlediğimiz o müthiş savurganlığın sonu gelir. Zor kazanılmış birikimlerimizi rasyonel yatırımlara dönüştürme imkânı doğar. Zaman yönetimi mümkün olur. Bir günlük işi bir aya yayıp sürüncemede bırakmaz, ödenekleri çarçur etmez, bütçeleri delmeyiz. Gözaltı süreleri kısalır. Mahkemeler daha hızlı karar alır. Çocuklar hangi sınava gireceklerini bilir. Tesisatçı gideri yanlış yere bağlamaz. Elektrikçi kabloyu izole eder, yangın çıkartmaz. Caddeler, en ufak bir serpintide göle dönmez. Dünyayı doğru okur, doğru yorumlar, kim dost, kim düşman doğru kestirirsek olası FETÖ'lere hazırlıksız yakalanmayız.

Hepsinden önemlisi, liyakat noksanının suçunu birbirimize atmaz, birbirimizi haksız kazançla, ihanetle suçlamaktansa meselelerin kök nedenlerine inme alışkanlığı kazanırız. Siyaset bile rasyonelleşir. Bizi kahreden olumsuzlukların ezici çoğunluğu, aktörlerin ehil olmamalarından kaynaklanıyor, ahlaksızlıklarından değil. Kısaca, liyakat meselesini çözer, emaneti ehline bırakmayı ilke edinirsek, etnik veya sınıfsal veya ideolojik kutuplaşma kaygıları yok olur, Türkiye 21 yüzyılda uçar! Ele güne karşı caydırıcı bir güç olmak da böyle bir şeydir zaten. Hayırhah bir güç olmak da öyle. Adli sistemin ihyası, milli eğitimin yalpalamalardan kurtarılması var.

Devamını oku...

Soru sormak güzeldir, hakikati ortaya çıkarır.

Hakikat ise sizi özgür kılar.

Ve o gerçek sizin mahşerdeki urbanızdır.

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah bize sorular sormayı öğretir:

Binlerce ayette bildirilen sorular ve sorgulamalarla adeta bizlerin önü açılır.

Rahman suresinde "İmdi Rabbinizin nimetlerinin hangisini yalanlıyorsunuz?" ayeti 31 defa tekrar edilerek konu tamam anlamıyla pekiştirilmiştir.

Peygamberimiz ashabını soru sormak konusunda cesaretlendirmiş; ashapta her konuyu açıkça sormuşlardır. Kendinden emin bir şekilde söylediği şeyleri dahi sahabe; önce edeple bu cümlenin vahiy olup olmadığını sormuş, sonra da eleştirerek farklı bir görüş ortaya koyabilmişlerdir.

Bedir’de ordunun konuşlanışı, Bedir esirleri konusu, Hudeybiye antlaşma maddeleri, Uhud savaşı öncesi istişare.

Öncelikle ahkâmla ilgili sorularda ifrata gittiklerinde ise onları uyarmıştır:

"Sizden öncekiler, peygamberlerine çok soru sormaları ve aldıkları cevaplarla amel etmemeleri yüzünden helak olmuşlardır."

Bu tepki üzerine ashap sorularına ara vermiş, bu kez de Hz. Cebrail (a.s.) yolcu suretinden gelmiş ve “İman nedir?, İslam nedir, İhsan nedir?” sorularıyla başlayan meşhur Cibril hadisinin oluşmasını sağlamıştır. Böylece ashaba soru sormaya devam etmeleri hatırlatılmıştır.

Mekke’de imanın tesisinde Dar’ul-Erkam’da, Medine’de Devletin teşekkülünde Asha-ı Suffe’de zeki talebeler nefes almadan soru soruyorlar, Allah Resulü (s.a.v.)’de sabırla, usanmadan, bıkmadan cevap veriyordu.

Erkek kadın ashabını o kadar iyi eğitmişti ki, o günün dünyasında kadınlar birçok konuda çok gerilerde iken, İslam’dan önce araplar kızlarını diri diri toprağa gömüyor iken; kadınlar  her tür suallerini bizzat Allah Elçisi (s.a.v.)e iletiyorlar ve cevaplarını dinliyorlardı.

Allah Resulü (s.a.v.) bunu övmüş ve adeta ümmetine de mesaj vermişti:

Devamını oku...

"Massignon, avucundaki karta bir daha baktı, Nurettin'e dönerek "Demek, siz Türk’sünüz, öyle mi?" diye sordu. Aldığı "evet" cevabı üzerine, başını yukarı kaldırdı, gözlerini yumdu, derin bir âh çekti. Ardından da Fransızca "Nankör millet, nankör millet!" diye bir şeyler mırıldandı. Sonra Nurettin'in gözlerinin içine bakarak açtı ağzını yumdu gözünü; aklına ne geldiyse söyledi: "Yenilik diye, Avrupalı olacağız diye giriştiğiniz bu hareketlerin ne kadar yanlış ve yersiz olduğunu biliyor musunuz? Allah size cennet gibi bir vatan vermiş, şanlı bir tarihiniz, yüce bir dininiz, muhteşem bir kültürünüz, dünyada eşi benzeri olmayan bir mimariniz ve sanat eserleriniz var. Bütün bunları yok sayarak mı yoksa yok ederek mi büyük millet olacaksınız? Kendi kendinizi inkâr ve imha ederek mi Avrupalı olacaksınız? Bu çılgınlığı hiç bir millet yapmadı ve yapmaz. Hele siz hiç yapmamalısınız. Bu size yakışmaz. Buna hakkınız da yok! Siz kendiniz olmalısınız. Bu çılgınlığınıza anlam veremiyorum..." (Emin Işık, Çağdaş Bir Dervişin Dünyası,  33)

Yakın tarihimiz batı ile olan ilişkilerde bizim açımızdan çok acı hatırlarla dolu.

1571 İnebahtı yenilgisinden beri savunmada kalan yaralı bir bilinç birçok insanımızı hala bir kulunç gibi etkisi altında tutuyor.

O kadar acı örnekleri var ki, yerimin darlığından dolayı bana göre çok şey anlatan bir misalle konunun vehametini ortaya koymak isterim.

Avrupa’ya okusunlar, fen ve tekniği alsınlar, vatanlarını kalkındırsınlar ümidiyle gönderdiğimiz Jöntürklerin İngiltere sevgisi ve sempatisini en açık ve en bariz bir şekilde gösteren olaylardan birisi ise Meşrutiyet ilânının ilk haftasında İstanbul'da yaşanmıştı.

İngiliz elçisi Sir Gerard Lowther'in İstanbul'a gelişi sırasında o zamana kadar "Dersaadet"te yaşanmamış bir ilke imza atmışlardı Jöntürkler.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 1 - 107

Başlangıç
Önceki
1

Anket

Sizce toplumun en önemli problemi nedir?

Son Yorumlar

Türklerin Müslüman Olmasının N...
elinize sağlık çok işime yarayacağını düşünüyorum
Ağırlığınca duracaksın bazen ...
Tebrik eder. Hayat demek hareket demektir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun...
çocuk koruma kanunu ile ilgili bilgi araştırıyorum bende. bu sitede de bilgiler var. ilgilenen a...
GECE GEZME EHLİYETİ
Sadece şiddet olunca değil. Kadına hiç bir şey yapmasan bile sana iftira attığı takdirde uza...
GECE GEZME EHLİYETİ
Hiç bir kültür ve dinde olamayacak bir uygulama #aile dibine konulan dinamittir #6284yasa delilsi...

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün13
mod_vvisit_counterDün198
mod_vvisit_counterBu Hafta1423
mod_vvisit_counterBu Ay2519
mod_vvisit_counterToplam632674