Salı, Haziran 18, 2019
Text Size

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar Erh...

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bize bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar ve Erhan Dargeçit beylere teşekk...

Zehra Okullarındaydık..

Zehra Okullarında Eğitimcilerle birlikteydik...

  • ''Yorulmaz Bilginler'' kreşimiz velilerine ''Ailede Sosyal medya ve iletişim'' konulu konferans verdik.

    Cuma, 10 Mayıs 2019 08:21
  • 5. Akşehir Kitap Fuarına katıldık...

    Pazartesi, 06 Mayıs 2019 12:04
  • İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 30 Nisan 2019 08:51
  • İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Çarşamba, 24 Nisan 2019 10:16
  • Zehra Okullarındaydık..

    Pazartesi, 22 Nisan 2019 12:06

Son Yazılarım



Gambit, bir satranç terimidir.

İki tür satranç oyuncusu vardır.

Birincisi: Taş hesabı yapan, rakibinden daha fazla taş yiyerek ya da kendi taşlarını katı bir savunmayla muhafaza etmeye çalışan sıradan, sıkıcı, zevksiz, riske girmeyen ortalama ve yaygın tip.

İkincisi: Gambiti bilen, strateji ustası, hedef odaklı, risk alan, kurduğu 7, 8, 9, 10 hamle sonrası galibiyet için taşlarını feda eden zevkli, zeki, olağan dışı satranç oyuncusu.

Demek ki gambit: Daha iyi bir mevki veya oyunu kazanmak için bir oyuncunun bir veya birkaç taşı feda ederek stratejik üstünlük kurması anlamına gelmektedir. Satranç dışında da hesaplı bir hareket, bir tür hile, bir tür tuzak anlamlarında da kullanılır.

Lise 1.sınıftan itibaren satranç oynarım. Aynı zamanda sertifikalı satranç antrenörüyüm. Hiçbir zaman taş hesabı yapmadım. Hep strateji kurdum, gambiti uyguladım ve hiçbir zaman pişman olmadım.

Peki gambiti satranç dışında sosyal hayatımızda uygulayabilir miyiz?

Sadece gambiti değil satrancın tüm enstürman ve uygulamalarını sosyal hayata uygulayabilirsiniz.

Bunun için bütün anne/baba, komutan, idareci ve  öğretmenlere çağrım, çocuklarınıza/öğrencilerinize/askerlerinize satrancı mutlaka öğretiniz.

Sosyal hayata gambiti nasıl uygulayacağımız konusuna gelince:

Hayatta karşılaştığımız insan tipi vardır.

Birincisi: Sürekli küçük hesaplar peşinde, sineğin yağını hesap eden, cimri, pinti, her olaya sadece kendi bulunduğu yerden bakan, dünyanın kendisi için döndüğünü düşünen, bencil, egoist, asla risk almayan, kıl, keyifsiz, zevksiz ot, olağan, sıradan tip.

İkincisi: Paylaşımcı, dünyanın diğer insan ve varlıklarla güzel olduğuna inanan ve bunu yaşayan, cömert, kendisi ve başkası için risk alan, keyifli, özgün, olağan dışı tip.

İşte ikinci tipler hayat oyununu gambit çerçevesinde oynarlar.

Risk alırlar.

Sevdikleri için hesapsız fedakarlık yaparlar.

Devamını oku...

Yeryüzüne imtihan için gönderilen ilk insanlar Hz. Adem ve Hz. Havva’nın çocukları Habil ve Kabil iki kardeştiler. Kabil’i Habil’e öldürecek kadar düşman edecek duygu haset/kıskançlık duygusuydu.

Aslında İblis’i Allah’ın emrine uymaktan alıkoyan da Hz. Adem’de ki cevheri gördüğü ve bildiği halde haset ve kıskançlık gözünü kör etmiş ve onu isyana sürüklemişti.

O halde kendimiz ve sevdiklerimiz için eğitimde önceliğimiz haset ve kıskançlık duygularına sahip olma, onları kontrol edebilme maharetini öğretmek olmalıdır.

Bakın Kabil ve Habil öz kardeşti.

Bu duygular kontrol edilemediğinde en sevdiklerimizi dahi öldürmeye sevk edecek kadar tehlikeli.

Bugün Afyonkarahisar ve Konya’da dahil şehirlerimiz ve ülkemizin önündeki en büyük engel kontrol edemediğimiz haset ve kıskançlık duyguları.

Şehirlerimizden/ülkemizden birileri ticaret/sanat/kültür/siyaset/spor adına güzel başarılara imza atmaya başladığında başta yakın çevresi paçalarından çekmeye başlıyor. Üzülerek ifade etmem gerekiyor: Anadolu birçok şehirde ‘bu şehir altından bir kap, içi akreple dolu’ sözünü duydum.

Oysa Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.v.) ‘kendi için istediğini kardeşi için istemedikçe kişinin imanı tamam olmaz’ buyurur. Eksik imanda iman değidir.

Peki nedir bu haset/kıskançlık?

Ve nasıl kontrol edeceğiz?

Devamını oku...

Bizi de dahil ederek tüm Müslümanları içine alan din, tarih ve örfümüze aykırı iki cümle 300 yıldan fazla bir süredir bizim hareketlerimizin temel referansı oldu.

1.Bizden bir şey olmaz. (ümitsizlik, kendine güvenin olmaması, birbirine değer vermeme, birbirini hakir görme)

2.Bize bir şey olmaz. (lakaytlık, kuralsızlık, ‘sünnetullah’ tabir ettiğimiz tabiat kanunlarını bilmeme ve aykırı hareket, tembellik, pasiflik)

İslam alemi dünya üzerinde bütün alanlarda zirveyi 12. Asırda doğuda Maveraünnehir’de birçok İslam ülkesi ve batıda Endülüs Devletiyle yakaladı.

Bu üstünlük batıda 1492, doğuda 1517’ye kadar devam etti.

Zirvede iken  İbni Tufeyl dünyayı bir ada ve Hay bin Yakzan’ı da Müslümanların ideal şahsiyeti şeklinde kitabında anlattı.

Batı orta çağı yaşarken biz Müslümanlar her açıdan ümranın zirvelerindeydik.

12. asırdan sonra biz Müslümanlar zirvede olmanın rehavetiyle gelişme hızımızı yavaşlatırken batı Endülüs devletini yıkıp bütün mirasına kendi malıymış gibi sahiplenip reform ve Rönesansı o miras üzerine bina etti.

Batı entellektüelleri Endülüs ve diğer İslam ülkelerindeki birikimi alıp kendi yükselmelerine esas yaparken kendi çürük ve bozuk mallarını bizim pazarımıza parlak ambalajlar ve dini kılıflar içerisinde sürdüler.

1719’da zirveye çıktıklarını düşünen batılılar İbn Tufeyl’ in(1106-1186) Hay bin Yakzan’da anlattığı Müslüman Adem’e, Daniel De Foe’nin(1660-1731) Robinson Crusoe ile cevap verdiler.

Artık dünyaya hakim olan Hay bin Yakzan değil Robinson De Crusoe anlayışıydı ve O'nun kodlarıydı.

Devamını oku...

İnsanı meleklerden ayıran ve halifelik makamına çıkaran bir ‘nefse’ sahip olup imtihana tabi tutulmasıdır.

Peki nefis tam olarak nedir?

İnsanda nefsin yaratılış hikayesi Rabbimiz tarafından şöyle anlatılır:

‘’Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirene, sonra da ona iyilik(takva) ve kötülük(fücur) kabiliyeti ilham edene and olsun ki, muhakkak (isyan ve günah(fücur) kirlerinden) temizlenen nefis kurtulmuştur. Onu (isyan ve günahla(fücur)) kötülüğe gömen ise mahvolmuştur.’’ Şems, 91/7-10

O halde Rabbinin yarattığı temizlikle O’na dönmek isteyen her kula düşen görev; Nefsini tövbe istiğfar ile fücurdan uzak tutup, dua ve tevekkülle kazandığı takva suyuyla yıkayıp beslemektir. Fücuru bulaştırarak nefsini kirlettiğinde ise derhal tövbe ve istiğfarla temizlemektir.

İslam’da ibadetlerle yerine getirdiğimiz semboller kişinin hayat yolculuğundaki trafik işaretleri gibidir. Abdestin, namazın, orucun, haccın ve diğer tüm sembollerle ifa ettiğimiz ibadetlerin yolumuza ışık tutan bir yönü vardır. Bu sembollerdeki hikmet ve manalar yazmakla bitmez.

Allah rızası için ifa ettiğimiz kurban ibadetinde yerine getirdiğimiz sembollerde sonsuz/sınırsız anlamlar taşır gönül dünyamıza.

İnsandaki kan dökme, öldürme programının en masum şekli olan kurban ifa edilirken insan nefsinin fücur tarafını kurban etmesi manası hissettirilir.

Nefsi bir tarla gibi düşünün. Zararlı otlardan temizleyin ki faydalı bitkiler yeşersin ve gelişsin.

Devamını oku...

Liyakat TDK’nın sözlüğünde; ‘’Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu, değim’’ şeklinde açıklanmış.

Liyakata dair dinimizde kesin hüküm bildiren yüzlerce ayet ve hadis var. En kuvvetli, net ve vurgulu olanı ise Nisa Suresi 58. Ayet ve ayetin nüzul sebebi.

Nisa Suresi 58 ayetin Nüzul sebebini hatırlayalım. Zira nüzul sebebi manayı kuvvetlendiriyor ve daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.

Bu ayetin iniş sebebine dair şu rivayet nakledilmiştir: Bu ayetin hedef davranışı, özelde Ka‘be'nin anahtarı, genelde emanetin(işin) ehline verilmesi hususunda Peygamber'e (s.a) ve O’nun şahsında tüm zaman ve mekanlarda ümmetine yöneltilmiş bir hitaptır.

Hz. Peygamber Kabe’nin anahtarını Mekke'nin fethedildiği sırada, henüz ikisi de kâfir bulunan Abduddar Oğulları’ndan Osman b. Ebî Talha el-Hacebî el-Abderî ile amcasının oğlu Şeyhe b. Osman b. Ebî Talha'dan almıştı. Abbas b. Abdulmuttalib, Sikâye(Hacıları Sulama Görevi) görevi ile birlikte Sidâne(Kabe’nin korunması, emniyeti,  anahtarının muhafazası) görevini de almak için anahtarı Hz. Peygamber'den istemişti. Rasûlullah (s.a) Ka‘be'ye girdi,    içerisinde bulunan putları kırdı, Hz. İbrahim’in makamını çıkardı. Cebrail de bu âyet-i kerimeyi indirdi. Ömer b. el-Hattâb der ki: Rasûlullah (s.a) bu ayeti okuyarak Ka‘be'den dışarı çıktı. Daha önce O'ndan bu ayeti işitmiş değildim. Sonra, Osman ve Şeybe'yi çağırıp söyle dedi: “Haydi bu anahtarları alın. Bu, ebediyen sizin ve soyunuzdan gelen çocuklarınızın elinde kalacaktır.

Peygamber devamla; ‘’Bu anahtarları sizden ancak zalim bir kimse alır.”  Bu ayetin mesajını böyle bir olaya indirgemek büyük bir vebaldir. Zira ayette; milletleri ve devletleri ayakta tutan ilkeler bildirilmektedir. Adalet, emanet, ehliyet, Allah'ın üzerinde önemle durduğu ilkelerdir. Emanet sözcüğünün anlamı ile ilgili Ahzâb sûresi'nde detaylı bilgi verilmiştir.

Buradaki konu edilen emanet, sözcüğünün terimsel anlamlarından biri olan, “kamu görev”idir. Ayetteki, Şüphesiz Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor ifadesinin birinci cümlesi topluma, ikinci cümlesi de toplumsal görev alanlara yöneliktir.

Devamını oku...

Adnan Oktar ve ekibinin cürümlerine baktığımızda bir kez daha anladık ki şeytan ve dostları  insanı en zayıf yerinden vuruyorlar.

Zevk ve sefanın zirvede yaşandığı cennette yaşarken dahi Adem babamız ve Havva anamızı bu zayıf yerinden vuran iblis, adem nesline de aynı tecrübe edilmiş numarayı çekmekten hiç vazgeçmedi.

Rabbim yüce kitabı Kur’an-ı Kerim’de kullarının imtihanın gereği olarak insana musallat edilmiş şeytan ve hileleri konusunda uyarır. Ve imtihan edilirken en zayıf olduğu konuları önem sırasına göre sayar. Tabii ki birinci sırada ‘’kadın’’ vardır.

‘’Kadınlar(1), oğullar(2), altın ve gümüş (cinsin)den birikmiş hazineler(3), soylu atlar(4), sığırlar(5), arazilere yönelik tutku(6) ve dünyevî zevkler(7) insanoğlu için çekici kılınmıştır. Bütün bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır.’’

Al-i İmran, 3/14

Hasan Sabbah’tan Fetö’ye , Daeş’ten Pkk’ya ve son gündem Adnan Oktar örgütüne kadar bütün organizasyonlar kadınları en etkin bir biçimde kullanmıştır.

Yüce Allah kitabında 3 konu olumsuz fiil konusunda ‘’yapmayın’’ yerine ‘’yaklaşmayın’’ tabirini kullanır. Müminin en çok dikkat etmesi konu bu Rabbimizin yaklaşmayın dediği zina, yetim malı yemek ve riba(faiz) konusudur.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 7 - 97

7




Anket

Sizce toplumun en önemli problemi nedir?

Son Yorumlar

Ağırlığınca duracaksın bazen ...
Tebrik eder. Hayat demek hareket demektir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun...
çocuk koruma kanunu ile ilgili bilgi araştırıyorum bende. bu sitede de bilgiler var. ilgilenen a...
GECE GEZME EHLİYETİ
Sadece şiddet olunca değil. Kadına hiç bir şey yapmasan bile sana iftira attığı takdirde uza...
GECE GEZME EHLİYETİ
Hiç bir kültür ve dinde olamayacak bir uygulama #aile dibine konulan dinamittir #6284yasa delilsi...
GECE GEZME EHLİYETİ
Hiç bir kültür ve dinde olamayacak bir uygulama #aile dibine konulan dinamittir #6284yasa delilsi...

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün125
mod_vvisit_counterDün268
mod_vvisit_counterBu Hafta393
mod_vvisit_counterBu Ay5973
mod_vvisit_counterToplam481561