Perşembe, Ekim 17, 2019

Text Size

Son Yazılarım



Bir yazarın başlattığı ve peşinden gidenlerle yol olmaya başlayan bir davranış: ‘’kaçmak’’

Süslü cümlelerle yapılan veda mesajları ve ben gidiyorum havası.

Sanki onlar gidince dünya çok etkilenecek ve arkalarından ağlayacak.

Vedalarında bile bir ego, bir gurur, bir bensiz olmaz, ben önemliyim havası.

Mezarlıklar dünyada iken kendini vazgeçilmez sanan insanlarla dolu.

Oysa bizim felsefemiz ‘’Giden kal, gelene git dememek’’ üzerine kurulu.

Giden gitsin biz kalan sağlarla mücadelemize devam edeceğiz Allah’ın yardımıyla.

Doktora konum: Sosyal kelam.

İctimaiyyatın gücü.

Bir kişi bir, iki kişi yirmi iki, üç kişi üç yüz otuz üç, dört kişi dört bin dört yüz kişidir.

Cemaatte rahmet ayrılıkta azap vardır.

Rabbim cemaatin gücünü bize anlatmak için ‘’ben’’ tabirini hiç kullanmaz, hiç kimseye ihtiyacı olmadığı halde daima bize örnek olmak için ‘’biz’’ tabirini kullanır.

Namazda safların sık ve düzgün olması, omuzların birbirine yaslanması toplumda iyiliklerin çoğalması ve kötülüklerin azalması için inananların omuz omuz verip mücadele etmesini işaret içindir. Toplumda omuz omuza verip mücadele etmeyenin kıldığı namaz namaz değildir.

‘’İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın.’’ Maide, 5/2

Dünyaya iyi olmak ve iyiliği yaymak, çoğaltmak için gönderilen ve bu konu üzerinden imtihan edilen insan için kaçış yoktur.

Bu mücadeleden kaçan herkes iblisin vazifesi olan kötü olmak ve kötülüğü yayma misyonuna hizmet eder.

Yeis, ümitsizlik acizlikten, tembellikten gelir.

Devamını oku...

İnsan, dünyaya imtihan için gönderildiği için bütün cihazatı imtihanı destekleyecek tarzda yaratılmıştır.

İnsanın Kainat’ın halifesi mertebesine çıkaran sınırsız bir akıl kabiliyeti verilirken aklı destekleyen vahiy ve duyularda Yüce Allah tarafından sınır konulmuştur.

Mesela; İnsan belirli ses desibelin altını ve üzerini duyamaz. İnsan kulağı 20-20.000 Hz arasındaki sesleri duyar. Bu sınırın altındaki seslere infrasonik, üstündeki seslere de ultrasonik sesler denir. İnsanın duyamaması o seslerin olmadığı anlamına gelmez. Arz ve Semavatın Allah’ı tesbih ettiği Kur’an-ı Kerim’de defalarca tekrar etmesine rağmen insan kulağı o tesbihleri duyamaz. Göz de öyledir. Mikro ve makro anlamda gözün görebileceği alan sınırlandırılmıştır.

Aklı besleyen duyularda bu sınırlandırmalar konulduğu gibi, aklın diğer kaynağı vahiyde de ‘’gayb alemi’’ sözüyle ifade edilen sınırlandırmalar imtihanın gereği konulmuştur. Yani kitapları serbest bırakarak yapılacak imtihan, imtihan olarak Yüce Allah tarafından kabul edilmemiştir.

Peki imtihan salonumuz Kainat, bizi imtihan eden Allah’ın zatının içinde mi dışında mı?

Yukarıda verdiğimiz bilgiler çerçevesinde akıl bu soruya açık cevap verecek kabiliyette iken, aklı besleyen vahiy ve duyuların sınırlı olması bu sorunun tam cevabı için ‘’yevmetüblesserair=bütün gizliliklerin açıklanacağı gün’’ü beklememiz gerektiği açıktır.

Soruya cevabı bugünkü sınırlarımızla anlamak için güneş misalini kullanabiliriz. Güneş bizleri ısısı, ışığı, vitaminleri ve renkleri ile çepeçevre kuşatmış ve göz bebeğimiz kadar bize yakındır. Biz ise yaratılışımız, duyularımız, konumumuz itibariyle güneşe milyonlarca kilometre uzağız. Güneşin bize nispeti düşünüldüğünde biz güneşin her açıdan tam bir kuşatıcılığı içerisindeyiz.

Kainat Allah’ın zatının tam bir kuşatıcılığı içerisindedir. ‘’Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin (iç benliğinin) ona ne fısıldadığını biliriz, çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.’’ Kaf, 50/16 ayeti Yüce Allah’ın Kainatı ve insanı çepeçevre kuşattığını ve zerreden seyyareye kadar nüfuz ettiğini ifade ediyor.

Aklını kullanan her insan Allah’ın bu kuşatıcılığını açıkça görür ve iman eder. Bu sebeple İmam Maturidi ve birçok kelam alimi Allah Peygamber göndermese dahi kişinin Allah’ı akılla bulmak zorunda olduğu kanaatini ifade etmişlerdir.

Devamını oku...

Yüce Allah kainatı daimi bir değişim kanunu üzerine yaratmıştır.

‘’Sünnetullah’’ tabir ettiğimiz tabiat kanunlarında 2 temel esası birlikte görüyor ve yaşıyoruz.

1. Makro alemde nihayetsiz bir benzerlik

2. Mikro alemde nihayetsiz ve tam bir farklılık

Kainata dikkatli bir gözle baktığımızda makro alemde nihayetsiz bir benzerlik, mikro alemde baktığımızda nihayetsiz ve tam bir farklılığı açıkça görebiliyoruz.

İşte kainatın Allah tarafından seçilen halifesi eşref-ül mahlukat insan makro alemdeki nihayetsiz benzerliği ve mikro alemdeki nihayetsiz ve tam farklılığı hayatına yansıtmalıdır.

Dış alemde gördüğümüz benzerliği içerisinde sürekli ve kesintisiz bir pozitif değişimle destekleyerek kendine, ailesine ve çevresine anlam katmalıdır.

Bu  hafta hayatımda yeni ve önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktım.

25 Mayıs 2015 tarihinden itibaren görev yaptığım önce Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü şimdi ise Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı(CİB) olan kurumdan 07 Ocak 2019 tarihi itibariyle ayrıldım.

Yeni görev yerim Selçuk Üniversitesi.

Memuriyet hayatıma 25 Mayıs 1987 yılında Sağlık Bakanlığında Sağlık Memuru olarak başladım. 9 yıl süren çalışma sürecimde gece çalıştım gündüzleri devam eder 2 fakülte bitirdim ve öğretmen olarak çalışma hayatıma devam ettim.

1996 yılın sonunda o zaman ki ismiyle Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu( SHÇEK)  şimdi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına geçtim. 8 yıl Erkek Yetiştirme Yurdu, 2 yıl Huzurevi Müdür Yardımcılığı ve 9 yıl İl Müdür Yardımcılığı yaparak tam 19 yıl hizmet verdim. Bu arada Yüksek Lisansımı tamamladım. Biri 4. Baskıyı yapan 3 adet kitap yazdım.

2015 yılı Mayıs ayından Konya ve Afyonkarahisar İl Müdürlüklerini yaptığım eski adıyla Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü(BYEGM) yeni adıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı(CİB) süresinde 2 kitap daha bastırdım ve doktoramı tez dönemine getirdim.

Çalışma hayatım içerisinde 1993 yılında evlendim ve 3 çocuğum var hamd olsun. Hayatta en önemli kariyer, başarı ve mutluluk vesilesinin de her şeyden önce ve önemde aile kurmak olduğuna inanıyorum.

Bunları şu gerçeği izah etmek için aktarıyorum.

Milletimizin, devletimizin gelişmesi, ilerlemesi, güçlenmesi fertlerin kendini geliştirmesine, güçlendirmesine bağlıdır.

Toplumdaki olumsuz gelişmelerden rahatsız olanlar lütfen kendilerine baksınlar.

Bu durumda bizim pasif kalarak ta olsa payımız ne kadar?

Biz değişmeden, kendimizi geliştirmeden, üretmeden toplumun olumlu olarak değişme imkanı var mı?

Elmas ve kömürün başlangıçta temel maddesi aynıdır dostlar.

İkisinin de kökeni karbondur.

Peki neden elmas kömüre göre daha değerlidir?

Elmas madenler arasında en çok değişime uğradığı için en kıymetlidir.

Devamını oku...

Hayatımız telli enstrüman çalmak gibi dostlar.

Her bir tel önem derecesine göre eşimiz, çocuklarımız, annemiz, babamız, kardeşlerimiz, iş arkadaşlarımız, akrabalarımız, dostlarımız…

Özgüvenimiz, sağlığımız, haysiyetimiz, şeref ve itibarımızda tellerden.

Hayatı musiki tadında yaşamak istiyorsak bu tellerin çıkardıkları sesleri iyi tanımalıyız.

İyi tanıdığımız bu tellerden musiki icra etmek için aralarındaki münasebetleri iyi bilmeliyiz.

Aynı telleri sürekli kullanarak iyi bir eser çıkaramayacağımızın farkında olmalıyız.

Telleri ne kadar dengeli, yaygın ve yerinde kullanabilirsek o kadar güzel musiki icra ederiz.

Sanatçılar bu sebeple akort işine çok önem verir.

Tdk sözlüğüne göre akort ; Bir çalgıda doğru ses vermesi için yapılan ayar, düzen; Armoniyi sağlayan seslerin birleşmesi; Uyum, uyumluluk gibi manaları anlatır.

Hayattan istediğimiz musikiyi elde etmemiz için yeniden başladığımız her sabahta akordu iyi yapmamız lazım.

Gevşek bırakmadan çok ta sıkmadan o telden en iyi sesi alacağımız akordu her sabah usanmadan, bıkmadan yapmamız gerekiyor.

Öfke, sabırsızlık, acele hareket hayatın ritmine uymuyor dostlar.

Hayatın bir ritmi var.

Devamını oku...

Milletin Şehremini olacağım iddianızı halkın oylarıyla onaylaması ile o göreve gelirsiniz.

5 yıllık süreçte o coğrafyada en emin, en şeffaf, en çalışkan siz olmalısınız.

Şehre emin olmak Hacer’ül-Esved’i Kabe’deki yerine koymak gibidir.

Peygamberimizin zeka, feraset ve olgunluğunu esas alıp, yere bir sergi serip, şehrin tüm ileri gelenlerinin serginin kenarından tutmasını sağlamak zorundasınız.

Bu sergi 3 kattan oluşmalı.

1.) Yapısı mevzuatta belirlenmiş kent konseyleri.

2.) Muhtarları temsil eden bir heyet ve şehrin halkın seçimiyle gelen diğer yetkilileriyle ayrı bir konsey oluşturmalı.

3.) Şehrin halk üzerinde nüfuz sahibi olan kanaat önderleri.

Bu 3 konseyle de ayda en az 1 kez sekretaryalı, gündemli, 3 saati geçmeyen karara ve sonuca odaklı toplantılar yapmalısınız.

Yönetişimin sağlanacağı bu organizasyonda istişarenin hakkı verilmiş ve şehir yönetimine herkesin eli katılmış olur.

Böylece şeffaf bir yönetim anlayışıyla dedikodu ve gıybetin önüne geçilmiş olur.

Peki şehirlerde acil işler?

  • Her mahalleye en az bir kütüphane. Camiler ve farklı mekanlarında kullanılabileceği ama en az 10 saat halka açık  her mahalleye en az bir kütüphane açılmalı (DİB ve KTB ile koordineli).
  • Her mahalleye en az bir adet dışında; Gar, Eski-Yeni Otogar, Hastanelerin Kafeteryaları ve Okullara o yörenin yazarlarının kitapları başta olmak üzere mini kütüphanelerin açılması.
  • Uygun otobüs ve raylı sistem duraklara küçük kitaplıklar oluşturulması.

    Devamını oku...

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.
YK Başkanı Yakup Yıldırım ve ekibine teşekkür ederim.

Bağdat’tan halifenin emri ile fetvâ için bir elçi Semerkand’a İmam Mâturîdî için geldi.

Sordu, araştırdı, İmamın bağında olduğunu öğrendi.

Tarifler üzerine bağına gitti.

Bağında eski bir elbise içinde çalışan İmam Mâtürîdî’ye sordu:

-Mevlânâ (Efendimiz) nerede?

-Mevlâmız Allah’tır

-Hâce (Hoca Efendi) nerede?

-Hâce (Efendi) Mustafa (a.s)’dır

-Ebû Mansûr nerede?

-Bu yaşlı fakirdir.[1]

Bu diyalog bize İslam adına konuşan herkesin meşruiyetini Allah veya Resulüne dayandırmasının zaruretini ortaya koyuyor.

İslam adına konuşan kurduğu cümleye Kur’an ve Sahih sünnetten delil getirmiyorsa, o cümle sadece kendi nefisinin üfürmesidir. Doğru da olabilir ama meşruiyeti yoktur.[2]

İmam Maturidi Kur’an-ı Kerim ve Sahih Sünnet’le bize emanet edilen ‘’kök hücre’’ hükmündeki bilgilerin yardımıyla aklı etkin kullanarak hakikati bulmamız gerektiğini ifade etmiştir.

Aklın terk edilmesini insana güzel gösteren şey, mutlaka şeytandan gelen bir vesvesedir (hâtır). İnsan bundan etkilenirse, aklın ürününü (semeretü’l-akl) asla devşiremez ve aslında nihaî arzusuna ulaşmasına vesile olacak ilâhî emaneti kullanmaktan da korkar.[3]

Gayret ve duamızla kalbimize gelen havâtır(bilgi) 4 kısımdır:

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 7 - 100

7

Anket

Sizce toplumun en önemli problemi nedir?

Son Yorumlar

Ağırlığınca duracaksın bazen ...
Tebrik eder. Hayat demek hareket demektir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun...
çocuk koruma kanunu ile ilgili bilgi araştırıyorum bende. bu sitede de bilgiler var. ilgilenen a...
GECE GEZME EHLİYETİ
Sadece şiddet olunca değil. Kadına hiç bir şey yapmasan bile sana iftira attığı takdirde uza...
GECE GEZME EHLİYETİ
Hiç bir kültür ve dinde olamayacak bir uygulama #aile dibine konulan dinamittir #6284yasa delilsi...
GECE GEZME EHLİYETİ
Hiç bir kültür ve dinde olamayacak bir uygulama #aile dibine konulan dinamittir #6284yasa delilsi...

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün214
mod_vvisit_counterDün338
mod_vvisit_counterBu Hafta1348
mod_vvisit_counterBu Ay6178
mod_vvisit_counterToplam526968