Pazartesi, Aralık 09, 2019

Text Size

Son Yazılarım

Selçuk Üniversitesi Kadın, Aile ve Toplum Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (Katum) Müdürlüğünün düzenlediği “Kadınlarda Sağlıklı Yaşlanma”

konulu panelde ''Kadın ve Medya Algısı''nı anlattım. http://www.selcuk.edu.tr/duyuru.aspx…



Hz. Adem’le(a.s.) başlayan Hz. Muhammed(s.a.v.) ile tamamlanan Peygamberlerin en büyük katkı yaptığı, diğer iyi insanlarında emek verdiği bugünkü Medeniyet direklerimize son 200 yıldır büyük saldırılar yapılıyor.

Halife eşref-i mahlukat insanı O’nu ayakta tutan bütün direkleri yıkıp bir ‘’tüketim makinesi’’ köle haline getirmeye çalışıyor İblis’in arkadaşları.

İnsanı insan yapan O’nu ayakta tutan 6 adet direkler nelerdir?

  1. İnsan da özgüven
  2. Ailede kadın
  3. Okulda öğretmen/Üniversitede hoca
  4. Camide imam
  5. Millette aksaçlılar( toplumun tarihte veya bugün önde gelen şahsiyetleri)
  6. Ümmette, ümmeti birbirine bağlayan manevi bağlar.

Biliyorlar ki bu altı direği zayıflatıp yıktığında milletler felç olur ve bireyin bütün koruma mekanizmaları kaybederek İblis’in arkadaşlarının tuzağına düşer. Onlarda ağına düşürdüğü sineğin kanını emen örümcek gibi insanların tek tek kanlarını bir ömür emerler.

6 direğe hücum ederken en çok kullandıkları yöntem algıyı yönetmek. Kişilerin kendi istek ve inisiyatifiyle doldurmadıkları kafa, beyin, kalp, mide v.b. bütün boşlukları dolduruyorlar ve bu boşluklara çalışarak insanlığı nakavt etmeye çalışıyorlar.

Günümüzde internet imkanlarını da kullanarak adeta hipnoz ettikleri insanları ve kendilerini uçuruma doğru yönlendiriyorlar.

Bunların sürüklediği 1938-1945 yılları arasındaki ll. Dünya savaşında 60 milyondan fazla insan öldüğü halde bugün insanlık sanki o günler hiç yaşanmamış gibi hareket ediyor.

Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter. Malcolm X

Lütfen!

Uyanık kardeşlerim bizi biz yapan 6 direğimize sahip çıkalım.

Unutmayın bunların kurduğu sadece takılanın kanını emecekleri bir örümcek ağı.

Güçleri sanal, sadece üstadları ve rehberleri İblis’in yaptığı gibi ‘’üflemek’’

Devamını oku...

Konya Kültürünün işlendiği Koyunoğlu Müzesi İkindi Sohbetlerinde seçkin bir toplulukla

"Mevlana ve İletişim" konusunu paylaştık.

Gerçekten dinleyici ne kadar bilinçli ve ilgili olursa sohbet o kadar feyizli oluyor.

Geniş bilgi için link:

https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=2247300678817498&id=100006127631487

02 Mart 2019 Cumartesi günü saat 16.00 da Konya Koyunoğlu Müzesi konferans salonunda Konya Büyükşehir Belediyesi ve Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırması Enstitüsü’nce düzenlenen İkindi Sohbetleri programında ‘’Mevlana ve İletişim’’ konusunu 50 dakikalık bir sunumla arz edeceğim.

‘’Mevlana ve İletişim’’ konusunu merak eden bütün dostlarımı programa davet ediyorum.

Programa katılamayanlar daha sonra ‘’İkindi Sohbetleri Mevlana ve İletişim’’ konu başlığı ile You Tube’den izleyebilirler.

Sunum planımı, neler konuşacağımı, nelerden bahsedeceğimi sizlerle paylaşmak isterim:

İletişimin önemi

Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir. Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah insanlar için örnekler verir; umulur ki onlar öğüt alır-düşünürler.  Kötü (murdar) söz ise, kötü bir ağaç gibidir. Onun kökü yerin üstünden koparılmış, kararı (yerinde durma, tutunma imkanı) kalmamıştır. Allah, iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sapasağlam sözle sebat içinde kılar. Zalimleri de şaşırtıp-saptırır; Allah dilediğini yapar. (İbrahim Suresi, 24-27)

“Öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.’’ (İsra Suresi, 23)

“İkiniz Firavun’a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor.” “Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.” (Taha Suresi, 43-44)

“Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.’’ (İsra Suresi, 53)

Cennet’e götürecek amel Allah tarafından bağışlanmaktır). Bağışlanmanın sebepleri de bolca selam vermek ve güzel konuşmaktır.” Hz. Muhammed(s.a.v.)

İlişkilerin yenilgisi genellikle iletişim yenilgisidir. Zygmunt Bauman

İletişimin kodları/kökleri/zaman/mekan

İbn Tufeyl/Abentofail(1105-1185)-Marakeş-Hay bin Yakzan: ‘Esrarü’l-Hikmeti’l-Meşrikiye’. Bu ilk ‘felsefi roman’ ve ilk ‘robinsonad’, Tanpınar’ın deyişiyle ‘Müslüman aleminin felsefi tek romanı’, 14. Yüzyıldan başlayarak belli başlı Avrupa dillerine çevrildi; Defoe, Bacon, Spinoza ve More gibi pek çok düşünür ve sanatçı üzerinde etkili oldu. Doğu, özellikle Osmanlı ise İbn Tufeyl’e ve yapıtına ilgisiz kaldı: Üzerindeki ‘Hay bin Yakzan’ etkileri özel çalışmalara konu olan ‘Robinson Crusoe’ defalarca Türkçe’ye çevrildiği halde, ‘Hay bin Yakzan, dilimize kazandırılmak için 1923 yılını, kitaplaşabilmek için de 1985 yılını bekleyecekti. Bu yeni ve genişletilmiş baskıda, İbn Tufeyl’in ‘Hay bin Yakzan’ına ek olarak –M.Şerefeddin Yaltkaya’nın çevirisi ve İslam dünyasında alegorik öykü geleneğinin tarihçesini ve düşünsel arka planını aktardığı giriş yazısıyla İbn Sina’nın ‘Hay bin Yakzan’ı da yer alıyor.

Daniel De Foe-(1660/1731)-Londra-Robinson de Crusoe

Maveraünnehir/Türkistan/Şarkiyatçılık/Oryantalizm

Mevlana Celaleddin Rumi(1207 Belh-1273 Konya)-Gönül

Siraceddin Urmevi(1198 Urmiye – 1283 Konya)-Akıl

Sadreddin Konevi(1209, Malatya- 1274 Konya)- Vicdan

Muhyiddin Arabi(1165, Murcia, Endülüs-1240, Şam, Suriye)

İletişimin kodları/Arka plan

Ebu Mansur Maturidi(853/944)

Mevlanamız-Allah/Kur’an-ı Kerim

Hocamız-Hz. Muhammed(s.a.v.)/Sahih Sünnet

….(Ebu Mansur)

Ahmet Hamdi Tanpınar bir gün Yahya Kemal’e sorar:

Devamını oku...

İlk emir oku.

‘’Oku’’ emrinin Kur’an’ı Kerim’de bulunduğu Alak suresi:

Alak suresi; Mushaftaki sıralamada doksan altıncı, iniş sırasına göre birinci sûredir. Kalem sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Baştan beş âyeti Hz. Peygamber’e gelen ilk vahiy olduğundan ilk inen sûre kabul edilir. Geri kalan on dört âyetinin ise sonraları Ebû Cehil hakkında indiği rivayet edilmiştir. Bazı Kur’an tarihçileri ilk inen sûrenin Müddessir, bazıları da Fâtiha olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Buhârî ve Müslim’de Hz. Âişe’ye isnad edilen rivayete göre Hz. Peygamber, içinde yalnız kalmayı âdet edindiği Hira mağarasında iken Ramazan ayının 27. gecesi (Pazar-Pazartesi) tan yerinin ağarmaya başlamasından az önce ufukta nurdan bir şekil görmüş; o zamana kadar hiç karşılaşmadığı bu nuranî varlığın (Cebrâil) kendisine seslendiğini duymuştur. Hz. Peygamber olayı şöyle anlatır: “Melek bana okumamı emretti. Kendisine okuma bilmediğimi söyledim. Beni kollarının arasına alıp kuvvetle sıktı; sonra ‘oku!’ dedi. Ben yine, ‘Okuma bilmem’ dedim. Beni tekrar kollarının arasına aldı, kuvvetle sıktı ve ‘oku!’ diye tekrar etti. Ben yine ‘Okuma bilmem’ dedim. Üçüncü defa kollarının arasına alıp daha kuvvetlice sıktıktan sonra bıraktı ve şöyle dedi: ‘Yaratan rabbinin adıyla oku; O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, kalemle (yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediklerini öğretmiştir.” (bk. Buhârî, “Bed’ü’l-vahy”, 3; Müslim, “Îmân”)

Sûrede okumanın önemi vurgulanmakta, insanın neden yaratıldığına dikkat çekilmekte, kendini kendine yeterli görüp nankörlük eden insanın taşkınlığı ve bunun acı sonuçları anlatılmaktadır.

İkinci emir yaz.

‘’Yaz’’ emrinin Kur’an-ı Kerim’de yer aldığı sure Kalem suresi:

Devamını oku...

İnsan için anne karnına düştüğünden itibaren bebekliği, çocukluğu, gençliği, olgunluğu ve yaşlılığı da başlamış demektir.

Fiziksel, ruhsal ve biyolojik açıdan tam bir iyilik halinde olan anne babanın bebekleri ile ilişkileri, ilk günden itibaren hayatın tümünü kapsayan bir inşanın içerisinde olmaları durumudur.

Bu sebeple, anne babalar daha anne karnına düşmeden bebeğin maddi manevi gelişimi ile ilgili tedbirleri almanın önemini bilmeliler.

Örneğin; Kartaçalılar evlenecek çiftleri düğün tarihinin 40 gün öncesinden itibaren gözetim altına alır alkol ve benzeri nesle zarar veren maddelerden uzak tutarlardı.

Alkol v.b. doğacak bebeğe zararlı maddelerden anne ve baba adayları bu takip sistemiyle korunurdu.

Anne karnında bebek tüm olumlu ve olumsuz etkilere en açık pozisyondadır.

Bu sebeple anne 9 aylık süreyi olumlu anlamda çok iyi değerlendirmeliler.

Doğduktan sonra en az 2 yıl annenin bebeğini emzirmesi bebeğin bütün hayatını etkileyen –bana göre- en önemli zaman dilimidir.

Çünkü anne bebeğine 2 yıl süresince sadece dünyanın en değerli gıdası olan anne sütünü değil, aynı zamanda anne sütünden daha değerli olan şefkat, merhameti, sevgiyi, özgüveni, cesareti verir.

Bu sebeple Kur’an-ı Kerim’de 3 yerde (Bakara, 2/233, Ahkaf, 46/15, Lokman, 31/14) Yüce Allah annenin bebeğini en az 2 yıl emzirmesini emretmiştir.

Anne karnı, 2 yıl emzirme ve 5 yıllık çocuklukla birlikte kişiliğin %70 şekillendiği 7 yaşına ulaşır insanoğlu.

12 yaşına gelindiğinde %90 kişilik tamamlanmış, insanı bir ömür boyu yönlendirecek yaşam kodları kaydedilmiş olur.

Peki ilerleyen zamanlarda kişide ortaya çıkan sorunlarda bu alana dönebilir miyiz?

Devamını oku...

İnsan Yüce Allah tarafından kainatın içerisinden süzülerek seçilmiş ve ‘’halife’’ makamına çıkma kabiliyeti kendisine lütfedilmiştir.

Allah Teala insanı yaratırken meleklerine karşı ‘’halife’’ sıfatını zikrederek insanla övünmüştür.

İnsan, takva programı üzerinden gittiğinde kainatın zirvesinde eşref-i mahlukat ve ahsen-i takvim gibi en yüce makamlara ulaşır.

Takva programı yerine fücur programını tercih ederse de esfel-i safilin yani aşağıların en aşağısı çukuruna yuvarlanır.

Yüce Allah’ın ilmin nihayetsizliğinin bir neticesi olan kader bizi zorlayan bir etkiye sahip değildir.

Kur’an-ı Kerim’de insanın bütün hikayesi yüzlerce yerde açıkça anlatılır.

Bu imtihan tasvirlerinden en açık olanlardan birisi Şems suresidir.

Kainatın yaratılışın başlangıcından halife insanın yaratılış ve dünyaya gönderiliş hikmetine kadar bütün konular Şems suresinde vardır.

Açık bir zihin, dikkatli bir göz insana, kadere, dünya ve ahirete dair bütün sorularını Şems suresinde bulabilir.

Haydi başlayalım.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 7 - 101

7

Anket

Sizce toplumun en önemli problemi nedir?

Son Yorumlar

Türklerin Müslüman Olmasının N...
elinize sağlık çok işime yarayacağını düşünüyorum
Ağırlığınca duracaksın bazen ...
Tebrik eder. Hayat demek hareket demektir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun...
çocuk koruma kanunu ile ilgili bilgi araştırıyorum bende. bu sitede de bilgiler var. ilgilenen a...
GECE GEZME EHLİYETİ
Sadece şiddet olunca değil. Kadına hiç bir şey yapmasan bile sana iftira attığı takdirde uza...
GECE GEZME EHLİYETİ
Hiç bir kültür ve dinde olamayacak bir uygulama #aile dibine konulan dinamittir #6284yasa delilsi...

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün164
mod_vvisit_counterDün210
mod_vvisit_counterBu Hafta164
mod_vvisit_counterBu Ay3301
mod_vvisit_counterToplam545153