Pazartesi, Aralık 18, 2017
Text Size

Konya-Derbent'teydik...

Konya-Derbent'te gençlerleydik. Derkad başkanı Hüseyin Eşgin ve İlçe Meb Müdürü Adem Yaldız'a teşekkürler...

Minik adımlar ailesiyle '9 S'si paylaştık...

Veli Vural Beyin nazik daveti üzerine Minik Adımlar ailesiyle,diriliş nesliyle buluştuk,konferans verdik,kitap imzaladık. Yeni Türkiye Gençliği coşku...

Özel Model Eğitim Kurumundaydık...

Gençler harikaydı,Başta Süleyman Türk kardeşim olmak üzere,Emeği geçen Rehber öğretmenimiz Esra Hanım veOkul müdürümüz Fehmi Adam BeyeTeşekkür ederim.

  • Konya-Derbent'teydik...

    Cuma, 30 Haziran 2017 12:11
  • Selçuk Üniversitesindeydik...

    Perşembe, 16 Mart 2017 09:07
  • Minik adımlar ailesiyle '9 S'si paylaştık...

    Çarşamba, 01 Şubat 2017 08:29
  • Kur'an Kursu Eğiticileriyle 'Ailede Huzur İçin 9 S'i konuştuk.

    Salı, 24 Ocak 2017 11:52
  • Özel Model Eğitim Kurumundaydık...

    Perşembe, 08 Aralık 2016 07:59

Son Yazılarım

#KonyaGençMemursen ve Genç Ufuklar Derneğinin birlikte düzenlediği Teşkilat Eğitim Kampında 'Gençlik ve Aile' konusunu anlattık.



Hz. Osman'ın isyancılarca şehit edilmesi üzerine Hz. Ali halife seçilmişti.

Halife Hz. Ali, Hz. Osman'ın katilleri tam olarak netleşmediğinden,(isyancılar birlik halinde olayı yaptıklarını ifade ederek olayı saklıyorlardı) "Hiçbir günahkar başkasının günahını üstlenemez."(Fatır,35/18,Necm,53/38,Zümer,39/7) ayetine dayanarak kısas için beklenmesi ,araştırma, soruşturma ve incelemeye devam edilmesi gerektiğini düşünüyordu.

Bu yaklaşım içtihadi olarak Adalet-i Mahza’nın yerine getirilmesi görüşüydü.

Fakat Hz. Aişe, Hz. Talha ve Hz. Zübeyir, Hz. Ali'nin bu konuda yanlış bir tutum sergilediğini, isyancıların blok halinde Hz. Osman’ın katlini kendi yaptıklarını ifade ederek katil ya da katilleri saklıyorlar, kısasın gerçekleşmesine izin vermek istemiyorlardı.

Bu durumda Adalet-i Mahza , yani sadece katleden veya katledenlerin bulunup cezalandırılması imkansız, o halde Adalet-i izafiye, yani cinayeti ben işledim diyen tüm isyancıların katlini talep ediyorlar ve kısasın fitne büyümeden hemen gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorlardı. Bu yüzden katillerin dönüş güzergahı olan Basra'ya gittiler. İstedikleri savaş çıkarmak değil, hakkı uygulayıp katilleri kısasen öldürmekti.

Bu durum Hz. Ali'ye "Basralılar sana karşı Aişe'nin yanına toplanmışlar." diye iletildi. Abdullah İbn-i Ziyad anlatıyor: "Hz. Talha, Zübeyir ve Hz. Aişe (r.anhüm) Basra'ya yürüyünce, Hz. Ali, Ammar İbn-i Yasir ve Hasan'ı (r.a.) gönderdi. Bu ikisi Küfe'ye yanımıza geldiler ve minbere çıktılar. Hz. Hasan (r.a.) minberin yukarısında idi. Ammar (r.a.)'da ondan daha aşağıda idi. Biz onların etrafında toplandık. Ammar'ın şöyle dediğini işittim:

"Aişe annemiz, Basra'ya yürümüş. Muhakkak ki o, dünyada da ahirette de Peygamber (aleyhisselam)'ın zevcesidir. Ancak Allah sizi (bu olayda) imtihan ediyor: Kendisine mi itaat edeceksiniz yoksa ona (Hz. Aişe) mı?"

Böylece Hz. Ali de Küfe'den bir cemaat topladı.

Daha sonra Hz. Talha ve Hz. Zübeyir ile görüştüler. Görüşmede davalarının bir olduğu ortaya çıkınca anlaşmış bir şekilde ayrıldılar. Ne var ki, Hz. Osman'ın kuşatmasında bulunan fitneci ve onu öldüren münafıklar Hz. Ali ile Hz. Aişe'nin anlaşması halinde kendilerinin infazından korkup büyük bir fitne hazırladılar. İki tarafa da kuşatma düzenleyip bunu diğer tarafın düzenlediğini söylemişler büyük bir provokasyonu ustalıkla yürürlülüğe koymuşlardı.

Böylece iki farklı içtihad için toplanmış olan iki grup arasında savaş başlatılmıştır.

Devamını oku...

Konsiad'ın düzenlediği,Moderatörlüğünü N.E.Ü.Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Önder Kutlu'nun yaptığı,Doç.Dr. Metin Aksoy ve Doç Dr. M.Hakkı Akın'ın katıldığı 'Bir 15 Temmuz Yaşandı Lakin'başlıklı Panele katkı verdik.

Değişmeden gelişmek ilerlemek imkansız.

Yeni ve Güçlü Türkiye için değişim şart.

Yeni Türkiye’ye giden yolda değişim için satır başı olan önerilerimiz:

Siyasette;

--Aşağıda sayacağımız değişim alanlarına imkan verecek özgürlükçü, kapsayıcı, kuşatıcı, kısa, öz yeni bir anayasa

--İki partiyi meclise sokan, toplumda bütün renkleri temsil eden II. dereceli bir seçim sistemi ve idarede tek bir iradenin hakim kılındığı bize özel/özgü başkanlık sistemi

--Siyasette vekil adaylarının parti binalarına beklenmediği, partilerin toplumda yaptığı hizmet ve duruşla karşılığı olan insanlara davet götürdüğü bir vekil belirleme süreci

--Bakanlıklar birleştirilerek sayının 12 Bakanlığa düşürülmesi ve bu sayede her işin tek muhatabının olması

--Yasama-Yargı-Yürütmenin tamamen ayrıştırılması. Bu anlamda bakanların milletvekili olmaması, yürütmenin meclisten tamamen bağımsız hale getirilmesi, meclisin oluşturduğu komisyonlarla bakanlıkları denetleme ve rehberlik görevini yapması.

Eğitimde;

--Yök’ün kaldırılarak bütün yükseköğretime bağlı  yüksek okul, fakülte, yüksek lisans ve doktora programlarının 12 Bakanlığa branşa yönelik olarak dağıtılması. Böylece eğitimin tamamen alana ve ihtiyaca yönelik yapılması akademisyenlerinde bütün çalışmalarını alanın içerisinde, hayatın içerisinde yürütmelerinin sağlanması

-- Liselerin hepsinin meslek lisesi yapılması, bunların hepsinde yatılı-gündüzlü kısımların bulunması, bunlarında ilgili bakanlığa bağlı Eğitim Genel Müdürlüklerince yönetilmesi

--Milli Eğitim Bakanlığında sadece Eğitim Fakülteleri , Ana Okulu, Hem ve İlköğretim Okullarının bırakılması, Kuran Kursları ve Hafızlık eğitimi Dib’ten alınarak Meb’e bağlanması, dini eğitimin müfredatta ihtiyacı karşılayacak kadar seçmeli yapılması

--Camii ve cemevlerinin mahallle muhtarlarına , hac ve umre işlerinin Kültür ve Turizm ve Tanıtım Bakanlığına, Kuran Kurslarının Meb’e devri ile rahatlayan Dib’in toplumun dini ihtiyaçlarına cevap verebilecek eser ve müfredatlarla alanda hizmet eden kurumlara rehberlik etmesinin sağlanması.

Adalet sisteminde;

--Hakim ve savcılara vicdan cüzdan arasında kalmayacak bir ücret sistemi(İngiliz sistemi) getirilmesi

--Eğitimde tavsiye ettiğimiz üzere hukuk fakülteleri ile adliyelerin aynı kampüs içerisinde yer alması ve hukukun sürekli güncellenen bir tazeliğe kavuşturulması

--Cezalandırıcı hukuktan ,Önleyici ve ıslah edici hukuk sistemine geçilmesi

--Cezaevlerinin hazırlanacak müfredatla ıslah ve eğitim müessesesi haline getirilmesi

--Adaletin temel ilkesi ‘imtiyazsızlık’ olduğundan , ülkede imtiyazlı kişi , kurum (sosyal tesislerde dahil) bırakılmamalı, her vatandaş eşit ve hür yurttaş olduğunu hissedebilmeli.

İçişlerinde;

Devamını oku...

Yıl 1988, Konya…

Üniversite öğrencilik yıllarımdı…

Beraber kaldığımız ev arkadaşlarımız Sağlık Meslek Lisesinden devam eden ekipten sağlıkçı arkadaşlardı.

Arkadaşlarımdan Oktay’ın baş parmağında halk arasında dolama(tırnak dibi iltihabı) diye bilinen rahatsızlık oluşmuştu.

Ağrı ve sızısı çok fazlaydı, zira sağlıkçı olmasına rağmen biraz geç kalmış, iltihap başparmaktan bileğe,kola doğru yayılmıştı.

Doktora muayene olmuş, antibiyotik ve ağrı kesici ilaçları almış pansuman için şu an Numune Hastanesi , o zaman Devlet Hastanesinin Acil serviste nöbetçi olan ev arkadaşımız Kamil’e gitmişti.

Oktay pansumanını Kamil’e yaptırıp gelmişti.

Birkaç saat rahatlamıştı Oktay pansumandan sonra.

Gece salondan gelen ayak sesleri üzerine merakla odamdan çıktım ve gördüm ki;

Oktay evin salonunda çaprazlama volta atıyor.

Hapishane mahkumlarının avluda volta attıkları gibi evin salonunda hızla gidip geliyordu.

Sordum; ’Oktay nasılsın, durum nedir ?’

Oktay: Dolamanın olduğu bölgede ağrı, sızı ve ateş olduğunu ve her geçen dakika arttığını ve duramadığını volta atmak zorunda kaldığını’ söyledi

‘Kamil akşam pansuman yapmadı mı ?’ dedim.

Akşam acilde pansuman yaptırdığını söyledi.

Bileğini kontrol ettiğimde meseleyi anladım.

‘Haydi acile gidiyoruz’ dedim.

Acil Servise geldik, Kamil’den pansumanı tekrar yapmasını istedim.

Kamil sargı bezini açtı, daha önce açtığı yerden iltihabı bastırarak temizlemeye başladı, iltihap çıkıyordu.

Fakat Kamil iltihabı çıkarmak için yaraya her baskı yaptığında Oktay feryat figan ediyor, acıyor diye acil servisi inletiyordu.

Oktay’ın feryatlarına rağmen birkaç defa bastırıp iltihabı boşaltan Kamil, arkadaşının feryatlarına daha fazla dayanamamış ve yaranın etrafını antiseptiklerle temizleyip sarmaya başlamıştı.

Müdahale ettim, ’Kamil ne yapıyorsun ?’ dedim.

Kamil, ’İltihabı aldığını Oktay’ın ise feryad ve figanla rahat pansuman yapmasını engellediğini, şimdilik bu kadarının yeteceğini, yarın da yine pansuman yapacağını’ söyledi.

İltihaplı yaralarda temel ilkenin ne olduğunu sordum,

‘Biliyorum ama’ dedi.

‘Bu işin aması , fakatı olmaz’ dedim.

Devamını oku...

15 Temmuz 2016 tarihimize 1071,1176,1453,1923 gibi önemli bir tarih olarak geçti.

İçimizden en etkili yöntemlerle devşirip gizledikleri, uyuttukları zombilerle en büyük hamleyi yaptı Türkiye düşmanları.

Zombiler sınır tanımadan içinde büyüdüğü vatan ve millete kasdettiler.

Devlet 7 Şubat ve 17-25 Aralık girişiminden bu yana bu yapıyı mercek altına almış listeleri oluşturuyordu. Bu süreci iyi bilen örgüt son bir hamleyle süreci kendi lehine dönüştürmeye çalıştı.

Şehitlerimiz, gazilerimiz var, şehitlere rahmet, gazilere şifa yakınlarına sabr-ı cemil diliyorum.

Ülkemiz ciddi bir uçurumdan döndü hamd olsun.

Şimdi tespit edilen Fetö/PDY elemanları gereken cezaları alacaklar, ağır bedeller ödeyecekler.

Benim asıl üzerinde durmak istediğim konu bu yapıya destek veren belki açığa alınmayan , resmi yolla cezalandırılmayan diğer insanların vicdanının, aklının, kalbinin ne hissettiği.

Diğer insanlar doğru bildikleri yolda dişi ile  tırnağıyla rızkını kazanmaya çalışırken bu yapıya yandan da olsa iltisak ederek yollarını açanlar acaba şu an ne düşünüyorlar ?

Çocuklarımız, gençlerimiz masalarda dirsek çürütüp alnının teriyle bir mesleğe sahip olmaya çalışırken, fetih suresi okuyacağız diye çağrılıp soru verilen gençler,anne/babaları ne hissediyor şu an.

Yurtiçi/Yurt dışı tüm imkanların önlerine serilen ve kendilerini diğerlerinden imtiyazlı gören insanlar şu hangi vicdan kıskacında debeliyorlar ?

Allah rızasını kazanma yolunda bir sosyal yardımlaşma olarak gördükleri için girdikleri ve gerçekten bir kimlik inşa ettikleri cemaatlerinden -sadece menfaat için olduğunu kendilerinin de çok iyi bildiği halde-bu yapıya kayanlar acaba eski dostlarının gözlerinin içine bakabiliyorlar mı ?

Şimdi özel açılan VİP yollardan yürütülerek çocukları hakim, savcı, doktor, mühendis, akademisyen v.b. olan anne/babalar ve çocukları geceleri rahat uyuyabiliyorlar mı ?

30 yıl bir kuruma emek verenler yerinde sayarken birkaç yıllık memur olup ta bürokrasinin basamaklarını uçarak çıkanlar, kalbiniz şu an kaç atıyor ?

Adaletiyle meşhur halifemiz Hz. Ömer’den bir misalle olayı açalım:

Kıtlık yıllarıydı…

Hz. Ömer dolaşırken, fevkalâde semiz bir deve gördü. Çobanı çağırıp sordu:

“Bu semiz devenin sahibi kim?”

Devamını oku...

Özgürlük ve Bağımsızlık Nöbetlerinin 14. üncü gününde Mevlana Meydanında halkımıza hitap ettik:

https://www.youtube.com/watch?v=Vqp1zNWb1fQ

 

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 7 - 87

7




Anket

Sizce toplumun en önemli problemi nedir?

Son Yorumlar

DAHA SONRA... (Yusuf ÇİĞDEM ’i...
Allah razı olsun güzel bir yazı... Yusuf'umuza da Allah'tan rahmet diliyorum.
DAHA SONRA... (Yusuf ÇİĞDEM ’i...
Çok güzel bir yazı olmuş, okurken duygulandım. Kaleminize yüreğinize sağlık...
Mutezile Fırkasının Günümüzde...
Teşekkürler hocaam
KIPKIRMIZI, TERTEMİZ KAN GELİNCEY...
S.A. SELAM VE MUHABBETLE. ELİNE KALEMİNE YÜREĞİNE SAĞLIK A.s. Numan bey kardeşim,teşekkür ...
Türklerin Müslüman Olmasının N...
http://twitter.com/?status=Türklerin Müslüman Olmasının Nedenleri http://www.cemilpasli.com/tur...

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün266
mod_vvisit_counterDün476
mod_vvisit_counterBu Hafta266
mod_vvisit_counterBu Ay5297
mod_vvisit_counterToplam306922