Perşembe, Temmuz 19, 2018
Text Size

Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

  Ereğli'de 15 Temmuz Anaokulu Salonunda Veli ve Eğitimcilere Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.    

Akademik Bakış'ta ''Kök Hücre Üretim Merkezi Aile''yi konuştuk..

Gökhan Kırlangıç kardeşimin hazırlayıp sunduğu Ribar Fm'de yayınlanan Akademik Bakış'ta ''Kök Hücre Üretim Merkezi Aile''yi konuştuk.

Radyo Gençlikte 'Canefşan' programına konuk olduk...

Radyo Gençlikte Filiz Akman'ın hazırlayıp sunduğu 'Canefşan' programında 'Aile' yi konuştuk..

  • Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

    Salı, 03 Nisan 2018 09:02
  • Akademik Bakış'ta ''Kök Hücre Üretim Merkezi Aile''yi konuştuk..

    Perşembe, 08 Mart 2018 14:52
  • Radyo Gençlikte 'Canefşan' programına konuk olduk...

    Cuma, 02 Şubat 2018 14:02
  • Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Yüksek Lisans Öğrencileriyle Ders Yaptık...

    Çarşamba, 27 Aralık 2017 14:54
  • Meram Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Gençleriyle Tecrübelerimizi paylaştık.

    Çarşamba, 27 Aralık 2017 14:43


90 lı yılların başlarıydı.

Gündüzleri üniversite okurken, geceleri sağlık memuru olarak adli tabiplikte nöbet tutuyordum.

Fakülteden çıkıp Dağlık Karabağ’da Azeri kardeşlerimize Ermenilerin yaptığı zulüm ve işkencenin fotoğraflarının bulunduğu sergiyi gezdim.

Duygulanmıştım, hüzünlü bir ruh haliyle nöbetime başladım.

İlk gelen adli vak’a pedofili bir sapığın küçük yaştaki çocuğa cinsel istismarı idi.

Zaten sergiden dolayı hüzünle dolu dünyam tamamen allak bullak olmuştu.

İyice bunalan ruhuma bir pencere açmak için okuduğum kitabın boş sayfalarına yazmaya başladım.

Yazının özeti şuydu:

Kilometrelerce ötede Müslüman kardeşlerimiz için endişelenip, hüzünlenip duaya, maddi-manevi çabaya kalkışırken hemen dibimizdeki bize daha yakın olan Müslüman kardeşlerimizin sıkıntılarını ihmal mi ediyorduk?

Kıyas yaptım. Azeri kardeşimiz düşman silahıyla şehit olurken, burada vatanımda 4 yaşındaki çocuk bir ömür utançla taşıyacağı bir suçun muhatabı olmuştu.

Gece uzundu ve derinlemesine tefekkür, teemmül, tezekkür, taakkuldan sonra anladım ki şeytan en büyük numarasını işletiyor mümin kalpler üzerinde.

İmtihan için gönderildiğimiz dünyada Rabbimiz bize şeytanın apaçık bir düşman olduğunu bildirir: ‘’Şeytana itaat etmeyin, o size açık bir düşmandır diye size öğüt vermedim mi? Ey Adem oğulları!...’’ Yasin,36/60

Kur’an-ı Kerim'de Yüce Allah baştan sona şeytan ve hileleri konusunda bizleri ikaz eder.

Şeytanın en büyük numarası ise bana göre, zaman olarak ‘AN’ı, mekan olarak bulunduğunuz ‘KONUM’u ıskalamanızı sağlamaktır.

Bu anlamda şeytan çok gayretlidir ve nefis şeytanın bu konuda her daim içeriden destekçisidir.

Nefis, ‘’ŞİMDİ-AN’’ ve ‘’BULUNDUĞUMUZ MEKAN’’ konusunda çok zayıftır ve ya geçmişe ya da geleceğe kaçar.

Zira ‘’ŞİMDİ’’ çok güçlüdür.

Sizi 'şimdi'den ve konumunuzdan sürekli uzakta tutan şeytan ve nefis aslında sizi GERÇEK bir HAYATTAN uzaklaştırır,sanal bir hayata mahkum eder.

“ ŞİMDİ ” ile yüzleşebiliyor mu yuz ? http://www.cemilpasli.com/?option=com_content&catid=1&id=97&view=article&Itemid=2&font-size=larger

Sorusu herkesin ‘’Dem bu demdir’’ anlayışıyla her an üzerinde durması gereken bir soru.

Oysa Kur’an-ı Kerim’de Rabbim: ‘’Ve en yakınları(ndan başlayarak erişebildiğin herkesi) uyar.’’ Şuara,26/214 buyurdu.

Kulluğumuzu ifa konusunda durgun bir suya taş atıldığında nasıl küçükten büyüğe halkalar açılıyor, işte en önemli ve birinci vazife e küçük halkadan başlıyor.

Birinci halkadaki  yani en dar dairedeki vazifemizi yerine getirdikten sonra ikinci halka ve diğerleri.

Tabii ki Filistin, Kudüs, Kerkük, Doğu Türkistan, Arakan bizim meselemiz.

Ama şunu unutmayalım her Müslüman ilk halkadan başlayarak dördüncü halkaya kadar kulluk vazifelerini yerine getirse dünyada Müslümanların bütün problemleri kendiliğinden çözülür.

Konuyu daha anlaşılır kılmak için daha önce 25 kez kuşatılmış olan İstanbul’un fethini ele alalım.

Fethi sağlayan temel güç Fatih Sultan Mehmet ve ordusunun içerisinden çıktığı toplumun kalitesiydi.

Toplumda eğitim , ticaret , sosyal hayat gibi konuları ele alırsak,  Akşemsettin ve diğer mürebbiyelerin rolünü incelersek  fethi sağlayan sebepleri daha iyi anlayabiliriz.

Aslında kendisi siftah ettikten sonra ikinci müşteriyi siftah etmeyen komşusuna gönderen tüccarın ahlakı İstanbul’u fethetti. 

Çocuklarını abdest almadan emzirmeyen anneler başardı bu zor  işi. 

Devletin başı Sultan Mehmet ile bir yabancıyı(rum mimarı) eşit bir şekilde yargılayan ve gereken hükmü aynen uygulayan adalet sistemi fethin en büyük itici gücüydü.

Peygamberimizin ‘ hırsızlık yapan kızım Fatıma’da olsa haddi (cezayı) uygularım’ şeklinde ifade ettiği adaletin 800 yıl sonra aynen uygulama gayreti Konstantinapolis’i İstanbul yaptı.

Ve bütün bu söylemde kalan değil yaşanan, hayatın her alanını kuşatan  gerçekler rumlara ‘Kostantinapolis’te kardinal külahı görmektense , Osmanlı sarığını tercih ederiz’ sözünü söyletmişti.

Tarih kitaplarına o zamanın toplumunu anlamak için bakanlar yukarıda ne demek istediğimi çok açık şekilde anlayacaklardır. 

Her şey zemin ve zamanla bağlantılıdır. Liderler sütteki kaymak gibi toplumun özünü-içini-ruhunu yansıtır. Toplum kaliteyse liderler de kalitedir. 

Şu herkes için , hepimiz için geçerli bir hakikattir ki ; önce kendini , sonra aileni ,sonra mahalleni, sonra çevreni fethet.

İstanbul (Kudüs) arkadan gelir.

Yorumlar (0)

Bu yorumun beslemesine abone olun

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük

busy