Cumartesi, Aralık 05, 2020

Text Size


Hz. Peygamber (s.a.) şöyle buyurur:

“Denizin dibindeki balıklar bile günahkâr ve zalimlerden şikayet ederler. Onların yüzünden yağmur kesilir, insanların rızkı azalır.” (Tergip ve Terhib:1/281)

Bu günlerde Rahmet aylarında olmamıza rağmen dünyamızdaki zulmün ağırlığını hepimiz hissediyoruz.Ve ortaya çıkan zulme bir şekilde hissedar olabiliyoruz.

Bu hal manevi havamızı ağırlaştırıyor,nefes almakta bazen zorlanıyoruz.Zira ruh maddi değil manevi atmosferden besleniyor.

Hz. Peygamber : “İnsanlar öyle aldatıcı yıllar görecek ki, o yıllarda yalancılar tasdik, doğrular tekzib edilecek, emin kimse hâinlikle suçlanacak, değersiz kimseler umumun işinde sahibi olacak.” (K.Sitte:17/563)

“Allah bir topluluğa gazap ederse onların fiyatlarında pahalılık, çarşıda kesatlık, aralarında fesat çoğalır ve iş başındakilerinin zulmü artar. Zenginler zekât vermek, baştakiler iyi idare etmez, fakirleri de namaz kılmaz.” (Ramuz:375/8)

Hz. Ömer (r.a.) şöyle anlatıyor:

Bir gün Peygamber yanımıza geldi ve: “Ey Muhacirler beş şey vardır, onlara imtihan olacağınız zaman artık toplumda hiç hayır kalmamıştır. O beş şey şunlardır:

1-ZİNA: Bir millette zina ortaya çıkar ve aileni işlenecek bir hale gelirse mutlaka o millette tâun hastalığı yaygınlaşır ve onlardan önce gelip geçmiş milletlerde görülmeyen hastalıklar yayılır.

Cenab-ı Allah Kur’an’da şöyle buyurur:

“Yoldan çıkmalarına karşılık onlara feci bir azab indireceğiz.” (Ankebut:34)

2-ÖLÇÜ TARTIDA HİLE:Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve zalim sultanın zulmüne uğrar.

3-ZEKAT VERMEMEK:Hangi millet mallarının zekatını vermezse, mutlaka yağmur kesilir. Hayvanlarda olmasaydı, tek damla yağmur düşmezdi.

4-AHDİN BOZULMASI:Hangi millet Allah ve Rasûlüne ahdini bozarsa Allah o millete, düşmanlarını musallat eder ve ellerindeki servetlerin bir kısmını onlar alır.

5-Allah’ın Kitabı ile Ameli Terk:Allah’ın, indirdiği hükümlerden işine gelenleri seçenleri, Allah aralarında savaştırır.” (K.Sitte:7/557)

Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Allah kullarına asla zulmetmez.” (Al-i İmran:182)

“Allah insanlara hiç zulmetmez. Fakat insanlar kendilerine zulmederler.” (Yunus:44)

Şair :“Hiç kuluna zulmeder mi Hüdası

Kulun çektiği kendi cezası” diyerek Allah’ın kullarına zulmetmeyeceği ifade edilmiştir.

Felâketler karşısında “Allah’tan gelen felâket ne yapalım, kader böyleymiş” deyip boyun eğmek  yanlıştır. Evet Allah’tan geldi. Ama niçin? Hak etmediysek gelir miydi?

İnsanlar kendi kaderlerinde kendi payları üzerinde tefekkür etmelidirler.

Allah’ın yarattığı şeylerde felâket yoktur, uğursuzluk yoktur. Felâket insanların beceriksizliğinde, tedbirsizliğindedir. A’raf Sûresi’nin 155. ayetinde şöyle buyrulur: “İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helâk eder misin Allah’ım?” Demek oluyor ki, insanların helâkına sebep, beyinsizler ve beyinsizliklerdir.

Arayan belâsını bulur, arayan da Mevlâsını bulur. Bunun böyle olduğunu Cenab-ı Allah şu ayetlerde bildirmiştir:

“Kötülük işleyip suçu kendisini kuşatmış olan kimseler; cehennemlikler işte onlardır. Onlar orada temli kalıcıdırlar. İnanıp yararlı işler yapan kimseler, cennetlik olanlardır. Onlarda iyilikleri yüzünden orada temelli kalıcıdırlar.” (Bakara Sûresi:81-82)

“Allah zerre kadar haksızlık etmez. Zerre kadar iyilik olsa onu kat kat arttırır ve yapana büyük ecir verir.” (Nisa:40)

“Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir.” (Nisa:79

“Kim yararlı iş işlerse, kendi lehinedir; kimde kötülük işlerse kendi aleyhinedir. Rabbın kullara karşı zalim değildir.“ (Fussilet Sûresi:46)

“Başınıza gelen her musibet kendi ellerinizin kazandığı (günahlar) yüzündendir.” (Şura:30)

Tevbe Sûresin 70. ayetinde yok olan, cezalandırılan toplumların kendi nefislerine zulmettikleri, En’am Sûresin 125. ayetinde inanmayanlara Allah sıkıntı vereceğini ifade ile “göğe yükseliyormuş gibi kalbini dar ve sıkıntılı kılar” buyrulmuştur.

Manevi havanın bozulmasıyla kalbi,gönlü sıkışan her Müslüman özellikle başı rahmet ortası mağfiret sonu günahlardan bağışlanmak olan Ramazan ayını azami derecede değerlendirmeli ve başta kendisi,ailesi ve çevresi olmak üzere manevi havanın düzelmesi konusunda elinden geleni yapmalıdır.

Yorumlar (0)

Bu yorumun beslemesine abone olun

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük

busy