Pazar, Haziran 16, 2019
Text Size

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar Erh...

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık. Bize bu imkanı sağlayan Ahmet Baydar ve Erhan Dargeçit beylere teşekk...

Zehra Okullarındaydık..

Zehra Okullarında Eğitimcilerle birlikteydik...

  • ''Yorulmaz Bilginler'' kreşimiz velilerine ''Ailede Sosyal medya ve iletişim'' konulu konferans verdik.

    Cuma, 10 Mayıs 2019 08:21
  • 5. Akşehir Kitap Fuarına katıldık...

    Pazartesi, 06 Mayıs 2019 12:04
  • İdeal Yurtlarında bu kez ülkemizde misafirimiz olan beyefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Salı, 30 Nisan 2019 08:51
  • İdeal Yurtlarında hanımefendilerle ''Mevlana ve İletişim'' konusunu paylaştık.

    Çarşamba, 24 Nisan 2019 10:16
  • Zehra Okullarındaydık..

    Pazartesi, 22 Nisan 2019 12:06

Ahlak



Bediüzzaman Said Nursi'ye göre müspet hareket; kişi ve kurumları bulundukları yerden bir adım dahi olsa hak ve hakikate, iyiye,güzele doğru yönlendirme hareketidir.

Bu müspet hareket etme konusunda en önemli ilke yapılan iş te samimi olmak, yaptığı hizmet karşılığında DÜNYEVİ ve UHREVİ hiçbir karşılık beklememek ve KABUL etmemektir.

2. Mektupta Üstad Hak ve Hakikat mücadelesinde bulunanların en önemli vasıflarının yaptıkları hizmete mukabil maddi-manevi ücret almamak olduğunu ifade eder. Ve vasiyetim dediği 'Konuşan Yalnız Hakikattir' risalesinde yapılan İman hizmeti karşılığında bırakın Maddi menfaati manevi ve uhrevi menfaatleri dahi talep etmekten Kader İlahi tarafından men edildiğini ve bu sebeple şefkat tokatları yediğini en mükemmel ifadelerle anlatır.

Yaşadığı 28 sene tevkif ile cezaevinde tutulmayı (uzun tutukluluk süreleri yeni değil), 20 den fazla zehirlenmeyi, memleket memleket sürgün edilmeyi Kader-i İlahi açısından bakarak Kuran Hakikatlerini manevi makamata alet etmeyi engelleme için verildiğiyle yorumlar.Ve muhatabını her daim Adil olan Kader-i İlahi olarak alır.

Kendisini 28 yıl cezaevine atan,20 den fazla zehirleyen ve sürgünlere gönderen adamlara ‘’benim muhatabım onlar değiller,benim muhatabım Rabbimin rahmeti’’ der ve haklarını onlara helal eder ve Risaleyi Nur talebelerine de aynı tavsiyeyi yapar.

Bu konuda Kur'anı-ı Kerim den ayetleri delil getirir.'Uyun o elçilere ki yaptıkları tebliğ karşılığında asla ücret istemezler ve onlar (bu sebeple) doğru yoldadırlar'' Yasin,36/20,21

Yine; De ki:“Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah’a aittir.O, her şeye hakkıyla şahittir Sebe,34/47

İN ECRİYE İLLÂ ALELLAH”Yunus,10/72 ayetinin ifade ettiği üzere ‘’NEŞRİ HAK İÇİN ENBİYAYA İTTIBAYA MECBUR VE MÜKELLEFİZ' demiştir.

Devamını oku...

Gündem çok sıcak.

Çok şeyler yazıldı ama kader, tarih ve tekerrür.

Kader hükmünü verince göz kör olurmuş (izacealkaderfeumiyelbasar)

Yine de bize düşeni yapmak zorundayız.

Son ana, son nefese kadar.Zararın neresinden dönülse kar dır.

Evet biz 1. Cemel ile açılan yolun kapanmasını istedik.

Cemel’i hatırlayalım:Hicretin 36. Yılıydı.“Nihayet Hav’eb denilen suyun kenarına geldik. Bu suyun kenarına vardığımızda burada bulunan bazı köpekler havlamaya başladılar. Bana ‘Hangi sudur?’ diye sorduklarında onlara, ‘Bu Hav’eb suyudur’ diye cevap verdim. O anda birden Hz. Aişe’nin yüksek sesle bağırıp, ‘İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn. İnşallah ben o değilim!

Çünkü Resûlullah (sas)’in, zevcelerine şöyle dediğini işittim: Keşke Hav’eb köpeklerinin hanginize uluyacağını bir bilebilseydim. Sonra elini uyluklarına vurmaya başladı ve devesine de vurarak ıhtırdı ve şöyle dedi:

“Beni geri çeviriniz. Vallahi ben Hav’eb köpeklerinin kendisine uluduğu kadınım.” (İbnü’l-Esir, El Kâmil, 3. c., s. 73)

Hz. Talha ve Hz. Zübeyr ( r.anhum) efendilerimizin de bulunduğu 13 bin kişi öldü Cemel de.

Hz. Hasan ise İslam’ın iki büyük ordusu karşı karşıya geldiğinde hakkından ferağat etti ve Müslümanları birleştirdi. Dedesi bunu çok önceden haber vermişti: "Hiç şüphe yok ki, bu oğlum bir şehittir. Umulur ki, Allah onun sayesinde iki büyük mü'min grubunu barıştıracak."(Buhârî, Fiten,, 20, Sulh, 9; Ebu Davud, Sünne, 12...).

Müslümanlar İslâm tarihinde 41. yıla bu uzlaşmadan dolayı "âmü'l-cemâa" (birlik yılı) demişlerdir.

Tâlût askerlerle beraber (cihad için) ayrılınca: Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Eliyle bir avuç içen müstesna kim ondan içmezse bendendir, dedi. İçlerinden pek azı müstesna hepsi ırmaktan içtiler.

Tâlût ve iman edenler beraberce ırmağı geçince: Bugün bizim Câlût'a ve askerlerine karşı koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler. Allah'ın huzuruna varacaklarına inananlar: Nice az sayıda bir birlik Allah'ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.”Bakara,249

Devamını oku...

İnsanı dış dünyada ifade eden en önemli uzvu dilidir. Her şey hayırda şer de önce dile gelir sonra vücut bulur.

Peygamberimiz ‘’Senin en zararlı düşmanın (iki uzuv arasındaki) nefsindir-Ağda aduvvuke nefsüke elleti beyne cenbeyk’’ sözüyle nefsin iki öneli ayağının birinin dil,diğerinin cinsel organ olduğunu ifade etmiştir.Ve bu iki uzva sahip olup helal dairesinde kalanı cennetle müjdelemiştir.

Yine Rabbimiz ‘’siz dillerinizi temiz tutun ki bende ellerinizi temiz tutayım’’ sözüyle dilin her şeyden daha önemli olduğunu ve her şeyin onunla başladığını bize hatırlatmıştır.

Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir. Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah insanlar için örnekler verir; umulur ki onlar öğüt alır-düşünürler. Kötü (murdar) söz ise, kötü bir ağaç gibidir. Onun kökü yerin üstünden koparılmış, kararı (yerinde durma, tutunma imkanı) kalmamıştır. Allah, iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sapasağlam sözle sebat içinde kılar. Zalimleri de şaşırtıp-saptırır; Allah dilediğini yapar. (İbrahim Suresi, 24-27)

“Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: “Öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.’’ (İsra Suresi, 23)

Rabbimiz Hz. Musa ve Harun’a ; “İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor.” “Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.” (Taha Suresi, 43-44)

“Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.’’ (İsra Suresi, 53)

İnsan; eti yenilmez, derisi giyilmez tatlı dilden başka nesi var. (Atasözü)

İnsanın Cemâli Sözünün Güzelliğidir. (Hacı Bektaş Veli)

Söz, insan kişiliğinin en güzel libasıdır.

Devamını oku...

Günümüz gerek seçim ortamı, gerekse ‘dershane’ endeksli tartışmalar %99 u Müslüman olan topluma yazımın sonundaki ayeti hatırlatma zaruretini ortaya koymuştu durumda.

Peygamberimizden istimdat etmek,yardım istemek,aramızdaki meselelerde bu gün, hemen, acil hakemliğine müracaat etmezsek yarın çok, çok  geç olabilir.

Şimdi aramızdan hiç ayrılmayan Peygamberimizin hayatından hayatımıza hayat olması gereken günümüz acil meseleleriyle alakalı birkaç misal veriyor ve en az 3 defa okuyup 1 saati bir sene nafile ibadetten evla olan tefekkürü önemle öneriyorum.

Çünkü; ‘’Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.’’ Enfal,8/46

Bir peygamber ve devlet başkanı olarak Kutlu Nebi, günah olmadığı müddetçe iki işten en kolay olanını seçer, ilahî emirlere karşı gelinmesi hali dışında kendi şahsına yönelik vuku bulan herhangi bir fenalığın intikamını almazdı. (Malik , Muvatta, Husnü’l-huluk, 2; Ebu Davut, Edep, 5)

Muhtelif zaman ve mekânlarda kendisine karşı hakaret eden, kendisini her türlü kötülük ve sıkıntıya maruz bırakan düşmanlarına dahi hidayet ve iyilikle dua ederdi. Sevgi ve hoşgörünün azami ölçüsü ve bir insanın seciyesinde pek az bulunan sıfatlardan biri düşmanlarına karşı affedici ve bağışlayıcı olmasıdır. O, cezalandırmaya gücü yettiği zaman bile affeder, istediğini yapabilecek konuma geldiğinde bağışlardı. Son ve eşsiz Peygamber, “Ben, rahmet olarak gönderildim; azap olarak değil.” (Acluni, I, 244(637)) buyururdu.

Mekke’nin fethinde muzaffer bir komutan olarak etrafında toplanan, vereceği emri merak ve endişeyle bekleyen müşrik Mekke eşrafına: Benim size ne yapacağımı tahmin edersiniz? diye sorduğunda onlar: Sen asil ve kerim bir kardeşin oğlusun! Bizleri affedeceğini ümit ediyoruz. Eğer intikam alacak olursan haklısın; çünkü biz sana daha evvel kötülük etmiştik.” (Vakidi, el-Meğazi, II, 835; İbnSeyyidinnas, Uyunü’l-Eser, II, 178) dediler.

Devamını oku...

Kulluğu bir kitabın iki sahifesi olarak alırsak;

bir sayfada sabır, diğer sayfada şükür vardır.

Sabır son nefese kadar bezm-i elestte verdiğimiz söze sadık

kalma mücadelesinin adıdır.

Her tür denenmeye , imtihana rağmen

verilen söze ihanet etmemek ettiği anda istiğfar ve gözyaşıyla tövbe.

Üstad Bediüzzaman 3 sabırdan bahseder.

Musibetlere karşı sabır.

İbadet ve taatta (itaatte) sabır.

Günahlara karşı sabır.

Bu 3 sabrı omuzuna alırsan onlar seni makamı mahbubiyete

götürür müjdesini ayetlerin ışığında verir.

İnnellahemeassabirin…Allah sabredenlerle beraberdir.

Veyuhibbussabirin…Allah sabrdenleri sever.

Vebeşşirirssabirin…(Ey Habibim) Sabredenleri müjdele

Açlığa , susuzluğa sabredersin adı ORUÇ olur.

Günde beş vakit duaya ve huzura sabredersin adı NAMAZ olur.

Günaha sabredersin adı TAKVA olur.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 9 - 17

9