Çarşamba, Ocak 16, 2019
Text Size

Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

ASKON Konya Şubesi Yönetim Kurulu üyelerine ''İş Hayatında İletişim, Aile İçi Huzurun Dinamikleri, İş ve Aile Ahlakı'' konularında sunum yaptık.YK Baş...

Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

M. Hasan Sert İlkokulunda Velilerle 'İletişim' ve yardımcıları 'Sevgi ve Sabır' konusunu paylaştık...

Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

  Ereğli'de 15 Temmuz Anaokulu Salonunda Veli ve Eğitimcilere Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.    

  • Askon Konya ekibiyle başarı ve mutluluğun şifrelerini paylaştık.

    Pazartesi, 24 Aralık 2018 14:06
  • Muhabbethane'de Gençlerle ''Huzurun Anahtarı''nı konuştuk...

    Salı, 13 Kasım 2018 08:17
  • Mehmet Hasan Sert llkokulunda Velilerle 'İletişim'i paylaştık...

    Perşembe, 25 Ekim 2018 09:01
  • Emirgazi'de öğretmenlerimizle beraberdik...

    Pazartesi, 24 Eylül 2018 11:06
  • Ereğli'de Çocuk ihmal ve istismarı üzerine konuştuk.

    Salı, 03 Nisan 2018 09:02

Ahlak



Gündem çok sıcak.

Çok şeyler yazıldı ama kader, tarih ve tekerrür.

Kader hükmünü verince göz kör olurmuş (izacealkaderfeumiyelbasar)

Yine de bize düşeni yapmak zorundayız.

Son ana, son nefese kadar.Zararın neresinden dönülse kar dır.

Evet biz 1. Cemel ile açılan yolun kapanmasını istedik.

Cemel’i hatırlayalım:Hicretin 36. Yılıydı.“Nihayet Hav’eb denilen suyun kenarına geldik. Bu suyun kenarına vardığımızda burada bulunan bazı köpekler havlamaya başladılar. Bana ‘Hangi sudur?’ diye sorduklarında onlara, ‘Bu Hav’eb suyudur’ diye cevap verdim. O anda birden Hz. Aişe’nin yüksek sesle bağırıp, ‘İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn. İnşallah ben o değilim!

Çünkü Resûlullah (sas)’in, zevcelerine şöyle dediğini işittim: Keşke Hav’eb köpeklerinin hanginize uluyacağını bir bilebilseydim. Sonra elini uyluklarına vurmaya başladı ve devesine de vurarak ıhtırdı ve şöyle dedi:

“Beni geri çeviriniz. Vallahi ben Hav’eb köpeklerinin kendisine uluduğu kadınım.” (İbnü’l-Esir, El Kâmil, 3. c., s. 73)

Hz. Talha ve Hz. Zübeyr ( r.anhum) efendilerimizin de bulunduğu 13 bin kişi öldü Cemel de.

Hz. Hasan ise İslam’ın iki büyük ordusu karşı karşıya geldiğinde hakkından ferağat etti ve Müslümanları birleştirdi. Dedesi bunu çok önceden haber vermişti: "Hiç şüphe yok ki, bu oğlum bir şehittir. Umulur ki, Allah onun sayesinde iki büyük mü'min grubunu barıştıracak."(Buhârî, Fiten,, 20, Sulh, 9; Ebu Davud, Sünne, 12...).

Müslümanlar İslâm tarihinde 41. yıla bu uzlaşmadan dolayı "âmü'l-cemâa" (birlik yılı) demişlerdir.

Tâlût askerlerle beraber (cihad için) ayrılınca: Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Eliyle bir avuç içen müstesna kim ondan içmezse bendendir, dedi. İçlerinden pek azı müstesna hepsi ırmaktan içtiler.

Tâlût ve iman edenler beraberce ırmağı geçince: Bugün bizim Câlût'a ve askerlerine karşı koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler. Allah'ın huzuruna varacaklarına inananlar: Nice az sayıda bir birlik Allah'ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.”Bakara,249

Devamını oku...

İnsanı dış dünyada ifade eden en önemli uzvu dilidir. Her şey hayırda şer de önce dile gelir sonra vücut bulur.

Peygamberimiz ‘’Senin en zararlı düşmanın (iki uzuv arasındaki) nefsindir-Ağda aduvvuke nefsüke elleti beyne cenbeyk’’ sözüyle nefsin iki öneli ayağının birinin dil,diğerinin cinsel organ olduğunu ifade etmiştir.Ve bu iki uzva sahip olup helal dairesinde kalanı cennetle müjdelemiştir.

Yine Rabbimiz ‘’siz dillerinizi temiz tutun ki bende ellerinizi temiz tutayım’’ sözüyle dilin her şeyden daha önemli olduğunu ve her şeyin onunla başladığını bize hatırlatmıştır.

Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir. Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah insanlar için örnekler verir; umulur ki onlar öğüt alır-düşünürler. Kötü (murdar) söz ise, kötü bir ağaç gibidir. Onun kökü yerin üstünden koparılmış, kararı (yerinde durma, tutunma imkanı) kalmamıştır. Allah, iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sapasağlam sözle sebat içinde kılar. Zalimleri de şaşırtıp-saptırır; Allah dilediğini yapar. (İbrahim Suresi, 24-27)

“Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: “Öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.’’ (İsra Suresi, 23)

Rabbimiz Hz. Musa ve Harun’a ; “İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor.” “Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.” (Taha Suresi, 43-44)

“Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.’’ (İsra Suresi, 53)

İnsan; eti yenilmez, derisi giyilmez tatlı dilden başka nesi var. (Atasözü)

İnsanın Cemâli Sözünün Güzelliğidir. (Hacı Bektaş Veli)

Söz, insan kişiliğinin en güzel libasıdır.

Devamını oku...

Günümüz gerek seçim ortamı, gerekse ‘dershane’ endeksli tartışmalar %99 u Müslüman olan topluma yazımın sonundaki ayeti hatırlatma zaruretini ortaya koymuştu durumda.

Peygamberimizden istimdat etmek,yardım istemek,aramızdaki meselelerde bu gün, hemen, acil hakemliğine müracaat etmezsek yarın çok, çok  geç olabilir.

Şimdi aramızdan hiç ayrılmayan Peygamberimizin hayatından hayatımıza hayat olması gereken günümüz acil meseleleriyle alakalı birkaç misal veriyor ve en az 3 defa okuyup 1 saati bir sene nafile ibadetten evla olan tefekkürü önemle öneriyorum.

Çünkü; ‘’Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.’’ Enfal,8/46

Bir peygamber ve devlet başkanı olarak Kutlu Nebi, günah olmadığı müddetçe iki işten en kolay olanını seçer, ilahî emirlere karşı gelinmesi hali dışında kendi şahsına yönelik vuku bulan herhangi bir fenalığın intikamını almazdı. (Malik , Muvatta, Husnü’l-huluk, 2; Ebu Davut, Edep, 5)

Muhtelif zaman ve mekânlarda kendisine karşı hakaret eden, kendisini her türlü kötülük ve sıkıntıya maruz bırakan düşmanlarına dahi hidayet ve iyilikle dua ederdi. Sevgi ve hoşgörünün azami ölçüsü ve bir insanın seciyesinde pek az bulunan sıfatlardan biri düşmanlarına karşı affedici ve bağışlayıcı olmasıdır. O, cezalandırmaya gücü yettiği zaman bile affeder, istediğini yapabilecek konuma geldiğinde bağışlardı. Son ve eşsiz Peygamber, “Ben, rahmet olarak gönderildim; azap olarak değil.” (Acluni, I, 244(637)) buyururdu.

Mekke’nin fethinde muzaffer bir komutan olarak etrafında toplanan, vereceği emri merak ve endişeyle bekleyen müşrik Mekke eşrafına: Benim size ne yapacağımı tahmin edersiniz? diye sorduğunda onlar: Sen asil ve kerim bir kardeşin oğlusun! Bizleri affedeceğini ümit ediyoruz. Eğer intikam alacak olursan haklısın; çünkü biz sana daha evvel kötülük etmiştik.” (Vakidi, el-Meğazi, II, 835; İbnSeyyidinnas, Uyunü’l-Eser, II, 178) dediler.

Devamını oku...

Kulluğu bir kitabın iki sahifesi olarak alırsak;

bir sayfada sabır, diğer sayfada şükür vardır.

Sabır son nefese kadar bezm-i elestte verdiğimiz söze sadık

kalma mücadelesinin adıdır.

Her tür denenmeye , imtihana rağmen

verilen söze ihanet etmemek ettiği anda istiğfar ve gözyaşıyla tövbe.

Üstad Bediüzzaman 3 sabırdan bahseder.

Musibetlere karşı sabır.

İbadet ve taatta (itaatte) sabır.

Günahlara karşı sabır.

Bu 3 sabrı omuzuna alırsan onlar seni makamı mahbubiyete

götürür müjdesini ayetlerin ışığında verir.

İnnellahemeassabirin…Allah sabredenlerle beraberdir.

Veyuhibbussabirin…Allah sabrdenleri sever.

Vebeşşirirssabirin…(Ey Habibim) Sabredenleri müjdele

Açlığa , susuzluğa sabredersin adı ORUÇ olur.

Günde beş vakit duaya ve huzura sabredersin adı NAMAZ olur.

Günaha sabredersin adı TAKVA olur.

Devamını oku...

Yüce Yaratıcı insanı bir bilgisayar gibi yaptı ve ona iki farklı program yükledi. (Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu(fücur) ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene (yükleyene) and olsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır. Şems,91/7, 8, 9. 10   )

İnsanın dünya hayatında muhatap olduğu , karşılaştığı her şey bu iki program çerçevesinde mana kazanmaktadır. Mesela: Ateş ve bıçak , Allah’ın kullarına bir nimeti iken  takva programıyla ele alındığında rahmet  , fücur programında değerlendirildiğinde hem de kullanan hem de kullanılan için azap ve eziyete dönüşmektedir.

Bediüzzaman Said Nursi teknolojik yenilikleri şu şeklide ele alır.’ Kur'an-ı Hakîm; enbiyaları, insanın Cemâatlerine terakkiyat-ı mâneviye cihetinde birer pişdâr ve imam gönderdiği gibi; yine insanların terakkiyat-ı maddiye sûretinde dahi o enbiyanın her birisinin eline bâzı hârikalar verip yine o insanlara birer ustabaşı ve üstâd etmiştir. Onlara mutlak olarak ittibaya emrediyor. İşte enbiyaların mânevî Kemâlâtını bahsetmekle insanları onlardan istifadeye teşvik ettiği gibi, mu'cizâtlarından bahis dahi; onların nazîrelerine yetişmeye ve taklidlerini yapmaya bir teşviki işmam ediyor.

Hattâ denilebilir ki: Mânevî kemâlât gibi maddî kemâlâtı ve hârikaları dahi en evvel mu'cize eli nev'-i beşere hediye etmiştir. İşte Hazret-i Nuh'un (Aleyhisselâm) bir mu'cizesi olan sefine.. ve Hazret-i Yusuf'un (Aleyhisselâm) bir mu'cizesi olan saatı; en evvel beşere hediye eden, dest-i mu'cizedir.Bu hakikate lâtif bir işarettir ki: San'atkârların ekseri, herbir san'atta birer peygamberi pîr ittihaz ediyor. Meselâ gemiciler Hazret-i Nuh'u (Aleyhisselâm), saatçılar Hazret-i Yusuf'u (Aleyhisselâm), terziler Hazret-i İdris'i (Aleyhisselâm)...Evet mâdem Kur'anın herbir âyeti, çok vücuh-u irşadî ve müteaddid cihat-ı hidâyeti olduğunu ehl-i tahkik ve ilm-i belâgat ittifak etmişler. Öyle ise Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyân'ın en parlak âyetleri olan mu'cizât-ı Enbiyâ âyetleri; birer hikâye-i tarihiyye olarak değil, belki onlar çok maânî-i irşadiyeyi tâzammun ediyorlar. Evet, mu'cizât-ı Enbiyâyı zikretmesiyle fen ve san'at-ı beşeriyenin nihayet hududunu çiziyor. En ileri gâyatına parmak basıyor. En nihayet hedeflerini tâyin ediyor. Beşerin arkasına dest-i teşviki vurup o gayeye sevk ediyor. Zaman-ı mâzi, zaman-ı müstakbel tohumlarının mahzeni ve şuunatının âyinesi olduğu gibi; müstakbel dahi mâzinin tarlası ve ahvâlinin âyinesidir.’

Bu sebeple insanoğlunun bulduğu tüm icatlar fiili duasına karşılık olarak Cenabı Hak’kın lütfuyla, birer ikramıdır , nimetidir. O ikramı en olumlu , müspet anlamda kullanmak ve dünya ve ahiret saadetine basamak yapmak akıllı müminin vazifesidir. Yoksa ‘aciz insan şikayet eder’ kaidesince her nimetin negatif yönüne odaklanarak ona kapıyı kapatma Müslümana yakışmaz.

DİB Başkanı Facebook, twitter ve dizilerden şikâyet ettiğinde 29 Aralık 2010 da ona cevaben bir makale kaleme almıştım. O yazıda şu gerçekleri dile getirdim. ‘Tv, bilgisayar, internet Yüce Yaratıcının kullarına verdiği nimetlerden bir nimettir. Onlar birer araçtır. Bunlardan şikayet etmek yerine ondan HAK ve HAKİKAT namına daha fazla nasıl yaralanabiliriz konusunda kafa yormalıyız.

Devamını oku...

Daha Fazla İçerik...

Sayfa 8 - 15

8